İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 86. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Hakimler ve savcılar kanununda değ.yap.hk kan tas.

Semiha Öyüş

Aydın Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 86. Birleşim · 1. yasama yılı · 28 Mayıs 2003 · 911 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Semiha Öyüş (AK Parti), 28 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNUNDA DEĞ.YAP.HK KAN TAS.); konuşma 911 kelime.

Semiha Öyüş (AK Parti, Aydın). “Hakimler ve savcılar kanununda değ.yap.hk kan tas”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 28 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/semiha-oyus-22-2003-05-28-hakimler-ve-savcilar-kanununda-deg-yap-hk-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA SEMİHA ÖYÜŞ (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 145 sıra sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde konuşmak üzere, Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum, "Adalet mülkün temelidir" özdeyişiyle sözlerime başlamak istiyorum.

(1) 145 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Anayasamızın 2 nci maddesiyle, Türkiye Cumhuriyetinin demokratik bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, insan haklarına saygılı, hakları koruyan, toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeni kuran, bu düzeni sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün davranışlarında hukuk kurallarına ve Anayasaya uyan, işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir.

Yargı bağımsızlığı, yargıç güvencesi, hukuk devleti olmanın temel öğelerindendir. Yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesinin bulunmadığı bir yerde, hukukun herhangi bir temel ilkesinin işlerlik içinde olacağını düşünmek mümkün değildir.

Anayasanın 2 nci maddesiyle, Türkiye Cumhuriyetinin sadece hukuk devleti olduğu değil, aynı zamanda sosyal devlet olduğu da belirtilmiştir. Hukuk devletinin ileri aşaması bu ilkeyle sağlanır. Bu ilke, bireyin doğuştan sahip olduğu onurlu bir yaşamı sürdürme, maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisinin kullanılmasına; devletin sosyal adalet gereklerince olanak sağlama yükümlülüğünü içerir. Sosyal devletin amaç ve görevleri, sosyal adaletin, sosyal refahın ve sosyal güvenliğin sağlanmasıdır.

Hukuk devleti, iyi yetişmiş hukukçular ister. Hukukun bir bilim veya sanat olduğu ya da her ikisinin birden olduğu kabul edilir; ama, ne olursa olsun, hukukun bir de zanaat yönü olduğu gerçektir. Bu açıdan hukukçunun, hukukî sorunlara çözüm bulmak için, elindeki aletleri çok iyi kullanmayı bilmesi gerekir. Hukukçu, mesleğini icra ederken, kanun tüzük, mahkeme içtihatları ve bunun gibi malzemeler yanında, sağduyu, mantık, tarih, ekonomi bilgisi gibi genel kültür donanımlarına da sahip olması gerekir. Hukuk mesleğinin icraı , bir zihinsel faaliyeti, bir muhakemeyi gerektirdiğinden, maddî koşulları da hukuk devletinin gerçekleşmesi amacına uygun olmalıdır. Bu bakımdan, adliyelerimizin çalışma ortamının uygun olması gereklidir. Bugüne kadar işbaşına gelen hükümetler, yargıya yatırım yapmaktan kaçınmışlardır.

Parlamenter demokratik rejimle yönetilen bütün devletlerin anayasalarında, kuvvetler ayrılığı prensibi kabul edilmiştir. Devletin görevlerini yapabilmesi için daima, birçok devlet organının birlikte hareket etmesi gerekir. Yasama fonksiyonunun bir sonucu olarak devlet, genel, objektif ve soyut kurallar koyar, yürütme kuvvetiyle bunları uygular ve yargı erkiyle çıkacak uyuşmazlıkları çözümler.

Türk Ulusu adına karar vermeye yetkili Türk mahkemeleri, karara bağladıkları davalarda, egemenin vermiş olduğu yetkiyi kullanır. Bu, egemenin, yani ulusun, mahkemelere ya da bütünsel amacıyla yargıya devrettiği bir tür çözümleyici, aynı zamanda, barışlandırıcı bir yetkidir. Egemenliğin kullanımının özgürlük merkezi ayrımı, yargısal alanı egemenliğin bir bölümüyle bağlayarak, yargısal eylemi egemenlik işlemi haline getirmiştir. Bu anlamıyla yargı, yasama gibi ve en az onun kadar ulusal iradenin ifadesidir. Bunun anlamı, ulusal iradenin ta kendisidir. Türk Ulusu adına karar veren bağımsız yargı gücü, kaynağını Anayasadan alırken, egemen iradenin isteğine cevap verir.

Yargısal etkinlik, karşı karşıya kaldığı her olayı toplumsal yarar sağlayacak biçimde çözümleme ve hukuk düzeni bütününün gereksinimlerine uydurma tekniğidir. Yargıya canlılık veren yargıcın görevi, yargı etkinliğinin amacıyla uyum içerisinde olmalıdır.

Hâkim, bilgin, anlayışlı, doğru, güvenilir, temkinli ve metin olmalıdır. Yargıçlık karakteri, ancak bağımsız yargıyla sağlanabilir. Hâkimlerin bağımsızlığı, kararlarını verirken özgür olmalarını, hiçbir baskı ve etki altında bulunmamalarını gerektirir. Bu bakımdan, vicdanlarıyla cüzdanları arasında sıkışıklıktan kurtarılmaları gereklidir.

Yargının bir ayağı da savunmadır. Anayasamızın 36 ncı maddesi savunma hakkını herkese tanımıştır. Savunma hakkı ve suçsuzluk varsayımı, modern ceza hukukunun temel ilkelerindendir. Savunma hakkı, olağanüstü durumlarda dahi kısıtlanamaz, askıya alınamaz. Anayasamızın 41 inci maddesiyle, duruşmaların seri, adil, alenî olması ve kararların gerekçeli yazılması güvenli bir yargılama için şart sayılmıştır. Ülkemizin genel sorunlarından adalet hizmetlerinin sorunlarını soyutlamak imkânsızdır. Genelde görülen sorunlar, adalet hizmetlerine özgü biçimde kendini göstermektedir.

Ceza ve hukuk yargılamasında, usul yasalarında verimliliği artırıcı, yargılamaya hız verici değişikliklerin bir an önce yapılması gerekliliği açıktır. Bu nedenle, davaların kısa sürede sonuçlanmasını sağlayacak önlemler alınmalıdır; çünkü, geç gelen adalet, adaletsizliktir.

Yurt genelinde adliye binalarımızın durumu iyi değildir. Hâkimler, savcılar, avukatlar ve adlî personel, yaptıkları ulvî görevle bağdaşmayan mekânlarda hizmet vermeye çalışmaktadırlar. Kişi ne kadar idealist, bilgili olursa olsun, olumsuz koşullarda verimliliği düşer.

Adliye personeli bugüne kadar ihmal edilmiştir. Mülkün temelini ayakta tutacak adaletin sağlanmasında emeği geçenlerin gelirinin insanca yaşamaya yeterli hale getirilmesi gereklidir. Adlî personelin aylık geliri, verdikleri hizmetin ağırlığıyla uyumlu değildir. Bu durumun gözden geçirilmesi ve ücretlerin iyileştirilmesi gereklidir. Adlî personelin her türlü olumsuz fizikî alanlardan kurtarılması gerekmektedir. Bugün, belli çevrelerde bilgisayar, çocukların oyuncağıdır. Kuvvetler ayrılığı prensibinin üç erkinden biri olan yargının, bilgisayardan, fakstan, elektrikli daktilodan mahrum olması düşünülemez.

Kişinin temel hak ve özgürlüklerinin teminatı olan hukuk devletine yakışır bir sistemin kurulması gereklidir. Mahkemelerimizdeki iş yükü artık taşınamaz durumdadır. Bu, hem adalet sistemini hem de hâkimi yıpratmakta, yargıya güvensizliği artırmaktadır. Hukuk devletinde, hak arama hürriyetinin, savunma hakkının kısıtlanması düşünülemez. Yargıyı hızlandırmak, yargıyı basitleştirmek için gerekli düzenlemeyi yapmak, personel sayısını artırmak, fizikî alanları modernleştirmek ve teknik araç gereci çağa uygun hale getirmek gereklidir.

Yargı hizmetlerinin süratli, etkin ve verimli şekilde yerine getirilmesinde aslî unsurlardan biri olan personelin seçim ve atanmasında daha etkin ve seçici usulün getirilmesi, adalet hizmetlerinin toplam kalite niteliğini artıracaktır. 2802 sayılı Yasanın 114 üncü maddesiyle, yazı işleri müdürleri, yazı işleri müdür yardımcıları, zabıt kâtipleri, yardımcı hizmetler sınıfı memurları ile diğer müdür ve memurların ilk defa atanmalarındaki usul sebebiyle adalet hizmetlerine uygun personel temininde güçlük çekildiğinden, bu tasarıyla, 29.7.2002 tarihli ve 4769 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanununun 10 uncu maddesine paralel olarak 2802 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde sayılan yardımcı adalet personelinin seçiminde kalite sağlanması, hizmet ihtiyaçlarına uygun, isabetli personelin seçimi, sınav ve atama usulünde bürokrasinin azaltılarak işlemlere sürat kazandırılması amaçlanmaktadır.

Bu bakımdan, tasarıyı olumlu buluyor ve Grup olarak destekleyeceğimizi ve olumlu oy vereceğimizi ifade ederek, bu yasal düzenlemenin yargı alanımıza hayırlı olmasını ve uygulamanın başarılı olmasını diliyor, selam ve saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

42 konuşma daha · 28 Mayıs 2003

42 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook