Belediyelerdeki imarla ilgili teknik personele ilişkin (6/189)
Manisa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 88. Birleşim · 1. yasama yılı · 3 Haziran 2003 · 524 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nuri Çilingir (CHP), 3 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BELEDİYELERDEKİ İMARLA İLGİLİ TEKNİK PERSONELE İLİŞKİN (6/189)); konuşma 524 kelime.
Nuri Çilingir (CHP, Manisa). “Belediyelerdeki imarla ilgili teknik personele ilişkin (6/189)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 3 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nuri-cilingir-22-2003-06-03-belediyelerdeki-imarla-ilgili-teknik-personele-iliskin-6-189 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
NURİ ÇİLİNGİR (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Önergem şuydu: "Belediyelerimizde imar mevzuatını uygulayacak yeterli personel istihdam ediliyor mu? Ülkemizdeki belediyelerin kaç tanesinde inşaat mühendisi çalıştırılıyor? Yapı denetiminin daha sağlıklı olabilmesi için, belediyelere tahsis edilen teknik kadrolarda inşaat mühendisi veya mimar çalıştırmayı teşvik edecek bir tedbiriniz var mı?"
Bu önerge deprem dönemine denk gelmişti; ama, tabiî, cevaplama çok geciktiği için bugüne sarktı; fakat, deprem, Türkiye'nin genel bir gerçeği; o yüzden, bence, güncelliğini devam ettiriyor. Bu konudaki düşüncelerimi ifade etmek istiyorum.
İçişleri Bakanlığımızın denetiminde, belediyelerimizin, imar mevzuatını tam olarak uygulaması gerekiyor; birinci nokta bu. Ülkemizin yüzde 96'sının deprem kuşağında bulunduğu gerçeğini hepimiz biliyoruz; ancak, şu da bilinmelidir ki, çoğu belediyelerimizde imar mevzuatını uygulayacak eleman bulunmamaktadır. Belediyelerimiz kendilerine tahsis edilen teknik kadroları başka amaçlarla kullanmaktadır. Yönetmelikler hazırlanmış, kanunlar çıkarılmış, deprem bölgeleri sınıflandırılmış, kullanılması gereken demir, beton kalitesi tespit edilmiş ve yasal zorunluluk haline getirilmiştir; yani, kanun ve yönetmelik bakımından hiçbir eksiğimiz yoktur. Bu yönetmeliğe uygun yapılan binalarda -Bingöl depreminde olduğu gibi- 6,4 şiddetindeki bir depremde çökme olmaz, can kaybı olmaz; ancak, ufak hasarlar söz konusu olabilir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nasıl oluyor da orta şiddetteki bir depremde dahi yurttaşlarımız enkaz altında can veriyor? Bunun sebeplerini kısaca irdelemek istiyorum.
1- Kontrol mekanizmaları yetersiz veya etkisizdir.
2- Yönetmeliğe uygun malzeme -yani, birinci derece deprem bölgeleri için, beton (BS 20), demir (St 3)- kullanılmamış ya da kötü işçilikle yapılmıştır.
3- Müteahhit bilgili ve yeterli değildir.
4- Projede hata yapılmıştır ya da zemin uygun değildir.
Kanun ve yönetmelikler açısından sorun olmadığına göre aksayan yön nedir; kontrol mühendislerinin yetersizliği mi, baskı altında kalmış olmaları mı, tenzilatların yüksekliği mi? Bunların tümünün araştırılması gerektiğini düşünüyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 29.6.2001 tarihinde kabul edilen 4708 sayılı Yasayla yapı denetim büroları 19 ilde kurulmuş; ancak, yeterli ve işleyen bir mekanizma oluşturulamamıştır. Aynı kanunun 1 inci maddesinde, kamu binaları bu denetimin dışında tutulmuştur; en çok yıkılan binalar da, kamu binalarıdır.
Yeni yapılan yapıların sigortalanmasından vazgeçilmiş, sistem eksik kalmıştır. Türkiye'de inşaat sektöründe her il ve ilçede yetişmiş yeteri kadar teknik eleman vardır. Bu elamanları değerlendiremiyor, uzmanlık alanı inşaat olmayan kişi ve şirketlere müteahhit karnesi veriyoruz; bu yanlıştır. Bayındırlık Bakanlığı, artık, bu yanlış uygulamadan vazgeçmeli ve yeni bir felaketin olması beklenmemelidir.
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun, yaşanan sıkıntılar dikkate alınarak yeniden düzenlenmeli, kamu binaları da bu sistemin içine alınmalıdır. Tecrübeli, birikimli, deneyimli mühendislerin yapı denetimi yapmaları sağlanmalıdır.
Belediyelerimize yeteri kadar inşaat mühendisi kadrosu verilerek, bu kadrolarda mutlaka, inşaat mühendisi çalıştırılması sağlanmalı ve bunlar, aynı zamanda, meslekiçi eğitimden geçirilmelidir.
Üzücü felaketlerin tekrar yaşanmaması için şu önlemlerin de göz önünde bulundurulmasına inanmaktayım: -inşaat mühendisi olan arkadaşlarım beni çok iyi anlayacak; ama, toplumun tümünün anlamasında fayda var diye düşünüyorum- Hurda demirleri eriterek yorulmuş malzemeden inşaat çeliği üretimine son verilmeli ve üretim yapan firmaların üretimlerinin standartlara uygunluğu sürekli denetlenmelidir. Biz, inşaat çeliği almaya gittiğimizde, bu yorgun malzeme kullanıldığından, elimizden hiçbir şey gelmiyor ve kalitesi bozuk malzemeyle karşılaşıyoruz.
Kullanılan betonun her aşamada laboratuvar testleri yapılmalı, inşaatta yeteri kadar korunup korunmadığı kontrol edilmelidir.
Millî Eğitim Bakanlığı, eğer bunu yapma imkânı yoksa ya da İnşaat Mühendisleri Odası, özellikle soğukdemircileri eğitimden geçirmeli ve bunların dışında bilgisiz kişilerin demir bağlamasına engel olunmalıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
14 konuşma daha · 3 Haziran 2003