Genel Kurul konuşması
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 111. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Temmuz 2004 · 1.112 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Kaptan (CHP), 7 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.112 kelime.
Osman Kaptan (CHP, Antalya). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-kaptan-22-2004-07-07 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OSMAN KAPTAN (Antalya)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan Belediyeler Kanunu Tasarısının 55 inci maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.
Sayın arkadaşlarım, tasarının 55 inci maddesiyle, belediyelerde denetimin kapsamı ve türleri belirlenmektedir. Kanun tasarısında, belediyelerde iç ve dışdenetim yapılacağı, bu denetimin de 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa göre yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Sayın arkadaşlarım, bilindiği gibi, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısıyla teftiş kurulları kaldırılmıştır. Onların yerine içdenetim getirilmiş ve içdenetimin, içdenetçiler tarafından yapılacağı belirtilmiştir. Teftiş kurullarının ortadan kaldırılmak istenilmesi, soruşturma ve teftiş fonksiyonuna yer verilmemesi büyük tepkilere ve eleştirilere neden olmuştur. Bunun üzerine, sonradan yapılan birtakım düzenlemelerle, bazı teftiş kurullarının ve müfettişlerin de görev yapmaya devam edebileceği izlenimi yaratılmak istenilmiştir.
Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 75 inci ve 77 nci maddelerinde yapılan değişiklikle, İçişleri ve Maliye Bakanlığının, bazı koşullar altında teftiş ettirme yetkisi getirilmiştir; ancak bu yetki, sadece iki bakanlığa verilmiş bir yetkidir. Bu da, bir yolsuzluk veya usulsüzlük olayının soruşturulması yetkisini içermemektedir; örneğin, herhangi bir ihalede ortaya çıkan somut yolsuzluk iddialarının soruşturulmasını kapsamamaktadır.
Sayın arkadaşlarım, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının 18 nci maddesindeki düzenlemede ise, Maliye, Millî Eğitim, Sağlık ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarında, temel görevlerin bir gereği olarak, üçüncü kişilere ve kurumdışı işyeri ve mükelleflere yönelik İçişleri Bakanlığının da yerel yönetimlere yönelik rehberlik ve denetim birimi oluşturulabileceği belirtilmiştir. Anahizmet birimi olarak kurulan birimlerin rehberlik ve denetim birimi olacağının özellikle vurgulanması, bu birimlerin teftiş ve soruşturma yetkilerinin olmadığının somut bir göstergesidir. Kaldı ki, Belediyeler Kanunu Tasarısının 55 inci maddesinde düzenlenen İçişleri Bakanlığının yerel yönetimlere yönelik idarî denetiminin sınırlı bir yetki olduğu, teftiş ve soruşturma yetkilerini içermediği ortaya çıkmaktadır.
Sayın milletvekilleri, yolsuzluklarla ilgili soruşturmalar konusunda yaratılan boşluk, bu yasa tasarısında da devam etmektedir. Yasa tasarıları, denetim faaliyetinin uluslararası standartlara göre yürütülmesinin en temel koşulu olan bağımsızlık sorununa çözüm getirmemiştir. Denetim birimlerinin teftiş kurulları şeklinde örgütlenmesi, bu kurulları bir ölçüde bağımsız kılıyordu. Bu kurulların bağımsızlığını artıracak düzenlemeler getirilmesi gerekirken, teftiş kurullarının güçlendirilmesi gerekirken hepten kaldırılıyor. Anlaşılır gibi değil.
Sayın arkadaşlarım, kamu yönetiminde yapılacak iş teftiş kurullarını kaldırmak değil, güçlendirmektir. Tabiî ki, bunu, biz dediğimiz için, muhalefet dediği için yapmayacağınızı biliyoruz; belki, Amerika örneği sizde etkili olabilir diye bir örnek vermek istiyorum. Amerika Birleşik Devletlerinde 6 Kasım 2003 tarihinde bu konuda bir kanun tasarısı verildi. Bu tasarıyla teftiş kurullarının var olan yetkilerini daha da artıran bir düzenleme yapılması isteniliyor. Bu tasarıya göre, Amerika Birleşik Devletlerinde müfettişlerin bağımsızlıkları artırılıyor, teftiş kurullarının kaynakları artırılıyor, müfettişlerin niteliği artırılıyor, raporlarını Kongreye doğrudan göndermeleri sağlanıyor. Amerika'da bunlar olurken,Türkiye'de teftiş kurulları kaldırılıyor.
Değerli arkadaşlarım, denetim konusundaki eksiklikler, hatalı yaklaşımlar sadece içdenetim alanında değildir. Bu yasa tasarısının dışdenetim konusundaki yaklaşımı da hatalıdır.
Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının 40 ıncı maddesinde, yerel yönetimlerin dışdenetiminin Sayıştayca yapılacağı veya yaptırılacağı hükme bağlanmıştır. Denetimi özel sektöre yaptırabilme yetkisi, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi sürecinin bir parçasıdır. Bu, dünya sayıştayları arasında yaygın bir uygulama değildir. Böyle bir uygulama örneği İngiltere'de vardır; o da yüzde 5'i geçmemektedir.
Tasarı, Sayıştaya, özel ihtisas daireleri ve bölge düzeyinde taşra birimleri kurabilmesi ve gerektiğinde denetimi özel kuruluşlara yaptırabilmesi için yetki vermektedir. Taşra teşkilatı kurmanın denetimi etkinleştirmeyle hiçbir ilgisi yoktur. Sayıştayın taşra teşkilatı kurması, sadece daha fazla kadrolaşmaya yarayacaktır. Dünyadaki yaygın uygulama, yerel yönetimlerin, Sayıştayın taşra teşkilatları aracılığıyla denetlenmesi değildir; yerel yönetimlerin, oluşturulacak ayrı bir yerel yönetimler sayıştayı tarafından denetlenmesi daha doğrudur, özellikle Anglosakson ülkelerindeki uygulama böyledir. Türkiye'deki özel denetim firmaları, hukuka uygunluk ve performans denetimi yapmıyorlar, sadece malî tabloların onaylanmasıyla ilgileniyorlar.
Sayıştayın, altından kalkması zor iş yükü yüzünden, yeterli kalite kontrollerini yapamayacağı gözönünde tutulduğunda, yerel yönetimlerin özel denetim firmalarınca denetlenmesinin kaçınılmaz sonucunun denetim değil, denetimsizlik, usulsüzlük, yolsuzluk ve karmaşa olacağı aşikârdır. Kaldı ki, özel denetim firmalarının yerel yönetimleri denetleyebilmesiyle, Sayıştayın, yerel yönetimleri özel denetim firmalarına denetletmesi birbirinden çok farklıdır.
Bugün, bankalar ya da firmalar, özel denetim şirketlerince denetlettirilmekte; ama, bu durum, bankalarda, Bankalar Yeminli Murakıbının, şirketlerde Maliye Bakanlığının denetim yapmaması sonucunu doğurmamaktadır. Tasarıdaki düzenleme bu türlü uygulamalardan farklıdır. Tasarı, Sayıştayın yapması gereken denetimi özel denetim firmalarına yaptırmaktadır. Halbuki, denetim, devletin devlet olma, belediyenin belediye olma özelliğinin olmazsa olmazıdır; denetim, kamunun aslî görevidir.
Sayın arkadaşlarım, Belediyeler Kanunu Tasarısının 69 uncu maddesinde, belediyenin kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında sermaye şirketlerini kurabileceği hükmü getirilmiştir. Belediyeler Kanunu Tasarısının 18 inci maddesinde ise, belediye meclisinin görev ve yetkileri düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, belediye meclisi, bütçeiçi işletmeler ile Türk Ticaret Kanununa tabi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermeye yetkilidir.
Yine, Belediyeler Kanunu Tasarısının 71 inci maddesine göre, belediye, özel geliri ve gideri bulunan hizmetlerini İçişleri Bakanlığının izniyle bütçe içerisinde işletme kurarak yapabilir. Kısaca ifade etmek gerekirse, belediyelerin hangi konularda şirket kurabileceği, eski kanunda olduğu gibi ve Anayasaya uygun biçimde hizmet alanları itibariyle sayılmamıştır. Bunun yerine, belediyelerin görev ve hizmet alanlarında şirket kurabileceği hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme, belediye şirketleri konusundaki yoğun yakınmaları gidermeyecek, azaltmayacak, daha da arttıracaktır. "Mahallî müşterek ihtiyaç" olarak adlandırılan her çeşit hizmetin şirket kurma yoluyla yerine getirilmesine sınırlama getirilmemiştir. Getirilen bu yasal çerçeve içerisinde, yerel yönetimlerin kamu hizmeti sunan idarî birim olma özelliği tümden ortadan kalkabilir. Belediyelere verilen her türlü görevin şirketler aracılığıyla yerine getirilmesinin yolu açılabilir. Geçmiş dönemde en çok şikâyet edilen şeyin, özel hukuk hükümlerine tabi belediye şirketlerinin yeterince denetlenmemesi neticesi, kamuoyunda usulsüzlük iddialarının yoğunlaşması olduğu ve bu gerçeğin İçişleri Bakanlığı genelgesine yansıdığı unutulmamalıdır. İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı BİT'lerdeki soruşturmalarda yasal takibe gerek görmeyen müfettişlerden bazılarının vali yapıldığının, yine, İstanbul Büyükşehir Belediyesinden kaç kişinin milletvekili, kaç kişinin bakan olduğunun, kaç kişinin dokunulmazlık zırhına büründüğünün kamuoyunda tartışıldığını unutmayalım.
Sayın milletvekilleri, yasa tasarısında, şirketlerin denetimi konusundaki düzenlemeler eksiktir, yetersizdir. Belediye şirketleri, anonim şirket statüsünde olup, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabidir. Belediyeler Kanunu Tasarısının 55 inci maddesinde, belediyelere bağlı kuruluş ve işletmelerin iç ve dışdenetim esaslarına göre denetleneceği ve malî işlemler dışında kalan idarî işlemlerin, idarenin bütünlüğü ve kalkınma planı ve stratejilerine uygunluğu açısından İçişleri Bakanlığı tarafından denetleneceği yazılıdır. Halbuki, belediyelerin denetimi açısından üç farklı yapı söz konusudur.
1.- Belediyelerin yürüttüğü hizmetler için oluşturulan kamu tüzelkişiliği.
2.- Özel gelir ve gideri bulunan hizmetlerin yürütüldüğü bütçe içinde kurulan işletmeler.
3.- Belediyelere verilen görev ve hizmet alanında kurulan sermaye şirketleri bulunmaktadır. Yasa tasarısında bunların denetiminin nasıl yapılacağı açık ve net biçimde belirlenmemiştir.
Sayın arkadaşlarım, belediye şirketlerinde kamu parası kullanıldığı tartışmasız bir gerçek olduğundan, belediye şirketlerinin de kamu denetimine tabi tutulması gerekmektedir. Devletin ve milletin parasının ve malının olduğu her yerde kamunun denetim yetkisi vardır, olmalıdır; yoksa "tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmeyiz" iddiası, boşlukta kalmaya mahkûmdur.
Sayın arkadaşlarım, öte yandan, performans denetimi ve performans ölçümü için getirilen mekanizmalar da, tutarlılığı, uygulanabilirliği, etkinliği ve işlevselliği olmayan mekanizmalardır. Sayıştaya performans denetimi yapma yetkisi 1996'da verilmiştir. Aradan geçen sekiz yıl içerisinde Sayıştayın yaptığı performans denetimi sadece 8'dir; yani, yılda ortalama 1 performans denetimi yapmış oluyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
60 konuşma daha · 7 Temmuz 2004