İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 27. BİRLEŞİM · SALI

İzmit büyükşehir belediyesi su temin projesi (yuvacık barajı ) hk. (10/4 )

Nusret Bayraktar

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 27. Birleşim · 1. yasama yılı · 28 Ocak 2003 · 1.977 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nusret Bayraktar (AK Parti), 28 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İZMİT BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SU TEMİN PROJESİ (YUVACIK BARAJI ) HK. (10/4 )); konuşma 1.977 kelime.

Nusret Bayraktar (AK Parti, İstanbul). “İzmit büyükşehir belediyesi su temin projesi (yuvacık barajı ) hk. (10/4 )”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 28 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nusret-bayraktar-22-2003-01-28-izmit-buyuksehir-belediyesi-su-temin-projesi-yuvacik-baraji-hk-10 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, dün, Tunceli-Pülümür'de meydana gelen 6,5 şiddetindeki depremde hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet, geriye kalanlarına sağlık ve sabırlar dilerken, yaralı olanlara acil şifalar diliyor, bölge halkına ve milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyor; ayrıca, yine, dün, Şırnak'ta terör karşısında şehit olan askerimize de Allah'tan rahmet diliyor, yine, milletimize başsağlığı diliyorum.

Kocaeli Milletvekili Osman Pepe ve 23 arkadaşı olarak, İzmit Büyükşehir Belediyesi İzmit Kentsel ve Endüstriyel Su Temin Projesi ile ilgili iddiaların araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin vermiş olduğumuz önerge hakkında AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; projenin başlangıcı ve tarihçesine bir göz atacak olursak, İzmit Projesi kapsamında bulunan Kirazdere, yani Yuvacık Barajı, ilk kez, 1968 yılında hazırlanan Marmara Havzası İstikşaf Raporunda yer almıştır. Projenin etütlerine 1966 yılında başlanmış ve 1978 yılında tamamlanmıştır. Bakanlar Kurulu, 1972 yılında aldığı 7-5290 sayılı kararıyla, İzmit'e su temin işini, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne vermiştir. Söz konusu kuruluş tarafından, 1982-1983 yıllarında, planlama aşaması olarak, İzmit-Kirazdere Projesi Planlama Raporu yazılmış; daha sonra, baraj arıtma ve isale üniteleri ilave olarak projelendirilmiştir.

İzmit Körfezinin kuzeyinde ve güneyinde yer alan, İzmit, Derince, Yarımca, Değirmendere, Gölcük gibi ana yerleşimlerin 2020 yılına kadar içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının yılda 273 000 000 metreküp olacağı hesaplanmış, bu miktarın 131 000 000 metreküpünün mevcut kaynaklardan, geriye kalan 142 000 000 metreküpünün ise Kirazdere, yani Yuvacık Barajından karşılanması öngörülmüştür.

Devlet Su İşleri, 1982 birim fiyatlarına göre projeyi fiyatlandırmış, tesis bedelini 15 510 000 000, proje bedelini 18 255 000 000, yatırım bedelini ise 22 996 000 000 Türk Lirası olarak tespit etmiştir. 142 000 000 metreküp/yıl kapasiteli tesisin ilk ihalesi, Devlet Su İşleri tarafından 1986 yılında yapılmış ve 2886 sayılı Kanunun 3-b maddesine göre, yapılan ihaleyi GAMA Endüstri Anonim Şirketi kazanmış; bu ihale dahilinde baraj yapımını gerçekleştirmiş ve kesin hakediş raporunun tanzim edildiği 1995 yılında barajın yüzde 80'inin ikmal edildiği belirtilmiştir.

Yukarıda belirtmiş olduğum gibi, Devlet Su İşleri tarafından 1982 yılı birim fiyatlarıyla tespit edilen maliyetleri yap-işlet-devret modeline göre imalat fiyatlarını yeniden tespit ederek güncelleştirme şeklinde baktığımız zaman -baraj tesisatını, dolar cinsinden 1993 yılı birim fiyatına göre, dönüştürme yapıyoruz; çünkü, o dönemlerde yap-işlet-devret modelinin en yoğun bir şekilde gündeme geldiği günlerdi- baraj tesisatı 39 487 000 dolar, içmesuyu tesisleri için 79 209 000 dolar, toplam olarak 118 691 973 dolar olarak tespit edilmiş. Buna göre, Devlet Su İşleri tarafından hesaplanan maliyet, kamulaştırma, proje bedelleri, faiz ve bu gibi giderler ilave edildiği takdirde projenin toplam maliyeti 175 979 775 dolara yükselmektedir.

Baraj için hesaplanan maliyetin yüzde 80'lik kısmı ilgili müteahhit tarafından yapıldığı varsayılırsa, 39 000 000 dolarlık kısmın yüzde 80'i olan 31 589 972 dolarlık kısmı bitmiş, 2886 sayılı Kanuna göre Devlet Su İşleri tarafından yapılan ihale kapsamındaki bu ikmal edilen işin dışında kalan yüzde 20'lik kısım, yani, 7 897 493 dolar harcanarak bitirilmesi gereken projeyle ilgili ilave maliyetlere baktığımız zaman ciddî rakam farklarının gözükmekte olduğunu üzüntüyle görüyoruz.

Yap-işlet-devret modeli çerçevesinde proje için 1993 yılında tespit edilen ilk fiyata ilave olarak 714 893 000 dolarlık fiyatı, proje sözleşmesinin tarihi olan 1995 yılına tekabül edecek şekilde güncelleştirecek olursak, 864 863 000 dolara yükselmiş bulunmaktadır. İnşaat maliyetleri de ayrı ayrı değerlendirmeye alındığı zaman, proje gereği, baraj yapımı için 60 000 000 dolar, boru hatları için 293 000 000 dolar, su tasfiye tesisleri için 146 000 000 dolar, ölçüm kontrolü için 41 000 000 küsur dolar; pompa istasyonu için 25 000 000, proje yönetimi için 4 000 000, işletme mobilizasyonu için 5 milyon 700 küsur, toplam 577 461 000 dolar şeklinde gözükmektedir. Bu inşaatların imalatlarının Gama ve Güriş firmaları tarafından yapıldığı söylenmekte... Bu maliyetlere, kredi faizleri, komisyon giderleri, müşavirlik ve şirket giderleri ve buna benzer imalat farkları eklenerek, toplam proje maliyeti, biraz önce bahsettiğimiz gibi, 864 863 000 dolardır.

Yap-işlet-devret modeline göre anlaşma ile yıllık 142 000 000 metreküp su elde edilmesi ve tesisleri 15 yıl süreyle şirketin kullanması ve elde edilen suyun 1-24 ile 1-50 dolar metreküp fiyatları arasında satılması karara bağlanmıştır. Tesisler faaliyete geçtiğinde yıllık 142 000 000 metreküp temiz su elde edileceği planlanmış, belediye, elde edilen suyun tamamını, şirketten, 1-24 ile 1-50 dolar metreküp/fiyat aralığında alınmasını garanti etmektedir. Bu garanti, tüketim olmasa bile ödeme yapılacağı şeklindedir.

İzmit ve çevresinin, Devlet Su İşleri tarafından hesaplanan su tüketimleri, 1995 yılı için 86 000 000 metreküp, 2000 yılı için 88 000 000 metreküp, 2005 yılı için 91 000 000 metreküp olarak tahmin edilmektedir. Geri kalan suyun İSKİ'ye satılması planlanmış; fakat, İSKİ, su fiyatlarının çok yüksek olması ve su ihtiyacını kendi tesisleriyle karşıladığından bahisle, su almayı reddetmiştir. İSKİ su almayı neden reddetmiş; bu konu çok önemli; çünkü, Yuvacık Barajında üretilecek olan su miktarının İzmit ve çevresi için çok fazla olduğu, aslında, su ihtiyacı çok yüksek olan İstanbul'a suyun satılabileceği düşüncesi bir tüccar mantığıyla güzel bir düşünce. Özellikle, 1986-1994 yılları arasında İstanbul'un su sorunu artarak devam ederken, gerek İstanbul ve İzmit Büyükşehir Belediyeleri gerekse Devlet Su İşleri tarafından çeşitli formüller üzerinde durularak, İstanbul'un su meselesini çözmek üzere çalışmalar yapıldığını bilmekteyiz. O dönemlerde İstanbul, kalitesiz suyu 2+2 dolar -yani, temiz su, artı, atıksuyu- toplam 4 dolar/metreküp fiyata alıyordu. Oysa, bakıyoruz ve biliyoruz ki, dünyanın en pahalı su üreten bölgelerinde bile, Körfez ülkelerinde bile, denizden arıtılarak suyun temin edilebilmesi 1,5 dolar düzeyinde olması gerekirken, 4 dolarlık suyun çok pahalı olduğu düşüncesinden hareketle Melen Projesi, Sapanca Gölünden, Manavgat'tan, denizlerden tankerle, balonla su taşınması, hatta yağmur bombaları gibi çeşitli tedbirlerin alınmakta olduğu o günlerde, İzmit'teki, Yuvacık barajından elde edilecek 100 000 000 metreküp suyun İstanbul'a satılabileceği mantığı doğru olabilir; ama, bu fiyatın ne olacağına baktığımız zaman, İstanbul'a, takriben 4 dolar yerine 1,5 dolar düzeyinde su satışının uygun olacağını ve İzmit'in de para kazanacağını düşünenler, neden, İstanbul İSKİ'nin bu su alım satımından vazgeçtiğini sordukları zaman şunu görüyoruz: Bu pahalı maliyetler karşısında 1994 yılında göreve başlayan Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve yönetimindeki İSKİ, akıllı, bilimsel, çağdaş ve mantıklı anlayışla İstanbul'un su sıkıntısını 2020, hatta 2040 yıllarına kadar halletme imkânını bulmuş, hem de çok çok daha ucuz fiyatlardan. Şu anda, İstanbul'da içilebilir kaliteli suyun, atıksu bedeli dahil, 69 sent olduğunu görürsek, 1,5 dolara mal olan İzmit'teki Yuvacık suyunu almanın mantıksız olduğunu görmemek mümkün değil.

Mukayese ederek örnek vermek istiyorum: Yuvacık'tan İstanbul'a uzaklık yaklaşık 120 kilometre, Melen'den İstanbul'a ise 170 kilometredir. Melen Projesi de gündemdeydi; ama, uzak oluşu ve maliyetinin fazla olacağı düşüncesinden hareketle o projeler gündeme geçirilememiştir. İstanbul'da, yine, üçüncü bir proje arayışı vardı ve o da, Yıldız Dereleri Projesi idi. Yani, Istranca dağlarındaki 12 dereden 7 barajla İstanbul'un su sorununu çözme hususunda da projeler geliştirilmiştir. Istranca dağlarından İstanbul'a mesafenin de, 20 ilâ 200 kilometre civarında olduğunu görüyoruz.

12 dereden 7 adet baraj tesisi nasıl bitirildi; iki yılda bu tesisler nasıl bitirildi? Bunun birkaç sırrını ve rakamlarla mukayesesini yaptıktan sonra, halka, gerçekten -bütçede zorlandığı maliyetlerle- yüksek maliyetlerle paralarının nerelerde, nasıl harcandığı hususunda bir ipucu vermesi açısından önemli olduğunu bildiğimiz şu önerge konusunda gereken araştırmayı yapmamızın faydalı olacağını düşünüyorum.

Başarının asıl sırrının, üç önemli sermayenin mantıklı ve bilinçli kullanılmasından geçmekte olduğunu biliyoruz. Bunların biri, insangücü potansiyelidir. Türkiye'de bu var; ama, zaman zaman değerlendirilememiştir. İkincisi, zaman sermayesidir; geriye dönüşü olmayan zaman, yani, kısa vadede projelerin bitirilmesi hususu çok önemlidir. Üçüncüsü de, para sermayesinin akıllı ve mantıklı kullanılması gerektiği hususudur.

İSKİ, zamanı, insangücünü ve parayı iyi kullandığı için, bakın, 7 barajı iki yıl içerisinde hangi şartlarda, hangi fiyatlarda bitirdiğini göstermek en güzel tablo olacağı kanaatini veriyor bize.

Devlet Su İşleri tarafından, İstanbul'un su sorununun çözümü için Sazlıdere Barajının ihalesi 1991 yılında yapılıyor. Bu, Devlet Su İşleri ile İSKİ arasında bir mukayese, Sazlıdere Barajının kapasitesi 88 750 000 metreküp. İhalenin süresi, 1991'de başladı, 1999 yılında bitirilebildi; 8 yıl. Harcanan para ise, 96 400 000 dolar.

Aynı baraja emsal olabilecek, hatta, biraz daha büyük olan bir barajı, İSKİ, nasıl, kaç liraya, ne kadar sürede bitirdi; bakalım: Bu 7 barajdan biri olan Kazandere Barajı. İhalesi 1995 yılında yapıldı; yani, 30.1.1996'da temeli atıldı. Kapasite 88 000 000 değil, 100 000 000 metreküp, süre 8 yıl değil, 1 yıl, keşif bedeli ise, 96 000 000 dolar değil, sadece 12 000 000 dolar. Aradaki zaman ve fiyat farkını mukayese ettiğiniz zaman rakamlar neleri çağrıştırıyor dikkatlerinize sunuyorum.

Yap-işlet-devret modeliyle İzmit Büyükşehir Belediyesi Yuvacık'ta bir arıtma tesisi yapar. Bu arıtma tesisinin de güncel ve fonksiyonel bir arıtma tesisi olduğunu biliyoruz. Kapasitesi 390 000 metreküp, süre 3 yıl, tesisin bedeli 146 192 000 dolar; ama, 2015 yılına kadar satış garantisi verilerek satılamayan su bedelleri de ödendiği takdirde bu rakamın 250 000 000-300 000 000 doları bulacağını görüyoruz.

Oysa, İSKİ tarafından 1997 yılında İkitelli'de temeli atılan Fatih Sultan Arıtma Tesisinin kapasitesi 390 000 metreküp değil, 410 000 metreküp, süre 3 yıl değil, 1 yıl; harcanan para 146 000 000 dolar artı faiz değil, özsermayeden sadece 32 000 000 dolar. Bunun, aradaki farkı görmek açısından çarpıcı örnek olduğunu düşünüyorum. Keşif bedellerine karşı 5 kat, toplam faiz ve geri ödeme bedeline karşı 20 kat daha fazla ucuz veya diğeri pahalı. İSKİ, bu şartlarda pahalıya mal olmuş suyu Yuvacık'tan alır İstanbul halkına pahalı olarak satar mı?! Bu kadar yüksek maliyetteki suyu İstanbul halkına satmayı uygun bulmayan İSKİ, Yuvacık'tan alınması veyahut satılması düşünülen suyu almaktan vazgeçer. Almaktan vazgeçince Yuvacık'daki su boşa akar ve boş akan suyun karşılığı -devlet hazinesinin vermiş olduğu garanti çerçevesinde- her ay 20 000 000 dolar düzeyinde para ödenir. Bu ödeme 2015 yılına kadar devam edecek, ödenecek toplam bedelin 3,5 ilâ 4 milyar dolar düzeyinde olacağı hesaplanmaktadır.

Ülke ve millet olarak, yolsuzluk ve yoksullukla mücadele konusunda iki siyasî partinin de hassasiyet içerisinde olduğunu biliyoruz. Bugün, dışborcu 120 milyar dolar, içborcu 98 milyar dolar olan ve toplam 218 milyar dolarlık borç batağındaki Türkiye'nin, özellikle dışborç stoklarını eritememesinin arkasında yatan gerçeğin, 2/3'ü kadarı yanlış yatırımlar, yanlış yönetimler, şişirilmiş fiyatlar ve buna benzer yolsuzluklardan dolayı olduğunu görmekteyiz.

Söz konusu Yuvacık Barajı ve tesislerin olumsuzluklarını dile getiren gazete başlıkları ve köşe yazarlarının yıllarca işaret ettiklerine bakılırsa, Türkiye'nin nasıl battığını görmek mümkündür. Zamanımızın azlığı nedeniyle bu gazete kupürlerine bakmıyoruz.

Sayıştay raporlarından da aldığımız bilgilere göre, 32 sayfalık raporun belki bir birkaç cümlesine vaktim elverirse dokunabilirim; ama, vaktimin dolmakta olduğunu gördüğüm için, ben, bu konunun şu anda detayına girmeyeceğim, toparlıyorum.

Yuvacık Barajındaki yanlışlıklar sonucu, Hazinece, bugüne kadar, 738 000 000 dolar eködeme yapılmış. Eğer, anlaşma gereği 2015 yılına kadar, 13 yıl daha söz konusu projenin yanlışlığına katlanılırsa, ayda yaklaşık 20 000 000 dolar ödeyerek bu miktarın toplam olarak çok daha yükseleceğini biraz önce söylemiştim.

İçişleri Bakanlığının ve Sayıştayın vermiş olduğu raporlara göre 1990-2000 yıllarında yapılan proje dışında garanti kapsamlı eködeme, Hazinenin ödediği para 387 000 000 dolar; 2001'de 200 000 000 dolar; 2002'de 142 000 000 dolar; toplam 738 000 000 dolar eködeme. Proje maliyeti de 864 000 000 dolar, genel toplam 1 602 000 000 doları bulmuş oluyor.

Burada, başlıklarla Sayıştay raporları var, geçiyorum, dokunamıyorum, vaktim yok. Başlangıçta 15 510 000 000 Türk Lirasıyla başlayan ve üç yılda bitirilmesinin faydalı olacağı düşünülen bu proje onüç yılda bitirilebilmiş ve 860 000 000 dolar anapara, faizleriyle birlikte 1 500 000 000 doları bulan bir bedel... Aslında, toplam proje bedelini güncelleştirecek olursak, 118 milyar dolara mal olabileceği yerde 1 600 000 000 doları geçmiştir.

Oysa, benzer özelliklere sahip İzmir Tahtalı İçmesuyu Projesinin yatırım maliyeti 115 000 000 dolardır. İSKİ Fatih Sultan Arıtma Tesisi, maliyeti 32 000 000 dolardır. Gerek Sayıştay raporu ve gerekse İçişleri Bakanlığının bu konudaki detay raporları Meclisimize zaman zaman gönderilmektedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yolsuzluklarla mücadelede hassas olan iki siyasî partiden biri, Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidar olmuştur; diğeri, Cumhuriyet Halk Partisi, anamuhalefet partisi olmuştur. Şu anda, ikisi de, aktif olarak, Mecliste, görevde bulunmaktalar. Halkımıza vermiş olduğumuz söz ve halkın beklentilerine cevap olması açısından son derece önemli olduğunu bildiğimiz yolsuzluklarla mücadele konusunda, 7 Ocak 2003 tarihli Genel Kurulda üzerinde durulan ve her iki parti üyeleri tarafından, karşılıklı dayanışma içerisinde mutabakata varılan bu konunun da, araştırma önergesi kapsamında değerlendirileceği umudu içerisindeyim. Hatta, Cumhuriyet Halk Partili sözcünün beyan ettiği gibi, İsmet İnönü'den bahsederken, merhum İnönü'nün "beytülmale dokunanın sonu felaket olur" sözü, aslında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 28 Ocak 2003

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook