İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 61. BİRLEŞİM · CUMA

Yükseköğrenim öğrencilerinin sorunlarıyla ilgili

Osman Demir

Tokat Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 61. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Şubat 2008 · 583 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Demir (AK Parti), 8 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRENİM ÖĞRENCİLERİNİN SORUNLARIYLA İLGİLİ); konuşma 583 kelime.

Osman Demir (AK Parti, Tokat). “Yükseköğrenim öğrencilerinin sorunlarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 8 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-demir-23-2008-02-08-yuksekogrenim-ogrencilerinin-sorunlariyla-ilgili (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

OSMAN DEMİR (Tokat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üniversite öğrencilerimizin sorunları hakkında söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bilgi güçtür, gelişme yolunun ışığıdır. Üretime dönük bir bilgi, diğer girdilerden farklı olarak, aynı anda pek çok üretim alanında kullanılabildiğinden, artan verimlere konu olmaktadır. Bu sebeple, neyin nasıl yapılacağının ve sorunların nasıl çözüleceğinin öğretildiği üniversiteler, ülkelerin beyinleri ve gelişme yollarının ışığıdırlar.

Ülkemizin uzun dönemli gelişmesi bakımından, üniversite öğrencilerinin sorunlarını yakından tanımamız ve onlara çözüm üretmemiz gerekmektedir. Bu sorunlar, ortaöğretimden gelenler, üniversiteye girişte yaşananlar ve üniversitede var olanlar olmak üzere üç grupta toplanabilir. Ortaöğretimden gelen sorunların en önemlisi, öğrencilerimizin mesleki ve teknik liseler ile genel liseler arasındaki çarpık dağılımıdır. Beş yıllık kalkınma planlarında, tıpkı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, öğrencilerin yüzde 65’inin mesleki ve teknik liselerde ve yüzde 35’inin genel liselerde öğrenim görmeleri hedeflenmişken uygulamada bunun tam tersi olmuş, mesleki ve teknik liselerde eğitim gören öğrencilerin oranı yüzde 30’a düşmüştür. Bu çarpık dağılımın en önemli sebeplerinden biri üniversiteye girişte uygulanan katsayısı adaletsizliği, diğeri ise mevcut hâliyle öğrenci seçme sınavıdır. Üniversiteye girişte başarı puanları hesaplanırken, hangi programı tercih ederlerse etsinler, genel lise mezunlarının ağırlıklı ortaöğretim başarı puanları 0,8 ile çarpılırken, kendi branşlarına uygun dahi olsa, sınırlı sayıdaki lisans programları dışındaki lisans programlarını tercih etmeleri hâlinde mesleki ve teknik lise mezunlarının ağırlıklı ortaöğretim başarı puanları 0,3 ile çarpılmaktadır. Öğrenci seçme sınavı soruları genelde genel lise müfredatına uygun hazırlandığından, mesleki ve teknik lise mezunları burada da dezavantajlı durumdadırlar. Bu iki sorun yüzünden sağlık meslek lisesi mezunlarının tıp fakültesine, endüstri meslek lisesi mezunlarının mühendislik fakültesine ve ticaret lisesi mezunlarının iktisadi ve idari bilimler fakültesine girmeleri âdeta imkânsızdır. Bu sebeple, öğrenciler genellikle genel liseleri tercih etmekte ve belli bir uzmanlık temeline sahip olmadan üniversiteye girmektedirler. Üniversite yıllarına ertelenen uzmanlaşma, daha zor, maliyetli ve zayıf olmaktadır. Mezunların kendilerine güvenleri, verimlilikleri ve iş bulma imkânları azalmaktadır.

Üniversiteye girişte yaşanan diğer bir sorun, yükseköğretim kurumlarının kontenjanlarının düşük olmasıdır. Örneğin, 2006-2007 öğretim yılında yaklaşık 1,7 milyon öğrencimiz üniversite sınavına girmişken bunlardan yaklaşık 389 bini örgün öğretimde, 192 bini de açık öğretime kaydolmuştur. Örgün lisans programına yerleşen öğrenci sayısı sadece 190 bindir. Gelişmiş ülkelerde yükseköğretimde okullaşma oranı yüzde 50 ila 90 arasında değişirken Türkiye’de bu oran, açık öğretim dâhil, yüzde 35 civarındadır. Ülkemizde bir yükseköğretim kurumuna kaydolamayan yaklaşık 70 bin gencimiz büyük maliyet ve zahmete katlanarak yurt dışında öğretim görmeye çalışmaktadır.

Üniversite öğrencilerinin sorunları tabii ki bunlarla sınırlı değildir. Örneğin kesintisiz üç buçuk saat süren öğrenci seçme sınavı, içeriği ve uygulama biçimiyle adaletsiz bir sınavdır. Farklı programlara yerleşecek, farklı yetenekteki bütün öğrencilerin başarısını aynı sorularla ve sadece bir sınavla ölçmeye çalışmak doğru bir yöntem olmamalıdır. Üniversitelerimizin eğitim sistemleri genellikle ezbere dayalı, teori ağırlıklı ve mezunları mesleğe hazırlamada yetersizdir.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Sayın Bakan mülakat yapsın, alsın!

OSMAN DEMİR (Devamla)Birçok üniversitemizin, öğretim elemanı, fiziki kapasite ve laboratuvar eksikliği sorunları vardır. Öğrencilerimiz anılan sorunlarla boğuşurken bazı üniversite rektörlerinin çözüm üretmek yerine kamu vicdanını yaralayan açıklamaları son derece üzücüdür: “Gerekirse 100 bin şehit verir, Kıbrıs’ı da alırız Yunanistan’ı da.”, “Yücel Aşkın’a -yolsuzlukla yargılanırken- sahip çıkmak, cumhuriyete sahip çıkmakla eş anlamlıdır.”, “Keşke o zamanlar -matbaanın bulunduğu 1450’li yıllar- Anadolu Müslüman olmasaydı.”, “Amerika’nın öz evlatlarından birisi Başbakanımız oldu.”, “Türkiye, son iktidarla uzatmaları oynuyor.”, “Dünyada ne kadar vatan haini varsa sanki ülkemizde toplanmış.”, “Genel seçimleri ölüm pahasına almak zorundasınız.”, “Yüzde 95 oranında oy alsanız bile size iktidarı vermeyeceğiz.”, “Türbanlı bir öğrenciye, cumhuriyet ilkelerinin kıyafetlerine aykırı diye hak ettiği notu vermeyeceğiz.” Bu sözlerin “sorumlu bilim adamı” sıfatı taşıyan rektörlere ne kadar yakıştığının, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları gibi çağdaş değerlerle ne kadar bağdaştığının kararını sizlere bırakıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

53 konuşma daha · 8 Şubat 2008

53 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook