İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 101. BİRLEŞİM · SALI

Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunda değişikilik yapılması (s.s.902)

Orhan Yıldız

Artvin Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 101. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Mayıs 2005 · 1.252 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Orhan Yıldız (AK Parti), 24 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKİLİK YAPILMASI (S.S.902)); konuşma 1.252 kelime.

Orhan Yıldız (AK Parti, Artvin). “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunda değişikilik yapılması (s.s.902)”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 24 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-yildiz-22-2005-05-24-ceza-ve-guvenlik-tedbirlerinin-infazi-hakkinda-kanunda-degisikilik-yap (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN YILDIZ (Artvin)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

902 sıra sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda değişiklik yapan, Sayın Hasan Kara ve Sayın Zeyid Aslan'ın sunmuş oldukları teklifle ilgili, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Konuşmamdan önce özellikle şunları belirtmek istiyorum ki, ben, biraz evvel Sayın Muharrem Kılıç'ın burada söylemiş olduğu bazı şeylere katılamıyorum. Özellikle, teklifin 1 inci maddesi. Bir kere, teklifin 1 inci maddesi, hükümlülerin aleyhine getirilen bir madde kesinlikle değildir. Daha önce çıkardığımız yasanın 1 inci maddesi aynen şöyle; size okuyorum: "Toplam cezasının 1/3'ünü bu maddede belirtilen yüksek güvenlikli, kapalı ceza infaz kurumlarında geçirerek iyi hal gösteren hükümlüler, tutum ve davranışlarına uygun diğer ceza ve infaz kurumlarına gönderilebilirler." Teklifin 1 inci maddesi bu.

Şimdi, burada bir tereddüt var; yani, bu madde, acaba, süreli hapis cezasını mı içeriyor, yoksa müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına da uygulanabilir mi?

Arkadaşlar bu maddeye açıklık getirmişler; yani, yapılan sadece bu. Ne yapılmış madde metninde "müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile yine aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki -yani, eylem ve tutumlarıyla.. Daha önce başka infaz kurumlarındayken, bu infaz kurumlarına- özel güvenlikli infaz kurumlarına nakledilmiş olanlar da aynı imkândan istifade edebilirler" denilmiş. Bunda ne yanlışlık var?! Eğer iyi halle geçiriyorlarsa cezalarının üçte 1'ini, neticede onlar da diğer infaz kurumlarına nakledilebiliyor; bu, imkân dahilinde olan bir şey. Onun için, burada aleyhe bir durum yok.

Ben, kısaca, getirilen düzenlemelerden de bahsetmek istiyorum.

Teklifin 2 nci maddesi de, yine uygulamada yaşanan birtakım sıkıntıları gidermek için getirilmiş. Örneğin, yasanın 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde "gözlem merkezleri, hükümlüler hakkında gözlem sonuçlarını kendi görüşleriyle birlikte Adalet Bakanlığına gönderir" hükmü vardı. Getirilen bu düzenlemede, buna birtakım istisnalar getiriliyor; çünkü, gerçekten, bütün raporların Adalet Bakanlığına gönderilmesi, uygulamada birçok sıkıntılara yol açardı.

Getirilen maddenin içeriği ne; neticede şu deniliyor: Eğer, aynı infaz kurumunda kalması gerekiyorsa veya aynı infaz kurumuna bağlı -veya ona ait veya alt- başka infaz kurumlarına nakledilmesi gerekiyorsa, o zaman Adalet Bakanlığına gitmesine gerek yok, cumhuriyet başsavcılığı bu konuda karar verebiliyor. Yani, daha alt derecede infaz kurumlarına... Yani, hükümlünün lehine olan bir uygulama bu; infaz kurumlarına gönderilebiliyor, bu da, hükümlünün lehine olan bir düzenleme.

Yine, teklifin 3 üncü maddesinde, kamu hizmetlerinde, biliyorsunuz, hükümlüler, 1 yıl süresini iyi halle geçirdikleri zaman, kurumiçi hizmetlerde çalıştırılabiliyorlardı. Bu maddede yapılan değişiklikle de, bu 1 yıllık süre kaldırılmış oluyor. Yani, bu da yine hükümlülerin lehine bir düzenleme; çünkü, genelde zaten, hükümlülerin topluma kazandırılması, entegrasyonu, meslek edinmesi için getirilen bir düzenleme; yani, infazın amacına uygun bir düzenleme.

Yine, 4 üncü maddede, özellikle bu infaz kurumlarının üst amirleri, sadece uyarma cezası verebiliyorlardı, bir de, bazı etkinliklerden alıkoyma cezası veriyorlardı. Bu düzenlemeyle de, kınama cezası verilmesine imkân tanınmıştır.

Yine, 5 inci madde, özellikle sayın meslektaşımızın eleştirdiği, avukatlarla veya noterlerle görüşmeyi düzenleyen bir madde. Şimdi, bu madde de bir zaruretten doğmuştur. Haa, şunu da söylemek lazım: Yani, bu, sadece bizim hukukumuzda olan bir şey de değil; yani, özellikle bizim örnek aldığımız, diğer, Avrupa hukukunda, Amerikan hukukunda da bu düzenleme var. Ayrıca, uluslararası sözleşmelere de bu düzenleme aykırı madde değil. Şimdi, sayın meslektaşımız diyor ki: "Birkaç avukatın suç işlemesi..." Yani, zaten suçu herkes işlemez ki; azınlıkta olan insanlar işler. Yani, bu düzenlemeler... Bazı kanun hükümleri vardır ki, ceza hükümleri vardır ki, belki hiç uygulanmamıştır, bazıları belki birkaç istisnaî olaya uygulanmıştır; ama, az uygulanmıştır diye, o konuda bir yasal düzenleme getirilmeyecek midir?! Yani, bu konudaki sıkıntıları hepimiz biliyoruz arkadaşlar. Özellikle, maalesef -Sayın CHP Grup sözcüsü de bunu açıkladı- bazı terör örgütlerinin içerideki elebaşıları ile örgüt mensupları arasındaki irtibatı kuran -maalesef diyorum; çünkü, ben de avukatım- meslek mensupları olmuştur, olacaktır da. Bu nedenle, özellik arz eden suçlarda bu tip düzenlemelerin getirilmesi son derece faydalıdır; yani, bunu, dediğim gibi, eleştirmek bence yanlış. Kaldı ki, getirilen düzenlemeyle de çok sıkı şartlara tabi tutuluyor, çok sıkı şartlara. Bir kere, özellikle suçlar sınırlanıyor; yani, her türlü suçlarda bu maddenin uygulanması mümkün değil. Hangi suçlar değerlendirmeye tabi tutulmuş; Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesi, yani, suç işlemek maksadıyla örgüt kurma; yine, Türk Ceza Kanununun ikinci kitabın dördüncü kısım dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan devlet güvenliğine karşı işlenen suçlar, anayasal düzene ve düzenin işlemesine karşı işlenen suçlar. Yani, bu suçlardan hüküm giymesi gerekiyor hükümlünün. Görüldüğü gibi, sınır son derece dar tutulmuştur.

Yine, sadece bu da yeterli değil; yani, avukatların özellikle hükümlülerle görüşmelerinin incelenmesi için veya bir görevlinin bulunabilmesi için sadece bu da yeterli değil. Yine, başka koşullar da var; bunlar da şu: Hükümlünün özellikle infaz sırasında suç teşkil eden fiilleri işlemesi, infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürmesi, terör örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğine ilişkin bulgu ve belge elde edilmesi; yani, böyle, bulgu ve belge elde edilmesi durumu söz konusu değilse bu madde yine uygulanmayacak, yani, bu istisnaî hüküm yine uygulanmayacak.

Görüldüğü gibi, yani, esasa burada dokunulmamış. Esas nedir; özellikle avukatların savunmaya ilişkin belgeleri, dosyaları ve müvekkilleriyle yaptıkları konuşmaların kayıtları incelemeye tabi tutulamaz diyoruz; yani, bu genel ilkeye, burada, aslında aykırı bir düzenleme söz konusu değil. Bir diğer üçüncü şart söz konusu burada. O da, cumhuriyet savcısının teklifi ve infaz hâkiminin onayı gerekiyor; yani, bu da son derece önemli. Örneğin, İngiliz hukukunda öyle bir düzenlemeye gerek görülmemiş; sadece, infaz kurumunun müdürünün yetkisine bırakılmış bu. Bizde ise, hâkim güvencesine bağlanıyor ve ayrıca da, verilen, yani, hâkimin vermiş olduğu bu karar da yine itiraza tabi bir karar; yani, bu karara karşı da itiraz edilebiliyor. Görüldüğü gibi, çok sıkı kayıtlara tabi tutulmuş ki, yani, buna da, bence, karşı çıkmamak lazım özellikle yaşadığımız olaylardan sonra.

Yine, yasanın 32 nci maddesine de bir fıkra eklenmiş. Buna göre, Ceza Usulü Yasasının 250 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan suçlarla ilgili olarak alınan bilgilerin doğrulanması için zorunlu görülen hallerde tutuklu ya da hükümlünün o bilgilerin doğrulanması amacıyla infaz kurumundan alınabilmesi imkânı getirilmiş; ama, burada, bu da aynı şekilde belli kayıtlara tabi tutulmuş. Bir kere, öncelikle, hükümlünün rızasının olması lazım. Eğer hükümlü rıza göstermezse, o zaman hükümlü infaz kurumundan alınamıyor. Bir diğer şart da, bu, her defasında dört günü aşamıyor ve hiçbir suretle de onbeş günü geçemiyor. Görüldüğü gibi, burada da çok sıkı kayıtlar konulmuştur. Bu da, tabiî ki, gerekli bir düzenleme; çünkü, netice itibariyle, hükümlünün veya tutuklunun, daha önce vermiş olduğu bilgilerin doğrulanması gerekebilir; ama, dediğim gibi, burada esas olan husus, yasalara uygun olmaktır, uygun davranmaktır; yani, birtakım yasadışı olaylar oluyor diye yapılması gereken bir düzenlemenin olmaması, yapılmaması bizce yanlış olur. Biraz evvel sayın meslektaşım da bahsetti; yani, özellikle yanlış, istisnalardan kaynaklanarak olması gereken bir düzenlemeyi yapmamanın bizce bir mantığı olamaz.

Yine, 5275 sayılı Yasanın 106 ncı maddesinin dördüncü fıkrası değiştiriliyor. Bu madde de, yine, çocuklarla ilgili, yani çocuk hükümlülerle ilgili olan bir madde. Bu maddede açıklık getiriliyor. Özellikle adlî para cezası, biliyorsunuz, ödenmediği takdirde hapis cezasına çevrilir; ama, burada çocuklarla ilgili bir istisnaî hüküm söz konusudur. O da, adlî para cezasına mahkûm olan bir çocuk hükümlü eğer parayı ödemezse, yani cezasını ödemezse, onun bu para cezası hapse çevrilmeyecektir.

Son olarak, değişiklik yapılan 110 uncu maddesinin ikinci fıkrası da, yine uygulamada ortaya çıkabilecek birtakım gecikmeleri veya aksaklıkları önlemeye yöneliktir. Bu maddeyle, özellikle kadınlar ve 65 yaşını bitiren hükümlülerin mahkûm oldukları ceza altı ay veya altı aydan daha az süreli ise, o zaman konutunda çekebilmelerine yasal olarak bir imkân getirilmiştir; fakat, bu kararı kimin vereceği, kim tarafından verilmesi gerektiği yasada düzenlenmemiştir. Bu maddeye açıklık getirilmiştir ve getirilen düzenlemeyle bu kararın, yani karar verme yetkisinin, hükmü veren mahkemeye ya da eğer hükümlü başka yerde bulunuyorsa, hükümlünün bulunduğu yerdeki aynı derece mahkemesine ait olduğu hükmü getirilmiştir. Bu da son derece olumlu bir düzenlemedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kısaca, görüşülmekte olan kanun teklifi üzerinde bilgi vermeye çalıştım; bu vesileyle, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 24 Mayıs 2005

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook