Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 59. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Şubat 2008 · 521 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Necla Arat (CHP), 6 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.101)); konuşma 521 kelime.
Necla Arat (CHP, İstanbul). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 6 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/necla-arat-23-2008-02-06-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
NECLA ARAT (İstanbul)Evet.
BAŞKANBuyurun Sayın Arat. (CHP sıralarından alkışlar)
NECLA ARAT (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP, MHP ve DTP’nin birlikte destekledikleri Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını istediğimiz önerge lehinde söz almış buluyorum.
Ama, daha önce, AKP kadın milletvekillerinin yaptıkları konuşmalarda birkaç resim çizdiklerini ve bu resimlerden ders almamızı istediklerini görmüş olduğum için ben de izin verirseniz, bir küçük resim yahut sizin hayal edeceğiniz bir resim çizmeyi istiyorum. Aslında yapacağım bu katkı her ne kadar sol gösterip sağ vuruyorsa da Sayın DTP Milletvekiline de bir katkı olacak.
Şöyle bir metin okuyacağım size: Bakın, kızacaksınız, ama kızmadan düşünmemiz lazım üzerinde. Bir soru soruluyor: “Tesettürlü Müslüman kadını, tesettürsüz ve iffetsiz bir kadınla oturup konuşabilir mi?” Yanıtı şöyle: “Tesettürlü bir kadının tesettüre riayet etmeyen bir kadınla oturup gezmesi, İslam’ı anlatıp onu irşat etmek için ise, elindeki bütün imkânları kullanıncaya kadar zaman zaman oturup kalkabilir ve oturup kalkması da lazımdır, yoksa caiz değildir. Bu hüküm yalnız tesettüre riayet etmeyen kadına mahsus değildir. Namaz kılmayan, oruç tutmayan, içki içen kadın da onun gibidir. Böyle bir kadınla tebliğ etmeksizin keyfî oturup kalkmak günahtır.” Şimdi, diyeceksiniz ki: ”Bunlar uydurulan, istisnai şeyler.” Bu metin İzahlı Kadın İlmihali’nden alınmış bir metin ve varoşlardaki kadınlarımıza, Kur'an kurslarındaki kızlarımıza bu bilgiler, ne yazık ki, aşılanıyor.
CHP olarak biz, işte bu yüzden, yükseköğretim kurumlarında dinsel, siyasal bir simge olan türbanın serbest bırakılmasının, bir ayrımcılığın ortadan kaldırılması olmayıp bir ayrımcılığa yer vermek olduğunu, hukuk devleti ve adalet ilkeleri doğrultusunda alınmış olan Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve AİHM kararlarının ihlal edilmesi anlamını taşıdığını düşünüyoruz. Hiçbir kişi, aile, zümre ve sınıfa imtiyaz tanınmayacağını söyleyen bu madde, şimdi bütün dünyada İslamcı hareketin ve din devletinin simgesine dönüştürüldüğü bilinen türbanın taşıyıcısı olan bir gruba veya gruplara, laiklik ilkesine aykırı olarak, bir imtiyaz vermekte kullanılmaktadır.
Sayın milletvekilleri, bu maddeye karşı olmamızın nedeni, türbanın, apaçık bir şekilde Anayasa’mıza aykırı bir akımın simgesi olmasıdır. Bu durum mahkeme kararlarıyla saptanmış olduğu için üniversitelerimizde türban kullanımına getirilen sınırlama, laik, demokratik cumhuriyetin kendini koruma refleksi olup, hakça ve doğaldır. Kanımızca, dinsel inanç, devlet işlerinde etkili ve egemen olmamalıdır. Laikliğin özünü de zaten bu yaklaşım oluşturur. Türbana getirilen sınırlama da kamu düzeninin korunması ve dinin kötüye kullanılmaması içindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın laiklik anlayışı, yapılan düzenlemelerin devlete herhangi bir dinsel kimlik kazandırmamasını gerektirir. Ama türban özgürlüğünü sağlamak üzere Anayasa’ya konulması istenen maddeler, laiklik ilkesini uygulanmaz hâle getireceği için Anayasa’yı ihlal anlamına gelebilecektir. Ayrıca, AİHM’in kararına rağmen tanınmaya çalışılan bu özgürlük, bir Avrupa Birliği normuna karşı gelmek anlamını da taşımaktadır.
Sayın milletvekilleri, bu Anayasa değişikliğine karşıyız, çünkü türban sorunu artık toplumu ikiye bölen, kamu yararını zedeleyen bir hâle gelmiştir. Meclisin bugünkü manzarası, Türkiye'nin bir küçük aynası hâlindedir zaten. Çağdaş yaşam biçiminin güvencesi olan laik sistemimiz yara almıştır ne yazık ki. Demokrasi, biliyorsunuz bir kurumlar ve kurallar rejimidir. Ne var ki hukuk kuralları iktidar tarafından çiğnenmeye çalışıldığı için laik cumhuriyet kurumları ile iktidar arasında da önemli bir ayrışma oluşmuştur. Bu, tehlikeli bir ayrışmadır.
Sayın milletvekilleri, türban sorunu laiklik sorunu olduğu kadar önemli bir kadın sorunudur da. Türbana özgürlüğü savunan kadınların, din devletlerinde kadının içine düştüğü konumu hiç unutmamaları gerekir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
89 konuşma daha · 6 Şubat 2008