İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 125. BİRLEŞİM · SALI

Diyanet işleri başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; 633 sayılı diyanet işleri başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkında kanun hükmünde kararname ve kastamonu milletvekili mehmet serdaroğlu'nun; 657 sayılı devlet memurları kanununa bir madde eklenmesi hakkında kanun teklifi (s.s.:507)

Osman Özçelik

Siirt Milletvekili ·

Genel Kurul, 125. Birleşim · 4. yasama yılı · 29 Haziran 2010 · 447 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Özçelik, 29 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI; 633 SAYILI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNUN BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME VE KASTAMONU MİLLETVEKİLİ MEHMET SERDAROĞLU'NUN; 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNA BİR MADDE EKLENMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.:507)); konuşma 447 kelime.

Osman Özçelik (Siirt). “Diyanet işleri başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; 633 sayılı diyanet işleri başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkında kanun hükmünde kararname ve kastamonu milletvekili mehmet serdaroğlu'nun; 657 sayılı devlet memurları kanununa bir madde eklenmesi hakkında kanun teklifi (s.s.:507)”. TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2010-06-29-diyanet-isleri-baskanligi-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-ile-bazi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

OSMAN ÖZÇELİK (Siirt)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Cumhuriyeti devleti, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanır. Laiklik kavramının doğru tarif edilmesi hâlinde, Diyanet İşleri Başkanlığı kurumunun gerçekten laik bir devlet yapısına uygun olup olmadığı rahatlıkla anlaşılacaktır. Türkiye, laiklik fikrini Fransa’dan almıştır. Fransa’dan alınan laiklik kavramı, daha sonra özgün bir hâl almış ve âdeta, alternatif bir anlayış olarak kamuoyuna benimsetilmeye çalışılmıştır. Fransa’da kilise ile burjuvazi arasındaki çekişmelerden doğan “laiklik” kavramı, kilisenin katı Katolik anlayışının, hoşgörüsüz, özgür düşünceye kapalı ve özgür düşünce ürünü fikirleri, politikaları cezai müeyyidelere tabi tutması üzerine, burjuvazinin ruhban sınıfı yerine iktidarda hâkim olması üzerine, çok uzun süren kanlı çatışmalar sonrasında laiklik düşüncesi gelişmiş.

Bugün Fransa’da devletin herhangi bir resmî dini yoktur, bütün dinlere eşit mesafede ve saygılı yaklaşmakla birlikte resmî bir devlet dini yoktur; eğitimde, kamu kurumlarında, kamunun eğitiminde dinî kurumlara yer verilmemektedir.

Yine, İngiltere’de herhangi bir dine özel bir ayrıcalık tanınmamakta, din görevlileri, dinle ilgili kurumlar dernek ve vakıf statüsünde çalışmakta ve devlete vergi vermekten muaf tutulmaktadırlar.

Gerçek laik ve toplumu hukuk ve demokrasi kuralları içinde özgürce yaşatmaya çalışan ülkelerde Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurum yoktur. Bu tür kurumlar insan hak ve özgürlüklerine, vicdan, inanç özgürlüğüne, demokrasiye, eşitliğe, adalete ve laikliğe aykırı kurum olarak değerlendirilmektedir.

Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı çok köklü bir anayasal kurumdur ve bugün 110 bini aşan personeliyle, birçok bakanlıktan daha büyük bir bütçeye sahip olmasıyla, hatta orta ölçekli bir devlet bütçesine sahip olmasıyla gelişmiş bir kurumdur. Bu nedenle, böyle bir kurumun lağvedilmesi söz konusu değildir. Ancak bu kurumun demokratikleşmesi ve gerçek anlamda laik bir kurum ve laik devletin bir kurumu hâline gelmesi çalışmasını yapmak zorundayız.

Laik ülkelerde devletin dini yoktur. Devlet herhangi bir dine bağlı olmaz; din, devlet yönetiminde etkili olmaz. Yine aynı şekilde, laik ülkelerde hiçbir devlet dine müdahale etmez, dini serbest bırakır.

Türkiye’de durum farklıdır. Türkiye’de laiklik anlayışı, resmî devlet ideolojisinin, Diyanet İşleri Başkanlığı ve kurumun tamamı üzerinden resmî devlet ideolojisinin propagandasının yapılması ve bu anlayışın kitlelere yayılması propaganda aracına dönüştürülmek istenmektedir, zaman zaman bunu görüyoruz.

Peki, resmî devlet ideolojisinin yapısı nedir? Resmî devlet ideolojisi tekçidir, tek tipçidir. Türkiye’de resmî devlet ideolojisi inkârcıdır, yani demokratik değildir, dolayısıyla laik değildir, özgürlükçü değildir. Tek tip devlet anlayışında tek millet vardır Türkiye’de, o da Türk milletidir. Yine, tek dil vardır, o da Türkçedir. Tek din vardır, o da İslam’dır, hatta tek mezhep vardır, o da Hanefi mezhebidir. Oysa Türkiye’de, bu anlayışın dışında, çok kültürlü bir toplumsal yapıya sahip olmamız nedeniyle, bu ülkede Hristiyanlar yaşamakta, bu ülkede Museviler yaşamakta, bu ülkede Aleviler yaşamakta, bu ülkede Ezidıler yaşamakta. Yine, bu ülkede 20 milyon Kürt’ün büyük bir çoğunluğunun Müslüman ve İslam’ın da Şafii mezhebine mensup insanlar olduklarını biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

58 konuşma daha · 29 Haziran 2010

58 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook