Çalışma saatleri ve konuları hk.
Osmaniye Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Mayıs 2006 · 635 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Necati Uzdil (CHP), 2 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 635 kelime.
Necati Uzdil (CHP, Osmaniye). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 2 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/necati-uzdil-22-2006-05-02-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
NECATİ UZDİL (Osmaniye)Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; Güneydoğu Anadolu Projesindeki olumsuzluklarla ilgili 9.2.2005 tarihinde verdiğimiz araştırma önergesi hakkında bilgi vermek amacıyla söz aldım; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, önergemize konu olan GAP, sadece bölgesel bir proje değil, bir zihniyetin ifadesidir; cumhuriyetimizi kuranların, Mustafa Kemal Atatürk'ün ileri görüşlülüğünün bir göstergesidir; Anadolu'ya, Anadolu insanına verilen değerin, doğal kaynaklarımıza sahip çıkmanın göstergesidir.
Değerli arkadaşlarım, 1936 yılı, genç bir cumhuriyet; Mustafa Kemal Atatürk, Elektrik İşleri Etüt İdaresini kurdurarak, akarsularımızdan elektrik enerjisi üretilmesini gündeme getirmiş, Fırat Havzasını inceletmiştir. 1954 yılında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Türkiye, 26 havzaya ayrılarak çalışmalar sürdürülmüştür. 1977'de Fırat ve Dicle Havzalarına ilişkin projeler birleştirilmiş, Güneydoğu Anadolu Projesi adı altında enerji ve sulama amaçlı bir proje olarak ele alınmıştır. 80'li yıllara geldiğimizde, bugünkü Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa, Siirt ve Şırnak İllerini kapsayan bölgesel kalkınma projesine dönüştürülmüştür.
Bu projeye göre, toplam 22 baraj, 19 hidroelektrik santralı yapılacak, bunlarla birlikte 1,7 milyon hektar tarla suya kavuşacak idi. Sulu tarımla ve tarımsal sanayiyle 3,5-4 milyon insanımıza iş olanağı yaratılacak idi.
Değerli arkadaşlarım, GAP'ta en önemli konu sulu tarımdır. Düne kadar bu çalışmalar büyük ölçüde iki bakanlık tarafından yürütülmüştür. Devlet Su İşleri rezervden, yani barajdan suyu tarlaya getirecekti. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü -tabiî, bir zamanlar Toprak Su Genel Müdürlüğü idi- tarla içi altyapı hizmetlerini yerine getirecekti; bunlardan şu anda sulanan alanlarda en önemlisi drenaj kanalları idi. Araştırma kuruluşları, üniversite, bölgeye uygun bilimsel araştırmalarını yapacak, bitki çeşidi yetiştirme tekniği, hayvancılık açısından ırk, barınak, yetiştirme tekniği açısından gerekli bilimsel çalışmalarını yapacaktı.
Aynı zamanda, bu projenin en önemli örgütlerinden bir tanesi Çiftçi Eğitim Servisi idi. Bu yatırımların en verimli şekilde kullanılması için araştırma sonuçlarını ve sulu tarım tekniklerini çiftçiye aktaracak, onları eğitecekti. Bu eğitime, su tarlaya gelmeden önce başlayacaktı; çünkü, su tarlaya geldiğinde, suyun kullanımı çok büyük önem kazanmaktaydı.
Peki, yapıldı mı bu görevler? Su geldi mi? Drenaj kanalları yapıldı mı? Araştırma sonuçları çiftçiye iletildi mi? Çiftçi gerçekten eğitildi mi? Bu konuları araştırmak, eksikleri, yanlışları Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak belirlemek gerekmez mi sevgili arkadaşlarım?
Güneydoğu Anadolu Projesi, yani, GAP alanına bakalım: 3,2 milyon hektar proje alanı. 1,7 milyon hektar sulanması öngörülen alan. 1,2 milyon hektar, teknik olarak sulanamayan kuru tarım alanı. Ancak, bir de şu rakama bakalım: Bugün sulamaya açılan alan yaklaşık 230 000 hektar. 1,7 milyon hektar, projede öngörülen, sulamaya açılması gereken alan; ama, bugün açılan topu topu 230 000 hektar. Geride kalan sulanabilir topraklar hâlâ su hasretiyle yanıp kavruluyor değerli arkadaşlarım.
Projenin maliyeti 32 milyar dolar olarak hesaplanmış. Bugüne kadar nakdî gerçekleşme yüzde 52. Ancak, sektörel bazda gerçekleşmeye baktığımızda, tarımdaki gerçekleşme yüzde 21'ler civarında.
Değerli arkadaşlarım, sulama deyince, rahmetli hocamı anmadan geçemeyeceğim. Prof. Dr. Osman Tekinel, ziraat fakültesinde kültür teknik hocamızdı. Sulamayı bize o öğretmişti. Onu buradan rahmetle anıyorum.
Değerli arkadaşlarım, "su iki tarafı keskin bir kılıç" derdi hocamız. "Eğer bu kılıcı iyi kullanırsanız, çok büyük yararlar sağlarsınız. Bu kılıcı iyi kullanamazsanız, kullanmayı bilemezseniz, sakatlıklar yaratırsınız; kolunuzu, ayağınızı kesersiniz, güç durumda kalırsınız" derdi. Gördüğüm kadarıyla GAP'ta bu ikincisi olmuş sevgili arkadaşlarım. Tarlalarda çoraklaşma başlamış; bu konuda, Harran Ovasındaki, sulu alandaki çoraklaşmayı arkadaşım size anlatır diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, Şanlıurfa'nın Suruç İlçesi deyince, eskiden akla pamuk gelirdi. Güneydoğu Anadolu'da pamuğu Suruç tanıtmış idi. Ancak, gelin görün ki, bugün Viranşehir'de ne kuyu var ne de GAP kanalıyla getirilmiş sulama suyu var. Viranşehir'de 7 000 tane kuyu var sevgili arkadaşlarım, Kızıltepe'de 4 000 tane kuyu var. Atatürk Barajını görenleriniz bilir, dikkat ederseniz, Atatürk Barajının bir tarafı Şanlıurfa'dır, bir tarafı Adıyaman'dır. Ancak, Adıyaman'da bir dönüm tarla dahi sulanmamaktadır. Orada da binlerce kuyu var sevgili arkadaşlarım.
Kuyu olursa ne olur; değerli arkadaşlarım, kuyu olursa, elektrik girer devreye; kuyu olursa, derin kuyudan su çekmek girer ve çiftçiye 1 dekar sulamanın maliyeti 70 000 000 liraya mal olur sevgili arkadaşlarım. Bu cazibe sulamalarda, projesi uygulanmış yerlerde dekara maliyet 10 000 000 liradır.
Değerli arkadaşlarım, bir de şunu düşünelim…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 2 Mayıs 2006