Dısişleri bakanlıığının kuruluş ve ve görevleri hakkında (s.s.524)
Samsun Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 130. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Temmuz 2010 · 606 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Çakır (MHP), 7 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 130. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DISİŞLERİ BAKANLIIĞININ KURULUŞ VE VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.524)); konuşma 606 kelime.
Osman Çakır (MHP, Samsun). “Dısişleri bakanlıığının kuruluş ve ve görevleri hakkında (s.s.524)”. TBMM Genel Kurulu, 130. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-cakir-23-2010-07-07-disisleri-bakanliiginin-kurulus-ve-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-524 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
OSMAN ÇAKIR (Samsun)Sayın Başkan, değerli üyeler; 524 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun üzerinde söz almış bulunuyorum, geçici 6’ncı madde üzerinde.
Ben burada Avrupa Birliğiyle ilgili ilişkilerimizin elli yıllık serüvenini değerlendirecek değilim, ancak geldiğimiz noktada, Avrupa Birliğiyle ilgili üyelik müzakereleri sonucunun fevkalade sıkıntılı bir süreçte yürüdüğünü ve bu konuda gerek Avrupa Parlamentosunda alınan kararların gerek Avrupa Birliği organlarında görüşmelerin ve bu arada her yıl yazılan Türkiye raporunun Türkiye hakkındaki çok olumsuz kanaatleri bir daha vurgulamak istiyorum.
1999 yılında 57’nci Hükûmet döneminde Helsinki Zirvesi’nde adaylık statüsü kazanan Türkiye 3 Ekim 2005’te başlayan müzakere sürecinde maalesef sadece 1 faslı açıp kapatabilmiş, diğer bir fasıl açılmasına rağmen, kapanan fasıl sadece 1 tanedir. Bunun yanında, Avrupa Birliğinin temel belgelerinde bir taraftan Türkiye AB tam üyelik sürecinden dışlanırken, diğer taraftan ülkemizi Avrupa yapılarına sıkıca bağlamayı ve özel bir statüyü öngören bir müktesebatı hukuki bir zemin olarak yürütmeye koymaya çalışmaktadır. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda, 2006’dan bu yana 8 fasıl dondurulmuştur. AB Ankara Anlaşması’na dayalı Ek Protokol’ü tam olarak uygulamaya koymadığımızı belirterek toplam 8 fasılda müzakerelerin açılmamasını ve hiçbir faslın geçici olarak da kapatılmamasını öngörmüştür. Böylece 8 fasıl askıya alınmış, 5 fasıl Kıbrıs’tan dolayı yine bloke edilmiş, birçok fasıl da Avrupa Konseyinde beklemektedir.
Şimdi, AB’ye tam üyelik konusundaki ibareler bütün Avrupa Birliği hukuki müktesebatından silinmeye, kaldırılmaya çalışılmaktadır. Hele 14 Aralık 2007 liderler zirvesinden sonra yayınlanan bildirgede de bu “tam üyelik” kelimesi çıkarılmış, her türlü AB belgesinde de bu ifadelerden kaçınılmaktadır. AB için şimdi gerçek bir amaç Türkiye’yi yapay sorunlarla bunaltmak, köprülerin atılacağı bir gerilim yaratmadan en uygun ortamda bize özel bir statüyü kabul ettirmek ve Türkiye’yi de buna razı etmektir.
Şimdi, artık şu soruyu cevaplamanın zamanı gelmiş geçmektedir: Türkiye acaba Kopenhag ve Maastricht Kriterlerini tam olarak, eksiksiz olarak yerine getirse bile diğer aday ülkeler gibi Avrupa Birliğine üye olabilecek midir? Bizim kanaatimiz böyle değildir. Bu sorunun cevabı maalesef “hayır”dır çünkü Avrupa Parlamentosu gerek AB yetkilileri bile, bu sorunun cevabını gidip kendilerine sorduğumuzda cevap verememektedir, Türkiye’nin katedeceği epey yol, geçecek epey zaman olacağından bahsetmektedirler. Türkiye için hiçbir şey belli değildir. Hatta olması gerekenler bile yapılmamıştır. Ortada da iyi niyet, yani samimiyet yoktur. Sayın Başbakanımız da herhâlde üyelikten umudunu kesmiş olacak ki, sürekli olarak “Biz de Kopenhag Kriterlerini Ankara kriterleri veya Maastricht Kriterlerini de İstanbul kriterleri yapar yolumuza devam ederiz.” diyor. Ancak Sayın Başbakana bir de bakanlara bakmasını tavsiye ediyorum. Eğer bakanları izlediğimizde acaba ülkemizin bir Avrupa Birliği üyesi olması için gereken şartlara ne derece ülkemizi hazırlamaktadır? Avrupa Birliği konusunda hangi kriterlerin Bakanlık çalışmalarında esas alınması gerektiğini inceledikleri zaman ve yapılması gerekenlerde bakanlıkları olarak ne kadar yol aldıklarını eğer inceledikleri zaman, maalesef ortada bir şey olmadığını onlar da görecektir.
Şimdi, ben Türkiye’de yaşayan bir vatandaş olarak değerlendirdiğimde “3 Kasım 2002’den bu yana geçen sekiz yıllık süreçte, acaba ülkem Avrupa Birliği üyesi bir ülke olmaya, yaşadığım günlük hayatta, algıladığım her türlü sorunda, karşılaştığım problemlerde, yaklaşımlarda ne kadar yaşadım, ne kadar buna yaklaştım?” diye değerlendirdiğimde maalesef kocaman bir sıfırdan başka bir şey görmüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Hocam.
OSMAN ÇAKIR (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zaten gidişat kendisini ortaya koymakta. Avrupa Birliği Genel Sekreterliği diye bir kurumumuz var. Bir sınav açıyor, kendisine eleman alacak ve 300 tane eleman için yaptığı sınav, içerisinde haksızlıklar, yolsuzluklar olduğu için mahkeme tarafından iptal ediliyor. İşte, Avrupa Birliği kriterlerine ne kadar yaklaştığımız. Avrupa Birliği Genel Sekreterinin kendisine eleman alımında bile yaptığı sınavdaki yolsuzluklar çok açık bir şekilde tabloyu ortaya koyuyor. Mahkeme kararıyla iptal ediyor. Eğer bu ölçülere dahi uyamayan bir Avrupa Birliği Genel Sekreterliği ve Avrupa Birliğinden, müzakerelerden sorumlu Bakan bunu gerçekleştiremiyorsa hemen istifa etmelidir, önce kriterlere de kendi kurumunun bir an önce uymasını sağlamalıdır.
Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
64 konuşma daha · 7 Temmuz 2010