İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Uşak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 82. Birleşim · 1. yasama yılı · 21 Mayıs 2003 · 1.042 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Coşkunoğlu (CHP), 21 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 1.042 kelime.
Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 21 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2003-05-21-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; birkaç haftadır tartışmakta olduğumuz bu yasa üzerinde yapılan görüşmelerde benim dikkatimi çeken, tutarlı bir durum var. Adalet ve Kalkınma Partisi, gerek bu yasayı destekleyerek gerekse de yapılan konuşmalarda bir ideolojik tercihi çok açık bir şekilde ortaya koymakla da kalmayıp, kanımca çok ciddî bazı toplumsal ve ekonomik hatalar içerisine girmiş bulunuyor. Bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ben, genel, toplumsal ve ekonomik boyutta dört hata gözlemledim. Bunlar, ideolojik tercih gibi görünebilirse de, bir hata olduğunu anlatmaya çalışacağım.
Birincisi, kavramlarda bir oynama var. Örneğin, işçi haklarının veya bir iş yasasının katı olması veya esnek olması. Bu, aslında, bu konuda 5-6 yıl önce ortaya çıkmış bir kavram güzelleştirmesidir diyeyim. Buna teknik olarak "aforizm" denilir. Yani, bir "bodrum katı" demek yerine "bahçe katı" demeyi tercih ederiz. Daha hoş görünür. Dolayısıyla, hoşlanmadığımız şeyi de, olduğundan daha kötü görünen bir terimle ifade etmek isteriz. Katı iş yasası nedir; işçi haklarını güçlü bir şekilde koruyandır. Esnek nedir; bu güçlü korumayı ortadan kaldıran, ödünç veren, ödünç alan, işçiyi âdeta bir mal gibi gören bir anlayıştır. Şimdi bu, sözlüklere girdi; uluslararası anlamda da, İngilizce'de de girdi, kullanılıyor; fakat, bunun arkasındaki açık anlamı da unutmayalım. Güçlü olarak bir işçiyi, bir emeği savunmanın katı göründüğü bir anlayış... Peki, bu, birinci hata bence. Bunun anlamı nedir?..
İkinci hata da, madalyonun tek yönüne bakılıyor. Örneğin, AKP'li değerli bir konuşmacımız daha önce dedi ki: "Almanya'da iş yasaları çok katı olduğu -şimdi orada o 'katı' kullanılıyor yine- yani, iş yasaları işçiyi çok koruduğu için Almanya'nın rekabet gücünü kaybetmeye başladığı iddia ediliyor." Almanya ve Avrupa... Bu doğrudur; Avrupa'da, Amerika karşısındaki rekabet gücünü kazanmak için, işçi yasalarını katı görme eğiliminde olanlar vardır. Yalnız, bu, belli bir ideolojik görüş içerisinde olanların görüşüdür, genel bir kanı olarak sunmak da yanlış oluyor. Doğrudur, bunu sunanlar vardır; daha esnek yapalım...
Şimdi, bunun bir an için doğru olduğunu varsaysak bile, Almanya'da veya Batı Avrupa'da veya Amerika'da bu böyle diyerek, "onlar rekabet gücü kazanmak için işgücünü esnekleştiriyor -haydi, bu terimi kabul edelim- dolayısıyla, biz de bunu Türkiye'de yapalım..." Bunun doğru olduğunu kabul etsek bile, madalyonun bu tek yüzüne bakmaktaki yanlışı, önemle dikkatinize getirmek istiyorum.
Almanya'da, örneğin, yasalar karşısında işçinin haklarının korunma olanağı, Türkiye'dekinin çok daha üstündedir. Bir yargı sistemi... Burada şimdi, işçiyi, keyfî bazı davranışlara karşı koruyor gibi görünen bazı maddeler var; ama, yargının karşısına çıktığı zaman, bu yargı ortamında -yargıçlara derin saygımı bildiririm- yargı sisteminin içerisinde bulunduğu bu durumda, işçi haklarının korunabileceğinden söz etmek veya en azından, böyle bir kaygı duymamak mümkün mü?!
Bakın, size, işçi yasalarının çok esnek olduğu Amerika'dan bir örnek: Amerika'da devlet, savcı, Microsoft denilen dünya devini mahkemeye vererek, çatır çatır mahkûm edebildi. Türkiye'de böyle bir şey yapması söz konusu olabilir mi mahkemelerimizin?! Dolayısıyla, işte, onlarda esnek, onlar böyle yapıyor diye, bir kısmını alıp Türkiye'ye getirip; ama -yargı sistemini seçtim bir örnek olarak- o sistemi, Türkiye'de aynı güçte kurmadan bunu yerleştirmeye kalkmak, yanlıştır. Eğer, esnek diye orada beğenilen bir sistemi buraya getiriyorsak, birçok diğer beğenilen; ama, emeğin, işçinin hakkını koruyan, devletin yargı organlarının, diğer organlarının, yapılarının, kurumlarının, aynı güçlülükte olan bir ortamda çalışabileceğini de kabul etmemiz lazım.
Üçüncü ciddî hata: Bir iş yasası konusunda küreselleşme ve işsizlik gerçeğini gözardı edemeyiz. Bunu Sayın Bakanım da, değerli birkaç AKP sözcüsü de söylediler. Bu küreselleşme ve işsizlik, ikisi de bir olgu, gerçek, doğru. Bu, bir iş yasasına ne gibi bir anlam getiriyor?.. Şimdi, küreselleşme olgusunda -bunu, daha sonraki bir madde üzerinde daha açacağım- bir tercih yapmak durumundayız. Küreselleşme olgusu karşısında, küresel işbölümünde, Türkiye'nin, Türk işçisinin nerede olmasını istiyoruz?.. Ucuz, hakları sınırlanmış, böylece ayakbağı olmayan bir çalışma ortamında işportacı gibi bir şeyler sattığımız mallar üreten bir işbölümünü mü kabul ediyoruz, daha değerli ürün üreten, daha kaliteli ürün üreten bir işbölümünü mü Türkiye'ye tercih ediyoruz?.. Daha kaliteli, daha değerli bir ürünü üreten bir ortamın işçisine, eğitimiyle, haklarıyla değer verdiğini inkâr edemeyiz. Ucuz işgücüyle rekabet edersek, üçüncü kümedeki ülkelerle rekabet ediyor oluruz.
Dolayısıyla, küreselleşmekten söz ederken, net olarak tavrımızı koyalım. Biz, işportacı gibi ürün üreten bir ülke, dolayısıyla, işçi haklarını ve ücretlerini bastıran bir ülke mi olmak istiyoruz, değerli ürün üreten, işgücü değerli olan bir ülke mi olmak istiyoruz?.. Bu tercih de, bu yasada ve konuşmalarda kendini gösterdi ve burada ciddî bir hata yapılarak, Türkiye'yi, yıllardır içinde kalmış olduğu o fasit dairede hapsetme yönüne gidiliyor; hâlâ işçimizi bastırarak bir rekabet gücü kazanma hevesi var.
Gelelim işsizlik konusuna: İşsizlik bir gerçek, o da bir gerçek. Peki, bu işsizlik sorununun nedeni katı işçi hakları mıdır? Etrafınızdaki işsizliğe bakın. Size kendi bölgemden bir örnek vereyim; Uşak'ta ciddî bir işsizlik var. Yüzyıllardır deri üreten Uşak'ta ciddî bir işsizlik var. Bu, işçi haklarından mı ortaya çıktı, yoksa işçi ücretlerinden mi ortaya çıktı?.. İkisinden de ortaya çıkmadı. Tam tersine, ucuz işgücüyle etrafı kirleterek üretilen ham deride katmadeğer artışı başarılamadığı için, yani bir deri konfeksiyon ve deri çanta üretmek mümkün olmadığı için Uşak'taki işçi işsiz kalmıştır; yoksa, işçi haklarının katı olmasından değil, işçinin ücretlerinin fazla olmasından değil; o en alt düzeyde ucuz işgücüne dayanan üretimden daha değerli üretime geçemediği için işsiz kalmıştır. Bunu düzeltmenin yolu, işçi haklarını daha fazla bastırarak, işçiyi daha ucuz yaparak, işçiyi, emeği bir ayakbağı görerek değil, tam tersinedir... Bu, çok ciddî bir hatadır, yıllardır...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Coşkunoğlu.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Teşekkür ederim.
... uygulanan sağ ekonomi politikalarının bir devamıdır.
Sizlerden önce iktidar olanlar, kötü niyetlerinden ülkeyi bu duruma getirmedi; bu politikaları uyguladıkları için Türkiye bu noktaya geldi.
Dördüncüsü, son olarak yapılan bir hata da, sanki işçi haklarından söz ederek Cumhuriyet Halk Partisi birtakım ekonomik gerçekleri görmüyor, küreselleşme olgusunu, işsizliği görmüyor, sadece işçinin haklarıyla ilgileniyor... Elbette Cumhuriyet Halk Partisi işçinin haklarıyla ilgilenecek, elbette Anayasamızın bir maddesi olan sosyal devlet anlayışını savunacak. Aynı Anayasanın altında görev yapan Adalet ve Kalkınma Partisinin de aynı maddeyi savunması beklenir; fakat, bunun da ötesinde, sadece sosyal adalet için değil... Yine, daha önce verilmiş olan Almanya örneğine dönelim. Almanya İkinci Dünya Savaşından çıktıktan sonra işçi haklarını, esnek, işte, bastırarak mı o kalkınma hamlesini gerçekleştirdi; yoksa, bir toplumsal sözleşmeyle ve hiçbir başka kaynak yoksa bile oradan gelen işçilerimizden duyduğumuz işçi hakları içerisinde mi o ciddî kalkınma hamlesini gerçekleştirebildi?.. Dolayısıyla, yapılan hata sadece Anayasanın bir maddesini ihlal değil, yapılan hata sadece emekçimizin hakkını gözetme görevimizi ihmal değil, yapılan hata aynı zamanda ciddî bir ekonomik hatadır. Bunu dikkatlerinize getirmek isterim. Olayı son maddede tekrar, biraz daha açacağım.
Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 21 Mayıs 2003