İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 40. BİRLEŞİM · CUMA

2006 merkezi bütçe kan.tas.(meb,yök,ösym,kredi ve yurtlar gen.müd.,üniversiteler)15 inci tur

Ömer Özyılmaz

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 40. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Aralık 2005 · 972 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ömer Özyılmaz (AK Parti), 23 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MEB,YÖK,ÖSYM,KREDİ VE YURTLAR GEN.MÜD.,ÜNİVERSİTELER)15 İNCİ TUR); konuşma 972 kelime.

Ömer Özyılmaz (AK Parti, Erzurum). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(meb,yök,ösym,kredi ve yurtlar gen.müd.,üniversiteler)15 inci tur”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-ozyilmaz-22-2005-12-23-2006-merkezi-butce-kan-tas-meb-yok-osym-kredi-ve-yurtlar-gen-mud-uni (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÖMER ÖZYILMAZ (Erzurum)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Millî Eğitim Bakanlığının 2006 malî yılı bütçesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, sizleri ve bütün eğitimcileri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün sabah 11.00'den beri ülkemizdeki eğitim sistemimiz üzerine Meclisimiz yoğunlaştı. Muhalefet partisine mensup arkadaşlarımız yıllardan beri var olan, ama, bizim çözmeye çalıştığımız sorunlar üzerine yoğunlaştılar. AK Partimize mensup arkadaşlar da üç yıl içerisinde yaptığımız çalışmaları bir bir tadat ettiler. Biraz sonra da Sayın Bakanımız konuyla ilgili daha geniş bilgi sunacaktır. Ben o konulara girmeden, ülkemizin önemli bir eğitim sorunu olan meslekî teknikeğitimin sorunlarına ve bunların çözümlerine yönelmek istiyorum.

Bildiğimiz gibi, ülkemiz bir yandan Avrupa Birliğine girmeye bir yandan da bilgi toplumuna dönüşmeye çalışmaktadır. Bilgi toplumunda bilim ve teknolojideki hızlı değişme ve gelişmeler, hem yeni kalifiye ara eleman ihtiyacını ortaya çıkarmakta hem de mevcutları işbaşında veya hizmetiçi eğitim kurslarıyla eğitip rol ve işlevlerini değiştirmektedir. Hem bilgi toplumundaki bilim ve teknolojiye vakıf hem de ondaki hızlı değişme ve gelişmelere uyum sağlayacak bilgi birikimine sahip personeli meslekî teknikeğitim kurumlarımız yetiştirmektedir. Ancak, meslekî teknikeğitim veren okullarımızın bilgi toplumuna geçmekte olduğumuz şu günlerde ele alınması, sorunlarının saptanarak onlara çözüm önerileri üretilmesi, bu okullarda uygulanan öğretim yaklaşımlarının bilgi çağına geçişte gözden geçirilmesi, geliştirilmesi ve yeni teknolojilerle entegrasyonunun sağlanması gerekmektedir. Ayrıca, bu kurumlarımızın eğitim programlarının, hedeflerinin, öğretim yöntem ve tekniklerinin, eğitim ortamları ve rollerinin de yeniden ele alınması gerekir.

Bizim bu konuşmamızın amacı, çalışan düz işçi ile nezaret ve kontrol eden teknik kadro arasında yer alan ve bir örgün eğitim programı sonucunda meslekî formasyon edinmiş bulunan personel anlamında kalifiye ara eleman yetiştiren örgün meslekî teknikeğitim kurumları, yani, ilköğretim, ortaöğretim ve meslek yüksekokullarını ele alıp onların sistemlerine özgü sorunlarını saptamak ve çözüm önerileri üretmeye çalışmaktır. Diğer bir deyişle, ülkemizdeki ilköğretimden meslek yüksekokulları sonuna kadar geçen sürede meslekî teknikeğitimin sorunlarını saptayıp çağdaş çözümlerini bulmaya gayret etmektir. Bu çerçevede ele alınacak ilk sorun, meslekî teknikeğitime ne zaman başlamak gerektiği hususudur.

Değerli arkadaşlar, aslında, hedefim, ilköğretimde ve ortaöğretimde neler yapılmasını da anlatmaya çalışmaktı; fakat, zamanımızın kısa olmasından dolayı, o konuları sizlerle paylaşma imkânı bulamayacağım. Yalnız, meslek yüksekokullarının, üniversitelerimizde bulunan meslek yüksekokullarının sorunlarına ve onların çözümlerine yönelmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bildiğimiz gibi, yükseköğretim uygulamalarının iki yıl sürenlerine meslek yüksekokulu ya da diğer bir isimle önlisans okulları denilmektedir. Ülkemizde, meslek yüksekokulları, yeni bir kapasite oluşturarak, hem lisans programlarının önündeki yığılmaları önlemek hem artan yükseköğrenim talebini karşılayarak eğitim imkânlarını genişletmek hem ülkemizin tarım, ticaret, sanayi, hizmet ve bilişim alanlarının değişen ve gelişen ihtiyaçlarına cevap verecek kalifiye ara eleman ihtiyacını karşılamak hem de toplumsal gelişmeyi yaygınlaştırmak üzere kurulmuş okullardır. Çağdaş dünyada, meslek yüksekokullarını bitirme oranı yüzde 52, bizde ise ancak yüzde 17'dir.

Meslek yüksekokulları, geleceğimiz açısından son derece önemli okullardır. Özellikle, hükümetimizin son yıllarda yapmakta olduğu ciddî, planlı ve kararlı çalışmalar sonucu, ülke ekonomisinin düzelmeye başlaması, tarım, hayvancılık, ticaret, sanayi, eğitim, sağlık, turizm, bilişim ve diğer hizmet alanlarındaki yatırımların kapasitesini artırıp ciddî istihdam alanları oluşturmaya başlaması beklenmektedir. Ayrıca, meslek yüksekokulları, kalifiye işgücü ihtiyacımız, ihracatımız ve bu yönde dünyaya açılmamız açısından da çok büyük bir önem arz etmektedir. Önümüzdeki beş on yıl içerisinde, gerek Avrupa'da gerek Uzakdoğu'da, Ortaasya'da ve Amerika Birleşik Devletleri gibi dünyanın çok ciddî gelişme göstermeye aday bölgelerinde kalifiye ara elemana büyük bir ihtiyaç duyulacağı açıktır. Eğer, biz, bugünden, çağdaş anlamda, iyi bir hazırlık yaparsak, yetiştireceğimiz kalifiye ara elemanlarla oralarda da ciddî anlamda istihdam yakalama imkânına kavuşabiliriz.

Gerçekleşmesine kesin gözüyle bakılan yukarıdaki beklentiler nedeniyle, önümüzdeki yıllarda kalifiye ara elemana daha çok ihtiyaç duyulacağı açıktır. İşte, bu beklentiden hareketle, meslek yüksekokullarının önemi çok daha iyi anlaşılacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işte, bu özelliklerini saydığımız, kısaca arz ettiğimiz bu okulların pekçok sorunu vardır. Ben, kısaca onları saymak istiyorum. Meslek yüksekokullarının sorunlarının birincisi, ülkemizde meslek yüksekokullarına yöneliş ve ilgi, çağdaş dünyadaki önlisans okullarına yöneliş ve ilgi gibi sağlıklı değildir. Okulun bileşenlerinde dahi ciddî bir isteksizlik ve ilgisizlik söz konusudur.

İkincisi; genel olarak bu okullar, üniversite yönetimleri tarafından, hem kampus alanı dışında tutuluyorlar, pek çoğu, illere çok uzak ilçelerde kurulmuş hem de o branşla ilgili işyerleriyle de ilişkilendirilmiyorlar. Bu durum ise, hem meslek yüksekokullarına üniversitenin bir bölümü denilmesini, öğrencilerinin de üniversite havasını soluyup onu yaşayarak gelişmelerini engelliyor hem de onlara meslekî teknik yetenek kazandıracak pratiklerden yoksun kalmalarına sebep oluyor.

Üçüncüsü; YÖK ve üniversite yönetimlerinin meslek yüksekokullarına bakışı ve onları algılayışında ciddî anlamda sorunlar vardır.

Dördüncüsü; meslek yüksekokulu eğitiminde, okul, bina, atölye, laboratuvar, ders araç-gereç ve iç donanımıyla ilgili sorunlar had safhadadır.

Beşincisi; öğretim elemanı temini, bunların nicelik ve nitelik sorunları yaşanmaktadır.

Altıncısı; okul ve ders programlarının, çağdaş beklenti ve ihtiyaçları karşılaması ve dinamik tutulması çok önemli bir sorundur.

Yedincisi; meslek yüksekokulu mezunlarının, bugüne kadar, pek çok, yüz binlerce mezun vermiş bu okullar, bu okulların mezunlarının sosyal statü, istihdam ve özlük haklarına yönelik sorunlar, yıllardan beri bir türlü çözülememektedir. İş dünyasının beklenti ve tutumları tahlil edilerek gerekli dersler çıkarılmamıştır.

Daha pek çok sorunları vardır; ama, bu sorunların çözümlerine yönelik de düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, önce, aydını, siyasetçisi, öğrencisi, velisi, üniversite yönetimi, kamu ve özel sektör yöneticisi ve bütün kesimleriyle toplumumuz, meslek yüksekokullarını yeniden tanımlayarak ya da daha geniş anlamda, meslekî teknikeğitimi yeniden tanımlayarak ona bakışı değiştirmeli, gereken önemi vermeli ve çağdaş dünyadaki gibi birer cazibe merkezi haline getirmeye çalışmalıdır; çünkü, bu okullar, çağdaş dünyada olduğu gibi, bizim ülkemizde de çok yararlı hizmetler verebilecek birer eğitim modelidir.

İkincisi; dünyada ve ülkemizde meslek yüksekokulları, yükseköğretimin bir parçası olarak kabul edilmesine karşın, ülkemizde, bu okullar genel olarak, biraz önce söylediğim gibi, üniversite kampusları dışında tutulmakta, eğitimleri de ilgili meslek liselerinde yapılmaktadır. Halbuki, bu anlayışla meslek yüksekokulu eğitiminin yapılması her yönüyle sakıncalıdır. Unutulmamalıdır ki, hem meslekî teknik liselerin meslekî ve teknik altyapısı bunu taşıyacak güçte değildir hem de 1952-1974 yılları arasında faaliyet gösteren tekniker ve yüksek tekniker okulları, ortaöğretim düzeyindeki meslekî teknik okulların ortamı içerisinde kuruldukları ve üniversite kavramından yoksun kaldıkları için işlevlerini yerine getiremeyip, kapanmışlardır. Ayrıca, bu okulların öğrencileri de, üniversite öğrencisi olmalarına rağmen, üniversite havasını teneffüs edemeden okullarını okumak durumunda kalmaktadırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

27 konuşma daha · 23 Aralık 2005

27 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook