İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 63. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yaş sebze meyve ve kesme çiçek ihracatında karşılaşılan sorunlar hakkında (10/81,234,286)

Osman Kaptan

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 63. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Şubat 2006 · 911 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Kaptan (CHP), 15 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YAŞ SEBZE MEYVE VE KESME ÇİÇEK İHRACATINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR HAKKINDA (10/81,234,286)); konuşma 911 kelime.

Osman Kaptan (CHP, Antalya). “Yaş sebze meyve ve kesme çiçek ihracatında karşılaşılan sorunlar hakkında (10/81,234,286)”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 15 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-kaptan-22-2006-02-15-yas-sebze-meyve-ve-kesme-cicek-ihracatinda-karsilasilan-sorunlar-hakki (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

OSMAN KAPTAN (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçen yıl, Rusya'nın Türkiye'den yaş sebze, meyve ve kesme çiçek alımını durdurması üzerine gündemdışı bir konuşma yapmış ve bir de Meclis araştırma önergesi vermiştim. Şimdi, bu önergemin birleştirilerek gündeme alınması üzerine söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, önce, ülkemizin yaş sebze ve meyve potansiyelinin ne olduğunu ortaya bir koyarsak, durumun ne kadar ciddî olduğu kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Ülkemiz, yaş sebze ve meyve üretiminde, yılda 43 000 000 tonla, Çin, Hindistan ve Amerika Birleşik Devletlerinden sonra, dünyada dördüncü sırada yer almaktadır.

Sebze üretiminde ise… Dünyada, yaklaşık 116 000 000 ton domates üretilmektedir; bu miktarın 16 000 000'u -15 800 000 tonu- AB ülkelerinde, 8 000 000 tonu da ülkemizde üretilmektedir. Dünya üretiminin yüzde 7'si, AB ülkeleri içindeki üretimin de yüzde 50'si ülkemizde yapılmaktadır. Domates üretiminde, AB ülkeleri içinde birinci sıradayız.

Aynı şekilde, patlıcanda, biberde ve hıyarda da, salatalıkta da, aynı şekilde, yine, birinci sıradayız.

Meyve üretiminde, AB ülkeleri içinde, fındıkta, kayısıda, incirde, kirazda, kavunda, karpuzda birinci sıradayız. Elmada, portakalda, mandalinada, limonda üçüncü sıradayız; Finike portakalında, Çavdır portakalının tadında ve kalitesinde ise, tabiî ki, dünyada birinci sıradayız. Armutta, şeftalide, üzümde ise dördüncü sıradayız.

Ancak, ihracatta, ne yazık ki, aynı başarıyı gösteremiyoruz. Peki, niye gösteremiyoruz arkadaşlar?.. İşte, esas, bunun araştırılması lazım. Burada, siyasal iktidarların yönetim zafiyeti var mıdır, yok mudur; bunun da araştırılması gerekiyor. Ürettiğimiz yaş meyve ve sebzenin ancak yüzde 3'ünü, 4'ünü ihraç edebiliyoruz. İhraç ettiğimiz ürünlerin yaklaşık üçte 2'sini AB ülkelerine, üçte 1'ini de Rusya'ya ihraç ediyoruz.

Sayın arkadaşlarım, rakiplerimiz, bir yıl önceden, ne satacaklarsa onu üretirlerken, biz, ürettiklerimize pazar bulmaya çalışıyoruz. Pazar bulamadığımız, ihraç yapamadığımız zaman da, ürün dalında kalıyor; ya satamıyor döküyoruz ya da ürünü ucuza satılan üretici, zarar ediyorum diye, örneğin pamuk ekimini bırakıyor, yerine portakal, limon fidanı dikiyor. Üretici, dört beş yıl toprağı sürüyor, suluyor, ilaçlıyor, gübreliyor, her türlü bakımını yapıyor, ağaçlar dört beş yıl sonra meyve vermeye başlıyor; bu sefer de, pazar yok, satılamıyor. Bu kez de, narenciye para etmiyor diye, portakal, limon bahçesini çiftçilerimiz tekrar köklüyor, sebzeye dönüyor. Sebze de kolay üretilmiyor; camekândı, seraydı, naylondu, kışın yağmurdu, çamurdu, fırtınaydı, dondu, doluydu, seldi derken, çiftçilerimiz perişan oluyor. Bu kısır döngü, velhasıl, devam edip gidiyor.

İlaç, gübre, naylon, mazot, elektrik, her şeyin fiyatı son üç yılda sürekli artmıştır. Sebzenin, narenciyenin üretim bölgesindeki fiyatı ya yerinde saymış ya da üç yıl öncekinin altına inmiştir. Örneğin, 2003 yılı şubat ayının ilk yarısında domatesin kilogramı Demre'de 700 000 lira idi, bu yılın şubat ayının ilk yarısında 500 000 liradır. Sivribiber, yine Demre'de, 2003 yılı şubat ayının ilk yarısında 3 000 000 liraydı, bu yıl, 2006 yılı şubat ayının ilk yarısında 2 100 000 liradır. Narenciyede durum daha da kötüdür.

Sayın Ali Er burada mı bilmiyorum, Alanya'dan biraz önce arkadaşlar telefon ediyor, 100 000 liraya 100 ton limon verebiliriz diye.

Kısacası, üreticilerimizin aldıkları girdiler altın pahası, sattığı ürünler yok pahasına gitmesine karşın, bu ucuzluk tüketicilere de aynı oranda yansımamaktadır.

Yine, girdilerin yüksek, döviz kurunun düşük olması, ihracatçının üreticiden düşük fiyata ürün almasına sebep olmakta, sonuçta yine üretici zarar görmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin sebze ve meyve ihracatının üçte 1'i Rusya'ya yapılırken, Rusya, 30 Mayıs 2005 tarihinde, ihraç ettiğimiz meyvelerin bir kısmında Akdeniz meyve sineği bulunduğu, bu konuda birçok defa Türkiye'yi uyardığı, Rusya'nın yazdığı 2 Kasım 2004 tarih ve 1300 sayılı yazılarına yedi aydır cevap alamadıkları gerekçesiyle, Türkiye'den mal alımını durdurmuştu. Bu karar sonunda, sebze, narenciye ve kesme çiçek üreticileri âdeta şok geçirmişler, büyük zarar etmişler, mağdur olmuşlardı. Eski Tarım Bakanı Sayın Sami Güçlü, 2 Haziran 2005 tarihinde, istifa etmeden önce, Genel Kurulda "Rusya'nın böyle bir yazısı bana gelmedi" demişti, şimdiki Sayın Bakan da, yine "bu yazıyı ben görmedim, bana da gelmedi" dedi.

Peki, sayın arkadaşlar, bu işte kim sorumlu? Sonuç ne oldu? Bu konuda ciddî bir görev ihmali yok mu? Geçen zaman içinde, hükümet, bunun sorumlusunu niye bulamadı? Bu türlü olayların olmaması için, hükümet ne gibi tedbirler aldı? Yoksa, sorumluluğun altında yine üretici mi kalıyor, yine ihracatçı mı kalıyor? Yoksa, Anadolu'nun dört bir yanından üretim bölgelerine, Antalya'ya, Demre'ye, Fethiye'ye, Mersin'e, Finike'ye, Kumluca'ya, Gazipaşa'ya, ekmek parası için aileleriyle birlikte kalkıp gelen, tuvaleti olmayan, suyu olmayan naylon çadırlarda, bez çadırlarda, çalı çırpıdan yapılı tek gözlü barınaklarda yatıp kalkan sebze işçileri mi bunun sorumlusu? Elbette, hükümet sorumlu. Bakanı istifa ettirmekle bu işin üstü kapatılamaz ve kapatılmamalı da.

Sayın arkadaşlarım, hem, yeni Bakan, kusura bakmasın, eski Bakanı da aratmaktadır. Biz de bunu anladığımız için, bir bakanı istifaya çağırırken, gelen gideni aratmasın diye, gelecek olanın adını da söylüyoruz artık; Unakıtan gitsin, Şener gelsin diye bundan diyoruz. Hükümetin de zaten dinlediği yok. Dinlemiyor da, sanki iyi mi yapıyor?! Hayır, iyi yapmıyor. Biz, kuş gribi, tedbir alın diyoruz; siz, yok, zatürree diyorsunuz. Sonuç ortada; köylünün tavuğu, okula giden çocuğuna yedireceği bir yumurtası bile kalmadığı gibi, Cumhurbaşkanlığı yapmış bir kişinin, Sayın Demirel'in, Ankara'nın göbeğindeki birkaç tavuğunu bile koruma becerisini gösteremediniz. Bir de, sıkılmadan, televizyonlarda, Unakıtan yumurtalarının reklamı yapılmaz mı?! Bu bir fırsatçılık değil midir, bu bir aymazlık değil midir; takdirlerinize bırakıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tarımı, narenciyeyi, sebzeyi, meyveyi, ihracatı destekleyin diyoruz, desteği artırma yerine azaltıyorsunuz. Domatese ihracat primi verildi; ancak, dağ fare doğurdu. 1 Ocak - 30 Mayıs 2006 tarihlerini esas aldınız; halbuki, üretim ve ihracatın yoğun olduğu Aralık 2005 ve Haziran 2006 dönemleri kararname dışında tutulmuştur. Bu iktidarın üretim sezonunu bilmediğinin tipik bir göstergesi değil midir bu örnek?!

Yine, rakiplerimiz sebze ve narenciyeye ton başına 100-200 dolar teşvik verirken, siz niye 50 dolar veriyorsunuz?!

Bazı iktidar milletvekilleri, bu kürsüden "çiftçi hükümete Allah razı olsun diyor" diye konuşmalar yapıyor. Bunların birisi de Sayın Ali Er'dir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 15 Şubat 2006

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook