İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 75. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sivas milletvekili ve büyük birlik partisi genel başkanı muhsin yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazası ve kurtarma çalışmalarının tüm yönleriyle araştırılarak benzer durumların yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeler (10/333,334,335)

Osman Coşkunoğlu

Uşak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 75. Birleşim · 3. yasama yılı · 9 Nisan 2009 · 2.086 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Coşkunoğlu (CHP), 9 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVAS MİLLETVEKİLİ VE BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ GENEL BAŞKANI MUHSİN YAZICIOĞLU VE 5 KİŞİNİN HAYATINI KAYBETTİĞİ HELİKOPTER KAZASI VE KURTARMA ÇALIŞMALARININ TÜM YÖNLERİYLE ARAŞTIRILARAK BENZER DURUMLARIN YAŞANMAMASI İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELER (10/333,334,335)); konuşma 2.086 kelime.

Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Sivas milletvekili ve büyük birlik partisi genel başkanı muhsin yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazası ve kurtarma çalışmalarının tüm yönleriyle araştırılarak benzer durumların yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeler (10/333,334,335)”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 9 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-23-2009-04-09-sivas-milletvekili-ve-buyuk-birlik-partisi-genel-baskani-muhsin-yazici (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sözlerime başlamadan önce Türk polis teşkilatının kuruluş yıl dönümünü kutlarım. Güvenli, huzurlu bir ortam içerisinde çalışan polis teşkilatımız olmasını diler, ülkemizde güvenli, huzurlu bir ortam içerisinde bulunmak için yaptıkları tüm çabalar için kendilerine teşekkür ederiz.

Değerli arkadaşlarım, elim bir kazanın arkasından bir araştırma önergesi görüşüyoruz. Bu araştırma önergesinin görüşmesine başlamadan önce, ben de rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’na, Büyük Birlik Partisi Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ’a, İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı’ya, Büyük Birlik Partisi Sivas İl Genel Meclisi Üyesi Mustafa Çetinkaya’ya ve İHA Muhabiri İsmail Güneş’e ve tabii, helikopterin pilotu -çok değerli bir pilot olduğunu öğrendiğimiz- Mustafa Kaya İstektepe’ye Allah’tan rahmet diler, geride kalanlara başsağlığı ve sabır dileriz.

Böyle bir kazaya yaklaşımın nasıl olması gerektiğini söylemeden önce, nasıl olmaması gerektiği konusunda sizlerle görüşümü paylaşmak isterim.

Sayın Bakanın konuşması belki içinde bulunduğu durum nedeniyle anlaşılabilir ama bir yöntem olarak doğru değildi diye düşünüyorum. Şöyle ki: Ortada bir yargılama, bir eleştiri ve suçlama var, bir mahkeme var, orada âdeta bir savunma içerisinde gördüm Sayın Bakanı. Oysa kendisinin de konuşmasının sonunda ifade ettiği gibi, konuya yaklaşan herkes gereken olgunlukla yaklaşmıştır. Bunun arkasında herhangi bir şu veya bu yönde bir rant elde etmek, istismar etmek anlayışını ben de gözlemlemedim, Sayın Bakan da gözlemlemedi. Dolayısıyla, konuya “Biz her şeyin en iyisini yaptık, eleştiriler tümden haksızdır.” şeklinde başlanırsa bu yanlış olur. Burada kimse yargılanmıyor. Burada, bir elim kazadan neler öğrenebiliriz ki yarın buna benzer olayların olmasını önleyebiliriz yönünde bir bakış, bir çaba içerisindeyiz.

Benim yaklaşımım daha teknik olacaktır. Herhangi bir böyle kompleks olayda, o kompleksliğin içindeki aktörlere, bileşenlere bakmak gerekir. Bir tanesi bunların makine, teçhizat, cihaz, teknoloji diyebileceğimizdir. Bir ikincisi insan unsurudur. Bir üçüncüsü de bunların arasındaki bilgi akışı, yönetim ve organizasyondur. Yani makine, insan ve organizasyon diyelim, bilgi akışını da içererek. Ben bu üç boyuttan olaya bakmayı tercih ederim.

Şimdi, değerli arkadaşlar, olayı bir düşünelim. Helikopterlere herkes binebiliyor, çok insan binebiliyor. Helikopterler sadece yolcu taşımak için değil, biliyorsunuz, yangınlarda, orman yangınlarında, zirai ilaçlamada, acil durumda hasta götürmek gibi birçok amaçlarla kullanılıyor. Dolayısıyla, bu olaya, böyle bir savunma mekanizmasıyla, refleksiyle, her şeyi biz iyi yaptık şeklinde değil, kimseyi kötü yaptı diye de suçlamadan, objektif olarak bu bileşenlere bakalım.

Başlangıç noktası Kahramanmaraş’tan bilgi alıyor rahmetli pilot. Ne bilgisi alıyor? Hava koşullarıyla ilgili bilgi alıyor. Kahramanmaraş civarındaki hava koşullarıyla ilgili bilgi alıyor. Ne var ortada? Helikopter var. Anladığımıza göre -tabii, bunların incelemesi yapılacak- iyi bir helikopter teknoloji bakımından. Helikopterin içerisinde bir ELT cihazı var. Bu, acil durumlarda sinyal gönderecek bir cihazdır. Bir diğer teknoloji, yine donanım olarak, cep telefonları var. Cep telefonları sürekli bir yerlere sinyal gönderir, telefonla konuşmuyor olsanız bile bir yerlere sinyal gider. Bunu bilmemiz gerekir. Başka ne var helikopterin içerisinde teknolojik donanım olarak? GPS sistemi var, yani yön bulmasına yardım edecek coğrafi pozisyon sistemi diyeceğimiz bir sistem var.

Kahramanmaraş’taki hava durumuyla, pilot, tamamen kendi gözlemleriyle yolu, yani rotayı kendisi görerek gidebileceği inancıyla yola çıkıyor. Şimdi, Sayın Ulaştırma Bakanının açıklamasında da vardı, Sayın Bakan da burada söyledi: “Rotası hakkında hava raporu almadı.” diye bir ifade var. Yani, bulunduğu yerden gideceği yer arasındaki hava raporunu almadı diye… Bunu, bulunduğu yerle gideceği yer… Bir kere rota belli olmadığı için tam olarak helikopterlerde… Uçaklarda bellidir bakın, (A) noktasından (B) noktasına nasıl gideceğine pilot keyfî karar veremez ama helikopterlerde… Türkiye’de o koridor, helikopterlerin uçtuğu hava koridoru regüle edilmemektedir yerden. Bu da bir diğer eksiktir, sözüne, geleceğim oraya da. Avrupa’da, Amerika’da bu regüle edilir. Öyle isteyen helikopter istediği rotadan gidemez. Bunu da bilelim.

Ha, şimdi, gideceği rota var. Bu rotada hava koşullarının ne olacağını pilotun öğrenme olanağı zaten yok çünkü oralarda yerleşim merkezi olup da o yerleşim merkezinin meteoroloji istasyonundan bunu alma gibi bir olanağı yok zaten. Dolayısıyla bunu rahmetli pilot için bir eksiklik gibi görmemek gerektiğini düşünüyorum.

Başlangıç noktasında başka sıkıntılar var. Türkiye’de bir heliport yok. Yani havaalanından, futbol sahasından, hipodrom sahasından, işte bir düzlükten kalkıyor veya iniyor. Yani uçaklarımızın inip kalktığı gibi “heliport” denilen bir olanaktan Türkiye yoksun. Bunu da bilelim. Eksiklerimizi burada görelim.

Helikoptere bindikten sonra önde bir sıkışık oturma düzeni olduğu tespit ediliyor ve biraz aşırı yük olduğu tespit ediliyor. Bunlar da endişe verici durumlar.

Şimdi, bu başlangıç noktasındaki durum. Ondan sonra ne oluyor? Uçuş süreci. Uçuş sürecinin içerisinde biraz önce söylediğim Türkiye’deki çok büyük eksiklik olan helikopterlerin uçuş koridoru diyelim, kelime tam doğru olmamakla birlikte, uçakların uçtukları irtifa gibi regüle edilmiyor, düzenlenmiyor, yerde bir radar ağı tarafından sinyal alışverişi yapılmıyor. Tamamen boşlukta, tamamen kendi inisiyatifiyle bir rota tutturuyor, işte kara yolu görürse, enerji nakil hattı görürse, tabii orada diğer cihazlarla da yönünü bularak gidiyor. Yer ile irtibat yok. Bir kere bu bir eksiklik. Çünkü özellikle bu Avrupa’da, Amerika’da vardır, Batı ülkelerinde vardır, hatta bizim de üyesi olduğumuz Euro-Center’in Türkiye’den zannedersem istediği bir teknolojik olanaktır bu, o koridorun da regüle edilmesi ve yoktur bizde. Şimdi, bu şekilde… Eurocontrol’ün istediği bir merkezdir. Hatta 11 Eylül olayından sonra Amerika’da sivil ve askerî haberleşme entegrasyonu yapılmıştır. Bunun için de, bunlar 3-4 milyona Türkiye’de yapılacak, yazılımla yapılacak işlerdir, yapılabilir, öyle çok fazla bir şey de değildir.

Ayrıca, şöyle ilginç de bilgi aldım: Türkiye'nin üstünden güvenli uçan uçaklar -diğer ülkelerden- Türkiye’ye bir para ödüyorlar Türkiye'nin üstünden geçtikleri için, bir de sigorta ödüyorlar. Türkiye'nin üstünden çok güvenli geçemezlerse sigortaları pahalı oluyor ve bize ödedikleri para da düşük oluyor. Bir de işin böyle, yani insani durumunun yanında maddi durumu da var. Burada da bazı eksikliklerimizi bu vesileyle… Bunu, tekrar söylüyorum, bir mahkeme ortamına girmeden, herhangi bir kimseyi eleştirmek için söylemiyorum. Fakat eksiklerimizi görmek ve tamamlamak için de bir fırsattır. “Her şey mükemmel, her şeyi iyi yaptık.” anlayışıyla kestirip atmayı yanlış buluyorum.

Şimdi, başlangıç noktası ve uçuş, ondan sonra kaza… Kazanın nasıl olduğu açıklandı. Pervane, “pal” denilen pervane çarpmış yamaca, ondan sonra belli bir eğimle burundan yere çakılmış. Şimdi, bilinmeyen, bu araştırmayla bulunacak nokta: Bu yere çarpma sırasında ELT cihazı neden sinyal göndermedi, yerini belli edecek sinyali neden göndermedi? Bunun, -yani tahmin, şimdilik tahmin- belli bir gücün, yer çekiminin 12 katı gücünde yere çarpması durumunda ancak o sinyali gönderebilecek durumda. Hani, şeyde de, sizin otomobillerinizde de minderin açılması gibi, o da belli bir güçten sonra açılıyor. Öyle bir sistem. Orası da karlı olduğu için, belki o kadar şiddetli bir çarpma olmadığı için olabilir, yumuşak düşüşten olabilir. Onu bilmiyoruz, onu zaman içerisinde bulacağız.

Fakat ilginç olan şudur arkadaşlar: Bunu mutlaka dikkatle gözden geçirmek ve bu konudaki eksiklerimize bakmamız gerekir. Cep telefonu. Şimdi, önce sadece teknolojisi üzerinde konuşacağım. Cep telefonumuzdan bizim devamlı bir yerlere sinyal gidiyor. Ha, burada gitmiyor, buradaki zırh nedeniyle. Fakat bir yerlere sinyal gidiyor, konuşmasanız bile gidiyor. Şimdi, nereye gidiyor? Baz istasyonuna gidiyor. O baz istasyonunun hücresinden yani kapsama alanından çıkıp başka bir baz istasyonunun kapsama alanına geldiğiniz zaman bu sinyalle bildiriliyor tekrar. Yani o uçuş sırasında sizin cep telefonunuz ha bire baz istasyonlarına sinyal gönderiyor, oradan, bu hücreden çıktım öbürüne girdim, oradan çıktım buraya girdim diye. Şimdi, rotası da kabaca biliniyor. Yeni adıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) içinde (TİB) Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı vardır, bu bilgiler doğrudan oraya gider ve orada, TİB’de, bu bilgilerin hızla değerlendirilme olanakları vardır. Burada, dediğim gibi, herhangi birisine bir eleştirme değil, kafamdaki soruyu söylüyorum: Bu cep telefonundan o uçuş sırasında sürekli bilgi gitmiştir baz istasyonlarına, bir hücreden çıkıp öbürüne girdik diye ve bunların değerlendirilmesi -o sırada kısa bir konuşma yapılmıştır- bütün bunların değerlendirilmesi yapılabildi mi, yapılmadı mı, yapılamadı mı? Nedir? Bu, benim şu ana kadar çok boyutlu yaptığım araştırmalardan öğrenemediğim bir şey.

Ayrıca bu telefonlarda GPS modülü olanlar da var. GPS modülü aktive ise uyduya da oradan mesaj gidiyor, hatta, işte, elimde bulunan markanın Kanada’da merkezi var, onun üzerinden bu interneti kullanıyoruz. Bu bilgileri derhâl alıp değerlendirebildi mi (TİB) Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı? Bunu bilmiyorum. Fakat orada düştükten sonra… Tek bir baz istasyonu… Orada bazı yanlışlıklar yapılıyor. Tek bir baz istasyonu var. Aslında üç operatörün de var ama tek bir direğin üstünde olduğu için, ancak bir alan, bir yay içerisinde alan belirlenebiliyor. Eğer iki tane olsaydı kesiştirilip nokta koordinatı bulunabilirdi. Maalesef, sadece bir alan belirleniyor, o da yeterli olmuyor görünüme göre. Fakat dediğim gibi rota içerisindeki sinyaller değerlendirildi mi? Değerlendirilemediyse neden? Onu şu anda bilemiyorum. Dolayısıyla bu noktada bu konum tespiti için bir acil durum merkezinden yönetilebilen bir konum tespit sistemi konusunda kafamda kuşkular, bazı -kuşku deyince herhangi bir kötü niyet kuşkusu değil- birtakım eksiklikler, teknolojik eksiklikler veya teknolojiyi değerlendirme eksiklikleri olduğu kanaati, şu anda o yönde bir kuşku oluşmuş durumda. Bu sistemlerin ayrıca birbirleriyle ara bağlantısı var mı, ara yüz donanımları var mı bu bilgi alışverişini yapabilmek için?

Bir diğer nokta yine burada sorgulanması gereken: Acil arama. 112 aranıyor. Şimdi, bu 112, 155 ve başka diğer birçok numara var. Bu merkezler ile GSM merkezleri arasında konum belirleme için yine belli ara yüz donanımı var mı, yazılım var mı? Neden bir tek acil numara yok, Amerika’da 911, Avrupa’da 999 olduğu gibi? Böyle bir sürü numara var. Belki bunları da değerlendirmek gerekir bu noktada.

Şimdi, şimdiye kadar teknoloji üzerine konuştum. Tabii, olayın bir de insan boyutu var, organizasyon boyutu var. Bu konu üzerinde de kısaca değinmek isterim. Bunların birçoğu biliniyor zaten, gazetelerde yer aldı. Bu noktada -yine bir eleştirel yaklaşım amacıyla değil, değerlendirme amacıyla- kriz merkezi etkili miydi, buna bakmak lazım. Kriz merkezi kurmak çok zor bir olaydır, ama deprem için ama başka acil durumlar için, çok zordur. Bunun tasarımı, eğitimi, bunun için gerekli paradigma yani zihniyet, yaklaşım, bütün bunların Türkiye’de tam yerleştiği izleniminde olamıyoruz maalesef. Şimdi, örneğin -haklı olarak Sayın Bakan da yakındı, ben de çok yakındım- çok şiddetli bir bilgi kirliliği oluştu. Yani önüne gelen önüne gelenle konuşup hemen gazetecilerin, televizyonun önüne geçip bir şeyler söyleme heyecanı, merakı içerisine girdi. Bu önlenebilirdi.

Bakın, bu bilgi kirliliğinin bir kurbanı da Sayın Bakan. Ulaştırma Bakanımız burada oturuyor. Hollanda’da bir elim kaza oldu, “Hiç kimseye hiçbir şey olmadı, ne güzel.” diye bir açıklama yaptı Sayın Bakan. Nereden aldı o bilgiyi, niye öyle bir yanılgıya düştü? Tabii, eminim kendileri değerlendirmiştir bu konuyu ama bu bilgi kirliliğini önlemek de kriz masasının bir şekilde görevidir. Yani yakınmanın ötesinde bunun için önlem alınmalıdır.

Söz gelimi, birtakım barikatların kurulması önemlidir. Burada tabii haber alma özgürlüğü ile bir operasyonun sağlıklı ve güven verici, etkin bir şekilde yürütülmesi arasındaki dengeyi iyi kollayarak birtakım barikatların kurulması gerekir. Orada bazı arama yapanların kendilerinin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalındığı raporlarını aldım güvenilir kaynaklardan.

Arama ortamı düzenli değildi. Sayın Bakanın çok büyük bir baskıyla ve iyi niyetle geldiğini anlıyorum. Fakat yarardan çok zarar getirildiği çok güvenilir kaynaklardan gelmiştir bana. Neden? Sayın Bakan oraya gidiyor. Tabii, koordine etmek, denetlemek, bir baskı kurmak -Sayın Başbakanın da eminim Sayın Bakan üzerine baskısı vardır- bunu yapmak için gidiyor. Fakat bir heyetle gidiyor. Gittiği zaman yanında genel müdür, o genel müdür gelince öbür müdür geliyor, şube müdürü, bir heyet… Bana söylenene göre -ki bu çok güvenilir bir kaynaktır- Dağcılık Federasyonundan gelen bazı araçlar bile yani dağda arama yapmak amacıyla gelen araçlar bile Sayın Bakanın konvoyuna katılmış gidiyor. Böyle sakıncalar oluyor. Yani Sayın Bakan bir şekilde gidecekse heyetle, bir protokolle gitmesi ortalığı daha da karıştırmış görülüyor. Bu herhangi bir suçlama, eleştiri değil, bir saptamadır.

Şimdi, harita araç-gereç konusunda, yeterlilik konusunda bazı eksiklerimizin olduğu da ortaya çıkmıştır.

Olayın yarattığı baskı. Tabii, bir siyasi partinin genel başkanının bu olayın içinde, elim kazanın içinde olması nedeniyle partililerin duyduğu heyecan ve üzüntünün yansıması şeklinde oradan da bir baskı yaratılmıştır.

Tabii, bir de doğa koşulları var. O üç gün boyunca sürekli sis ve tipi. Üstelik son derece de çok dağlık, zor bir arazi içerisinde, doğa koşulları da olumsuzdu. Yalnız, bütün bunlar, tabii, işi zorlaştıran -yani şikâyet konusu değil, şikâyet de tabii, edeceğiz belki ama- önlem alma gerektiren konular.

Değerli arkadaşlarım, ben bu araştırma komisyonuna, bu konularda özellikle eksikleri bulmak için çalışmasını öneririm -bunu kimse alınganlık gösterip eleştiri olarak, mahkemede yargılanmak olarak almasın- ki bu eksikleri saptayalım, ileride olmasını önleyelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Coşkunoğlu, devam ediniz.

OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bakın, bu eksikler… Burada buna elbette ki zamanım yok, bu konuya girmeye fakat ulusal güvenliğimiz açısından bu haberleşme, konum tespiti… Şimdi, Kuzey Irak’a girdiğimizde başka bir ülkenin vereceği istihbarata muhtaç durumdaydık. Bunları hatırlayalım. Bunlar, ülkemizin ulusal güvenliği, sadece böyle acil durumlarda rol almak, etkin olmak için değil, ulusal güvenliği için de çok önemli konulardır.

Konunun boyutunun ve öneminin bilincinde bir araştırma, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak böyle bir araştırma yürütülmesini, olayın hem insani boyutunu hem örgütsel ve bilgi akış boyutunu hem de teknolojik boyutunu ve buralardaki eksikleri bulma yönünde… Örneğin, Sayın Bakan bahsetti. Sorularımdan biriydi, zaman elvermedi diye sormadım. Uydu teknolojisinden ne kadar kullanıldığı… Metal şey yapan uydular vardır görüş sahası olmasa bile.

KÜRŞAT ATILGAN (Adana)SAR radar…

OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)“Onlar değerlendirildi…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla)Son cümlelerim Sayın Başkan.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

13 konuşma daha · 9 Nisan 2009

13 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook