İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 45. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Orman içi su alanlarının değerlendirilmesi için enver öktem'in sorusu

Osman Pepe

Kocaeli Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 45. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Ocak 2004 · 1.714 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Pepe (AK Parti), 21 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORMAN İÇİ SU ALANLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ İÇİN ENVER ÖKTEM'İN SORUSU); konuşma 1.714 kelime.

Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli). “Orman içi su alanlarının değerlendirilmesi için enver öktem'in sorusu”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 21 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2004-01-21-orman-ici-su-alanlarinin-degerlendirilmesi-icin-enver-oktem-in-sorusu (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmir Milletvekili Sayın Enver Öktem'in, orman yangınları ve orman yangınlarında çalışanların özlük haklarıyla alakalı sormuş olduğu sözlü soru önergesini cevaplamak üzere huzurlarınızdayım; hepinize saygılarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de, yaz aylarının en aktüel, en tartışılan, kamuoyunu en çok meşgul eden gündem maddelerinden biri orman yangınlarıdır. Orman yangınlarıyla Türkiye'nin zaten yetersiz olan orman varlığının elden çıkacağını ve Türkiye'nin erozyonda kaybetmiş olduğu millî servet olan toprağının yerine konulmasının mümkün olamayacağını bilen hükümetlerin, Türkiye'de bu konuda sözü olan, fikri olan, projesi olan herkesin ortak paydası, Türkiye'nin ormanlarının korunması ve geliştirilmesinden yanadır.

Türkiye, ne yazık ki, dünyanın orman zengini ülkelerinden biri değildir. Böyle olmakla birlikte, Türkiye, Akdeniz havzasında olmasının gereği olarak, yazın son derece sıcak geçen mevsimin, nispî nemin yüzde 10'lara, yüzde 5'lere düşen klima özelliklerinden dolayı çok ciddî orman yangını riskleriyle karşı karşıyadır. Bakanlığımızın bu konuda yapmış olduğu çalışmalar, elbette ki, yangın çıkmadan önce alınan tedbirler ve çıkan yangınlara müdahale noktasında odaklanmaktadır. Elbette ki, orman yangınlarının çıkmasını önlemek açısından, bütün kurum ve kuruluşlarla tam bir koordinasyon çalışması, yangın sezonu başlamadan yapılmaktadır. Yangın gözetleme kulelerinde -ki, bunların sayısı yaklaşık 800 kadardır- işçilerimiz, memurlarımız tarafından 24 saat nöbet esasına göre gözetlemeler yapılmaktadır. Keşif uçuşlarıyla, yangına hassas günlerde, meteoroloji raporları da dikkate alınarak kontroller yapılmaktadır. Jandarma ile Sahil Güvenlik Komutanlığının ilgili birimleriyle tam bir koordinasyon içerisinde, doğabilecek istenmeyen bir duruma anında müdahale etmek için gerekli çalışmaları Bakanlığımız yapmaktadır.

Tabiî, şu realiteyi görmek lazım: Türkiye, orman yangınlarıyla mücadelede, dünyadaki en iyi ülkelerden birisidir. Son on yılın yangınlarında kaybedilen orman miktarı yıllık ortalaması yaklaşık 14 000 hektarken, 2003 yılı içerisinde bu rakam 6 500 hektar civarında kalmıştır. Yani, Bakanlığımızın bu konuda yapmış olduğu koordinasyon çalışmaları, anında müdahale, süratle müdahale, bize, bu büyük başarıyı gerçekleştirme imkânı vermiştir.

Yine, Bakanlığımızın yangın işçileri olarak istihdam etmiş olduğu, yaklaşık 10 000 mevsimlik işçimiz var. Bu mevsimlik 10 000 işçi, yangın tazminatı olarak almış olduğu ücretlerle birlikte, normal ücretlerin 1,75 katı kadar bir ücret almaktadırlar. Yine, gözetleme kulelerinde nöbet tutan bizim memurlarımızın tazminatları vardır.

Yalnız, bugüne kadar, Türkiye'de, orman yangınlarına müdahalede canını dişine takarak, gerektiği zaman canını veren bölge müdürlerimiz olmuştur, işletme müdürlerimiz olmuştur, mühendislerimiz olmuştur, pilotlarımız olmuştur; ama, bunların, maalesef, bir tazminatı söz konusu olmamıştır ve bu, Bakanlığın çalışanları arasında çok ciddî bir huzursuzluğun da kaynağı olan bir husustur. Bugün, burada, bu vesileyle, bunu bütün Bakanlık çalışanlarına ve kamuoyuna ilan etmek istiyorum ki, biraz önce, Bakanlar Kuruluna gelen bu konudaki kanun teklifimizin imzaları tamamlanmıştır; zannediyorum, önümüzdeki günlerde de kanunlaşması için Genel Kurulumuza gelecektir. Mayıs ve kasım ayları arasında yangında fiilî olarak görev alan bölge müdürü, işletme müdürü, işletme şefi, mühendis, her kademedeki idarî personelimiz de, bundan sonra tazminat alacaklardır. Bugüne kadar, hakikaten, herkesin şikâyet ettiği, ama Bakanlık çalışanlarının en fazla şikâyet etmiş olduğu bu hususun da vuzuha kavuşturulacağını, çözüme kavuşturulacağını burada ifade etmekten bahtiyarlık duyuyorum.

Değerli arkadaşlar, elbette ki, orman yangınlarında şehit olanlarla alakalı bizim bir tazminat mekanizmamız var; 6831 sayılı Orman Kanununun 71 inci maddesi doğrultusunda, birinci derece memurun 3-5 misli maaşı tutarı kadar bir tazminat ödenmesi söz konusu. Yani, bir pilotumuzu kaybediyoruz, buna ödeyebilecek olduğumuz tazminat bu kadarla sınırlı oluyor. Maalesef, bunun yeterli olmadığını, bunun günün şartlarına mutlaka... Biraz önce ifade etmiş olduğum yangınlarda mücadele eden ve bugün iftihar etmiş olduğumuz bu başarı tablosunun ortaya konulmasında pay sahibi olan bütün Bakanlık çalışanı arkadaşlarımızın bu sıkıntıları da, önümüzdeki süreç içerisinde, inanıyorum ki, giderilecektir.

Yine, 2004 yılı yangın çalışmalarıyla, yangına müdahalede yapacak olduğumuz organizasyonla alakalı, daha şimdiden, ocak ayı içerisinde, bunun planlamasını ve koordinasyonunu yapıyoruz; çünkü, günü geldiği zaman her şeyin hazır olması lazım. Helikopterlerin, uçakların kiralama çalışmasının, şimdiden, süreçlerini başlattık. Yine, bütün valiliklerimizle, konuya hassas bölgelerin mülkî amirleriyle bu çalışmalarımızı yapıyoruz; Jandarma Genel Komutanlığıyla yapmış olduğumuz görüşmelerimiz var, Sahil Güvenlik Komutanlığıyla yapmış olduğumuz görüşmelerimiz, çalışmalarımız var. Bunlar da, bizi, bu konuda fevkalade rahatlatacak neticeleri ortaya koyan çalışmalardır.

Değerli milletvekilleri, sözlü soruların 8 inci sırasındaki Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan'ın, Niğde İlinde ve Çamardı İlçesindeki ağaçlandırma çalışmalarıyla alakalı sormuş olduğu bir soru var. Bu konuyla alakalı, sizlere şunu ifade etmek istiyorum: 2003 yılı içerisinde, ağaçlandırma çalışmaları noktasında, Bakanlığımız, hakikaten, tarihî bir başarıya imza atmıştır. Biz, hükümet olmadan, bakan olmadan önceki, 2002'den önceki son on yılın ortalamasına baktığımız zaman, son on yıl içerisinde Türkiye'deki ağaçlandırma ve erozyonla mücadele çalışmasının yıllık 40 000 hektara ulaştığını, yani, 40 000 hektarlık bir ağaçlandırma ve erozyonla mücadele çalışması yapılabildiğini görüyoruz. Son on yılın ortalaması bu iken, biz, bu rakamı, 2003 yılı içerisinde, yaklaşık 110 000 hektara çıkardık; yani, 2,5 katından daha yukarı bir seviyeye çıkardık ve bu hedeflerimizi de... Süresi içerisinde, Bakanlık çalışanları, sivil toplumun, özel idarelerin, valiliklerin, vakıfların, askerî birliklerin yapmış olduğu çalışmalar, bu rakamın tamamen dışındaki çalışmalardır; bunu da ifade edeyim. Yani, bu 110 000 hektarlık rakam, bizim, Bakanlık olarak, Ağaçlandırma Genel Müdürlüğümüz marifetince, onlar tarafınca gerçekleştirilen miktardır.

Bununla birlikte de, yaklaşık olarak 90 trilyonluk, orman köylüsüne, bu ağaçlandırma çalışması yapan, kırsal bölgede yaşayan insanlarımıza bir kaynak transferi söz konusu olmuştur. Sosyal devletin gereği olarak, ülkemizdeki millî gelirden en alt düzeyde pay alan orman köylüsünün bu şekilde desteklenmesi de, elbette ki, hepimizin üzerinde ısrarla durması gereken bir husustur. 2004 yılı içerisinde, bu çalışmalarımız daha üst düzeye çıkarılacaktır.

Niğde İliyle alakalı olarak, Çamardı İlçesinde söz konusu yerler genellikle mera vasfında olduğu için, mera vasfında olan yerlerle alakalı ağaçlandırma noktasında ilgili kanunlardan doğan birtakım haklar söz konusu olunca, oralarda bizim ağaçlandırma çalışması yapmamız, maalesef, mümkün değildir.

Yalnız, şunu ifade edeyim: Niğde İli içerisinde yapılan ağaçlandırma ve erozyonla mücadele çalışmalarına, aşağı yukarı 300 milyarlık bir kaynağı, 2003 yılı içerisinde Niğde İline aktardık ve proje uygulamalarında bunları da kullandık. 2004 yılı içerisinde Niğde İlinde ve ağaçlandırma noktasında orman fakiri olan illerimize öncelik tanımak üzere, bu projelerimizi güçlendirerek, hızlandırarak devam ettireceğiz. Bilhassa, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüyle, yaklaşık 35 000 000 ağacın, 35 000 000 fidanın toprakla buluşturulacağı çalışmaların protokolünü yaptık, bunların startını verdik.

Havza olarak bizim barajlarımızın -ömürlerinin kısalmasının sebebi olan- dolarak, ekonomik ömürlerinin, ekonomik değerlerinin azalması, hepimizin, elbette ki, yüreğini sızlatan bir gerçektir; çünkü, Türkiye'de erozyon mücadelesinde, eğer, gerekli adımlar atılmazsa, hem ülke toprağı kayıp gidiyor, akıp gidiyor hem de enerji üretiminde ve sulamada kullanmış olduğumuz barajlarımızın ekonomik ömürlerinin, kâğıt üzerinde hesap edilen rakamı, bugünkü şartlarda, bulmaları mümkün değil, mutlaka koruma altına alınmaları lazım. Bu çalışmalardan olmak üzere, Diyarbakır'da, Adıyaman'da bu sene ağırlıklı olarak bu çalışmalarımızı da yapacağımızı, bu vesileyle, ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmir Milletvekili Sayın Enver Öktem'in, orman alanlarının değerlendirilmesi ve gelirlerinin artırılmasıyla alakalı, sözlü soru önergelerinin 12 nci sırasında yer alan sorusuyla ilgili olarak da şunları ifade etmek istiyorum:

Türkiye'de, orman denildiği zaman, genellikle, herkesin aklına, hemen, ormanlardan kesilecek olan odun yahut da kereste gelmektedir. Halbuki, çağdaş dünya, ormana, bu bakışın dışındaki bir gözlükle bakmaktadır. O bakış da, ormanın rekreatif özellikleri, sosyal olarak insanların ihtiyaçları... İnsanların konfor içerisinde, refah içerisinde yaşayabilmesi için su kaynaklarının düzenlenmesi açısından, havanın temizlenmesi açısından çevrecilik açısından, ormancılık, bugün, dünyanın en fazla üzerinde durmuş olduğu projelerden biridir.

Elbette ki, biz, Orman Genel Müdürlüğümüz marifetiyle, 2003 yılı içerisinde, yaklaşık olarak, 700 trilyonluk orman ürünü satışını gerçekleştirdik. Tabiî, bu, 700 trilyonluk orman envalinin satışından orman köylüsüne, yaklaşık olarak, direkt ve indirekt olarak, 500 trilyonluk bir kaynak transferi yaptık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla)Orman Genel Müdürlüğü 2003 yılı içerisinde 146 trilyon kârla bilançosunu kapatmıştır. 2002 yılı içerisinde, Orman Genel Müdürlüğünün kârı 40 trilyon iken, bizim, tedbirli tüccar anlayışıyla dikili satışa öncelik veren, piyasa gelişmelerini içeride ve dışarıda takip ederek yapmış olduğumuz üretimin ortaya koymuş olduğu başarı, 2002 yılı içerisinde 40 trilyon kâr etmiş olan Orman Genel Müdürlüğüm, 2003 yılını 146 trilyon kârla kapatmıştır. Elbette ki, Orman Genel Müdürlüğünün yapmış olduğu üretimin artması, kârının artması, aynı zamanda... Ülkenin en yoksul kesimi olan orman köylüsü; ki, Türkiye'de, 7 500 000-8 000 000 orman köylüsü insanımız var. Bu insanlarımızın millî gelirden almış oldukları pay da, millî gelirin, ne yazık ki, onda 1'i civarındadır; yani, ülkenin en yoksul kesimi orman köylüleridir. Orman köylüsü insanlarımızın, mutlaka ve mutlaka desteklenmesi lazım.

İşte, bu fasıldan olmak üzere, kendilerine, Orman Genel Müdürlüğü üretiminden yapılan aktarmaların yanında, bir de odundışı ürünler diye, kekikten ıhlamura, kestaneye, vesaire, bunların değerlendirilmesi söz konusudur. Bunlar, açık artırmayla, çok cüzi fiyatlarla, sembolik rakamlarla, orman köylüsüne verilmektedir. Onlar da, bunları, pazara çıkarmaktadırlar, satışlarını yapmaktadırlar.

2002 yılı içerisinde, buralardan ne kadar gelir elde edildiğine dair bir soru var; yani, o odundışı ürünlerden ne kadar gelir elde edilmiştir; bu, 2002 yılı içerisinde, yaklaşık 767 trilyon olmuştur; çünkü, bu soru önergeleri, 2003 yılı içerisinde verilmiş soru önergeleri olduğu için, 2003 yılında, 2002 yılını sormuşlardı; bugün, tabiî, 2004. Biz, şimdi, 2004 yılı içerisinde de, yapacak olduğumuz çalışmalarla, alabalık tesislerinin, buralardaki bu aşılı kestanelerin, fıstıkçamlarının orman köylüsüne tahsis edilmesi suretiyle, onların millî gelirden daha fazla pay almalarını özellikle destekliyoruz.

Orköy marifetiyle yapmış olduğumuz destekleme çalışmaları neticesinde, yaklaşık olarak 40 trilyonluk bir kredi vermemiz söz konusu olmuştur 2003 yılı içerisinde orman köylülerimize.

Fıstıkçamıyla alakalı bir soru var burada. Fıstıkçamı, Türkiye'nin Marmara Bölgesinde, Ege Bölgesinin 60 kilometre kadar içlerinde yetişen, hem kök özelliği dolayısıyla erozyonu önleyen bir ağaç türü hem kozalağındaki fıstıklarla da ekonomik değeri son derece yüksek olan bir ağaç türüdür. Bu konuda kurulan kooperatifleri destekliyoruz. Onlara, hakikaten... Şu anda köylerin isimlerini hatırlayamıyorum; ama, Balıkesir Bandırma'da, 10'dan fazla köyün bir araya gelerek kurmuş olduğu fıstıkçamının fıstığının içini işleyecek olan tesis yaklaşık olarak 1 trilyon 200 milyar liralık bir projeydi. Bu projenin Bakanlığımız tarafından desteklendiğini ve bu projenin birkaç yıl içerisinde geri dönebileceğini, İzmir'in Bergama İlçesi Kızıklı Beldesindeki fıstıkçamı plantasyonunun bölgenin sosyal ve ekonomik refah düzeyini fevkalade yükselttiğini, bizim, bu projeleri fevkalade desteklediğimizi ve bu bölümde şu konuyu da ifade etmekte fayda görüyorum.

Birkaç hafta önce "Kendi Ormanını Kendin Yetiştir" diye, bir projeye start verdik. O projeyle, biz, 2004 yılı içerisindeki özel ağaçlandırmayı 10 000 hektarın üzerine taşımayı düşünüyoruz. Bu, 10 000 hektarın içerisinde ağaçlandırma çalışması yapacak olan vatandaşlarımıza hazine arazilerini bedelsiz olarak veriyoruz. Yine, orman vasfı kaybolmak üzere olan vasıfsız ormanların bulunmuş olduğu bölgelerdeki orman arazilerini bedelsiz veriyoruz, kredilendiriyoruz, vergi kolaylıkları getiriyoruz, yeter ki, vatandaş, üretim yapabilsin, ağaç diksin, onun ürününü satsın, ürününü satmakla kalmasın, yarın öbür gün, eğer, onu kereste olarak satacaksa, lifli yongaya satacaksa da, bundan bizzat istifade etsin, kendisinden herhangi bir vergi veyahut da herhangi bir ad altında herhangi bir bedel talep olunmayacaktır.

Fıstıkçamının ürününün dış piyasalarda çok yüksek rakamlarla alıcı bulduğunu ve Türkiye'nin bu ve benzer projelerini odundışı ürünler olarak desteklediğimizi, bu desteğimizin 2004 yılı içerisinde artarak süreceğini ifade ediyor; hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

18 konuşma daha · 21 Ocak 2004

18 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook