Ceza ve tedbirlerin infazı hk.(s.s.710
Erzurum Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 31. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Aralık 2004 · 896 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti), 13 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA VE TEDBİRLERİN İNFAZI HK.(S.S.710); konuşma 896 kelime.
Mustafa Nuri Akbulut (AK Parti, Erzurum). “Ceza ve tedbirlerin infazı hk.(s.s.710”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-nuri-akbulut-22-2004-12-13-ceza-ve-tedbirlerin-infazi-hk-s-s-710 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Ceza ve Tedbirlerin İnfazı Hakkında Yasa Tasarısıyla ilgili olarak kişisel görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi, ülkemizde işlenen suçlarla ilgili olarak mahkemelerce verilen ceza kararlarının, ceza muhakemeleri usul hukuku kuralları gereği kesinleşmesinden sonra, ne şekilde yerine getirileceği anlamına gelen cezaların infazı, ülkemizde halen yürürlükte bulunan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun, yine cezaların infazına ilişkin tüzük ve uygulamadaki diğer yönetmeliklere göre yerine getirilmektedir.
Halen yürürlükte olan Cezaların İnfazı Hakkında Kanun 1965 tarihinde kabul edilmiştir. O tarihlerde Türk Ceza Kanununun ceza sistemiyle ilgili hükümlerinin artık eskidiğinin kabul edilmesi nedeniyle, İnfaz Kanunu da, sadece kesinleşmiş cezaların ne şekilde infaz edileceğine ilişkin hükümler değil, aynı zamanda ceza sisteminin iyileştirilmesiyle ilgili ve kovuşturma sırasında verilebilecek kararlarla ilgili hükümleri de içermektedir.
Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, içinde bulunduğumuz Avrupa Birliğine giriş süreci içerisinde, insan hak ve özgürlükleriyle ilgili uluslararası sözleşmelere bağlı kalınarak, Anayasamızda ve yasalarımızda özellikle son iki yılda hızlı bir değişim yaşanmakta ve bu değişim, doğal olarak da, Avrupa Birliği müktesebatına uygun olarak sürdürülmektedir.
Bugüne kadar yapılan değişiklikler içerisinde toplumumuzu çok yakından ilgilendirmesi nedeniyle, kanaatimce, en kapsamlıları ve en önemlileri, kısa bir süre önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülerek kabul edilen Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunudur. Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu, bugün görüştüğümüz Ceza ve Tedbirlerin İnfazı Hakkında Kanun Tasarısıyla birlikte uyum içerisinde ve belirli bir sistematik halinde düşünülerek hazırlanmıştır ve bugün kabul edilmesi halinde, ülkede ceza hukuk alanında yapılması düşünülen kapsamlı değişiklikler tamamlanmış olacaktır.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde hapis cezalarının yerine getirilmesi sırasında çok farklı problemlerle karşılaşıldığı hepinizin malumudur. Gerçekten çağdaş düzenlemelerin zamanında yapılmaması nedeniyle cezaevlerine ateşli veya ateşsiz silah, mermi, patlayıcı madde, uyuşturucu, cep telefonu, telsiz veya diğer haberleşme araçlarının sokulabildiği, yine, cezaevlerinde sık sık isyanlar, firar, tünel kazma, firara teşebbüs, adam öldürme, adam yaralama, kasten yangın çıkarma, kurum malına zarar verme, cinsel saldırı ve taciz, görevlilerin veya hükümlü ve tutukluların rehin alınması, hükümlü ve tutuklulardan haraç alınması gibi, kumar gibi, baskıyla özel hizmetlerde çalıştırma gibi çeşitli suçların işlendiği, bazı terör suçlarıyla ilgili olarak terör örgütlerinin bazı cezaevlerini neredeyse eğitim merkezlerine dönüştürdüğü, yasadışı örgütlere ait resim, pankart, flama, afiş, işaret ve sembollerin cezaevlerinde rahatlıkla sergilenebildiği ve bazı suç örgütlerinin bazı cezaevlerini propaganda ve eğitim merkezi olarak kullandıkları, yine, üzüntüyle takip ettiğimiz olaylardandır. Esasen topluma yararlı, uyumlu, eğitimli yurttaşlar olarak hazırlanması gereken hükümlüler, ne yazık ki, cezaevlerinden salıverildiğinde, uzman birer suç makinesi olarak toplum hayatına karışmaktadırlar.
Değerli milletvekilleri, toplumun çeşitli kesimlerinde, verilen cezaların ve uygulanan infaz sisteminin, suçlular lehine, adil olmayan hükümler taşıdığı, bu nedenle cezaların caydırıcılıktan uzak, neredeyse, kötü niyetli kişileri suça teşvik eder nitelikte değerlendirildiği ve ülkemizde sık sık çıkarılan af yasalarının, infaz erteleme yasalarının, iyileştirilen şartla salıverilme hükümlerinin ve pişmanlık yasalarının, toplumda oluşan bu kanaati de destekler yasa çalışmaları olduğu bir gerçektir.
İşte, arkadaşlar, ülkemizde yaşanan tüm bu olumsuzlukların giderilmesi amacıyla ve uygulamada yıllardır yaşanan deneyimler ışığında, Anayasamıza, insan hak ve özgürlükleriyle ilgili evrensel değerlere ve uluslararası sözleşme hükümlerine bağlı kalınarak bu tasarı hazırlanmıştır.
Tasarıda temel ilke olarak, hükümlüler arasında, ırk, dil, din, milliyet, etnik köken, sosyal çevre, ekonomik durum gibi hiçbir ayırım yapılmadan ve hiç kimseye ayrıcalık tanınmadan infazın yapılması ve yine insanlıkdışı, zalimane, onur kırıcı, küçük düşürücü şekilde infaz uygulamaları yapılmaması temel ilke ve esas olarak belirlenmiştir.
Diğer yandan, cezaların infazında amaç, toplumu suça ve suçluya karşı korumak, suçlunun yeniden suç işlemesini engelleyici düzenlemeler yapmak ve suçluyu, topluma kazandıracak şekilde, kanunlara ve toplum kurallarına uyan saygılı bir yurttaş olarak hazırlamaktır.
Tasarıda ceza infaz kurumları, hükümlülerin yaşlarına, cinsiyetlerine, işlenen suçun türlerine ve alınan mahkûmiyetlere göre çeşitli kurumlar olarak yeniden düzenlenmiştir. Bunlar, kapalı ceza infaz kurumları, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, kadın, gençlik, çocuk kapalı ceza infaz kurumları, gözlem ve sınıflandırma merkezleri, açık ceza infaz kurumları ve çocuk eğitimevleridir.
Tasarıya göre cezalar infaz edilirken, akıl hastalığı olan hükümlülerin akıl hastalıkları iyileşinceye kadar; yine, cezaların infazı, hastalıkları için hayatî tehlike oluşturacak hükümlülerin hastalıkları iyileşinceye kadar, hamile olan hükümlü kadınların doğumuna ve doğumundan altı ay sonrasına kadar, yine, doğum yapmış olan kadın hükümlülerin de doğumlarından itibaren altı ay sonrasına kadar ertelenebilecektir.
Diğer yandan, üç yıl veya daha az ceza alan hükümlüler için, hükmün infazı, ailevî nedenlerle ve hükümlünün isteğine göre altı aya kadar ertelenebilecektir. Keza, yükseköğrenim gören hükümlülerin cezaları, eğitim sürelerini tamamlamaları; yine, hükümlülerin ana, baba, eş veya çocuklarından birisinin ölümü halinde veya bunlardan birinin ağır hastalığı durumunda, ikiden fazla olmamak üzere ve her defasında altı aydan fazla olmamak üzere, infazın ertelenmesine karar verilebilecektir.
Yine, tasarıda, bazı ayrıcalıklı infaz türleri kabul edilmiştir. Buna göre, altı ay veya daha az hapis cezası alan hükümlüler, hafta sonları veya geceleri ceza infaz kurumlarına alınmak suretiyle veya kadın ve 65 yaşını tamamlamış olan hükümlüler, konutlarında; yine, 75 yaşını tamamlamış hükümlülerden üç yıl veya daha az hapis cezası alan hükümlüler, sağlıklarının ceza infaz kurumlarında; infaz işlemine müsait olmaması halinde ve suçtan doğmuş zararların ödenmesi karşılığında, konutlarında infaz edilebilecektir. Bu özel infaz rejiminde, rejime kasten uyulmaması halinde bu karar geri alınabilecek ve baştan itibaren ceza, infaz kurumunda infaz edilecektir. Keza, özel infaz sisteminden yararlanan hükümlüler, şartla tahliye hükümlerinden de yararlanamayacaklardır.
Değerli arkadaşlar, hükümlülerin uygun infaz rejimine tabi tutulabilmeleri için tasarıda değişik sınıflandırmalar öngörülmüştür. Bunlar, hükümlülerin kişisel özelliklerine, sosyal durumlarına, iş ve meslek durumlarına, ilk defa suç işlemelerine veya mükerrir olup, ihtiyatî suçlu olup, suçu meslek edinmiş olup olmamalarına göre, tehlikeli hal taşıyıp taşımadıklarına, terör suçlusu olup olmadıklarına veya örgütlü suç işleyip işlemediklerine göre değişik sınıflandırma ve kategorilere ayrılmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 13 Aralık 2004