İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 111. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sulak alanların korunmasına ilişkin ramsar sözleşmesiyle ilgili

Şerif Birinç

Bursa Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 111. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Temmuz 2004 · 564 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Şerif Birinç (AK Parti), 7 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SULAK ALANLARIN KORUNMASINA İLİŞKİN RAMSAR SÖZLEŞMESİYLE İLGİLİ); konuşma 564 kelime.

Şerif Birinç (AK Parti, Bursa). “Sulak alanların korunmasına ilişkin ramsar sözleşmesiyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serif-birinc-22-2004-07-07-sulak-alanlarin-korunmasina-iliskin-ramsar-sozlesmesiyle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ŞERİF BİRİNÇ (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sulak Alanların Korunmasına Dair Sözleşme, diğer ismiyle Ramsar Sözleşmesiyle ilgili konuşmak üzere gündemdışı söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlarım.

Dünyanın eko ve biyolojik yapısında önemli etkinliği olan sulak alanlar, bölgesel, ulusal ve uluslararası değere sahiptir; bölgelerin su rejimlerinin düzenlenmesinde ve iklim oluşmasında önemli etkileri vardır. Sulak alanların diğer bir önemi de, bölgelerin fauna ve faunda yapılarında, yani bitkisel ve canlı hayvan türlerinin barınmalarında önemli etkileri vardır.

Balık türlerinin takriben yüzde 40'ı, avlanan balıkların üçte 2'si sulak alanlardan kaynakslanmaktadır. Sulak alanlar, göçmen kuşlar için barınma, beslenme ve üreme alanlarıdır. Son yarım yüzyıl içerisinde, sulak alanların değeri uluslararası camiada anlaşıldığı için, bunların korunmaları, mevcut hallerinin devamı için uluslararası çalışmalar başlatılmıştır. Bu hususta yapılan ilk uluslararası çalışma, 1967 yılında Ankara'da toplanan konferanstır. Bu konferansın sonuç bildirgesinde, uluslararası sulak alanların korunması için bir yönetmeliğin çıkarılmasına dair bir madde mevcuttur. Dört yıllık çalışma sonucunda, 1971 yılında İran'ın Ramsar Kentinde toplanan uluslararası bir komisyon, ilk olarak -Ramsar Sözleşmesi olarak da geçen- Uluslararası Sulak Alanların Korunması Sözleşmesini imzalamıştır.

Bu sözleşme kapsamında, yeryüzünde koruma altına alınan ilk sulak alan Tunus'taki El İsköl Deltasıdır. Takriben 16 000 hektar alanı kapsayan bu delta, dünya üzerindeki göçmen kuşları barındıran en büyük deltadır.

Bugün, dünya üzerinde 1 000'in üzerinde alan, Ramsar, korunma kapsamına alınmıştır. Yurdumuzda 500 civarında sulak alan mevcuttur. Bunların 250'si bölgesel, 250'si de ulusal, uluslararası öneme sahiptir. Bu sulak alanların 4'ü de bizim bölgemizdedir. Bunlar, Manyas, Uluabat, İznik Gölleri ve Kocaçay Deltasıdır. Manyas Gölü, aynı zamanda Manyas Kuş Cennetini de ihtiva etmektedir.

1994 yılında, Türkiye, Ramsar Sözleşmesine taraftar olduktan sonra Ramsar Sözleşmesi kapsamına alınan beş sulak alandan biridir. Diğerleri, Kayseri'de Sultan Sazlığı, Kırşehir'de Seyfe Gölü, İçel'de Göksu Deltası ve Burdur Gölüdür. Daha sonra, 1997 yılında, Kızılırmak Deltası, Uluabat Gölü, Gediz Deltası ve Akyatan Lagünü de sulak alanlar kapsamına alınmıştır.

Bu sulak alanlardan bölgemde olan iki sulak alana dikkatinizi çekmek isterim. Bunlardan biri Uluabat Gölüdür. 1997 yılında Ramsar Sözleşmesi kapsamına alınmıştır. Evsel ve endüstriyel atıklar nedeniyle, bugün tehlikeli oranda kirlenmeye maruz kalmaktadır. Bu kirlenmeye maruz kalmanın sonucunda da gölün balık florasında önemli azalmalar olmuştur. Bugün, gölde mevcut olan yılanbalıklarının nesli yok denecek kadar azdır, kerevit tamamen tükenmiştir. Göl, aynı zamanda, turnabalıklarının değişik türlerinin yaşadığı emsalsiz bir ortamdır. Bu gölün kuzeybatı yönünde, daha önce Karacabey Ticaret Sanayi Odasının başvurup organize sanayi bölgesi yapmak istediği bir mevki vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Birinç.

ŞERİF BİRİNÇ (Devamla)Bu organize sanayi bölgesi yapılmak istenilen bölge, gerek Ticaret Bakanlığı gerekse Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından doğru olarak değerlendirilerek, gölün, su toplanma havzası içerisinde kaldığı, tampon bölge içerisinde kaldığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Ben, bir Karacabeyli olarak bundan memnunluk duydum; ama, maalesef, geçtiğimiz onbeş gün içerisinde, bu alan, Karacabey'le ilgisi olmayan bir KOBİ kooperatifine, organize sanayi bölgesi kurulmak üzere verilmiştir. Rayiç bedeli takriben 44 trilyon lira olan bu alanın bu kooperatife verilme bedeli de, maalesef, 49 milyar liradır.

Ayrıca, bu bölgede Kocaçay Deltası vardır. Kocaçay Deltası, Susurluk Çayı, Uluabat Gölünü boşaltan Uluabat, Manyas Gölünü boşaltan Manyas ve Bursa'dan gelen Nilüfer Çaylarının birleşmesiyle Kocaçay ismi altında Marmara Denizine dökülür. Kocaçay Deltasının da, tarihsel, bölgesel sulak alan olma özelliği vardır; subasan ormanlarıyla, zengin balık florasıyla, binlerce yerli ve göçmen kuşa sağladığı barınmayla önemli bir özelliğe sahiptir. Ayrıca, okyanus yılanbalıklarının üreme havzasıdır. Maalesef, bu Kocaçay Deltası da, bir taraftan Susurluk Çayı, diğer taraftan Bursa'dan gelen Nilüfer Çayıyla kirlenmekte ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

60 konuşma daha · 7 Temmuz 2004

60 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook