İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Niğde Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 77. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Mayıs 2003 · 827 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Eraslan (CHP), 8 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 827 kelime.
Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 8 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2003-05-08-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; gündemde 73'e 1 inci ek sıra sayısıyla yer alan ve görüşülen İş Kanunu Tasarısının 47 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, ülkemizde ardı ardına yaşanan ekonomik krizlerin yükü bu yasa tasarısıyla işçilere yükletilmek isteniyor. Türk endüstrisinin uluslararası pazar ve rekabet şartlarında önemli sorunlar yaşadığını biliyoruz. Bu sorunları, artık, işgücünü daha da ucuzlatma yoluyla aşma olanağı kalmamıştır. Türk endüstrisi ucuz işgücüyle varabileceği en üst noktaya varmıştır. Ucuz işgücüne dayanarak endüstriyel gelişmeyi sürdürme olanağı yoktur. Artık, ucuz emek yerine vasıflı emeğin tercih edilmesi sınırına gelinmiştir. Türk endüstrisi ucuz emek yoluyla rekabet gücü kazanamaz, öncelikle bu gerçeğin tespiti gerekir. O zaman, Türk endüstrisini, gerek sektörel bazda, gerekse vasıflı emek ve kaliteli ürün noktasında yeniden dizayn etme ihtiyacı vardır. O zaman, hakikaten ucuz emek, ucuz işgücü mantalitesine dayanan ve bu yönüyle de çok demode hale gelen bu anlayışın bu yasa tasarısıyla gündeme gelmesi yersizdir. Bu, Türkiye'nin gerçek ihtiyaçlarını tespit eder ve karşılar nitelikte değildir; tam tersine, sorunu anlamaktan uzak ve Türkiye'nin gelişmesini bir süre daha oyalayıcı niteliktedir. Bu yaklaşım, sorunu kendi içdinamiği içerisinde, yaratıcılıkla aşma yerine, olumsuzlukları en zayıf olana fatura edip, onu biraz daha sömürme anlayışına dayanmaktadır. Bu anlayışla, Türk iş hayatının gelişmesine olanak bulunmamaktadır. Artık, Türk sanayii işçisini insafsızca sömürerek gelişme imkânına sahip değildir, bu sınırın sonuna gelinmiştir. Türk demokrasisini de bu şekilde geliştirmek, kabul edilebilir seviyeye çıkarmak olanağı yoktur.
Avrupa Birliği rüyaları gördüğümüz bir ortamda, hiçbir ILO standardına, ILO şartına uymayan bu iş yasasıyla Avrupa Birliğine girme şansımız olmadığı gibi, bunu çağdaş dünyaya anlatma olanağı da yoktur. AKP İktidarı, her fırsatta, kendilerinin Avrupa Birliğini hedeflediklerini söylemektedir. Konu işçiler olunca, konu İş Yasası olunca, konu işçilerin örgütlenmesi, konu işçilerin sosyal hakları, konu işçilerin ücretleri olunca iktidar hemen çark ediyor, Avrupa Birliğini ve çağdaş dünyayı unutuyor. Bu yasa tasarısının Avrupa Birliğiyle ne alakası var! Siz, bu tasarıyla, Türkiye'nin Avrupa'da yer alamayacağını açıkça dünyaya ilan etmiş oluyorsunuz, Türkiye'yi geri bir Afrika ülkesi durumuna düşürmüş bulunuyorsunuz. Avrupa standartlarına ve ILO şartlarına uymayan bu düzenlemelerle, Avrupa Birliğine girmek bir yana, sadece ve sadece, Avrupa'da işçi olmaya heveslenebilirsiniz.
Sayın milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; her zorluk, kendi içdinamiğiyle aşıldığında gelişme, ilerleme kaydedilir. Zorlukları başkasına, hele hele en zayıf, en korunmasız kesime fatura ederek gelişme olanağı yoktur. Türk endüstrisi, bu iş yasasıyla gelişemez. Hatta, bu yasa tasarısı, gelişmek isteyenin önünde de, önemli bir engel teşkil eder. Endüstrimiz, hantal, gelişmeye kapalı, rantiyeye açık hale getirilmektedir. Böyle bir ortamda, gelişme istidadı olanlar da gelişemez. Türk endüstrisi, işçisinin hakkını yiyerek gelişmeyecektir; tam tersine, işçisinin hakkını teslim ederek, onu geliştirerek, vasıflı hale getirerek gelişecektir.
Hatırlanmalıdır ki, gümrük koruması altındaki endüstrimiz rekabete açılınca, korkulan olmadı; Türk endüstrisi, batma yerine, ivme kazandı. Yine böyle bir anlayışla, çağdaş bir iş yasası hazırlanmalıdır, işçinin hakkını ketmeden yasadan medet ummadan teslim etmelidir.
Bakın, değerli arkadaşlarım; bir arkadaşım, staj ve eğitim için İngiltere'ye gitmişti. Orada işçilerle görüşmüş, bir işçinin söylediği bana bir hayli ilginç geldi: "Babam, bu fabrikada çalışıyordu; ben de bu fabrikada çalışıyorum. Şu an, oğlum teknisyen olacak; o da bu fabrikada çalışacak. Bu fabrika, bizim fabrika" diyor. Enteresan; işçi, fabrikayı malı gibi görüyor, onu ekmek teknesi gibi görüyor, koruyor; işini ve işyerini seviyor.
Bizim işçimiz buna layık değil mi? Bizim işverenimiz buna layık değil mi? Böylesi bir çalışma ortamı, verimliliği sağlamaz mı? Bunu ülkemize neden layık görmüyoruz?
Bu yasa tasarısıyla, ne kadar iyi niyetli olursanız olun, bu ilişkiyi, bu çalışma barışını kuramazsınız. Esnek çalışma biçimleri ya da atipik sözleşme biçimleri dediğimiz yöntemleri yasaya temel yaparak, yasanın ruhu yaparak, işçiye, işini, işyerini, işverenini sevdiremezsiniz; verimliliği artıramaz ve çalışma barışını kuramazsınız. Geçici süreyle ya da çağrı üzerine veya part-time denilen şekilde çalışarak sağlıklı işçi-işveren ilişkisini kurmak olanaklı değildir.
Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısının, sadece işçinin aleyhine değil, düzgün ve namuslu işverenin de aleyhine olduğunu söylememizin nedeni bundandır.
Bu yasa tasarısı, biraz haksız kazanca bulaşmış, işçisinin etine, kanına göz dikmiş, kayıtdışını ya da kayıt dışına kaçmayı hedeflemiş, endüstriyel ilişkilerin mantığını yeteri kadar kavrayamamış işverenin hoşuna gidebilir; ancak, namuslu, hakka saygılı, hakikaten endüstri âşığı sanayiciyi, işvereni, namuslu insanı mutlu kılmaz.
Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz 47 nci maddenin başlığı "Genel tatil ücreti." Bu madde, genel tatillerde çalışmayan işçiye, çalışmış gibi ücret ödenmesini; çalışmışsa, ayrıca bir günlük ücret daha ödenmesini düzenliyor. Bu maddenin bir benzeri, daha iyi bir düzenlemeyle, 1475 sayılı Yasanın 42 nci maddesinde yer almaktadır; ancak, orada, çift yevmiye, yani, bir kat daha fazla ödeneceği açıkça bellidir, burada bu açıklık yoktur. Yani, daha doğru, daha iyi bir düzenlemeydi eski düzenleme.
Bu kadar, esnek çalışma biçimlerini esas alan yasa tasarısında, böyle bir maddenin hiçbir işlerliği yoktur. Belirli süreli iş aktinde, part-time çalışmada, çağrı üzerine çalışmada böyle bir maddenin ne gibi bir işlerliği olabilir; olsa olsa, fantastik bir değeri vardır. İşçi simsarlığını hortlatan yasa tasarısında, genel tatil ücreti kara mizahtır.
Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısı yasalaşmamalıdır. Her türlü etkiden uzak kalarak vicdanımızın sesini dinleyelim, bu yasa tasarısına "hayır" diyelim. Eğer, vicdanımız "evet" demeyi uygun görüyorsa, vicdanımızı tekrar gözaltına alalım.
Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
63 konuşma daha · 8 Mayıs 2003