İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 98. BİRLEŞİM · SALI

Dünya çevre günü nedeniyle

Osman Pepe

Kocaeli Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 98. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Haziran 2004 · 733 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Pepe (AK Parti), 8 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ NEDENİYLE); konuşma 733 kelime.

Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli). “Dünya çevre günü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 8 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2004-06-08-dunya-cevre-gunu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5 Haziran, Dünya Çevre Günüydü; hepinizin Çevre Gününü kutluyorum.

Tabiî, 5 Haziran Dünya Çevre Günü münasebetiyle Değerli Milletvekili arkadaşımızın çevreyle alakalı kaygılarını, düşüncelerini burada bizimle paylaşma imkânı bulması münasebetiyle bize de bu konuyla alakalı bir konuşma yapma imkânı doğdu; ancak, şunu söylemek isterim ki, çevreyle alakalı endişeleri paylaşmak için 5 Haziran gününü beklemeye gerek yoktur. Çünkü, dünya, insanların pek çoğununun zannettiği gibi, kaynakları sonsuz, bitmeyen tükenmeyen suları, havası, toprağı olan ve insanların yaşadığı bir mekân değil; her şeyin bir sonu var; ama, günümüz insanı, doğrusu, önemli ölçüde, başını iki elinin arasına alarak, bilinçsiz tüketim anlayışının, plansız sanayileşmenin, plansız yerleşmelerin dünyaya getirmiş olduğu faturayı görüyor; yolun doğru olmadığını, yürünen bu yolun çıkış yolu olmadığını, çıkar yol olmadığını, bugün görüyor. Günümüz insanının, yapmış olduğu hatalardan geri durmak ve sürdürülebilir çevre, sürdürülebilirlik kavramı üzerinde daha fazla durduğunu, bununla alakalı uluslararası platformlarda bu konunun enine boyuna tartışıldığını, uluslararası konferanslarda konunun irdelendiğini ve -bunların tamamının esas odaklanmış olduğu husus- dünyadaki sağlıksız çevre şartlarının insanlığın geleceğini ciddî şekilde tehlikeye düşürdüğünü fark ettirmek için bununla alakalı pek çok senaryonun yazıldığını, pek çok makalenin yazıldığını, pek çok bilimsel araştırmanın yapıldığını, hatta, insanoğlunun aklını başına alması için belki en uç senaryoların film haline dönüştürüldüğünü, bunlarla birlikte kolektif bir bilinç oluşturulması noktasında bir gayretin olduğunu...

Dünyadaki fosil türevli yakıtların kullanılmasının sera gazlarının artmasına, atmosferde güneş ışınlarının daha fazla tutulmasına ve bu olumsuz koşulların iklim değişikliğine yol açabileceği yönündeki kaygılar, günümüzde daha yüksek sesle seslendiriliyor; doğrusunu söylemek gerekirse, her geçen gün, bu endişelere haklılık verecek noktaya bizi getiriyor.

Şimdi, bizim, Türkiye'de, konuyla alakalı yapmış olduğumuz çalışmalar, Bakanlığımızın ve diğer bakanlıkların, çevre parametrelerini daha dikkate alarak yaptığı çalışmalar, elbette ki, geçmişe nazaran, bugün daha iyi, yarın daha iyi olmak mecburiyetindedir; ancak, bizim, Çevre ve Orman Bakanlığı olarak, kuruluş kanunumuzun da bize vermiş olduğu yetkiyle, çevre düzeni planlarını, önümüzdeki 2005'in sonuna kadar, 54 ilde tamamlama hedefimiz var.

Bu çevre düzeni planlarıyla esas yapılmak istenilen, Türkiye'nin sağlıklı bir çevre envanterine sahip olması, Türkiye'nin sağlıklı bir çevre yol haritasına sahip olmasıdır; çünkü, şu anda, belki, Türkiye'de, verimli tarım topraklarının sanayie bilinçsiz bir şekilde tahsis edilmesinin bize yüklemiş olduğu faturanın farkında değiliz; ama, herkes şundan fevkalade emin olsun ki, bunun faturası bir gün önümüze konulur.

Burada, Türkiye'nin, insanının karnını doyurabilecek imkânlara sahip dünyanın nadir ülkelerinden birisi olduğu gerçeğini unutmamak lazım; ancak, bu gerçeği değiştirme noktasında fevkalade gayretlerin olduğunu ve zannediyorum, bilinçsiz tüketim, bilinçsiz yapılaşma ve sanayileşmenin Türkiye'nin önüne açmış olduğu handikapları da görmekte, fayda vardır.

İşte, bu çevre düzeni planlarının nihaî hedefi şudur: Bilhassa yoğun göç hareketleri ve bölgeler arasındaki dengesiz kalkınma münasebetiyle Türkiye'de yaşanan nüfus hareketleri sonucunda, büyük kentler civarında, önce tarım alanlarını, daha sonra ormandan çıkmış arazileri, vakıf arazilerini, hazine arazilerini, hiçbir planlamaya tabi olmadan kullanmak durumunda kalan bir anlayışa, doğrusunu söylemek gerekirse, dur demek yerine, bugüne değin prim de verilmiştir. Bu, elbette ki, dönülmesi gereken bir yoldur; çünkü, artık, bu yolun sonunun karanlık olduğunu dünya insanlığı gördüğü için, Rio'da, Johannesburg'ta, en son Almanya'nın Bonn şehrinde yapılan toplantılarda, konferanslarda, dünya bunu ortak bir kaygı olarak dile getiriyor. Dünyanın ortak bir kaygı olarak dile getirdiği husus, son derece açık, net ve yalın bir ifadeyle, insanoğluna bir mesaj veriyor "bindiğiniz dalı kesiyorsunuz..." Aynı şey Türkiye'de de oluyor; yani, sadece dünyanın uzak ülkelerinde insanlar bindikleri dalı kesmiyorlar.

Bir de, çevre denildiği zaman, çevreyi sadece ağaçtan, böcekten ve çimenden ibaret bir olgu olarak almamak lazım. İnsanoğlunun yaşamış olduğu dünyada insanın dışındaki canlı cansız her nesne, insanoğlunun çevresini oluşturmaktadır. Sağlıklı bir çevrenin insanoğlunun geleceğini olumlu yönde etkileyeceğini... Toplumda insanların önce kendileriyle barışık yaşamalarının en temel koşulu, son derece açık ve net bir şekilde ifade etmekte fayda görüyorum ki, sağlıklı bir çevrede yaşamaktır; çünkü, sağlıklı çevrede yaşamanın, insanın moral değerleri üzerinde fevkalade önemli katkısı vardır. Sağlıklı bir çevrede yaşamanın, insanın kendi iç huzuruyla fevkalade birebir ilintisi olduğu gibi, toplumsal barışla da, kalkınmayla da çok alakası vardır.

İşte, bizim, Dünya Çevre Günü münasebetiyle yılda bir kez dahi olsa, toplumsal endişeleri en üst düzeyde seslendirecek ve bunların, kolektif aklın eşliğinde, bize, yol gösterecek bir yol haritasının oluşmasında ışık tutabilecek ve Türkiye'nin...

En önemlisi, elbette ki, bizim için Türkiye'de yapılan çalışmalardır; çünkü, bizim, Türkiye'de çevreyle alakalı yapmış olduğumuz çalışmaların orta ve uzun vadede sürdürülebilir büyümemizi, kalkınmamızı ve çevre anlayışımızı temellendirme noktasında, bu konuda, sivil toplumla, toplumun bütün katmanlarıyla, mutlaka ve mutlaka, işbirliği içerisinde, uzlaşma içerisinde hareket etmemiz lazım gelir diyor; konuşma yapmamıza vesile olan Değerli Milletvekili arkadaşımızı ve siz değerli milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 8 Haziran 2004

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook