İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 44. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İstiklal marşının kabulünün yıldönümüne ilişkin

Hasan Fehmi Güneş

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 44. Birleşim · 1. yasama yılı · 12 Mart 2003 · 570 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasan Fehmi Güneş (CHP), 12 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTİKLAL MARŞININ KABULÜNÜN YILDÖNÜMÜNE İLİŞKİN); konuşma 570 kelime.

Hasan Fehmi Güneş (CHP, İstanbul). “İstiklal marşının kabulünün yıldönümüne ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 12 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-gunes-22-2003-03-12-istiklal-marsinin-kabulunun-yildonumune-iliskin (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HASAN FEHMİ GÜNEŞ (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, anlamlı bir yıldönümünü konuşuyoruz. Büyük ulusların büyük günleri olur. Biz, ulusal bağımsızlık savaşı yapmış ve mazlum ülkelere, ezilmiş ülkelere örnek olmuş bir büyük ulusuz. Bizim büyük günlerimiz vardır; bugün de, bizim büyük günlerimizden biridir.

Ulusal bağımsızlık sürecimiz, özgündür, özeldir, benzersizdir, dünyada bir emsali yoktur; hem çıkış noktası itibariyle benzersizdir hem yol boyu edindiği içerik ve ağırlık nedeniyle benzersizdir.

Ulusal bağımsızlık sürecimiz, genellikle iki temel değerde odaklaşarak incelenebilir. Bunun birinci boyutu, toprağımızı, vatanımızı işgalden, ulusumuzu tutsaklıktan kurtarmak için verilen Kurtuluş Savaşı boyutudur. Yedi düvelin hayasızca saldırılarına, işgallerine karşı kazanılan bir parlak zaferle sonuçlanmıştır bu birinci boyut; ama, onun bir başka anlamı da var; ulusal bağımsızlık savaşını yapan orduların adı "Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları"ydı; yani, bu Meclis yapmıştı ulusal bağımsızlık savaşını, bu Meclisin orduları yapmıştı ulusal bağımsızlık savaşını. Bu Meclis, savaş yönetmiş bir meclistir; bu Meclis, zafer kazanmış bir meclistir; biz, o Meclisin devamıyız ve onunla övünüyoruz.

Kuşkusuz, ulusal bağımsızlık sürecimiz, sadece savaştan da ibaret değildir; aynı süreç içinde, eşzamanlı olarak, ulusal egemenliğe dayalı, tam bağımsız, yeni ve çağdaş bir Türk Devleti de oluşturulmuştur.

Bu büyük, bu akıl almaz derecede büyük ve onurlu dönüşümün temel gücü, enerji ve heyecan kaynağı, kutsal Anadolu başkaldırısı ile kutsal isyan ve aydınlanma devriminin çağdaş hedeflere yönelik sürekliliğinin tükenmez ışığıdır.

Bağımsızlık sürecimizin, savaş boyutu gibi aydınlanma devrimi boyutu da Yüce Meclisin ürünüdür, bu Yüce Meclis aydınlanma devrimini sürdürmüştür. Bu, aslında, iki tarafı da doğru bir gerçektir. Aydınlanma devriminin ürünü de bu Yüce Meclistir. Çok anlamlı bir günü konuşuyoruz derken, bunları söylemek istiyordum.

İstiklal Marşımız ise, o dönemde "düveli muazzama" denilen emperyalistlerin, ulusumuza, yurdumuza, özgürlüğümüze hayasızca saldırılarına karşı yürütülen bağımsızlık mucizesinin şiirsel anlatımıdır, destanlaşan heyecan ve özgüven kaynağıdır. Sekseniki yıl önce, ilk okunduğunda, Başkanlık kürsüsünde Mustafa Kemal vardı ve alkışlarla karşılıyordu. Onun için özeldir, onun için güzeldir, onun için büyüktür İstiklal Marşımız.

Sayın milletvekilleri, bu anıtsal destanın, İstiklal Marşımızın asıl sahibi Türk Ulusudur. Türk Ulusunun sınırsız özgürlük ve bağımsızlık tutkusunun coşkulu bir anlatımla yazıya, kaleme dökülmesi büyük bir şair tarafından yapılmıştır. O büyük şair de, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, bu Yüce Meclisin bir üyesiydi, Burdur Milletvekili Mehmet Âkif Ersoy'du; onu saygıyla anıyorum. (Alkışlar)

Mehmet Âkif Ersoy bizden biriydi; bir eylem adamıydı, bir dava adamıydı, bir Kuvayı Milliyeciydi, bir tam bağımsızlıkçıydı, bir antiemperyalistti. Saldırganlara, yayılmacılara, mandacılara, sömürgecilere karşı koyanların, başkaldıranların ortak sesiydi, yiğit sesiydi; bu nedenle büyüktü ve büyüklüğünün bedelini hep ödedi. (Alkışlar)

Örnek, büyük bir vatanseverdi. Çanakkale şehitlerine diyordu ki:

"Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

....

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın."

(Alkışlar)

Medeniyet denilen kudurgan canavara boyun eğmemeyi de en güzel o söylüyordu, en güzel o anlatıyordu:

"Garbın âfakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim, iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar."

Bu anlamlı günde, Yüce Meclisin 1 inci Döneminin devamı olan, Yüce Meclisin 1 inci Döneminin duyarlılıklarını, bilincini taşıyan 22 nci Dönemin üyeleri olmakla övünüyoruz. 1 inci Döneme layık olduğumuzu kanıtladık, kanıtlıyoruz; bunda haklıyız. Âkif'in tanımladığı, tek dişi kalmış, yeni yayılmacı saldırgana, açgözlü canavara karşı, onun buyurgan dayatmalarına boyun eğmeme, ona el açmama, ona tenezzül etmeme, ona karşı çıkma, ulusal onurumuzu yükseklerde, en yükseklerde tutma kararlılığımızı sürdüreceğiz; çünkü, Âkif bizden biriydi; çünkü, İstiklal Marşını bu Meclis kabul etmişti; çünkü, biz, Yüce Ulusun temsilcileriyiz; çünkü, bu Meclis, 1 inci Meclisin aynı yücelikteki devamıdır.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 12 Mart 2003

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook