İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 58. BİRLEŞİM · SALI

Laikliğin anayasaya giriş yıldönümü münasebetiyle ilgili

Necla Arat

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 58. Birleşim · 2. yasama yılı · 5 Şubat 2008 · 523 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Necla Arat (CHP), 5 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: LAİKLİĞİN ANAYASAYA GİRİŞ YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE İLGİLİ); konuşma 523 kelime.

Necla Arat (CHP, İstanbul). “Laikliğin anayasaya giriş yıldönümü münasebetiyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 5 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/necla-arat-23-2008-02-05-laikligin-anayasaya-giris-yildonumu-munasebetiyle-ilgili (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NECLA ARAT (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yetmiş bir yıl önce, 5 Şubat 1937’de laiklik ilkemiz, Kemalizmin diğer ilkeleri ulusalcılık, cumhuriyetçilik, devletçilik, halkçılık ve devrimcilikle birlikte Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na girdi. Laiklik, anayasal ilke olarak benimsendikten sonra, kabul edilen öteki anayasalarımızda da devletin değiştirilemez temel nitelikleri arasında yer aldı.

Hepimizin bildiği gibi, Gazi Mustafa Kemal, bütün dünyayı şaşkına çeviren bir bağımsızlık savaşının ardından, önümüzde ulusça kazanmamız gereken yeni ve daha zorlu bir savaş olduğunu dile getirmişti. Bu savaş, özgür ve bağımsız ulus devleti ve bu devletin yeni insanını, yeni bireyini yaratma savaşı idi. Bu savaş, görkemli bir aydınlanma süreci içerisinde kültür devrimini aşama aşama gerçekleştirerek çağdaş uygarlık düzeyini yakalayana değin sürecekti. İşte, temel bir ilke olarak laiklik, bu toplumsal kültürel projenin dev atılımlarından biri, aynı zamanda ardı ardına gerçekleştirilen devrimler arasındaki güçlü harçtı.

Günümüz AKP İktidarının kendi siyasal bilinçaltını yansıtarak yayınladığı 2008 Ajandası’nda önemli günler arasında yer vermediği hilafetin kaldırılması, şeriye ve evkaf vekâleti ile tekke ve zaviyelerin kapatılmaları, Şapka Devrimi gibi devrimler, Kemalist devrimin aydınlanma sürecinin temeldeki yapı taşları idi. Bu süreç içinde, Kemalist devrim ile şeriat hukukunun egemenliğindeki kapalı toplum yapısından çağdaş ve laik hukukun egemen olduğu yeni ve özgürlükçü bir ortama, kul olan insandan birey olan insana geçiliyordu. İşte bu bağlamda laiklik, din ve siyasetin birbirinden ayrılmasının, dine değil de ulusal egemenliğe dayanan bir toplumsal siyasal düzenin anahtarı oldu. Çünkü laiklik, kutsallaştırılmış gelenek ve kurallar karşısında zamanın gereklerine uyan kurum ve kuralları geliştirmek anlamına gelmekteydi. Laiklik, şeriatçı devlet anlayışına, din devleti anlayışına kesinlikle karşıydı. Zira, ümmet düzeni –hepiniz biliyorsunuz- bireysel ve ulusal birliği baskı altında tutup ikisinin de, dolayısıyla demokrasinin de gerçekleşmesini engellemekteydi. Laiklik, toplum, ulus ve devletin bilim ve akılla yönetilmesi, dinin kişisel ya da siyasal çıkarlara araç kılınmaması, vicdanlardaki kutsal yerini koruması, kısacası din maskesi altında gerici düşüncelere toplumda egemenlik sağlamaya çalışılmaması idi.

İşte bütün bu tanımlamaları göz önünde bulundurduğumuzda değerli milletvekilleri, AKP İktidarının tam da laikliğin kabulünün 71’inci yıl dönümünde MHP’nin desteğiyle hazırladığı türban ile ilgili yeni teklifi, cumhuriyetin temel ilkeleriyle çelişen ve de hesaplaşan, her şeyden önce de laik toplumsal değerlerimizi tehdit eden, yani laikliği hedef alan bir girişim olarak görüyoruz. İktidar, İslam coğrafyasında şeriatçıların en güçlü simgesi olan türbanı Türkiye’de de gündemin ilk maddesi hâline getirerek ve üniversitelerde serbest olmasını sağlamaya çalışarak ekonomik sıkıntıları, işsizliği ve yoksulluğu, yolsuzlukları, laik eğitimdeki yozlaşmayı örtmeye çalışmaktadır.

AKP kadınlar üzerinden dinci politika yapmakta, eşitlik ve temel hak ve özgürlükler ise bu dinci düzenlemenin maskesi olarak rol oynamaktadır. Ne var ki oyun tutmamıştır, bütün Türkiye ayaktadır, çünkü laiklik ve laik hukuk düzeninin, çok eşliliği, çocuk yaşta ve istek dışında evlendirilmeleri ortadan kaldırdığını, kız çocuk ve kadınların mirasta ve yargı önünde eşit olmalarını sağladığını; laiklikle birlikte eğitimde fırsat eşitliğinin kazanıldığını, tüm meslek ve bilim alanlarına kadınların girdiklerini, peçe ve çarşaftan kurtulup özel alandan kamusal alana çıktıklarını bilen milyonlarca kadın, şimdi, çok anlamlı bir şekilde, türbana ve arkasından geleceklere “hayır” demektedir. Bu kadınlar, AKP’nin altı yıllık kuluçkaya yatma döneminin sona erdiğini, yumurtaların birer birer çatlayıp gizli gündemin açığa çıktığını, Anayasa’ya dolaylı bir biçimde dinle ilgili bir düzenleme sokulmaya çalışıldığını ve İslamcı devlet anlayışının her zaman Atatürk ilke ve devrimlerine özgü olan laikliği hedef aldığını çok iyi bilmektedirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

30 konuşma daha · 5 Şubat 2008

30 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook