İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 75. BİRLEŞİM · SALI

Çalışma saatleri hakkında

Oğuz Oyan

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 75. Birleşim · 1. yasama yılı · 6 Mayıs 2003 · 836 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oğuz Oyan (CHP), 6 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA); konuşma 836 kelime.

Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Çalışma saatleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 6 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-05-06-calisma-saatleri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

OĞUZ OYAN (İzmir)Sayın Başkan, bu uyarıya gerek yoktu. Ben, bir cevap hakkı için gelmedim; burada, şahsım adına, madde üzerinde konuşmaya geldim.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, biz, bu maddeyle ilgili birtakım düzeltmeler yapmaya çalışıyoruz -tabiî, bütünü üzerinde de; bu madde üzerine konuştuğumuz için maddeyi kastediyorum- ama, bunların hiçbirini dikkate almıyorsunuz. Biz, burada altı aydır bir yapıcı muhalefet örneği sergilemeye çalışıyoruz, yani şunu yapıyoruz... (AK Parti sıralarından gürültüler)

Sayın milletvekilleri, eğer dikkat ederseniz, dikkatle dinlerseniz, size, nasıl bir yapıcı muhalefet olduğunu anlatmaya çalışacağım. Bu yapıcı muhalefet, birinci anayasa değişikliğinde sizinle birlikte oy kullandı; sizin Genel Başkanınıza Başbakanlık yolunu açmak için sizinle birlikte oy kullandı. Bu muhalefet, birçok yasada, sırf muhalefet olsun diye negatif oy kullanmadı, olumlu oy kullandı; bazı yasaların birçok maddesinde olumlu oy kullandı. Bizim yapıcı muhalefet anlayışımız budur; ama, uzlaşma tek taraflı olmaz.

Bana şimdi söyleyiniz; altı aydır bizim kaç tane önergemize evet oyu kullandınız, bunu bana bir söyleyiniz. Kaç tane maddede bizim itirazlarımızı kabul ettiniz -hatta, sizin de o itirazları haklı bulduğunuz birçok durum oldu- ve o konudaki hükümet teklifini eleştirip, evet, yasama olarak biz, burada muhalefetle birlikte düşünüyoruz dediniz ya da hükümet, kaç kere muhalefetle bu konuda bir uzlaşma arayışı içerisine girdi, kaç maddede girdi, bunu bana bir söyler misiniz?!

Tek taraflı olmaz değerli arkadaşlarım; yapıcı muhalefet, siz de yapıcı iktidar olacaksınız, başka türlü olmaz. Tek taraflı yapıcılık, tek taraflı uzlaşma çabası olabilir mi?! Bakınız, bu iş yasası tasarısı daha ilk kez komisyonda görüşüldüğünde de biz şunu yapmıştık; bunun birçok maddesine evet oyu kullanabiliriz; ama, bunun 10 küsur maddesi var ki, bunlarda sorunlar sürüyor. Bu sorunları işçi-işveren kesimi de halletmiş değildir. Siz, adaleti temsil ediyorsanız, adaletin kılıcı bir tarafa sapmaz, terazinin kılıcı bir tarafa sapmaz, sizin teraziniz sermaye tarafına sapıyor. Eğer, bizi biraz dinleseniz, biz bu terazinin kılıcını tekrar ortaya, yani, adaletli noktaya getirmenize yardımcı olacağız. Siz diyorsunuz ki "biz yardım istemeyiz, biz taraflıyız." Ee, arkadaşlar o zaman konuşacak bir şey kalmıyor.

Bakın, şimdi bu maddenin kendisinden daha önemli bir önerge veriyorsunuz, bu maddeyi silip atan, hatta, İş Güvencesi Yasasını çöp sepetine atan bir önergeniz var, elimize şimdi geldi. Buradaki "10 veya daha fazla işçi çalıştıran" diye başlayan cümleyi "30 veya daha fazla işçi çalıştıran" diyerek, İş Güvencesi Yasasını çöpe atıyorsunuz. Bu kimin talebi sevgili arkadaşlar?!

1 Mayısta Türkiye İşveren Sendikaları Başkanı, bir heyetle ziyaretimize geldi, AKP Grubunu da ziyaret ettiler; talepleri buydu. Peki, siz kulağınızı sadece işverene mi, sadece sermayeye mi açıyorsunuz, siz sadece sermayenin oyuyla mı iktidar oldunuz?! Siz, esas itibariyle, çalışanların oyuyla iktidar olmadınız mı; ne çabuk unuttunuz. Bu, iktidar olma sorumluluğuna sığıyor mu! Siz, adaleti böyle mi anlıyorsunuz?! İş Güvencesi Yasası, 15 Mart öncesinde işverenin aldığı önlemlerle, zaten, burada belirtilen biçiminden çıkarılmıştır. Yani, belirsiz süreli iş akitleri, belirli süreli iş akitlerine dönüştürülerek, zaten, çalışanlar, en azından bunu yapan, buna tevessül eden işverenlerin olduğu işyerlerinde, bu İş Güvencesi Yasasından doğan haklarından bir bölümü açısından mağdur edilmiştir. Şimdi, siz, bunu 30 kişiye çıkararak şunu yapıyorsunuz, bilmiyorsanız şunu hatırlatayım: Türkiye'de bütün işletmelerin yüzde 95'i, 30 kişinin altında işçi çalıştıran yerlerdir. Yani, siz şimdi ne diyorsunuz burada bu 10'u 30 yaparak, çok basit gibi gözüken mekanizmayla; İş Güvencesi Yasasının Türkiye'de sadece yüzde 5'lik bir işletmede geçerli olmasını kural haline, yasa haline getiriyorsunuz. Bunun ne kadar farkındasınız ya da eğer farkındaysanız, bunu ne kadar savunuyorsunuz veya savunuyorsanız, bu ne kadar sizin adalet anlayışınıza, vicdanınıza sığıyor; bunu merak ediyoruz, size soruyoruz, Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşları adına soruyoruz, Türk Ulusu adına soruyoruz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Oyan.

OĞUZ OYAN (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bunu Türkiye İşveren Sendikaları "gelin, 10'u 30'a çıkaralım" diyor. Aslına bakarsanız, TİSK'e bağlı işveren sendikalarının büyük bölümü, zaten 30'un, 50'nin, 100'ün üzerinde işçi çalıştıran büyük işverenlerdir. Peki, bunu niye bu kadar çok isterler; çünkü, bir kere, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin böyle bir talebi var; bir, daha küçük işyerleri açısından; iki, ama, daha önemlisi şudur: Türkiye'de büyük işverenler de, genellikle, tedarikçi firmalardan daha düşük fiyatla, maliyetle mal tedarik etmek için onların kayıtdışında olması ya da onlardaki iş güvencesinin çok iğreti olması gibi birtakım özellikleri talep eder durumdadırlar; yani, Türkiye'de orta ve büyük işveren sıfatını taşıyanlar dahi, bu kayıtdışı mekanizmadan beslenirler, tedarikçi firmaların bu iğreti statüye girmesi onların da işine gelir; ama, değerli arkadaşlarım, Türkiye acaba bu koşullarla dünyayla rekabet edebilir bir ülke olabilir mi?! Bakınız, artık, bizim en çok mal sattığımız gelişmiş ülkeler, bizim gibi ülkelerde işçi haklarının, iş güvencesinin ne kadar uygulandığının takipçisi olmaya başladılar, bunu bir rekabet zedeleyici olay olarak algılıyorlar. Dolayısıyla, acaba, böyle bir şeyi size IMF ya da başka bir güç, kafanıza vura vura telkin ettiği zaman mı ancak düzelteceksiniz?! Bu, yanlış bir yoldur. Türkiye, bundan sonraki dış rekabet gücünü kazanmak için mutlaka kayıtiçi bir ekonomiye geçmelidir, vasıflı, yüksek nitelikli ve yüksek ücretli bir işgücü üzerinden dünya pazarlarında bir rekabet avantajı elde etmelidir. Aksi takdirde, Türkiye'nin önü hiçbir zaman açık olmayacaktır. Yüzde 50'si zaten kayıtdışında olan bir ekonomide siz, bunu daha da teşvik eden birbiri peşi sıra yasalar getirdikçe, ne yazık ki, bu ülkeyi ileriye değil geriye götürürsünüz. Buna seyirci kalmayacağımızı bir kez daha belirtmek isterim.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

24 konuşma daha · 6 Mayıs 2003

24 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook