İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 44. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Anti personel mayınların kullanımının, depolanmasının, üretiminin ve devredilmesinin yasaklanması ve bunların imhası ile ilgili (s.sayı 67)

Nihat Eri

Mardin Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 44. Birleşim · 1. yasama yılı · 12 Mart 2003 · 1.201 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nihat Eri (AK Parti), 12 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANTİ PERSONEL MAYINLARIN KULLANIMININ, DEPOLANMASININ, ÜRETİMİNİN VE DEVREDİLMESİNİN YASAKLANMASI VE BUNLARIN İMHASI İLE İLGİLİ (S.SAYI 67)); konuşma 1.201 kelime.

Nihat Eri (AK Parti, Mardin). “Anti personel mayınların kullanımının, depolanmasının, üretiminin ve devredilmesinin yasaklanması ve bunların imhası ile ilgili (s.sayı 67)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 12 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nihat-eri-22-2003-03-12-anti-personel-mayinlarin-kullaniminin-depolanmasinin-uretiminin-ve-d (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA NİHAT ERİ (Mardin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime İstiklâl Marşının Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabulünün 82 nci yıldönümünü kutlayarak ve "Hakkıdır, hakka tapan milletimin istiklal" diyen büyük insan, büyük şair Mehmet Âkif Ersoy'u anarak başlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının görüşülmesiyle ilgili, AK Parti Grubunun sözcüsü olarak huzurunuzda bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sevgili arkadaşlar, anti-personel mayın dediğimiz zaman, bir kişinin mevcudiyeti, yaklaşması veya temasıyla infilak edecek biçimde tasarımlanan ve bir veya birden fazla kişiyi etkisiz hale getirecek, yaralayacak veya öldürecek mayın olarak tarif edilir.

Anti-personel kara mayınlarının, sorumsuzca ve ayırım gözetmeksizin kullanılmasının sivil nüfusta yol açtığı ağır kayıplar, uluslararası kamuoyunda gittikçe artan bir hassasiyet meydana getirmiştir.

Söz konusu mayınların yasaklanmasına yönelik olarak, 4 Aralık 1977 tarihinde, Ottava'da, Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme imzaya açılmış ve 1 Mart 1999 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bu sözleşme, bugüne kadar 142 ülke tarafından imzalanmış ve 122 ülke tarafından da onaylanmıştır. Sözleşmeyi, komşularımız Bulgaristan ve Yunanistan onaylamış; Yunanistan, sözleşmeyi, Birleşmiş Milletler Sekretaryasına tevdi etmiş ve Türkiye'nin sözleşmeye katılma işlemlerinin tamamlanmasının beklendiğini 27 Haziran 2002 tarihli bir notayla Dışişleri Bakanlığımıza bildirmiştir. NATO içerisinde, ülkemizin yanı sıra, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında da Finlandiya sözleşmeye taraf olmamışlardır; Rusya Federasyonu da, sözleşmeye taraf değildir.

Türkiye, taraf devletlerin 3 Mayıs 1999'da Mozambik'in Başkenti Maputo'da, 2000'de Cenevre'de, 2001'de Nikaragua'nın Başkenti Managua'da ve 2002 yılında, yine Cenevre'de yapılmış bulunan konferanslara gözlemli ülke sıfatıyla katılmış ve anlaşmayı imzalama niyetini ortaya koymuştur.

Ottava Sözleşmesinin yürürlüğe girmesinde, hükümet dışı kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri önemli rol oynamıştır. Bu sözleşme, taraf devletlere, stoklarındaki mayınların dört yıl, döşenmiş mayınların da en geç on yıl içerisinde sökülerek imha edilmesi yükümlülüğünü getirmektedir. Taraf devletler, imha işlemi tamamlanıncaya kadar, sivillerin zarar görmemesi için, döşenmiş mayınların yerlerini belirleyip, etrafını çevirmekle yükümlü kılınmışlardır.

Sözleşme, taraf devletlerin anti-personel mayın kullanmasını, bunları geliştirmesini, üretmesini, bir başka şekilde edinmesini, depolamasını, elde tutmasını veya doğrudan ve dolaylı yoldan bir başkasına devretmesini yasaklamaktadır. Ayrıca, bu sözleşme çerçevesinde, bir taraf devlete, yasaklanmış bulunan herhangi bir faaliyetle iştigal etmekte olan herhangi bir kimseye yardımcı olmasını da yasaklamaktadır. Taraf devletler, bu sözleşmeyle, bütün anti-personel mayınları imha etmeyi taahhüt etmektedirler.

Sözleşme, taraf devletlerin, mayınların imhası konusunda diğer taraf devletlerden yardım almalarını; bu konuda, bilimsel ve teknolojik imkânlar ile malzeme transferi bakımından kısıtlama getirilmemesini öngörmektedir. Bu çerçevede, imkânı olan taraf devletler, olanakları kısıtlı diğer taraf devletlere yardım etmekle yükümlü kılınmaktadırlar. Aynı zamanda, bu sözleşmeyle, imkânı olan her taraf devlet, mayın kurbanlarının bakımına ve rehabilitasyonuna, sosyal ve ekonomik uyumuna ve mayınlar konusundaki bilinçlendirme programlarına yardım sağlayacaklardır. Bu yardım, diğer bütün yardımlar gibi, Birleşmiş Milletler sistemi, uluslararası, bölgesel ya da ulusal örgütler veya kuruluşlar, Uluslararası Kızılhaç Komitesi, ulusal Kızılay ve Kızılhaç kurumları ve bunların uluslararası federasyonu, hükümet dışı örgütler aracılığıyla veya ikili düzeyde sağlanacaktır.

Sözleşme uyarınca, taraf devletler, birbirlerinin sözleşmeye riayet edip etmediğini, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri aracılığıyla sorgulayabilecektir. Taraf devletlerin çoğunluğunun uygun görmesi halinde, sözleşmeyle ilgili uygulamalarından şüphe duyulan devletlere bir tespit ekibi gönderilmesi söz konusu olabilmektedir; ancak, denetimle ilgili herhangi bir mekanizma bu sözleşmede yer almamaktadır.

Türkiye, 1996 yılı ocak ayında, anti-personel mayınların satışını ve transferini yasaklayan 3 yıllık bir moratoryum ilan etmiştir. Bu sürenin dolmasını beklemeden, 15 Ekim 1998 tarihinde yapılan bir açıklamayla, moratoryum süresinin, bitiminden itibaren üç yıl için uzatıldığı duyurulmuştur. Söz konusu moratoryum, mart ayında süresiz olarak uzatılmıştır.

Ülkemizin sözleşmeye taraf olmasına dair işlemler sürmektedir. Bu çerçevede, sözleşmeye katılmamızın uygun bulunmasına ilişkin kanun tasarısı 2002 Nisan ayı içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş, söz konusu tasarı, 9 Mayıs 2002 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonunda gündeme alınmış, 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan genel seçimlerin ardından, bir yasama dönemi içerisinde sonuçlandırılamadığından hükümsüz sayılmıştır. Tasarı, 20 Şubat 2003 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonunda görüşülerek kabul edilmiş ve Yüce Heyetinizin huzuruna getirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz açısından, Suriye sınırı boyunca yer alan 600 kilometre uzunluktaki ve 350 000 dönüm büyüklüğündeki mayınlı arazinin mayınlardan temizlenmesinin gündemde olması nedeniyle de bu sözleşmenin imzalanması önem arz etmektedir. Suriye sınırındaki mayınlı sahanın temizlenmesi için, 1975'te ve 1996'da olmak üzere iki defa Meclis araştırma komisyonları kurulmuş ve her iki komisyonun düzenledikleri raporlarda bu sahaların mayınlardan temizlenmesinin gereğine işaret edilmiştir.

1975 tarihinde kurulan Meclis araştırma komisyonu raporunda şöyle denilmektedir: "Suriye ile aramızdaki hudut boyunca, büyük masraflarla ve büyük alanların faydalanma, hatta, ülke dışı bırakılması pahasına tesis edilmiş olan mayınlı bölge, beklenen faydayı teminden uzak bulunmaktadır. Mayınlanmış saha bizim için tehlikeli ve yasak olmakta; fakat, Suriyeli için, mayınlar temizlenerek yeni bir ilerleme ve tarım alanı teşkil etmektedir. Gerisine çekildiğimiz ve gerisinde bir şeridi mayınlayıp, ter örgüsüyle kapatarak yasakladığımız demiryolu da âdeta Suriye'ye terk edilmiş, buradaki işletme emniyetimiz Suriyelilerin insafına bırakılmış olmaktadır. Gidilemez durumdaki mayınlı sahalarda rahatlıkla üreyen, mücadelesi yapılmayan, zararlı ot, fare ve sair haşaratın tarımsal alanlarımıza verdiği zararlar da dikkate alınmalıdır. Mayınların temizlenmesi suretiyle teknik icaplara uygun yeni bir muhafaza şeridinin tesisi zaruretinde, bütün ilgililerin ittifak halinde bulundukları müşahede edilmiştir. Mayınların temizlenmesi, temizlenen sahada yeni ve modern bir koruma sisteminin kurulması, bu sistemin işgal edeceği son derece dar bir şeritten geriye kalacak olan geniş arazilerin ekonomiye kazandırılması, topraksız köylülere dağıtılmasıyla, sadece güneydoğu illerimizin değil, tüm ülkenin yararına, tarihî değerde bir hizmet yapılmış olacaktır."

20.3.1996 tarihinde kurulan Meclis araştırma komisyonunun raporunda da, mayınlı sahalarda yangın ve yağmur gibi nedenlerden dolayı, mayınların patlamış ve yer değiştirmiş olabileceği sebebiyle, engellik vasıflarının kalmadığı, Suriye sınırı boyunca mayınlı sahaların dışında bulunan 469 adet hudut taşından 7 adedinin sağlam, 25 adedinin kırık olduğu, 437 adedinin ise yanına gidilip görülemediği için durumun bilinmediği, çoğunun Suriye vatandaşlarınca kırılıp yerlerinin değiştirildiğinin sanıldığı, mutlaka fizikî sınırın Suriye sınırına taşınmasının şart olduğu, mevcut mayınlı sahaların temizlenerek tarıma açılmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.

Hükümetimizin de, mayınların temizlenmesi konusunda iradesinin olduğunu, geçenlerde bir sayın bakanın açıklamasından öğrendik ve yine, sayın bakanın açıklamasında, kendisinden, 2003 yılı programına bu konuda ödenek ayrılacağını memnuniyetle dinledik.

Değerli arkadaşlar, bu vesileyle, Suriye sınırında bulunan mayınlı sahanın, mayınlarından temizlendikten sonra, en başta fakir mayın kurbanları, topraksız köylüler ve eski sahipleri olmak üzere dağıtım veya satışının yapılmasının gerekli olduğunu belirtmek istiyorum. Bu yolla sağlanacak gelirle, sınırın modern ve elektronik bir sistemle korunması için gerekli olan 40-50 milyon doların çok üstünde bir kaynak sağlanacağı tabiîdir. Bunun yanında, Türkiye, modern dünyada mayın kullanan bir ülke ayıbından kurtulacak ve Avrupa Birliği yolunda daha emin adımlarla ilerleyecek.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde bu konuda deneyimli, çok değerli elemanlar olduğunu biliyoruz. Bu işin, özel sektör eliyle de yapılabileceğini biliyoruz; fakat, Türk Silahlı Kuvvetleri eliyle hem çok daha hızlı bir şekilde ve hem de çok daha ucuz bir şekilde yapılacağı ilgililerce belirtilmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu sözleşmenin kabulünden sonra, son yıllarda teröristlerle yaşanan silahlı çatışmalar sonucu etrafta bulunan serseri mayınların ve patlamamış mühimmatların bulundukları alanların tespit edilerek işaretlenmesi ve temizlenmesi ile bu bölgede yaşayan halkın karşı karşıya bulunduğu tehlike konusunda eğitilmesi için bir projenin başlatılması gerekir. Bizler seçim çalışmaları yaparken, Nusaybin'de koyunlarını otlatırken mayına basarak parçalanan çobanların taziyelerine gittik. Mayın kurbanlarının tıbbî, sosyal, psikolojik ve ekonomik sorunlarını ele alan projeler hayata geçirilmeli ve bu projelere gereken kolaylıklar sağlanmalıdır.

Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliğine aday, çağdaş ve modern Türkiye, insanî hukuk konusunda önemli bir kilometre taşı teşkil eden böylesine önemli bir anlaşmanın dışında kalmamalıdır.

Biz, AK Parti grubu olarak, bu anlaşmaya olumlu oy kullanacağımızı belirtir, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 12 Mart 2003

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook