İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 80. BİRLEŞİM · SALI

Doğu anadolu bölgesinde besiciliğin son durumu,kaçak et ve hayvancılığın sorunlarıyla ilgili

Muzaffer Gülyurt

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 80. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Nisan 2004 · 549 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muzaffer Gülyurt (AK Parti), 27 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE BESİCİLİĞİN SON DURUMU,KAÇAK ET VE HAYVANCILIĞIN SORUNLARIYLA İLGİLİ); konuşma 549 kelime.

Muzaffer Gülyurt (AK Parti, Erzurum). “Doğu anadolu bölgesinde besiciliğin son durumu,kaçak et ve hayvancılığın sorunlarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muzaffer-gulyurt-22-2004-04-27-dogu-anadolu-bolgesinde-besiciligin-son-durumu-kacak-et-ve-hayvancilig (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUZAFFER GÜLYURT (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Doğu Anadolu Bölgesinde hayvancılığın, besicilerimizin sorunları, kaçak hayvancılık ve et kesimiyle ilgili düşüncelerimi burada sizlere arz edeceğim. Bu konuda bana konuşma fırsatı verdiği için Sayın Başkanıma teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum.

Bilindiği gibi, Avrupa Birliğine girme aşamasında olan ülkemizde bölgelerarası kalkınmışlık farkı önemli bir düzeydedir. Özellikle, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimiz, bölgelerarası kalkınmışlık farkından en çok etkilenen bölgelerimizdir. Özellikle, 1983 ve 2000 yılları arasındaki dönemde, gayri safî millî hâsıladan düşen pay Doğu Anadolu Bölgesinde ve Erzurum'da oldukça düşük düzeyde olmuştur; en az gelişme kaydeden iller, Doğu Anadolunun illeri olmuştur.

Doğu Anadoluda en önemli sektörler, hayvancılık ve tarım sektörleridir. Bu açıdan baktığımız zaman, ülkemizdeki hayvancılık sektörünün yıllarca ihmal edildiğini, besicilerimizin büyük sıkıntılar içerisinde olduğunu görmekteyiz. Hayvancılığın gayri safî millî hâsıladaki payı, tarımın içerisinde, yüzde 6'ya kadar düşmüştür, tarımın payı ise yüzde 14'tür. 1980'li yıllara kadar nüfus artışımıza paralel olarak hayvancılıkta da bayağı artış görülmüş, yurtdışına ihraç eden bir ülke olmamıza rağmen, daha sonraları ithalatın serbest bırakılması, hayvansal ürünlerde ithalatın artışı, pazarlama sorunları, ekonomik düzensizlikler, ne yazık ki, üzülerek yaşadığımız Doğu Anadolu Bölgesindeki özellikle terör olayları ve bir de kaçak canlı hayvan ve et girişi gibi faktörler, doğudaki hayvancılık sektörünü ve besicilerimizi son derece etkilemiştir. Dolayısıyla, bu açıdan baktığımız zaman, hayvancılığı ciddî bir kriz içerisinde görmekteyiz.

Burada, hayvancılığı kriz içerisinden kurtarmak için gerekli önlemlerin Tarım Bakanlığımız tarafından alındığını yakinen biliyoruz; ancak, şurada bazı ilaveler de yapmak istemekteyim. Verimi düşük olan yerli ırk sayısında, ırk ıslahında çok fazla istenildiği düzeyde başarılı olunamamıştır. Et kesimi azalmış, özel kombinacılık ne yazık ki iflas etmiştir. Bir yandan yem bitkilerinde fiyat artışı olurken -ki, bu artış yüzde 70'lere varmıştır- diğer yandan kaçak canlı hayvan ve et girişi, et fiyatlarındaki düşüşe neden olmuştur. Bunu bir örnekle açıklamak istiyorum. Özellikle, kurban bayramı döneminde 7 700 000 lira olan et fiyatı, şu anda 5 900 000 liraya kadar düşmüştür. Kaldı ki, kombinanın besicilerimize ödediği tarihler de gittikçe uzatılmaktadır. Örneğin, 30 gün sonrasına ödeme planı yapan kombina, daha sonra bu tarihi 45 güne, daha sonra 60'a ve en sonra da 67 güne kadar çıkarmıştır. Şu anda kombinanın 1,7 trilyon lira, besicilere, çiftçilerimize borcu bulunmaktadır. Bu ise besicilerimizi cidden zor durumda bırakmaktadır. Bu açıdan baktığımız zaman, kaçak canlı hayvan ve et girişi mutlaka önlenmelidir. Bunun için, kamu kurum ve kuruluşları acilen tedbir almalıdır.

Ayrıca, yurt içinde, ortalama, yüzde 36-38 oranında kontrolsüz ve kayıtdışı hayvan kesimi yapıldığı ifade edilmektedir. Bunu söylerken, yine, son zamanlarda, televizyon programlarında dikkati çeken ve birçok vatandaşımızın bize ilettiği, domuz çiftlikleri ve bu çiftliklerde yetiştirilen hayvanlarla ilgili olarak vatandaşlarımızın tedirginliklerini de ifade etmek istiyorum. İnancı ve sağlığı açısından bu tür etleri yemek istemeyen, bunlardan uzak kalmak isteyen insanlarımız tedirgin olmuşlardır. Tabiî ki, insanlar istediği şeyi yemekte serbesttirler; ancak, domuz eti içeren et ve et mamulleri -Batı ülkelerinde olduğu gibi- belirtilmemiş ve insanlarımız ne yediğini dahi tam manasıyla bilmemektedirler. Bu açıdan baktığınız zaman, gerek sağlığımızı tehdit eden gerekse insanların inancı gereği etini yemediği bu tür hayvanların kesildiğinde nereye gönderildiği, tüketimlerinin nasıl olduğu hakkında halkımız tamamen bilgisizdir ve bu da, onları, büyük bir sıkıntıya sokmakta, rahatsız etmektedir.

Ayrıca, bunlarla ilgili olarak, gıda kontrol laboratuvarlarının sıkı bir denetim içerisine girmesi gerektiğini burada ifade etmek istiyorum. Gıdalar içerisindeki etlerin analizlerinin yapılması, bu manada, biyoteknolojik yöntemleri, gen teknolojisi kullanarak çalışan özel laboratuvarların kurulması, yeni yöntemlerin kullanılması gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 27 Nisan 2004

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook