İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 43. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Elektronik imza kanunu tasarısı (s. sayısı : 333 )

Osman Coşkunoğlu

Uşak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 43. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Ocak 2004 · 829 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Coşkunoğlu (CHP), 15 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRONİK İMZA KANUNU TASARISI (S. SAYISI : 333 )); konuşma 829 kelime.

Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Elektronik imza kanunu tasarısı (s. sayısı : 333 )”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 15 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2004-01-15-elektronik-imza-kanunu-tasarisi-s-sayisi-333 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, Elektronik İmza Kanunu Tasarısının 8 inci maddesi üzerinde söz aldım.

Burada, elektronik sertifika hizmet sağlayıcıları ilk kez tasarının içerisinde tanımlanıyor. Ben de, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı hakkında tasarıda gözden kaçmış gibi gelen birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Şimdi, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı demek, size, elektronik imzada kullanacağınız... Elektronik imza ne demek; aslında, bir şifredir. Vakıa, bu tasarının gerekçesinde biyonik imzayı da kapsayan bir tanım var; ama, şu anda onunla ilgili herhangi bir madde veya düzenleme yok. Elektronik imza bu tasarının tanımladığı, aslında, dijital veya sayısal dediğimiz bir şifredir. Nasıl, diplomatik iletişim belli bir şifre üzerinden yapılırsa, arzu edilmeyen herhangi birisi bunu okuyup anlayamasın diye; elektronik imza da veya sayısal, dijital imza da, imzanızı ifade eden, başka birinin okuyup taklit edemeyeceği size özgü bir imzadır ve tabiî, alanın teyit edebileceği bir şifredir. Şimdi, basite indirgersek, böyle bir şifreyi size verecek olan, kullanıcıya verecek olan sertifika hizmet sağlayıcısıdır. Bu tasarının bu maddesindeki veya herhangi bir diğer maddesindeki sertifika hizmet sağlayıcısının, servis sağlayıcısının şu veya bu şekilde akredite olması belirtilmemiştir; o şart koşulmamıştır. Bunun tam nedenini anlayamadım; çünkü, çok önemli bir ihmal gibi geliyor bana. 8 inci maddenin gerekçesinde "Avrupa Birliği Direktifinde öngörüldüğü üzere elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının faaliyete geçmeleri konusunda tasarıda herhangi bir sınırlama öngörülmemiştir" deniliyor. Belki akreditasyonu bir sınırlama olarak değerlendirdikleri için, ne bu maddede ne de herhangi bir maddede bundan söz ediliyor. Bunu, bir sakınca olarak belirtmek isterim. Belki yönetmeliklerle bunun düzenlenmesi düşünülüyor.

Biraz, teknolojiyi ifade etmek istersem, bu elektronik imzada veya dijital, sayısal imzada teknoloji çok hızlı gelişiyor. Bir şifredir bu; unutmayın. Şifreler, zaman içerisinde teknoloji ve bilimdeki gelişmeyle -şifreleri de matematiksel modellerle geliştirirler- daha kompleks, daha sofistike, daha çözülmesi zor hale, kopyalanması zor hale getirilir. Bugün kullanılan teknoloji, 128 veya 164 bittir. Bu, şu anda bile aşılmış; 1 024 bitlik teknoloji, yani kopyalanması daha zor, deşifre edilmesi daha zor teknolojiler şu anda bile yürürlüktedir.

Şimdi, böylesine, zaman içerisinde gelişen -bu şifreleme kompleks bir teknolojidir; kompleks olmasaydı bu, biliyorsunuz, diplomatik iletişimlerde çok kolay çözülebilirdi- kompleks bir teknolojide sertifika hizmet sağlayıcısını denetleyecek olan da -şimdi bunun akreditasyonunu istemiyoruz- tasarıya göre Telekomünikasyon Kurumudur...

Şu anda, biliyoruz ki, Plan ve Bütçe Komisyonundan Telgraf ve Telefon Kanunuyla ilgili yeni bir düzenleme geçti; gelecek hafta da, zannedersem, Genel Kurulun gündemine gelecek. Orada da görüyoruz ki, şu andaki durumuyla Telekomünikasyon Kurumu, telekom sektöründeki rekabeti sağlayacak yetkinlik ve etkinlikte bile değil. Bu yetkinlik ve etkinliğin olmadığı rekabet ortamının sağlanamaması sonucu birtakım hatalar oluştu; onları düzeltmeye yönelik bir yasa tasarısı zaten, haftaya gelecek olan. Bunu, hiçbir şekilde, Telekom Kurumunda çalışanları itham veya suçlama şeklinde söylemiyorum; olanakları, yetkileri ve koşullarının çok daha iyileştirilmesi gerektiğini düşündüğüm için söylüyorum. Dolayısıyla, bu kadar önemli bir konuda, Telekom Kurumuna bu elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarını denetleme gibi çok önemli bir görev daha verilecek; fakat, bu görevi de var olan kadrolar içerisinde yapmasını beklemek doğru değil. Telekom Kurumunun, bu bakımdan, güçlendirilmesi gerekli ve şu anda, bu gücü taşımadığı telekom sektöründeki durumdan da belli oluyor.

Bu maddeyle ilgili, dikkatinizi çekmek istediğim, sakınca yaratacağını tahmin ettiğim bir diğer nokta, kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk gerçek veya tüzelkişileri başvurabiliyor elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı için ve bunlar, elektronik sertifika almadan önce, iki ay beklemek durumunda. Bu iki ay içerisinde, herhalde, onun yetkinliği araştırılacak; fakat, gerçek kişilerin sadece bu iki ayla sınırlandırılmış bir denetleme altında tutulmuş olmasının da, ben, sakıncalar çıkaracağını, şimdiden, ihtimal olarak ve diğer bazı uygulamalardan bildiklerimin çerçevesi içerisinde, tekrar, burada belirtmek ve bu uyarıyı yapmak istiyorum.

Dolayısıyla; bir, akreditasyon istenmemesi; iki, Telekom kurumunun içinde bulunduğu durum; üç, bu kadar hızlı ilerleyen teknolojide biraz daha geniş bir denetleme koşulunun olmuş olması gerekirdi diye düşünüyorum ve gerçek kişilere sadece iki ay beklemeyle böyle bir yetkinin verilmesini sakıncalı görüyorum. Bunları şimdiden belirtiyorum. Diğer düzenleyici maddelerde (ceza maddesi vesaire) konuşmayacağım. Aslında, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısıyla ilgili diğer maddelerde de bu sözünü ettiğim sakıncalar geçerli. Bunlar, zannedersem, yakın bir gelecekte, bu yasayı tekrar değiştirip genişletmemiz ihtiyacını ortaya çıkaracak.

Bu yasa tasarısı, çok daha önemli bir ihtiyacı daha ortaya çıkaracak. Dijital ortama, internete, bilgisayara erişmesi olmayanlara çok büyük olanakların sağlandığı Amerika Birleşik Devletlerinde bile "sayısal uçurum" adıyla anılan ve hiç arzu edilmeyen bir durum vardır. Nedir bu; dijital ortama erişebilenler ile erişemeyenler arasında ve zamanla giderek artan uçurumdur, gelir dağılımındaki uçurum gibi ve gelir dağılımındaki uçuruma paralel bir uçurumdur.

Şimdi, bu gibi düzenlemeleri, Avrupa Birliği, şu bu gibi gerekçelerle yapıyoruz; fakat, bu düzenlemelerin toplumumuzda hangi kesimleri daha da avantajlı duruma getireceği ve hangi kesimleri daha da dezavantajlı duruma getireceğini de şimdiden bilmemiz gerekir. Bu sayısal uçurumun kapatılması, zaman içerisinde, gelir dağılımındaki uçurumun kapatılmasından daha zordur; çünkü, gelir dağılımındaki uçurum, belli maddî desteklerle, âdeta akşamdan sabaha kısmen de olsa kapatılabilir; ama, sayısal uçurumu kapatabilmek için, azaltmak için, belli bir eğitim, çaba -Sayın Tacidar Seyhan da bahsetti- hizmetiçi eğitim gibi, toplumun, tarımdan tutun da her kesimine kadar halka sunulacak eğitimler gibi, zaman alıcı önlemler söz konusudur. Dolayısıyla, şimdi bu geçirdiğimiz yasa tasarısı, Türkiye'de zaten genişlemekte olan sayısal uçurumu daha da kötü hale getirecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

12 konuşma daha · 15 Ocak 2004

12 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook