İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 58. BİRLEŞİM · SALI

İşsizlik sigortası kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, izmir milletvekili oğuz oyan ve 15 milletvekilinin; 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, malatya milletvekili ferit mevlüt aslanoğlu'nun; 5084 ve 5350 sayılı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, izmir milletvekili harun öztürk ve 11 milletvekilinin; 25.8.1999 tarihli ve 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, ankara milletvekili yılmaz ateş ve 21 milletvekilinin; 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkındaki kanun teklifi, tokat milletvekili reşat doğru'nun; 5084 sayılı yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, istanbul milletvekili sebahat tuncel'in; 5510 sayılı sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, afyon

Oğuz Oyan

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 58. Birleşim · 3. yasama yılı · 17 Şubat 2009 · 2.847 kelime · yaklaşık 14 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oğuz Oyan (CHP), 17 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI, İZMİR MİLLETVEKİLİ OĞUZ OYAN VE 15 MİLLETVEKİLİNİN; 4447 SAYILI İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ, MALATYA MİLLETVEKİLİ FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU'NUN; 5084 VE 5350 SAYILI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ, İZMİR MİLLETVEKİLİ HARUN ÖZTÜRK VE 11 MİLLETVEKİLİNİN; 25.8.1999 TARİHLİ VE 4447 SAYILI İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ, ANKARA MİLLETVEKİLİ YILMAZ ATEŞ VE 21 MİLLETVEKİLİNİN; 4447 SAYILI İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDAKİ KANUN TEKLİFİ, TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN; 5084 SAYILI YATIRIMLARIN VE İSTİHDAMIN TEŞVİKİ İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ, İSTANBUL MİLLETVEKİLİ SEBAHAT TUNCEL'İN; 5510 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ, AFYON); konuşma 2.847 kelime.

Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “İşsizlik sigortası kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, izmir milletvekili oğuz oyan ve 15 milletvekilinin; 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, malatya milletvekili ferit mevlüt aslanoğlu'nun; 5084 ve 5350 sayılı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, izmir milletvekili harun öztürk ve 11 milletvekilinin; 25.8.1999 tarihli ve 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, ankara milletvekili yılmaz ateş ve 21 milletvekilinin; 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkındaki kanun teklifi, tokat milletvekili reşat doğru'nun; 5084 sayılı yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, istanbul milletvekili sebahat tuncel'in; 5510 sayılı sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, afyon”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 17 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-23-2009-02-17-issizlik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce adını okurken beş dakika geçirdiğimiz bir torba kanunu, başka deyişle çorba kanunu konuşmak üzere buradayız, huzurlarınızdayız.

Efendim, bu kanunun adı da değişti zaten, Hükûmetin teklifinde İşsizlik Sigortası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı idi ve buna on tane kanun teklifi -biri de benim- eklenmiş idi. Bu, Komisyonda -haklı olarak aslında- değiştirildi ve şu dendi: Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı. Niye öyle? Çünkü otuz üç madde artı geçici maddelerden oluşan bu torba kanun tasarısının sadece bir maddesi esas itibarıyla işsizlik sigortasıyla -bir tane daha var ama çok önemli değil- ilgili. Dolayısıyla, yani adını tam torba kanun olarak koymakta yarar vardı, yanıltıcı olurdu. Ama şimdi şunu sormak lazım: Yirmi dokuz tane yasada değişiklik yapan bir torba kanunun bir temel yasa olarak getirilmesi gibi bir garabeti niye yaşıyoruz? Yani iki madde hâlinde görüşeceğiz, içinde birbiriyle benzemez otuz altı tane madde var. Böyle bir şey olabilir mi? Yani bunun üzerine herhâlde bu Meclisin düşünmesi gerekir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi Türkiye'nin temel meselesi bugün -dünyanın da aslında çok önemli temel meselesi işsizliktir- işsizliktir, işsizliğe çözüm bulmaktır, istihdamdır. Dolayısıyla, bizim burada bakmamız gereken şey, acaba bu konuda ne getiriyor? Gelen sadece kısa çalışma ödeneği de olarak… O da bir yenilik değil, var olan bir düzenlemenin geliştirilmesi. Peki, işsizlik sigortasıyla ilgili burada birçok kanun teklifi var bu Parlamentonun değerli milletvekillerinin. Onunla ilgili bir iyileştirme -sisteme girişlerin kolaylaştırılması, sistemde kalışın uzaması, işsizlik ödeneğinin yükselmesi- buna ilişkin bir düzenleme var mı? Ne yazık ki yok. Geçen sene şubat ayında benim kanun teklifim reddedilmişti. Şimdi Komisyonda geçen gün görüştük. Sayın Bakan da “Bunun bazı şeyleri dikkate alınabilir.“ dedi. Bekliyoruz. Yani, herhâlde başka bir düzenleme gelecek. Burada en azından bizim önerdiğimiz, teklif ettiğimiz düzenlemeler ortada gözükmüyor.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, İşsizlik Sigortası Kanunu 2000 Haziranında kabul edilmiştir. 2002 Mart ayında da işsizlik sigortası ödemeleri başlamıştır. Yani önce bir biriktirim dönemi, arkasından ödeme dönemi. Peki, marttan itibaren bugüne, yani ocak sonuna kadar geçen toplam yedi yılda, bir ay eksiğiyle toplam yedi yıldır, bu toplam yedi yılda ne kadarlık bir ödeme yapılmış acaba işsizlere diye bakıyorsunuz. Esas amacı işsizler değil mi? 42 katrilyon toplanmış bir fon, ocak itibarıyla. 1,9 katrilyon sadece işsizlere ödenmiş. Yani, fonun sadece yüzde 4,4’ü işsizlere dönük olarak uygulanmış. Bu, çok ilginç bir karşılaştırma. Yani aslında bu fonun işsizler için çalışmadığını… Gerçi ben bunu taa 2000 yılında yazmıştım. Bu fon devletin borçlanmasının, hazinenin uzun vadeli ve kolay yoldan borçlanmasının bir aracı olarak oluşturuluyor diye taa 2000’de ben bunları yazdım. Şimdi bunu siz altı yıllık iktidarınızda bir kez daha, bir kez daha kanıtlayarak geliyorsunuz. Yani hiç olmazsa bir iyileştirme yapmaya, yani bu fonun gerçek amacına uygun çalışmasına dönük bir çaba içinde olmaya niye bu kadar eliniz titriyor, IMF karıştığı için mi? IMF size daha geçen yılın bütçesinde ve bu yılın bütçe görüşmelerinde, aralık ayının son günlerinde IMF’nin görünmez eli geldi, bütçenin yatırımlarını azalttı, tarım desteklerini azalttı. Şimdi de görüyoruz ki her düzenlemede bunu görüyoruz: “İşsizlik sigortasıyla ilgili sakın ha düzenleme yapmayın, o fona dokunmayın, fon devlet borçlanmasına gidecek.”

Bakın, size çok tipik bir başka örnek vereyim: Bu fonun son birkaç yıl itibarıyla sigorta giderleri, yani işsizlik sigortası ödemeleri, işte, 2007’de 324, 2008’de 450 milyon lira -eski deyişle trilyon- işsizlere ödeniyor. 2009 için ne öngörülüyor? 2009 için 569 öngörülüyor. Yani sanki Türkiye krizde değil. Bu nerede bu? Bu, DPT genel ekonomik hedefler ve yatırımlardan söylüyorum. Yani sanki Türkiye krizde değil. 2009 yılında da öyle bir büyük artış, işsizlik ödeneğinde büyük bir artış öngörülmüyor. Yani o işsizler bizim işsizimiz değil, onlar yabanların işsizi, onların bir hakkı yok, yasal hakkı yok. Biz kömür, erzak dağıtalım, işsizlere bir şey vermeyelim. Kanuni haklara hayır, keyfî şeylere evet. Böyle bir şey olur mu? Böyle bir sosyal devlet olur mu? Böyle bir devlet olur mu, bırakın sosyalini.

Peki, ne artıyor? Diğer giderler artıyor. Diğer giderler, mesela 2006-2007’de 80 milyon lira civarında olan diğer giderler birdenbire 2008’den itibaren arttı. 2008’de 1.516 yani 1 milyar 516 milyon Yeni Türk Lirası. Niye 2008’de böyle? Çünkü 2008’de fonun faiz gelirinin yüzde 10’unu GAP’a aktarmaya başladık. Tamam, GAP’a aktarılsın da kardeşim, GAP’a aktarılan kadar işsiz ödeneği niye yok? Yani niçin işsiz ödeneği 2008’de 450 milyon lira da, GAP’a aktarmalar dolayısıyla o şişen diğer giderler 1,5 katrilyon ya da 1 milyar 516 milyon lira? Yani niye 3 katı? 2009’a bakıyorsunuz, 5 katına çıkması öngörülüyor. Yani 2009’da daha da kötü olacak.

Bizim gözümüz onda da değil. Diyoruz ki… Veya bunun yüzde 95’ini devlet borçlanma için kullanıyor. Bırakın, açın şu yolu. Hani, şeyler çok şeye bağlıysa, yani bu fonun elindeki devlet hazine kâğıtları, devlet iç borçlanma senetlerini devletin ödeyip fonu rahat bırakması mümkün değilse -çünkü piyasadan borçlanacak, daha yüksek faiz- o zaman fona yeni girişleri bari serbest bırakın. Fona yeni girişler var, her ay yeni girişler var. Şimdi, öncekine bari bir set çekin, ondan sonrasını gerçek amacına uygun olarak kullanmaya gayret edin. Ne yazık ki bunlar yok.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, yani, biz… Sayın Bakan da burada. Yani krize, işsizliğe karşı ciddi bir önlem olamadığını görüyoruz. Bunun bir başka rakamını daha vereyim: En son kasım itibarıyla -üç aylık ortalamalar- işsizlik rakamları açıklandı, 2 milyon 995 bin işsize çıktı işsiz sayısı. Hızlı bir şekilde yükseliyor ki bu resmî işsiz. Aslında buna çalışmaya hazır 1 milyon 968 bin kişiyi katarsanız İstatistik Enstitüsü rakamlarıyla -yani işbaşı yapmaya hazır, iş bulursa hazır olanları. İşsizim demiyor ama işbaşı yapmaya hazır- tam 4 milyon 963 bin işsiziniz kasım itibarıyla var. Peki, kasım ayında işsizlik sigortasından kaç kişiye ödeme yapmışız? 165 bin kişiye. Nerede 165, nerede 2 milyon 995, nerede 4 milyon 963? Kıyas kabul etmiyor. Yani, resmî işsizlik rakamına kıyasla yüzde 5,5; işsizlerin sadece yüzde 5,5’u faydalanıyor. Diyeceksiniz ki: ”Bunların bir bölümü kayıt dışı da ondan.” Ee, gelin kayıtlı işçiye başvurun, kayıtlı işçiye oranlayın. Kayıtlı işçiye oranlayın, 1 milyonu aştı ocak ayında, 1 milyon 79 bin kayıtlı işsiz, ona oranlayın. Gene çok düşük bir noktadasınız.

Sayın Bakan, değerli Hükûmet temsilcileri; bu konu artık ihmal edilebilir bir durum değildir. Bu konu bir kırmızı çizgidir. Yani bu krizi ciddiye alıyor musunuz? Siz halkı ciddiye alıyor musunuz, siz vatandaşlarınızı ciddiye alıyor musunuz, siz işsizi ciddiye alıyor musunuz? İnsanları insan yerine koyuyor musunuz? Bu onun çizgisidir.

Değerli arkadaşlarım, tabii, bu arada şunu da… Bu 2000 krizinden farklı. 2000 krizinde hem kısa süren bir “V” tipi kriz söz konusuydu hem de o zaman henüz kamu iktisadi teşebbüsleri sistemde hâlâ önemli, hâkim pozisyonları vardı birçok bakımdan. Şimdi kamu iktisadi teşebbüslerini bütün bu dönem boyunca elden çıkardınız büyük ölçüde. Dolayısıyla elinizde supap yok, elinizde supap yok. Onlar bu tür dönemlerde, kamu iktisadi teşebbüsleri, işçi çıkarmayarak işsizliğin yükselmesine karşı bir fren görevi görüyorlardı. Şimdi elinizde bu fren de yok, bunu dikkate alın ve uzun süreli bir işsizlik ve kriz dönemine giriyoruz. Dolayısıyla, elinizde hangi araçlar var, doğrusu merak ediyorum. Ha, şimdi bir araç getiriyorsunuz. O araç nedir? Kısa çalışma ödeneği. Kısa çalışma ödeneği nedir? Yani burada, tabii, vaktim yok ama kısacası, bu, var olan bir şeydi. Bu, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun zaten içinde olan bir madde değil ama uygulanamaz bir madde değil. Niye uygulanamazdı? Çünkü şöyle bir şeyi vardı, özel bir durum: Yani iş yerinin geçici olarak bir şey olması, faaliyetlerini azaltması, çalışma sürelerini azaltması veya iş yerini kısmen veya tamamen belli bir süre durdurması. En az dört hafta olursa geçerli ve üç aya kadar da bu durumdaki işletmelere oradaki zor duruma düşen işçiler için bir telafi mekanizması çalışıyor. Üç ayı aşamayan bir şey…

Şimdi, burada bir iyileştirme yapıyorsunuz. Ee, güzel… Yani iyileştirme yani üç ayı altı aya çıkarıyorsunuz. Güzel, tamam... En azından… Ama niye bir sene değil? Yani bu işsizlik döneminde niye bir sene değil? Peki, niye çalışmıyordu sistem?

Bakın, size rakam vereyim: Sayın Bakan, 2008 yılında müteaddit defa, defalarca işverenleri şeye çağırdınız: “Ey işverenler, işçinizi çıkarmayın, kısa çalışma ödeneğinden yararlanın.” dediniz. Kaç kişi başvurmuş?

Bakın, ben size bu kısa çalışma ödeneğinden yararlananların sayısını vereyim: 2005 yılında 21 kişi, 2006’da 217 kişi, 2007’de 40 kişi, 2008’de sıfır kişi. Yani Sayın Bakanın en çok çağrı yaptığı 2008 yılında 1 kişi bile yararlanmamış kısa çalışma ödeneğinden. Tabii, belki şunu diyebilirsiniz: 2008’in son aylarındaki başvurular 2009’a kalmış oluyor. Nitekim 2009’da 651 kişi, ocak ayında sadece görüyoruz. Ama neyi açıklar? 651’le neyi kurtarırsınız? Biz, burada yüz binlerden bahsediyoruz, milyonlardan bahsediyoruz Sayın Bakan. Dolayısıyla, burada, şimdi sizin getireceğiniz şey gerçekten derde deva olacak bir şey mi yani üç ayı altı aya çıkarmak? Ha, bir de bunu sadece 2009 yılı için getiriyorsunuz yani lütfediyorsunuz. Ondan sonra sanki 2009’da kriz bitecek ve sanki kriz bitse dahi bu kısa çalışma ödeneği denilen uygulanamaz mekanizma çok iyiymiş gibi tekrar geriye döneceğiz. Ee, uygulanamıyor… Yani 10 kişi, 20 kişinin yararlandığı bir şeye “Var.” denilebilir mi? O hâlde niye sadece 2009 için, bunu anlamak mümkün değil.

Kaldı ki bakın, mevcut, daha henüz değişmemiş uygulamada şu vardır: Kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden düşülür. Yani düşünün, birisi, kısa çalışma ödeneğinden yararlandı bir işçi, döndü tekrar iş yerinde çalıştı ama üç ay sonra iş yeri tamamen kapandı; işsizlik sigortasına başvuruyor; diyorlar ki: “Sen üç ay yararlandın, altı aylık işsizlik sigortan var, o altı aydan üç ayı düşerim.” Ya bu kadar… Yani ilave bir hak değil, var olan hakkın üzerinden çalışan bir sistem. Böyle bir şey olabilir mi?

Bunu şimdi değiştiriyorsunuz, güzel. Diyorsunuz ki yeni düzenlemede: “Kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden düşülmez.” Güzel. Ee, niye sadece 2009’da? Niye sadece 2009’da? Niye devamlı değil? Yani bu kısa çalışma ödeneği bir sistem olarak olacak mı, olmayacak mı; karar verin. Eğer olmayacak diyorsanız, eski sistemi devam ettirin, ona dönün gene.

Dolayısıyla bu ciddi bir düzenleme değil. Yani, burada, bir kere zaten paralellik sağlamak açısından, işsizlik sigortası ödemeleri altı aydan başlıyor, altı ay, sekiz ay, on ay. Dolayısıyla onunla paralellik sağlamanız lazım. Kaldı ki, işsizlik sigortasında bu ödeme sürelerini… Benim önerim de odur. Şurada da var, bu elinizdeki sıra sayısında. Bu sıra sayısı elinize ne yazık ki yirmi dört saat önce bile geçmedi ancak bugün basıldı. Benim elime bile on ikide geçti. Bunu okuma fırsatı bulamamıştır sayın milletvekilleri. Ama burada benim teklifim de var. Ben neyi öneriyorum? Altı, sekiz, on ay için değil, sekiz, on, on iki ay için ödensin işsizlik sigortası. Sisteme girişlerde en az altı yüz gün son üç yılda çalışmış olmak koşulu, son iki yılda üç yüz güne, son yüz yirmi gün yani dört aydır kesintisiz çalışmada gelin bunu altmış gün yapalım. Bu şartları getirin ki sisteme giriş kolaylaşsın yani gerçekten sistem çalışsın.

İkincisi, “asgari ücretin yarısıyla tamamı arasında” diyorsunuz işsizlik sigortasında. Gelin bunu asgari ücretin dörtte 3’üyle 3 katı deyin çünkü asgari ücretin 5 katı üzerinden matrahtan alıyorsunuz siz bu işsizlik sigortası ödentisini.

Ha, şimdi, bir de, bu kısa çalışma ödeneğini de yüzde 50 artırıyorsunuz çünkü bu da aynen işsizlik sigortasının uygulamasına tabiydi. Yani ancak sistem içinde işsizlik sigortası koşullarından yararlanabilir olanlar kısa çalışma ödeneğinden yararlanıyor. Yüzde 50 artırıyorsunuz işsizlik sigortasındaki yani “yüzde 50 zamlı uygulanır.” Niye işsizlik sigortasını yüzde 50 zamlı uygulamıyorsunuz? Neden korkuyorsunuz? Yani fondaki kaynaklar gerçek sahibine gidecek diye mi korkuyorsunuz? Korkmayın. Gerçek sahibi, onlar hak sahibi. Aslında hak sahiplerinin de bu haklarını, biraz daha, tabii, özellikle sendikal dünyanın daha ciddi bir şekilde takip etmesi lazım.

Değerli arkadaşlarım, ben bu işsizlik sigortası ya da kısa çalışma ödeneğinin, bütün bunların istihdam konusuna ve işsizliğe bir çözüm olamayacağını düşünüyorum. Burada gerek işsizlik sigortası fonunun düzenlenmesi gerek kamu yatırımları artışı üzerinden istihdam yaratılması gerekse tarım destekleri üzerinden tarımda yeni işsizlik dalgalarının ortaya çıkmamasının sağlanması gerektiğini düşünüyorum ve IMF talepleriyle bu tür güdük birtakım tasarıları “büyük önlemler, büyük araçlar getiriyoruz sisteme” diye, lütfen, bunu bize hiç olmazsa bu şekilde pazarlamayın. Milletvekillerinin aklıyla alay etmeyin.

Değerli arkadaşlarım, şimdi elbette bu kanunun başka düzenlemeleri de var. Değerli arkadaşlarım bu konularda görüşecekler. Madde 2’de hukuka aykırı düzenleme yapıyorsunuz. Bu tasarının 2’nci maddesinde sağlık hizmetleri sunucularına kırk beş, doksan günlük sürelerde yapılan ödemeler süresini uzatıyorsunuz. Bunu, kırk beş günü, altmış güne çıkarıyorsunuz. Altmış güne çıkarmakla kalmıyorsunuz “ödemeyi izleyen ayın yarısına kadar, on beşinci gününe kadar” diyorsunuz. Yani eğer hizmet sunan, bu hizmeti bu ayın, diyelim şubatın 1’inde sunduysa, o, kasımın 15’ine kadar gidiyor. Yani kırkbeş gün daha; altmış gün, o süre çalışmaya başladığı andan itibaren altmış gün, bir de bu kırk beş günü ekleyin, yüz beş güne çıkan… Yani sizin derdiniz eczacıları mı batırmak, sizin derdiniz birtakım hastaneleri mi batırmak, onun yerine özel zincirler kurulmasını mı istemek? Eğer o ise çok güzel, çok doğru bir yoldasınız! Eğer derdiniz buysa, Türkiye’de bu mevcut iflas eden esnafın arasına bir de eczacıları katmak istiyorsanız, bir de hastaneleri katmak istiyorsanız vallahi bundan iyisi düşünülemezdi! Sizi tebrik ederim!

Diğer maddelere tek tek giremeyeceğim, çünkü sürem sınırlı. Ama birkaç şeyi söyleyeyim. Şimdi, bazı düzenlemeler var ki belki normal zamanda olağan karşılanabilir. Madde 8’de gelir vergisi tevkifatıyla ilgili… 10 kişiden az işçi ya da eleman çalıştıran veya hiç çalıştırmayanların aslında üç ayda bir beyan vermeleri, muhtasar vermeleri mümkündü. Siz şimdi bunu Bakanlar Kuruluna verilen yetkiyle aslında bir aya çekiyorsunuz. Burada yazmıyorsunuz ama onu herkes biliyor. Şimdi, bunu çekmek normal zamanlarda olabilirdi, kamu gelirlerini artırmak, girişleri hızlandırmak. Peki, kriz döneminde böyle bir fikir nasıl aklınıza geliyor? IMF mi söylüyor bunu size? Nereden aklınıza geliyor bu? Yani millet, esnaf perişan. “Normal dönemde üç ayda verebildiğini kriz döneminde bir ayda ver.” diyorsun. Yani ümüğü sıkmak bu değilse nedir Sayın Bakan? Bu ümük sıkma değilse nedir? Bu IMF parmağı değilse nedir? Bana anlatın.

Yani bu arada krizle ilgili başka bir iki önleminiz var gibi gözüküyor, işte bu kısa çalışma ödeneği gibi güdük şeyler. Bunların bazıları da çıkmış, ilk gelen Hükûmet tasarısında var olan bazı şeyler burada yok. Ama yani bu arada mesela biz burada o kadar söyledik “Bu yatırım indirimlerini kaldırmayın.” diye. Şimdi bu defa “yatırımlara katkı oranı” diye 9’uncu maddede yeni düzenlemeler getiriyorsunuz. Peki, ama yani burada hangi yatırımlar, hangi kriterlere göre ekonomik gelişmişlik kat sayıları… Şimdi, burada ekonomik gelişmişlik düzeyi, illeri gruplandırmaya ve gruplar itibarıyla teşvik edilecek sektörleri ve yatırım ve istihdam büyüklüğünü belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Yani biz burada gayrimamul bir tasarı yapıyoruz, mamul hâline getirmek Bakanlar Kurulu… Ne olacağını, ne çıkacağını, hangi ilin hangi gruba gireceğini buradaki milletvekilinin bilmeye hakkı yok değerli arkadaşlarım, sizin hakkınız yok. Çünkü siz aslında yasama organısınız ama yetkileriniz yürütmeye devredilmiş. Bunu bilmiyorsanız bugüne kadar, bu tasarıyla bir kez daha görün. Hangi il… Burada birçok ilden arkadaşlar var. Biraz önce bana soruyor bir arkadaşım “Benim ilim giriyor mu, girmiyor mu?” diye. Ne bileyim, onu Bakanlar Kurulu bilecek. Böyle bir şey olabilir mi? Yani burada da tabii keyfî bir şey var. Yatırımın yüzde 25 ila 45’i arasında kalmak üzere yatırıma katkı oranını belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkili. Yani biz burada verilen teşvikin miktarını, oranını falan Bakanlar Kuruluna bırakıyoruz. Bu ne biçim şeydir? Bu, keyfî uygulamaya açıktır. Kaldı ki tabii, kurumlar vergisi oranını da yüzde 90’a kadar indirimli uygulatmaya Bakanlar Kurulu yetkili. Kurumlar vergisi yüzde 90’a kadar yani kimine yüzde 45, kimine yüzde 50, kimine yüzde 90 mı olacak, nasıl olacak? Yani ben bunun arka planını tam göremiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir de, tabii çok ilginç, kurumlar vergisinde düzenleme yaparken “gelir vergisi mükellefleri hakkında da uygulanır” diye bunun altında bir şey var. Bu da doğrusu oldukça ilginç bir düzenleme maliye literatürü açısından.

Şimdi bir başka düzenleme bu şeyde, dar mükelleflere kurumlar vergisi avantajı. Yani Türkiye’de mukim olmayan birtakım kurumlar vergisi mükelleflerine yani aslında portföy yönetim şirketlerine önemli bir kurumlar vergisi avantajı getiriliyor. Herhâlde burada da sermaye çıkışlarının önlenmesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OĞUZ OYAN (Devamla)Sayın Başkan, biraz uzun süre verirseniz…

BAŞKANBuyurun Sayın Oyan.

OĞUZ OYAN (Devamla)Yani böyle bir niyet var herhâlde ama bunlardan daha önemli birtakım düzenlemeler olduğunu da söyleyebiliriz. Örneğin KDV’de, katma değer vergisinde iadeler izleyen yıla bırakılıyor yeni düzenlemede yani bu da gelir artırıcı bir düzenleme ve talep edilme koşuluna bağlanılıyor. Eğer öyleyse, demek ki siz kriz ortamında vergi indirimleriyle falan işleri kolaylaştırmak değil, tam tersine, IMF’nin de tam istediği gibi “Vergileri artırın, harcamaları azaltın.” politikasını bir şekilde uyguluyor gözüküyorsunuz.

Yani bu arada tabii madde 13, millî piyango ve diğer şans oyunlarının özelleştirme işlemlerinin KDV’den müstesna kılınması falan, bunları geçiyorum.

Keza, madde 14 ve 15’te çok ilginç bir şey var yani kablosuz ve mobil İnternet hizmetlerinde, diğer telekomünikasyon şeyinde vergiler, ÖTV’ler düşüyor. İyi ama 2006 yılında Yüksek Planlama Kurulunun kararı var, on sekiz ayda bu verginin kaldırılacağı taahhüt edilmiş bizzat Yüksek Planlama Kurulu tarafından. Ee, nerede? Dolayısıyla buna da uygun bir düzenleme değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OĞUZ OYAN (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.

Efendim, bir de tabii çok ilginç şeyler var, madde 23, organize sanayi bölgeleri, bunlarla ilgili, bunların üzerinde bulunduğu gayrimenkuller, taşınmazlar… “Hazinece dava açılmaz, açılırsa davalardan vazgeçilir. Davalar sonucunda bu taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına ve özel sicile yazılmasına dair verilen ve kesinleşen mahkeme kararları uygulanmaz veya bu uygulanmışsa şerhler terkin edilir.” Yani, güzel, burada teşvik verilebilir ama yani burada bir şeyde, dava süreci içinde yargının karara bağladığı şeylere müdahale edip bu şerhleri terkin etmeye kadar giden ilginç bir yasama-yargı kargaşası görülüyor.

Bir başka, 28’inci madde: Ekonomi Koordinasyon Kurulu kuruluyor. Ekonomi Koordinasyon Kurulunu niye kuruyorsunuz? Zaten, bir Yüksek Planlama Kurulunuz var, bir Ekonomik Sosyal Konsey var, çalıştırmıyorsunuz; bilmem, Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu… Ya Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulunu kaldırın, kuracaksanız illa bunu DPT’ye bağlayın, DPT bu işi götürsün ya da çok yeni kurullarla ortalığı karıştırmayın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OĞUZ OYAN (Devamla)Sayın Başkan, bitiriyorum. Çok önemli, hemen şu iki şeyi söyleyeyim…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

43 konuşma daha · 17 Şubat 2009

43 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook