İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 44. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Erzurum ilinin düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü hakkında

Mustafa Nuri Akbulut

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 44. Birleşim · 1. yasama yılı · 12 Mart 2003 · 477 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti), 12 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERZURUM İLİNİN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞ YILDÖNÜMÜ HAKKINDA); konuşma 477 kelime.

Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti, Erzurum). “Erzurum ilinin düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 12 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-nuri-akbulut-22-2003-03-12-erzurum-ilinin-dusman-isgalinden-kurtulus-yildonumu-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Erzurum'un düşman işgalinden kurtarılışının 85 inci yıldönümü münasebetiyle gündemdışı söz almış bulunuyorum. Bu tarihî günde sizlere hitap etme fırsatı veren Sayın Başkana teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Erzurum, günümüzden 6 000 yıl öncesine uzanan tarihî bir geçmişe sahiptir. Birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan Erzurum, tarihî sürecinde, Hurriler, Urartular, Sakalar, Medler, Persler, Partlar, Romalılar, Bizanslılar, Emeviler, Abbasiler ve daha sonra tekrar Bizanslıların hakimiyetinde kalmış, 1071 Malazgirt Savaşını müteakip, Doğu Anadolunun Türklerin kontrolüne geçmesinden sonra ise Saltuklu Beyliği, Selçuklular, Moğollar, İlhanlılar, Karakoyunlular, Timurlular, Akkoyunlular ve daha sonra Safevilere ev sahipliği yapmış; nihayet, Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferinden sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Osmanlı Devletinin doğu sınırını oluşturması ve bir serhat şehri olması nedeniyle birçok düşman saldırısına muhatap olmuş, özellikle Ruslarla çıkan anlaşmazlıklar sırasında büyük savaşlara sahne olmuştur. Tarihî İpek Yolu üzerinde olan ve İran, Çin, Hindistan ve Orta Asya'ya giden bütün kervanların uğrak yeri olan Erzurum, daha 1820'li yıllarda 132 000'i aşan nüfusuyla, büyük ve gelişmiş bir şehirdir.

1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşında, şehir, Ruslar tarafından işgal edilirse de, bir yıl geçmeden Ruslar şehirden kovulur; ancak, Erzurum'da nüfusun 30 000 kadarı yoktur artık.

Bu savaşta, Rusların bölge üzerindeki emellerinin anlaşılması nedeniyle, şehir etrafında savunma amaçlı tabyalar yapılır.

Şehrin Ruslarla ikinci kez karşılaşması, 1877-1878 yıllarına rastlar. Bu yıllar, ecdadımız Osmanlının, Ruslarla birçok cephede savaştığı "93 Harbi" diye anılan yıllardır. Savaş başlayalı daha bir yıl olmasına rağmen, dört kez Ruslarla karşılaşılmış, ordumuz her seferinde Rusları yenmiştir; ancak, her galibiyetten sonra eksilerek zayıflayan ordumuza karşın, Rus orduları daha büyük kuvvetlerle güçlenmiş ve takviye edilmiştir.

Erzurum önlerine kadar gelen Ruslar, özellikle Aziziye ve Mecidiye tabyalarında yaşanan büyük savaşlar ve Erzurum halkının, kadın erkek, çoluk çocuk demeden ölümüne direnişi karşısında şehre giremezler. Topla, tüfekle şehre giremeyen Ruslar, 31 Ocak 1878 tarihinde yapılan anlaşma üzerine ellerini kollarını sallayarak şehre girerler ve daha sonra, 13 Temmuz 1878 tarihinde yapılan Berlin Muahedesi üzerine Doğu Anadolu'nun büyük kısmı Ruslara verilir ve sınır Erzurum'a 100 kilometre kalacak şekilde belirlenir.

1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşında askerî çatışma alanlarından biri, yine Erzurum'dur. Erzurum'daki kavgamız, yine Ruslarladır ve Ermeniler yerleşik olmanın verdiği avantajla sinsi bir hainlik içindedirler.

Bu savaşta yapılan Sarıkamış askerî harekâtının başarısızlıkla sonuçlanması ve 70 000 askerimizin ağır kış şartlarında donarak şehit olması üzerine Rusların önü açılır. Şehit olan 70 000 askerin çoğu, yine Erzurumludur. Ruslar, büyük kuvvetlerle Erzurum'a doğru ilerlerler; kalan askerimiz ise, Erzurum'a 10 kilometre mesafede olan, Deveboynu denilen yerde toparlanmaya çalışır; ancak, büyük güçlerle ilerleyen Rus orduları karşısında, kalan birliklerin de kırdırılmaması bakımından, halkın yardımına ihtiyaç duyulur. Şehirde, eli silah tutan herkesin cephede olması nedeniyle, erkek olarak çocuk ve yaşlılar vardır. Yapılan duyuru üzerine, yaşlı ve çocuklardan oluşan gönüllü grup, merkezdeki Ulu Camide silah kuşandırılıp, Deveboynu'na, az bir az askerle ve savunma amacıyla bırakılır. Giden gönüllü gruptan geri dönen olmamıştır; ancak, Rusları bir süre oyalamanın ve ordunun toparlanmasına fırsat vermenin tarihî gururuyla...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 12 Mart 2003

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook