İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 80. BİRLEŞİM · SALI

Özelleştirme uygulamalarının düzenlenmesine ve bazı khk lerde değişklik yapılmasına dair kan tekl.(s.sayısı :406)

Yakup Kepenek

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 80. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Nisan 2004 · 1.327 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yakup Kepenek (CHP), 27 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARININ DÜZENLENMESİNE VE BAZI KHK LERDE DEĞİŞKLİK YAPILMASINA DAİR KAN TEKL.(S.SAYISI :406)); konuşma 1.327 kelime.

Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Özelleştirme uygulamalarının düzenlenmesine ve bazı khk lerde değişklik yapılmasına dair kan tekl.(s.sayısı :406)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2004-04-27-ozellestirme-uygulamalarinin-duzenlenmesine-ve-bazi-khk-lerde-degiskli (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara)Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli arkadaşlar; bugün görüşmekte olduğumuz araştırma önergesinin sahibi ya da ilk imzacısı olarak huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bir araştırma önergesinin verilmesinden dokuz ay sonra ele alınması ve bu arada, o araştırma önergesiyle ilgili olarak bir yasal düzenleme yapılması, aslında, Yüce Meclisin, yasa yapma ve denetleme anlayışının, çok ilginç -başka bir söz söylemek istemiyorum- bir göstergesidir. Neden böyledir?

Değerli arkadaşlar, temmuzda bu araştırma önergesi verildikten sonra yedi ay geçiyor ve Yüce Meclis, 5101 sayılı Yasayı kabul ediyor.

Oraya geçmeden, şu noktanın altını çizelim: Bizim, iki temel görevimiz var; bunlardan birincisi denetleme, ikincisi de yasa çıkarmak. Araştırma önergeleri, bu ikisini birleştiren bir öze sahip.

Burada, araştırma önergemizde, bu konuda yapılacak yasal düzenlemelerin ve alınacak önlemlerin belirlenmesini istiyoruz. Ne zaman; temmuz ayının 21'inde veya sonunda Meclis gündemine geliyor.

Sonra, bu önerge, bu istek rafa kaldırılıyor, bir yerde kalıyor, Meclisin gündemine gelmiyor. Sonra, hükümetimiz, bir yasa önerisiyle geliyor. Değerli arkadaşlarım, doğrudur; Sayın Kılıç altını çizdi, her iki Grubun da ortak görüşleri alınarak, bu konuyla ilgili arkadaşlarımızın, örgütlerin, kuruluşların görüşleri alınarak oldukça düzgün bir yasa çıkarılmaya çalışıldı; ancak, doğru olan, yapılması gereken, bu önergenin -yani, araştırma önergesinin- gündeme alınması, araştırmanın yapılması ve burada istenildiği gibi, yasanın, o bağlamda, o çerçevede, araştırmanın bulgularıyla, o katkılarla birlikte çıkarılması olmalıydı, doğru olan buydu.

Doğru olan yapılmadı ve doğru olan yapılmayınca ortaya şöyle bir çelişki çıktı, şöyle bir durum çıktı; bu çelişkiye, Yüce Meclisin dikkatini çekmek isterim: Önce yasayı çıkardık, yasayı çıkardıktan iki ay sonra, şimdi, bu konuyla ilgili araştırma önergesini getiriyoruz! Sayın Kılıç da, haklı olarak "bunun anlamı kalmadı" diyor.

Sayın Bakana teşekkür ederim; Sayın Bakan diyor ki: "Sizin ve arkadaşlarınızın verdiği araştırma önergesinin, bu yasanın çıkarılmasında, hiç olmazsa zihinsel olarak belki bir etkisi, katkısı, bir yerde olmuştur." Sayın Bakanın inceliğidir bu ve kendisine çok teşekkür ediyorum; ama, konu o değil ki; konu, bir başka şey. Konu, bir grubun -27 olur, 30 olur, her neyse- Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan bir kesimin, milletvekili grubunun, bir konuda Meclis araştırması yapılması önerisinin, aylarca ertelenmeden, bir an önce ele alınması ve hele hele, bu konuda bir yasa çıkarılacaksa, o yasanın temeli, ön hazırlığı, zihinsel ve diğer yönlerinin oluşturulması için bir dayanak, bir kaynak, bir ön hazırlık gibi kullanılması olmalıydı. Bu yapılmadı ve bu yanlıştır. Önce bu yanlışın, bu çelişkinin, atın önüne arabayı koymanın, bu yanlışın vurgulanmasında yarar var; ben, önce bunu söyleyeyim.

Değerli arkadaşlar, bu konuda söylenecek çok şey var; bunlardan bir tanesi şu: Korsan yayıncılık, özünde ekonomik bir meseledir, ekonomik bir sorundur. Bu yasa ise, mantığı, felsefesi, yaklaşımı itibariyle, esas olarak polisiye önlemleri içeriyor. Yani, işin ekonomik tarafı yok. Neden kaçak yayıncılık yapılır, korsan yayıncılığa insanlar yönelir, yayınevleri yönelir, birimler yönelir ve neden bu yayınlar alıcı bulur; bunun nedenlerini irdelerken, maliyeti dikkate almamız gerekir. Günümüzün ilerleyen teknolojik ortamında, çok düşük maliyetle, çok sayıda üretim elde etmek mümkün, hem müzik ve sinema dallarında hem de kitap yayınında. Şimdi, bizim ülkemizin, kanımca, en büyük eksiklerinden biri, kitap okumaya, kültür alanına gerekli önemi -genel mantığımız itibariyle söylüyorum- verememektir. Biz, yıllardır, ekonomik gelişmeyi, beton, kilometre yol ve benzerleriyle ölçtük. Oysa, eğer sayılara bakarsanız, ülkemizde, yanılmıyorsam, 140 000 dolayında kıraathane vardır. Kıraathane "okuma yeri" demek aslında; ama, 140 000 kıraathanenin okuma yeri olmadığı, başka şeylerin yeri olduğu hepinizin bildiği bir konudur. Buna karşılık, yine, ülkemizde 1 400 kütüphane vardır. Değerli arkadaşlar, bu oransızlık, bu büyük çelişki, bizim toplumsal olarak gelişmemizin önündeki en büyük engellerden biridir.

Bizim toplumumuzun, sosyal sermaye dediğimiz bilim, bilgi, kültür ve donanımlı olma yönünden eksikleri çok fazladır; bunun giderilmesi gerekir. Buradan nereye gelmek istiyorum; buradan şuna gelmek istiyorum: Hükümet bu yasayı veya en kısa zamanda şu noktayı gündeme getirmeli ve Yüce Meclisin önüne bir öneriyle gelmelidir: Yayıncılık, özellikle kitap yayıncılığı teşvik edilmelidir. Bunun herhangi bir yatırım teşvikinden farkı yoktur. Teşvik edilmesi neyi sağlayacaktır; teşvik edilmesi, esasen, kişi başına geliri az olan, düşük olan ülkemizde çok daha geniş kitlelerin kitap alabilmesini sağlayacaktır; yayınevlerinin, rekabet içinde çalışan, güç koşullarda çalışan yayınevlerinin daha güçlü olmasını sağlayacaktır; kültürün yaygınlaşmasını sağlayacaktır, toplumsallaşmasını sağlayacaktır. Bunun, bu tür teşviklerin getirisi hemen ortaya çıkmaz. Bu tür teşviklerin getirisi yıllar alır. Bu tür teşviklerin getirisi, ileride, toplumda suçlu sayısının azalmasıyla kendini gösterir. Bu tür teşviklerin getirisi, ileride, doğru giden trafikle kendini gösterir. Cinayetlerin azalmasıyla, insanların birbirlerine kardeşçe ve hoşgörüyle davranmasını sağlamakla o getiri elde edilir.

Bu nedenle, hükümetin, bu meseleye, her şeyden önce, bir ekonomik sorun olarak bakmasında ve ekonomik anlamda önlemler alarak vergi ve benzeri teşvikler getirerek yayıncılığı özendirmesinde ve buna öncelik vermesinde kesin yarar vardır ya da toplumsal zorunluluk vardır. Bu konuda yapılacak olan teşvik, herhangi bir teşvikten daha az önemli değildir; tam tersine, doğrudan ve dolaylı etkileriyle çok daha fazla öneme sahiptir, çok daha önemlidir ve biz, bunu sağlamak durumundayız.

Değerli arkadaşlar, bu çerçevede vurgulanması gereken bir başka nokta, bu mekanizmanın işleyişidir. Ülkemizde girdi fiyatlarından dağıtım mekanizmalarına kadar, bu konuda çok büyük, çok ciddî sorunlar vardır ve ülkemizde yapılacak olan yasal düzenlemelerin, yani, korsanlığa karşı alınacak önlemlerin, her şeyden önce -yine, bu bağlamda, ekonomi bağlamında- girdi maliyetlerini düşürücü, dağıtım sistemlerini ucuzlatıcı, kolaylaştırıcı öğeleri içermesinde kesin zorunluluk vardır diye düşünüyorum.

Şimdi, devam edeyim. Ülkemizde yazdıklarıyla geçinebilen yazar sayısı çok azdır; yani, yalnızca yazdığıyla geçinebilen insan sayısı çok azdır. Oysa, başka ülkelerde bu durum hiç de böyle değildir ve oralarda, insanlar, yaşamlarını yazarak geçirebilmekte ve bu nedenle de daha çok üretebilmekte, daha kalıcı işler yapabilmekte, daha büyük boyutlarda çabalara girebilmektedirler. Bizde bunu sağlayacak, bu olanağı, bu gelişmeleri yaratacak bir çerçeveye, bir yaklaşıma, bir düzenlemeye, yeni bir düzenlemeye gereksinim vardır.

Ek olarak bir şey daha söyleyeyim. Bu yasa mart başında çıktı, yaklaşık iki aylık bir yasa; ancak, kamuoyunda yansıdığı kadarıyla ve siz de bir büyük kentte kolayca görebilecek durumdasınız ki, bu yasanın uygulamasında hâlâ bir dizi çok büyük eksiklik vardır. İş, polisiye yöntemlere kalmıştır ve bu polisiye yöntemlerle de korsan yayıncılığın önlenmesi çok da kolay değildir. Yani, şunu demek istiyorum: Bu iki ay erken bulunabilir, yeterli süre geçmemiştir denebilir, ama, bu iki aylık uygulamanın ayrıca değerlendirilmesinde ve nerede yanlış yaptığımız, nerelerin ileride düzeltilmesi gerektiği ve bu konuda gelecekte alınacak önlemlerin neler olması gerektiği üzerinde düşünmemizde yarar var diye düşünüyorum. Bu önerge olur, başka bir düzenleme olur, onu bilemem; ama, şunu vurgulamak isterim: "Bu durumun, bu toplumda birçok yönüyle kanayan yara olan, bir yönüyle emek hırsızlığı diye birilerinin alınterinin, göznurunun çalındığı iddialarını ortaya çıkaran, öbür yönüyle yoksul ve işsiz kesimlere iş ve aş olanağı sağlayan bir sürecin, toplumsal boyutlarıyla, ekonomik boyutlarıyla ve polisiye boyutlarıyla çok geniş olan bir konunun sağlıklı çözüme ulaşması için ne yapabiliriz" sorusunu, doğru dürüst düşünmemiz, tartışmamız ve bu konuda yeni yasal düzenlemelere yönelmemiz ve varsa bu yasanın o eksiklerini, teşvik, vergi, ekonomik yön ve toplumsal yön bakımından bu yasanın eksiklerini giderici çabalara girmemiz gerekir diye düşünüyorum.

Bu çerçevede, son olarak bir noktaya daha değineyim. Hükümetimizin, bu tür yasaları getirirken, hiç aceleye getirmeden ve bir uzlaşmayla gelmesi gerektiği konusunda eğer düşünce birliğindeysek, bundan sonraki yasal düzenlemelerin getirilmesinde, o konularda verilen soru önergelerinin, araştırma önergelerinin öncelikle yerine getirilmesi, görüşülmesi ve gereğinin yapılması gerektiğini düşünüyorum. Yani, şunu demek istiyorum: Bu örnekte olduğu gibi, lütfen, önce yasayı çıkarıp, sonra, o yasanın çıkarılmasına neden olacak koşulları araştırılalım mı araştırmayalım mı gibi bir yanlışa bundan sonra hiç olmazsa sürüklenmeyelim diye düşünüyorum.

Ben, bu araştırma önergesinin bu çizdiğim çerçevede hâlâ geçerli olduğunu, çıkardığımız yasanın uygulanma yönlerindeki eksikleriyle fazlalarıyla ele alınması, irdelenmesi gerektiğini, yani, önümüzdeki iki üç ayda, bu yasa nasıl uygulanıyor, eksiği fazlası nedir konusuna, bu önemli konuya Yüce Meclisin eğilmesi gerektiğini düşünüyorum ve o nedenle de, araştırma önergesini onaylamanızı özellikle talep ediyorum.

Yasanın çıkarılmasında emeği geçenlere elinize sağlık diyorum. Yalnız, bu konu, sadece bu yasayla geçiştirilecek kadar az önemli de değil; tam tersine, çok daha önemli bir konudur. O nedenle, bırakılım (A) grubunu, (B) grubunu, bırakalım Ahmet'i Mehmet'i; ama, bu yayıncılık konusunu önümüzdeki üç ayda irdeleyelim, inceleyelim ve korsan yayıncılığa karşı çıkarmış olduğumuz -ki, bu bir ilktir, ilk yasadır, bir deney aşamasındadır- bu yasanın daha da geliştirilmesi için, yeni yasal düzenlemelerin yapılabilmesi için neler yapmamız gerektiğini enine boyuna çalışalım, hazırlayalım ve daha sağlıklı yasalar çıkaralım diye öneriyorum. Önergenin kabul edilmesini özellikle istiyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 27 Nisan 2004

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook