İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 48. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)

Nesrin Baytok

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 48. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Ocak 2008 · 853 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nesrin Baytok (CHP), 10 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 853 kelime.

Nesrin Baytok (CHP, Ankara). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 10 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nesrin-baytok-23-2008-01-10-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA NESRİN BAYTOK (Ankara)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; temel ceza kanunlarına uyum amacıyla hazırlanmış kanun tasarısının 271 ile 300’üncü maddeleri arasındaki maddeler hakkında, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, temel kanun olarak ele aldığımız bu çalışmada otuzar maddeyi bir arada konuşuyoruz. İlk soru şu tabii ki: Bu kanunun neresi temel kanun? Aslında adı üzerinde, bir uyum çalışması. Yani daha önce çıkarılmış kanunları eski kanunların ilgili maddelerine uydurmaya çalışıyoruz. Bu arada uyumunu sağlamadığımız bazı kanunlar da uyum sağlayamadan ortadan kalkmış, şimdi ortada yok. Olmayan bir kanun için uyum sağlayıp boşa kürek çekmenin de ötesinde zaman harcıyoruz.

Sayın milletvekilleri, iktidar partisinin Meclisi çalıştırma yöntemi bu kürsüde sıklıkla eleştirilmiştir. Bir iki noktaya ben de değineceğim. Bir kanun hazırlanırken, o kanunun ilgili olduğu bütün diğer kanunları da dikkate alarak hazırlamak gerekmez mi? Temel ceza kanunları hazırlanırken dikkate alınmamış bir çalışma bugün Türkiye Büyük Millet Meclisini günlerce meşgul edecek zaman israfına yol açıyor. Bir işi ele alırken etraflıca bir çalışmayı gerçekleştiremiyor olmak üzüntü verici.

Enine boyuna sağlıklı bir hazırlıktan sonra o konuyu ele almak, bir işi dört başı mamur şekilde gerçekleştirebilmek insanın yetenekleri arasındadır. Ancak, bu yetenekleri iktidar partisinin uygulamalarında göremiyoruz. Biz, ana muhalefet partisi olarak, geçen dönemde de yaşadığımız, bu dönem de aynen devam eden bu uygulamaları uygun bulmuyoruz. Bir kanun yapılırken ilgili bütün kuruluşlar, sivil toplum, konunun uzmanları hep birlikte o yasayla ilgili sorumluluk alabilmelidir. İktidar partisi yasa tekliflerini kapalı devre çalışma yöntemleriyle, “yaptım oldu” tarzındaki yaklaşımlarla, önceden haber vermeden son dakika uygulamalarıyla Parlamento gündemine getirerek Parlamento çalışmalarını sembolik hâle dönüştürmektedir. Oysa, el birliğiyle ortak bir çalışmayı vatandaşların yararına olacak şekilde gerçekleştirebilmemiz gerekir. Ki, ana muhalefet partisi olarak bu konuda son derece yapıcı yaklaşımlar sergilediğimiz ortadadır. İktidar partisine “Acele işe şeytan karışır.” sözünü hatırlatmak isterim. Bu örnekte de zaten öyle olmuş.

Bir uygulama olarak şunu da görüyoruz: Muhalefete söz hakkı bırakmamak için, iktidar partisi milletvekilleri Parlamentodaki milletvekilinin kişisel söz hakkını da kendileri kullanıyor. Bir bakıyorsunuz, söz almış olan iktidar partisi milletvekili bakana ve hükûmete yönelik övgü dolu sözlerle kürsüden iniyor. Amaç grubu bulunmayan bağımsız milletvekillerinin çalışmalarını engellemek mi, onları konuşturmamak mı?

Sağduyulu bir iktidar muhalefeti özellikle konuşturup dinlemek ister. Yararlanabileceği bakış açılarını yakalayabilir. Ancak, Sayın Başbakanın en son bugün muhalefete dönük olarak sarf ettiği sözlere bakacak olursak, bu sözleri boşuna söylüyoruz.

Sayın Başbakan şöyle söylüyor:” Şu anda siyaset yapanlar, bunların içinde Türkiye’nin kalkınmasını istemeyenler var. Dikkat edin, çözüm üretmek diye bir derdi olmayanlar var. Sadece karanlığa tükürüyorlar, karanlığa taş atıyorlar. Bunu böyle bilelim. Onun için de onlara cevap yetiştirmeye çok fazla zaman harcamayalım.”

Zamanı nereye harcıyorsunuz, bu tarz iki kere çalışmak zorunda kalınan, hazırlığı tam yapılmamış yasa tekliflerine. Muhalefeti dinlemeyip, alelacele külüstür kanunlar hazırlamak yerine, ciddi çalışmalar yapılabilir. Şu anda öyle bir kanun görüşüyoruz ki, şimdiye kadar bu Parlamentoda yapılmamış bir garip çalışma olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinde yerini alacak.

Sayın milletvekilleri, bakın, şu anda görüştüğümüz bölümde değişiklik içeren kanun maddeleri içinde neler yok ki: Sıtmanın İmhası Hakkında Kanun’da bazı değişiklikler, Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanun’da bazı değişiklikler, Köy İçme Suları Hakkında Kanun’da bazı değişiklikler, Belediye Kanunu’nda bazı değişiklikler, Harita ve Planlara Ait İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun’da bazı değişiklikler, Yeraltı Suları Hakkında Kanun’da bazı değişiklikler ve son olarak Vergi Usul Kanunu’nda bazı değişiklikler... Seç, beğen, al! Biz, Vergi Usul Kanunu’nu seçtik. Bakalım neyi değiştiriyoruz?

87’nci maddede, takdir, tadilat gibi il komisyonlarında görev yapacak kişilerde bazı nitelikler arıyoruz. Diyoruz ki, iyi ahlak sahibi olmak ve ikamet ettiği veya iş gördüğü muhitin emniyet ve itimadını kazanmış bulunmak. Ayrıca, casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin iflasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, kaçakçılık ve vergi kaçakçılığı suçlarından mahkûm olmamak.

Bu nitelikleri takdir komisyonunda arıyoruz, aramamız da gerekir. Ancak, insanın aklına ister istemez, kendi kendisine af üzerine af çıkarmış Maliye Bakanı geliyor. TÜPRAŞ’ın yüzde 14.75’lik hissesini Ofer ile birlikte nasıl satıp, devleti zarara uğrattığı geliyor. Kuşadası Limanı’nın nasıl da Ofer-Kutman ortaklığına devredilebildiği ve bu işin yasal kılıfı için nasıl da bir gecede torba kanun yöntemi içinde kanun çıkarılıverildiği geliyor. Çocuklarının, “Unakıtan yumurtaları”nı satmalarına yardımcı olmak için Maliye Bakanının gittiği yerlerde nasılda, hangi yumurtayı kullandıklarını sorduğu geliyor.

Eleştiri dozunu artıran vergi mükelleflerine, iş adamlarına, belli medya kuruluşlarına yönelik denetim yetkisini nasıl da tehdit ve şantaj aracı olarak kullandığı geliyor. Bu yüzden medyada hakkındaki hiçbir iddianın nasıl da yer alamadığı geliyor. Şu garip duruma bakın: Maliye Bakanı, kendisine af üzerine af çıkarmamış olsaydı ve Anayasa’da milletvekili dokunulmazlığı bulunmasaydı, açılan davalarda sıradan bir sanık olacaktı. Evrakta sahtekârlık, teşekkül hâlinde kaçakçılık suçlarına muhatap olmuş bir Maliye Bakanından bahsediyoruz. Takdir Komisyonu üyesi için aradığımız nitelikleri hatırlamadan edemiyor insan. Hani şu vergi kaçakçılığı, sahtecilik gibi suçları işlememiş olmak niteliklerini.

Sayın milletvekilleri, ceza yasaları hakkında konuşurken bunları hatırlamamız çok doğal. Yine, ayrıca milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılmasının ne kadar önemli olduğunu hatırlamadan edemiyor insan ve Başbakan, bakan çocuklarını hatırlamadan edemiyor. Suudi Arabistan Kralı’nın, Başbakanın eşine çok değerli mücevherleri hediye edip etmediğini sormadan edemiyor. Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa’nın, aynı kral tarafından eşine hediye edilmiş yüz binlerce dolar değerindeki mücevherin Ekvador halkına ait olduğunu düşündüğü için satıp halkına harcama kararını hatırlamadan edemiyor.

Bu düşüncelerle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

62 konuşma daha · 10 Ocak 2008

62 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook