İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 86. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

190 sayılı genel kadro ve usulü hakkında khk.nin eki cevt.sağlık bak.bölümünde değ.yap.hak.

Ömer Özyılmaz

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 86. Birleşim · 1. yasama yılı · 28 Mayıs 2003 · 903 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ömer Özyılmaz (AK Parti), 28 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 190 SAYILI GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KHK.NİN EKİ CEVT.SAĞLIK BAK.BÖLÜMÜNDE DEĞ.YAP.HAK.); konuşma 903 kelime.

Ömer Özyılmaz (AK Parti, Erzurum). “190 sayılı genel kadro ve usulü hakkında khk.nin eki cevt.sağlık bak.bölümünde değ.yap.hak”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 28 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-ozyilmaz-22-2003-05-28-190-sayili-genel-kadro-ve-usulu-hakkinda-khk-nin-eki-cevt-saglik-bak-b (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum)- Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Sağlık Bakanlığıyla ilgili getirilmiş bulunan kadro kanunu tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Sağlık, herkesin birinci derecede ilgilendiği, üzerinde durduğu önemli bir konudur; bunu hepimiz biliyoruz. Ülkemizin de, tıpkı eğitimle ve adaletle ilgili olduğu gibi, sağlıkla ilgili de pek çok problemi, pek çok sorunu vardır. Bu sorunlar bugüne kadar çözülmeye çalışılmıştır; ama, maalesef, bugün bulunduğumuz nokta hiç de bize yakışmayan bir noktadır. Ülkemizdeki sağlık problemlerini, sıkıntılarını burada anlatmaya gerek görmüyorum; gerek biz gerekse halkımız bunu yakından biliyoruz. Bu problemlerin aşılmasıyla ilgili olarak, bir gözlemci sıfatıyla, sisteme yönelik düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde hızlı bir nüfus artışı vardır. Bu nüfus artışı, elbette, bir yönüyle bizim için avantajdır ve büyük bir nimettir; ama, bir başka yönüyle de baktığımızda, pek çok sıkıntılar getirmektedir. Bu sıkıntıları aşmak için, yeni yeni çareler, tedbirler aramak mecburiyetindeyiz.

Sağlıkta da sıkıntıları aşmanın, bana göre, birinci derecede üzerinde durulması gereken yönü, sisteme ait yönüdür, sistem konusudur. Bugüne kadar yapılanlar sisteme yönelik ve radikal birtakım tedbirler olmadığı için, arzu edilen sonuçları vermemiştir; böyle giderse, yine vermeyeceği endişesindeyim; dolayısıyla, sisteme yönelik ciddî çalışmaların yapılması gerektiği kanaatindeyim.

Tabiî, bugüne kadarki tecrübelerimizden de yararlanarak, ama, çağdaş bir anlayışla, çağdaş bir yaklaşımla sağlık sistemine yönelmek gerektiği kanaatindeyim. Bu çerçevede, ilkönce, sağlık mevzuatı yenilenmeli, gerekli değişiklikler yapılmalı ve çerçeve bir sağlık kanunu çıkarılmalıdır. Sağlık Bakanlığı teşkilat kanunu ve genel sağlık sigortası kanunu yürürlüğe konulmalıdır. Sağlık Bakanlığının -merkez teşkilatı kastediyorum- görev ve hizmetleri yeniden tanımlanmalıdır. Bu çerçevede, Bakanlık merkez örgütü şu görevleri üstlenmelidir:

Birincisi, ulusal sağlık politikalarını ve sağlık standartlarını belirlemekle işe başlamak gerekir; çünkü, maalesef, bizim, ciddî, tutarlı ve bütünlük içerisinde bir sağlık politikamız yoktur.

İkincisi, merkez örgütünün görevi, genel koordinasyonu ve denetimi sağlamak, uygulamada birlik ve beraberliği gerçekleştirmek olmalıdır.

Üçüncüsü, bakanlık, kendi taşra örgütü aracılığıyla halk sağlığını, aile planlaması ve okul sağlığını gerçekleştirmeli; tabiî, bunların başında da, kamu hizmeti olarak, koruyucu sağlık-hekimlik görevlerini gerçekleştirmelidir.

Bir diğer önemli husus, Sağlık Bakanlığı, yumuşak bir geçişle -ani kararla olmaz bu, mümkün de değil zaten- hem hizmeti sunan hem de hizmet almaya yönelen bir yapıya bürünmelidir ve giderek, bu, ikinciye doğru, daha da artmalıdır.

Değerli arkadaşlar, sağlık hizmetlerinin yeniden yapılandırılmasında yerelleştirmeye büyük önem verilmelidir. Sağlık problemleri, sağlık harcamaları ve sağlık yönetimi yerinden değerlendirilmeli ve problemler yerinde çözülmek üzere, gerekli tedbirler alınmalıdır.

Bir diğer önemli husus, hizmetin daha aktif, ekonomik, insancıl ve verimli hale gelebilmesi için özelleştirmeye gidilmelidir. Sağlıkta özelleştirme nasıl olur diye, elbette, aklımıza gelebilir. Değerli arkadaşlar, şunu hepimiz çok iyi biliyoruz: Ülkemizin bugün içinde bulunduğu bu ekonomik sıkıntılar çerçevesinde baktığımızda, tamamen, kamu harcamalarıyla ya da kamu kaynaklarıyla bugünki sağlık sorunlarımızı çözmemizin mümkün olmadığını hepimiz görüyoruz. Bugün, bütçeler hazırlanırken, bakanlarımızın, zorluklar içerisinde biraz daha bütçesini artırmak için nasıl çalıştığını hepimiz biliyoruz; ama, kamu kaynaklarının kıtlığını da biliyoruz. Dolayısıyla, dünyada, hem kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması, daha adil dağılımı ve servetin geniş kitlelere yayılmasını sağlamak ve sağlık hizmetinde daha kaliteli bir duruma ulaşabilmek için, dünya çapında özelleştirme hareketleri yapılmaktadır. Biz de, ülke olarak, sürekli bunu konuşuruz; ama, bu manada, henüz, epeyce bir mesafe aldığımızı söyleyemeyiz. Bu çerçevede, bendenizin bazı teklifleri olacak. Tabiî, bunlar, tartışmaya açık tekliflerdir; ama, üzerinde durulması gerektiği kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlar, bunlardan birincisi: Bugün, özellikle, büyük illerimizde şehir merkezlerinde öyle hastaneler vardır ki, bu hastaneler elbette güzel hizmetler veriyorlar; ama, bu hastanelerin yerlerinin bulundukları şehirdeki kıymeti -dikkat buyurun, sözümü yanlış anlamayın- eğer o hastane satılıp bir başka yerde yapılsa, onun gibi on tane hastane eder. Konuya bu manada, bu şekilde yaklaşmanın yararlı olacağı kanaatindeyim.

İkincisi: Özellikle büyük şehirlerde bazı hastaneler vardır ki, marka haline gelmişlerdir. Buralarda çok güzel hizmetler yapılmaktadır. Bunların, belli bir sistemle, belli bir çağdaş anlayışla özelleştirilmesi, özel sektöre devredilmesi sonucu oradan elde edilecek gelirlerle, ülkenin değişik illerinde, ilçelerinde hastaneler yapılabilir. Belki de, o hastanenin adını yeni yapılacak hastanelere vermekle, bir birlik de kurulabilir.

Bir başka önemli husus: Marka haline gelmiş pek çok hastane özel sektörün güçlü kuruluşlarına kiralanabilir ve yine, oradan elde edilecek parayla, elde edilecek kaynakla, ülkenin başka yerlerinde hizmetler yürütülebilir. Bunun gibi daha pek çok yaklaşım elde edilebilir; bunlara dikkat çekmek istiyorum.

Bu arada, tabiî, her şeyi paraya bağlamak doğru değildir. Bu reformlar yapılır, iyi bir vizyon belirlenirse, bu misyonu yüklenecek doktor, hemşire, hastabakıcı ve diğer çalışanların bu işi severek üstleneceğini hepimiz göreceğiz.

Değerli arkadaşlar, bir diğer önemli husus: Dünyada, gerek eğitimde gerek sağlıkta gerekse bu tür diğer kuruluşlarda hizmetiçi eğitimlere çok önem verilmekte ve bu yönde epeyce bir meblağ ayrılmaktadır. Ülkemizde de, Sağlık Bakanlığımızın, başta Değerli Bakanı olmak üzere, yöneticilerinin, kendi dinamizmlerini daha da güçlendirmek için, elbette, hizmetiçi eğitime büyük önem vermeleri çok yararlı olacaktır.

Ayrıca -tabiî, hep söyleriz, ben de bu vesileyle ifade etmek istiyorum- sağlık personelinin istihdam, ücret ve hakları günün şartlarına göre yeniden düzenlenmelidir. Elbette, bu radikal tedbirler alınırken bu hususta da gerekli radikal tedbirler alınmalıdır.

Bir diğer önemli husus: Dünyada sağlık hizmetlerinde, diğer endüstri kuruluşlarında, eğitim kuruluşlarında toplam kalite yönetimi anlayışına geçilmekte, bu anlayışla yönetim yapılmaktadır. Ülkemizde de, toplam kalite yönetimi anlayışı pek çok sektöre girmiş ve çok yararlı sonuçlar elde edilmiştir. Şunu hepimiz biliyoruz ki "Japon mucizesi" dediğimiz şeyin ortaya çıkmasında toplam kalite yönetimi anlayışı, felsefesi çok büyük bir rol oynamıştır. Ondan esinlenerek, Avrupa'daki pek çok ülke ve büyük şirketler, kuruluşlar, yönetimlerinde toplam kalite yönetimi anlayışına geçmektedirler. Sağlık Bakanlığında da bunun uygulanacağına inanıyorum.

Bir diğer önemli husus: Bu radikal tedbirleri taçlandırmak üzere, bireye yönelik sağlık hizmetlerinin daha etkin bir şekilde sunulabilmesi için, ülkemizde zorunlu özel sağlık sigortası modeline geçilmelidir. Bu olmazsa eğer, tabiî, önceki söylediklerimizin çok fazla bir yararı olmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

42 konuşma daha · 28 Mayıs 2003

42 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook