Ceza ve tedbirlerin infazı hk.(s.s.710
Niğde Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 31. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Aralık 2004 · 656 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Eraslan (CHP), 13 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA VE TEDBİRLERİN İNFAZI HK.(S.S.710); konuşma 656 kelime.
Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “Ceza ve tedbirlerin infazı hk.(s.s.710”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2004-12-13-ceza-ve-tedbirlerin-infazi-hk-s-s-710-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; görüşmekte olduğumuz 710 sıra sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun Tasarısının 33 üncü maddesi üzerine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlarım.
Değerli arkadaşlarım, sabahtan beri İnfaz Yasasını görüşüyoruz. Bu yasa Ceza İnfaz Yasası olduğuna göre, en temel unsurlarından bir tanesi mahkûmlar. Bir diğer temel unsuru da doğrudan doğruya bu infazı gerçekleştiren organ olan infaz koruma memurları; içgüvenlik memurları dediğimiz, içgüvenlikten sorumlu görevliler dediğimiz kişiler.
Şimdi, hep gözden kaçırılır; yıllardır, genel olarak, Adalet Bakanlığı personeli, diğer kamu görevlilerini nazara aldığınızda, en düşük ücretle en çok iş çıkarmaya çalışan kamu görevlileridir. Adalet Bakanlığının genel personel yapısı böyle. Bunların içerisinde infaz koruma memurlarının genel durumu diğer memurlardan daha da vahimdir.
Değerli arkadaşlarım, infaz koruma memurlarının ücretleri -biraz önce edindiğim bilgiye göre- 400 000 000 ile 600 000 000 lira arasında değişiyor. Ne iş yapar bunlar; bunlar, içgüvenliği sağlar; yani, deyim yerindeyse, memuriyet hayatları süresi içerisinde bir hükümlüdürler; mahkûmla beraberdirler, onunla yer, onunla içer, onunla yatarlar. Tek farkı, vardiya sonucunda evine gidebilmesidir. Dolayısıyla, mahkûmun yaşadığı her türlü olumsuzluğu, her türlü stresi yaşamaktadırlar, cezaevi stresine her an maruzdurlar; genel olarak, ceza ve infaz kurumundaki hükümlülerin hepsinin olumsuz psikolojilerinden etkilenmektedirler. Ayrıca, yer yer meydana gelen isyanlarda hayatî tehlikeye de maruz kaldıkları bilinen bir gerçektir. Bu kadar zor koşullar içerisinde görev yapan bu personelimizin, belki bunlar olmazsa infazın olamayacağını da nazara aldığımızda, aldığı ücret hakikaten içler acısıdır. Burada bir tarih düşmek için, bir gerçeği saptamak için, dikkatlerinizi çekmek için buna değiniyorum.
Mahkûmlar için iyileştirme programları uyguladığımızı söylüyoruz ve diyoruz ki, iyileştirme programlarıyla mahkûmların topluma yeniden dönüşünü sağlayacağız; iddiamız bu, bu şekilde dile getiriyoruz. İyileştirme programlarının başarılı olabilmesi için, başka şeylerin de başarılı olması lazım. Önce, cezaevlerinin iyileştirilmesi lazım, yani, iyileştirme programları uygulanan fizikî mekânların insana uygun olması lazım; sonra, iyileştirme programını uygulayacak olan personelin, yani, infaz koruma memurlarının durumunun iyileştirilmesi lazım. Geçim sıkıntısı içersinde bulunan, geçinemeyen infaz koruma memuru, Bakanlıkça ya da uzmanlarca yürürlüğe konulacak, uygulanacak iyileştirme programından beklenen faydayı ne kadar temin edebilir, bunu yüksek takdirlerinize bırakıyorum. Bütün bunları iyileştirdikten sonra, belki hükümlünün iyileştirilmesinden söz edilebilir.
Değerli arkadaşlarım, iyi olmayan ücretlerle, iyi olmayan maaşlarla iyi yetişmiş personel çalıştırmak, her zaman olası değil. Belki ülkemizde, tüm idareciler, tüm yöneticiler son yıllarda şöyle bir lüksü yaşıyorlar; korkunç bir işsizlik sebebiyle, az ücretle de belki iyi eleman bulunabiliyor; ama, temennimiz, bunun ilanihaye böyle gitmemesidir. Ayrıca, bu iyi elemanların da, iş bulduğu zaman, bulunduğu yerde kalmadığını, ilk fırsatta daha iyi ücret veren yere gittiğini hepimiz biliyoruz. Bunun için, Bakanlığın infaz koruma memurlarının da tam yetişeceği sırada, tam işe yarayacağı sırada, iyi imkânlar bulduğu zaman buradan kaçmaya çalıştıkları bilinen bir gerçektir. Neden kaçmaya çalışıyorlar; birincisi, ücretleri çok kötü; ikincisi, çalışma koşulları çok ağır, yani, deyim yerindeyse, emekliliğe kadar bir mahkûmluk. Bu durumda, işin niteliği, zorluğu gözönüne alınarak, hakikaten, infaz koruma memurlarının, yeniden, insana yakışır bir ücrete kavuşturulması lazım.
Bunun için çok yüksek bir şey söylemiyoruz. Bizim düşüncemiz şudur: Cezaevini iki güvenlik korur; birisi içgüvenlik, birisi dışgüvenlik. İçgüvenlik görevlilerinin maaşı da, ücreti de, dışgüvenlikten sorumlu olan kişiler kadar olmalıdır; yani, çok açık ifade tarzıyla, infaz koruma memurunun ücreti de, dışarıda gerekli dışgüvenlik görevini üstlenen, gerekli tedbirleri alan assubay çavuşunki kadar olmalıdır, ona denk olmalıdır. Hatta, biraz daha iyi olmalıdır diye düşünüyorum. Neden derseniz, psikolojik olarak daha ağır bir yük içerisinde, daha ağır bir hayatî tehlike altında, daha zor olan bir işi yapıyor; daha kolay olan bir işi yapmıyor.
Bu hususu dikkatlerinize sunuyorum ve önümüzdeki Bütçe Kanunu Tasarısında, Maliye Bakanı Sayın Unakıtan'a buradan söylüyorum... Sizlerin de tanıklığında, bu koşullarla, bu iyileştirme programlarını bu personele uygulatabilmek için Adalet Bakanımız çok zorlanacak, çok kolay olmayacak. Onun için, bu personelimize karşı da biraz âlicenap davranmasını, hiç olmazsa, bunların maaşlarını dışgüvenlik görevlileriyle denk hale getirmesini istiyorum; çünkü, bunlar, daha tehlikeli bir işi, daha sağlığa aykırı koşullarda, daha gerilimli bir ortamda yapmaktadırlar. Aksi halde, iyileştirme programlarının çok iyi işleyeceğini hiç kimse düşünmemelidir.
Bu dileklerle, bu duygularla, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 13 Aralık 2004