İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 45. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Çalışma saatleri hakkında

Mustafa Özyürek

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 45. Birleşim · 1. yasama yılı · 13 Mart 2003 · 769 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Özyürek (CHP), 13 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA); konuşma 769 kelime.

Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Çalışma saatleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 13 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-03-13-calisma-saatleri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; biraz önce, İktidar Partisinin, Meclisin çalışma takvimiyle ilgili bir önerisini dinlediniz. Danışma Kurulunda da görüşülmüş olan bu öneri, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kabul edilmemiştir. Sizlere, bunun gerekçelerini arz etmek için söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, burada, yine, salı günü, benzer bir tartışmayı yaptığımızı hepiniz hatırlıyorsunuz. Orada, İktidar Partisinin önerisi doğrultusunda, sizlerin oylarıyla, İçişleri Bakanlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının, Nüfus Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısının ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının öncelikle görüşülmesi, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından önerilmiş ve Meclis çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir.

Bugün, biraz önce okunan öneride ise, salı günü tespit ettiğimiz önceliklerin bir kenara bırakılması, onun yerine İş Kanunu Tasarısının öncelikle görüşülmesi isteniyor; yani, önceliğin de önceliği haline getiriliyor.

Değerli arkadaşlarım, İş Kanunu Tasarısı -bilmiyorum, belki bazı arkadaşlarımız alıp bakmaya başlamışlardır- komisyondan geçeli 48 saat olmamıştır. 120 maddelik, toplumun çok geniş kesimlerini ilgilendiren, işçileri yakından ilgilendiren, işverenleri yakından ilgilendiren ve dolayısıyla, hepimizin ilgili olduğu bir kanun tasarısı...

Şimdi, böylesine bir kanun tasarısını enine boyuna inceleyip konuşmayacaksa bu Meclis, neyi konuşacak?! İktidar Partisine mensup arkadaşlarımız, grup başkanvekilleri diyorlar ki: "Bu konuda toplumsal mutabakat var; yani, işçi ve işveren kesimi mutabık kaldılar; o nedenle, bunun üzerinde konuşulacak fazla bir şey yok; bugünden, bu saatten başlayarak gece gündüz çalışalım ve bu kanunu kabul edelim gitsin." Ben, bu işlerle oldukça ilgili ve Cumhuriyet Halk Partisinin Grup Başkanvekiliyim; şu anda, ben, bütün gayretime rağmen, bu tasarının tamamını okuma şansına sahip olamadım. Sizlerin de böyle bir şansı elde ettiğini zannetmiyorum; zaten vakit yetmez. Kaldı ki, hem Türk-İş'in hem DİSK'in çeşitli açıklamaları var. Diyorlar ki, komisyondan geçmiş olan bu kanun tasarısı üzerinde bizim mutabakatımız yok, onayımız yok, çok çeşitli maddelerinde ihtilafımız var.

Şimdi, öyle anlaşılıyor ki, taraflar bu konuda mutabık kalmamışlar ve iki sendikanın da -sizlere de mutlaka ulaşmıştır- açıklamalarında "bu tasarı bu şekliyle yasalaşırsa, üretimden gelen gücümüzü kullanacağız..." Şimdi, öyle anlaşılıyor ki, bu önemli tasarı üzerinde toplumsal tarafların bir mutabakatı, bir uzlaşması söz konusu değil. Kaldı ki -varsayalım ki, böyle bir mutabakat var- değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisi noter midir?! Belli taraflar mutabık; öyleyse, siz, incelemeden, okumadan ellerinizi kaldırın, bunu kabul edin!

Değerli arkadaşlarım, biz, 3 Kasım seçimlerinden sonra oluşan, iki partili bir yapısı olan bu Meclise büyük umutlarla, verimli bir çalışma ortamını yakalayacağımız umuduyla başladık; ama, ne yazık ki, bir süreden beri, iktidar partisi "benim çoğunluğum var; öyleyse, her şeyi ben belirlerim" demeye başlamıştır. Salı günü "benim çoğunluğum var; İçişleri Bakanlığıyla ilgili tasarıyı görüşeceksiniz, Nüfus Kanunuyla ilgili değişikliği görüşeceksiniz" dedi; peki. Bugün "benim çoğunluğum var -ondan vazgeçtim- İş Kanunu Tasarısını görüşeceğiz..."

Değerli arkadaşlarım, bir saygı lazım, Türkiye Büyük Millet Meclisine saygı gerekir. Çoğunluk; evet, çoğunluğun hakları var; ama, azınlığın da belli hakları var.

Şimdi "taraflarla mutabakat sağladık" diyorsunuz. Taraflarla mutabakat için -böyle bir mutabakat yok ya- harcadığınız çabanın onda 1'ini, yüzde 1'ini bir muhalefet partisiyle sağlamak için kılınızı kıpırdatmıyorsunuz. Diyorsunuz ki: "İşte, tasarı önünüzde; bugün başlarız, gece yarısına kadar çalışırız; yarın başlarız, gece yarısına kadar çalışırız; cumartesi günü de, kaçta biterse bitsin, yasalaştırırız." Ne oluyor arkadaşlarım; ne kaçıyor, ne oluyor?!

Şimdi, böylesine, toplumun tüm kesimini ilgilendiren bir tasarıyı "yaptım, oldu" şekliyle, yangından mal kaçırma anlayışıyla topluma kabul ettirmeyi, bu Meclise dayatmayı, mantıkla, demokrasiyle, katılımcılıkla bağdaştırmak mümkün mü?! Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu anlayışı, giderek çoğunluğun oligarşisi haline gelen bu anlayışı şiddetle protesto ediyoruz ve bundan büyük üzüntü duyuyoruz değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bizim çoğunluğumuz var; biz, bunu kabul ettiririz diyorsanız, çoğunluk her zaman haklılık demek değildir. Bir görelim, İktidar Partisine mensup milletvekilleri bir incelesin, Muhalefet Partisine mensup milletvekilleri bir incelesin. Ne oluyor; neyi, nasıl değiştirdiniz; bir bilgilenelim, bilerek oy kullanalım. "Hayır, bilmenize lüzum yok; bilirseniz, öğrenirseniz, belki kafanız karışır; onun için, kabul edin, gitsin..."

Değerli arkadaşlarım, bu anlayış doğru değildir. Bu anlayış, bizi bir yere götürmez. Geçmiş dönemde de buna benzer anlayışlar çok sergilendi ve bu Meclis, bu toplum, bu anlayıştan "yaptım, oldu" anlayışından "çoğunluğun dediği olur" anlayışından çok çekti.

Ben diyorum ki, yol yakınken, geliniz, bu yanlıştan dönünüz. Sağlıklı bir şekilde, bu yasa tasarısını herkesin incelemesine fırsat veriniz. Toplumsal kesimlerle, işçi sendikalarıyla, işveren sendikalarıyla oturup, tekrar görüşünüz. O görüşme sonunda, lütfedip, Cumhuriyet Halk Partisine, toplumun önemli bir kesimini temsil eden bu partiye de bir bilgi veriniz. "Geliniz, konuşalım, uzlaşma sağlayalım, mutabakat sağlayalım", "hayır, bizim dediğimiz olacak!"

Değerli arkadaşlarım, bu anlayışlarla, bu ülkeyi yönetmek mümkün değildir; bu anlayışlarla, bu toplumda barışı sağlamak mümkün değildir. Daha, yeni bir hükümet kuruyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisinin de desteğiyle, partinizin lideri Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yasakları kalktı; biz de mutluluk duyduk; geldi, burada yemin etti...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Toparlıyorum Sayın Başkan.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 13 Mart 2003

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook