Korsan yayıncılığın tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemler hak.mec araşt.açılmasına ilişkin önerge(10/123)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 80. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Nisan 2004 · 1.346 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yakup Kepenek (CHP), 27 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KORSAN YAYINCILIĞIN TÜM YÖNLERİYLE ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER HAK.MEC ARAŞT.AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGE(10/123)); konuşma 1.346 kelime.
Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Korsan yayıncılığın tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemler hak.mec araşt.açılmasına ilişkin önerge(10/123)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2004-04-27-korsan-yayinciligin-tum-yonleriyle-arastirilarak-alinmasi-gereken-onle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara)Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Bakan, değerli arkadaşlar; aylarca karşınıza çıkmadım, bugün ikinci kez karşınızdayım; umarım bağışlarsınız.
Görüşmekte olduğumuz, Samsun Milletvekili Ahmet Yeni'nin, Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifiyle ilgili çok ciddî itiraz noktalarımız var.
Değerli arkadaşlar, baştan şu noktanın altını çizeyim: Ülkemizde özelleştirme uygulamaları, geniş toplum kesimlerini olduğu kadar, bu işle doğrudan ilgili olanları da olağanüstü rahatsız edecek boyutlarda ve yanlışlarla dolu olarak yapılıyor, yürütülüyor. Neyi özelleştiriyoruz; halkın birikimi olan, malı olan, hepimize ait olan, yılların kurumlaşan yapılarını, pazarıyla, insanlarıyla, her şeyiyle satışa çıkarıyoruz.
Şimdi, bu satış işlemlerinde öncelikle düşünülmesi gereken, ekonomiye verilen zarar veya getiri ile, orada çalışanların durumunun ne olacağıdır. Bu konularda doğru dürüst, sağlıklı uygulama yaptığımız, doğru sonuçlara ulaştığımız ve bütün ülkeyi, kamuoyunu doyurucu, tatmin edici bir özelleştirme süreci yaşattığımız söylenemez. Üzülerek belirteyim ki, getirilen teklif -Sayın Yeni'nin teklifi- bu yanlışlığa, bozukluğa onarım getirmemekte; tam tersine, var olan ve elini vicdanına koyacak olan herkesin "nasıl olur" diyeceği bir uygulamaya biraz daha olumsuzluklar, yanlışlar, eksikler katmaktadır.
Bakınız nasıl; şöyle: Değerli arkadaşlar, iki yıla yakın bir süredir, onsekiz aydır birlikte çalışıyoruz. Benim, bu kürsüyü kullanırken en çok vurguladığım noktalardan bir tanesi özelleştirme meselesinin sorununun sağlam bir yasal çerçeveye oturtulması gerekliliğidir. Katılırsınız katılmazsınız; ama -biraz önce Sayın Yeni, enerjide ne kadar hızlı özelleştirme yapacağımızdan söz etti- hiç uzağa gitmeye gerek yok, daha onbeş gün önce, Dünya Bankası, hükümetimize, enerji konusunda özelleştirmede acele etmeyin, önce yasal düzenlemelerinizi yapın; yoksa, bu hızlı özelleştirme, enerji sektörünün piyasa yapısını bozar, orayı allak bullak eder diye öneride bulundu.
Değerli arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partililer öneride bulunurken gözardı ediyorsunuz; peki, bu öneri Dünya Bankasından geliyor! Enerji konusunda özelleştirme için ne yapacağımızı, ne yapacağınızı, en azından bu teklifle birlikte burada görüşmemiz gerekmez miydi?!
Değerli arkadaşlar, siz de çok iyi biliyorsunuz, büyük KİT'ler sudan ucuza gidiyor. Avrupa'nın yedincisi, Türkiye'deki KİT'lerin ve şirketlerin -kamu ve özel ayırımı yapmadan- en büyüğü TÜPRAŞ, iki yıllık kârının karşılığında verildi. Üstelik, yurt dışındaki firmayla ilgili araştırmalar, bunun şaibeli olduğunu gösteriyor.
Başka ne yapılıyor, küçüklere ne yapılıyor; küçükler de, hemen alınmayın, tepki göstermeyin; ama, çoğu kez yakınlara, eşe dosta dağıtılıyor. Balıkesir SEKA bunun örneğidir, Trabzon Limanı bunun örneğidir ve son olarak, birkaç kez ihale edilip ihalesi iptal edilen ve neredeyse arsa parasına satılan Konya'daki TÜMOSAN bunun çok açık örneğidir. Bunlar yanlıştır, bunlar hazineye bir şey katmıyor, ekonomiden ve toplumdan çok şey götürüyor.
Değerli arkadaşlar, şimdi ne yapmak istiyoruz; Kamu İhale Yasasına istisna getirmek istiyoruz, Kamu İhale Yasasının kurallarını değiştirmek istiyoruz. Neye ilişkin olarak; danışmanlık firmalarını çalıştırabilmemiz için.
Değerli arkadaşlar, İhale Yasasını hangi amaçla getirdik; İhale Yasasını, açık, saydam kamu yönetimi, rüşvetten ve yolsuzluktan uzak bir devlet idaresi mantığıyla, gerekçesiyle getirdik. Öyle mi; öyle.
Peki, ne yaptık sonra; geçenlerde, birkaç ay önce, Kamu İhale Yasasına istisna getirdik, 2,7 trilyonluk ihaleleri kural dışına çıkardık, istisna tuttuk ve yasayı delik deşik ettik.
Şimdi, Kamu İhale Yasasına yeni bir istisna getiriyoruz. Böylelikle, bir reform diye sunulan ve kamuoyuna kabul ettirilen Kamu İhale Yasası parça parça, bölük pörçük yürürlükten kaldırılıyor. Hani var ya, hırsızın hapisten parça parça çıkması gibi, bu da, İhale Yasası da parça parça kayboluyor, gidiyor. Kurallar yok oluyor, istisnalar kural yerine geçiyor. Bu, yanlıştır; demokrasinin, toplumsal ahlakın, ekonominin güçlenmesi, rekabetin korunması için getirilen bir yasanın bu yolla delik deşik edilmesi tümüyle benimsenemeyecek bir yanlıştır; her şeyden önce, girişimcilere, ihaleye girenlere, bu işle uğraşanlara eşit davranılmayacağının bir göstergesidir. Bu nedenle, özellikle vurgulamak isterim ki, eğer bu teklif kabul edilirse, kamuda rüşvet ve yolsuzluk gölgesi biraz daha genişleyecek, biraz daha büyüyecektir. Oysa, böyle bir genişleme, böyle bir büyüme, ne hükümetin vaatleriyle, sözleriyle ne de bizlerin konumuyla bağdaşır bir durumdur.
Samsun Milletvekilimiz Sayın Yeni'nin kanun teklifi vermesi, kuşkusuz, doğal hakkıdır ve yerindedir. Ancak, böyle çetrefil, önemli bir teklifin hükümet tarafından getirilmemesi de, başlıbaşına, bir büyük soru işaretidir. Neden hükümet tasarısı değildir? Bırakalım bunları, Bakanlar Kurulunca getirilemez miydi sorusu, bütün milletvekillerinin sorması gereken en temel sorulardan biridir.
Değerli arkadaşlar, ne yapmak istiyoruz, bir de ona bakalım. Özelleştirme işinin demagojisine, örneklerine girmeyeceğim; ama, deniliyor ki, özelleştirmede görev yapacak danışmanların -iyi dinleyin burayı- tanımı, yapılacak ihale işlerinin yönteminin seçimi, malî ve teknik yeterliliği ve buna ilişkin belgeler, muayene ve kabulle ilgili formaliteleri, blok satış ve halka arzla birlikte sözleşme yapılamaması gibi koşulları -iyi dinleyin- danışman firmalar yerine getiremiyor ve danışmanlık yapıyor...
Değerli arkadaşlar, eğri oturup doğru konuşalım ve birkaç noktaya doğru teşhis koyalım, tanı koyalım. Özelleştirme 1984'te başladı ve o tarihten bu yana, benim bildiğim, özelleştirme danışmanlarının tamamına yakınının çalıştığı firmalar yabancı firmalardır. Morgan Trust dahil, onlarca yabancı danışmanlık firması çalışmıştır. Bunlara -gerekçede de var- 52 500 000 dolar ödenmiştir. Bunların tamamı uluslararası yabancı sermaye şirketleridir.
Şimdi, biz, ne yapıyoruz; bu uluslararası yabancı danışmanlık firmalarına kolaylık sağlıyoruz. Yalnız, bunu yaparken ne yapıyoruz, şunu yapıyoruz: Yine, IMF'nin önerileriyle, uluslararası şirketlerin önerileriyle kabul ettiğimiz Kamu İhale Yasasını delik deşik ediyoruz, onu bir tarafa bırakıyoruz. Kamu İhale Yasası yurt dışından alındı esas olarak. Kamu İhale Yasası, yabancı şirketlerin kendi ülkelerinde uydukları, uymak zorunda oldukları kuralları içeriyor. Şimdi, biz, bu yabancı danışmanlık şirketlerine diyoruz ki, siz, kendi ülkenizde uymak zorunda olduğunuz kurallara, sıra Türkiye'ye gelince, özelleştirme söz konusu olunca uymak zorunda değilsiniz. Siz değerlisiniz; kendi ülkenizde belli kurallarla iş yapacaksınız; ama, iş, sıra Türkiye özelleştirmesine geldiği vakit, biz, size herhangi bir şey sormayacağız; sizi yeterli, yetkili bulacağız; belge, bilgi istemeyeceğiz, bürokrasimizle sizi boğmayacağız; yeter ki, siz, istediğiniz parayı alın ve bu işi yapın.
Değerli arkadaşlar, bu, Türkiye'yi, Türkiye insanını, Türkiye anlayışını, Türkiye yasalarını, Türkiye kavramını küçültmektir, hiçe saymaktır; bu, ancak az gelişmiş bir ülkenin, tümüyle dışa bağlı yönetilen bir ülkenin, tümüyle dışa bağımlı bir ülkenin yapabileceği bir davranıştır, bir tutumdur. Yani, yabancı danışmanlık firmaları kendi ülkelerinde, bizim de kabul ettiğimiz Kamu İhale Yasasına uygun davranmak zorunda kalacaklar; ama, sıra benim ülkeme geldiği zaman, TÜPRAŞ'ı, Sümerbankı, Telekomu, Tekeli ve başkalarını satış için danışmanlık yaparken, kendi ülkelerinde uymak zorunda oldukları kurallara burada uymayacaklar, o imtiyaza, o farklılığa, o ayrıcalığa sahip olacaklar; bunu kabul edemeyiz, bunu kabul etmemeliyiz, bu büyük bir yanlış olur. Bu çelişkiye dikkatinizi çekmek isterim.
Bir başka önemli konu daha var, o da şudur: Deniliyor ki, bu yabancı danışmanlık firmalarının nasıl davranacağı, ne tür işlemler göreceği, 1 inci maddede belirtildiği gibi, çıkarılacak bir yönetmelikle halledilecektir.
Değerli arkadaşlar, böyle önemli bir konuyu, böyle çok ciddî bir konuyu, bunun düzenlenmesini ve bununla ilgili işlemlerin yapılmasını tek başına bir yönetmeliğe bırakmak ve yasalarda gerekli düzenlemeyi yapmamak, bizim, saydam yönetim, açık yönetim, topluma hesap verir yönetim anlayışımızla bağdaştırılabilir mi?
Bu konunun yasada çözülmesi gerekir. Yasada istediğimiz koşulların neler olduğunun -yani "bu danışmanlık firmaları nasıl davranacaklar" sorusunun- çok net, çok açık bir yasa hükmü olarak sergilenmesi gerekirdi. Bu yapılmamıştır, yasa teklifi bu yönüyle de büyük eksikler içermektedir.
Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; özelleştirme konusunda bizim katıldığımız, katılmadığımız yepyeni önerilerle gelebilirsiniz. Burada demogojiye hiç girmek istemiyorum; ama, kamuoyunun hiç benimsemediği bir tutumla "baba baba satarım, alırım satarım" gibi, hiç uygun olmayan davranışlarla KİT'leri satmak isteyebilirsiniz; bunları konuşuruz, bunları tartışırız. Bunun ötesinde, gene bir yasada yaptığımız gibi "fiyatı müşteri belirler" gibi tam bir yanlışla -bunun bilimsel ve uygulamada hiçbir doğru tarafı olamaz- "fiyatı alıcı belirler, satıcı değil" gibi bir mantıkla yaptığımız özelleştirmede neyi, kime danışacağız; niye danışacağız? Mademki, bu bardağın fiyatını, satıcı olarak, halkın adına satıcı olarak ben değil, hükümet değil de alıcı taraf saptayacak, o zaman milyonları döküp danışman tutmanın ne mantığı var, ne anlamı var, ne gereği var? O zaman bu yasanın temel gerekçesi, temel mantığı yok olmuş olmuyor mu?
Değerli arkadaşlar, tekrar edeyim, başa döneyim: Özelleştirme konusunda yasal düzenlemelere gereksinim var; bunu, onsekiz aydır söylüyoruz. Bizim karşı olduklarımız var, stratejik olanlar var, olmayanlar var, bunlar tartışılır; ama, bu konuda yapılacak yasal düzenlemelerin, bölük pörçük, karmakarışık, rasgele, nasıl olduğu belli olmayan bir şekilde yapılmasının -çok saygın, çok değerli Samsun Milletvekilimizin teklifidir, hükümetin tüm üyelerinin imzaladığı bir tasarı değildir- bir tarafından bir şey yapmanın, ne yasa yapma tekniği bakımından, yasal düzenleme bakımından ne de konunun önemi dikkate alındığında geçerli bir tarafı olamaz.
Bu yasa teklifi, kanımca, tümüyle reddedilmeli; hükümetimiz, bunun yerine, özelleştirmeyi bütün yönleriyle dikkate alan, içeren; kendi deneyimlerinden yararlanan; sağlıklı, ekonomiye, topluma, gelişmemize yararlı bir yasal zemine, bir yasal çizgiye oturtmanın gereklerini yerine getirmelidir diye düşünüyorum.
Bu düşüncelerle, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
16 konuşma daha · 27 Nisan 2004