İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kan tas.( s.sayısı:180 )

Oya Araslı

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 96. Birleşim · 1. yasama yılı · 19 Haziran 2003 · 937 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oya Araslı (CHP), 19 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KAN TAS.( S.SAYISI:180 )); konuşma 937 kelime.

Oya Araslı (CHP, Ankara). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kan tas.( s.sayısı:180 )”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 19 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2003-06-19-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kan-tas-s-sayisi-1 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 1 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini dile getirmek üzere söz almış bulunuyorum ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

Türk Ceza Kanununun, söz konusu tasarının 1 inci maddesinde konu edilen 453 üncü maddesi, ceza hukuku, insan hakları ve kadın hakları açısından asla çağdaş olarak tanımlayamayacağımız bir anlayışı yansıtmaktadır. Bu durum, Türk Ceza Kanununun 453 üncü maddesi nedeniyle, pek çok uluslararası platformda olumsuzca eleştirilmemize ve olumsuzca değerlendirilmemize neden olmaktadır. Türkiye'de, sosyal yaşantımızda ise, özellikle evlilikdışı çocuk dünyaya getiren kadınlara, çocuklarını öldürmeleri için büyük bir baskı uygulanmasına bu madde neden olmakta; bu konuda, evlilikdışı çocuk dünyaya getiren kadınların ailelerinin, bu kadınları, çocuklarını öldürmeleri için yüreklendirmelerine neden olmaktadır.

Türk Ceza Kanununun 453 üncü maddesi, çağdaş bir hukuk anlayışına uygun değildir. Çağdaş hukuk anlayışı, suçun kanunîliği ilkesini benimsemiştir. Suçun kanunîliği ilkesi, kanunî suç tiplerinin açık ve belirgin bir biçimde ortaya konulmasını gerektirir. Halbuki, Türk Ceza Kanununun 453 üncü maddesinde, anası tarafından, şerefini kurtarmak saikıyla, yeni doğmuş bulunan çocuğa karşı öldürme fiilinin işlenmiş olması bir suç olarak ihdas edilmiştir. Burada "şeref" terimi, bu suçun tanımında bir belirsizlik yaratmaktadır. Şeref, kuşkusuz, herkes için, özenle korunması gereken, en önde gelen manevî değerlerimizden biridir; ama, şeref nedir diye size sorduğum zaman, öyle inanıyorum ki, şu anda, şu salonda bulunan tüm değerli milletvekilleri birey olarak birbirinden farklı tanımlar ortaya koyacaklardır. "Hangi eylem şerefi zedeler" dediğim zaman, bu şeref tanımının bozulmasıyla, zedelenmesiyle ilgilendirilen eylemler herkese göre farklı olacaktır; yani, şeref, bir suçun tanımında bir unsur olarak kullanılmayacak kadar esnek, kapsamı genişletilebilecek, belirsizlikten uzak bir kavramdır. Manevî bakımdan çok büyük değeri vardır hepimiz için; ama, bir suçun unsuru olmak bakımından yeterli açıklığı ortaya koyamayan bir terimdir. Bu nedenle, bu suçun tanımında böyle bir terim kullanılmış olması, suçun kanunîliği ilkesi açısından, bu suç belirlemesinin, çağdaş ceza hukuku anlayışına aykırı bir görünüm taşımasına neden olmaktadır.

Diğer taraftan, bu suça baktığımızda, bu suçun, insan hakları anlayışı bakımından pek de bizim olumlu biçimde değerlendirmemize elverişli olmadığını görmekteyiz. Yaşam hakkı, her toplumda ve özellikle çağdaş toplumlarda temel bir haktır. Hiçbir hak yaşam hakkının önünde değildir. Biz, Türk Ceza Kanununun 453 üncü maddesiyle ne yapıyoruz; annenin şerefini çocuğun yaşam hakkının önüne koyuyoruz ve anneye diyoruz ki: "Şerefini kurtarman gerekiyorsa, çocuğunu öldür, başka adam öldürme fiillerinden daha az ceza alırsın; çünkü, biz, sana daha az ceza tertip ettik!"

Değerli arkadaşlar "şeref" kavramı önünde ölüme terk ettiğimiz, öldürülmesine izin verdiğimiz varlık kimdir; kendisini, annesinden gelecek bu fiile karşı müdafaa edebilme imkânı bile olmayan yeni doğmuş bir yavrudur. Onun yaşam hakkını korumuyoruz biz bu düzenlemeyle. Hangi çağdaş insan hakları anlayışıyla böyle bir düzenlemeyi bağdaştırmak mümkündür. Size, bunu sormak istiyorum.

Kadın haklarına aykırıdır bu madde; çünkü, kadınların -biraz önce söylediğim gibi- evlilikdışı çocuklarını öldürmeleri için onların üzerinde aile baskısı kurulmasına neden olmaktadır.

Elimizi vicdanımıza koyalım, yadsıyamayız, Türkiye'de yaşadığımız bir gerçek bu; çöplüklerden, tuvaletlerden, aile baskısı nedeniyle öldürülmüş çocuklar toplanıyor küçümsenemeyecek sayıda. Niçin; çünkü, kadına deniliyor ki "bunu yaptığın zaman ailenin şerefi kurtulur ve sen de, öyle her adam öldürme fiilinden olduğu gibi, çok büyük bir ceza almadan, daha az yılla bu olaydan kurtarırsın kendini." Kadınları böyle bir baskı altına terk etmeye kimin hakkı var değerli arkadaşlarım?! Biz, Türk Ceza Kanununun 453 üncü maddesiyle bunu yapıyoruz.

Dünyada, gelişmiş ülkelerde böyle bir hüküm var mı?! İddia ediliyor bazen görüşülürken, Avrupa ülkelerinde de böyle düzenlemeler var diye. Değerli arkadaşlarım, var değil; vardı; birer, ikişer bu düzenlemeler kaldırılıyor. Almanya kaldırdı; bu doğrultuda bir düzenlemesi vardı; ama, çağdaş ceza hukuku yaklaşımları ve insan hakları anlayışı doğrultusunda, 1998'de Ceza Kanununda değişiklik yaparken 217 nci maddesini kaldırarak, bu suçu hukuk düzeni dışına attı. Fransa'da, Ceza Kanununda, aynı şekilde, bu olay bir suç olarak kaldırıldı. İtalyan Ceza Kanununda ise, 1981'de yapılan değişiklikle, doğum sonrası heyecanı suçu haline getirildi.

Psikolojiyle meşgul olanlar, doğum ve kadın hastalıkları uzmanları bilirler ki, doğum, bazı kadınlarda depresyona yol açar, aşırı bir heyecan hali doğurur ve bu heyecan haliyle, kadınlar, çocuklarını öldürebilirler. Bu, tıbbın tanıdığı, tanık olduğu bir olaydır veya kadın, terk edilme, kendisini çok güvencesiz görme gibi bir anlayışla çocuğunu öldürebilir. İşte, aşırı bir heyecan haline bağlı olan bu tür ölümleri, ayrı bir suç halinde düzenlemeyi uygun görmüştür İtalya.

Biz ne yapıyoruz getirdiğimiz düzenlemeyle; Türk Ceza Kanunumuzun 453 üncü maddesinde, böyle bir heyecan haline bağlı bir suç ihdas etmiyoruz; tamamen şerefi kurtarmak amacıyla yapılan çocuk öldürmelerine ilişkin bir suç düzenliyoruz. Böyle bir düzenlemenin, bugün, çağdaşlaşmış, gelişmiş demokratik ülkelerin ceza hukuklarında yeri yok; eskinin değer yargılarına bağlı bir biçimde bu tür hüküm ihdas etmiş olanlar da, biraz önce söylediğim gibi, bu hükümleri ceza kanunlarından birer ikişer ayıklıyorlar.

Şimdi, şurada bizim önümüze bir fırsat geldi; Ceza Kanunumuzu çok daha çağdaş bir hale getirmek fırsatı geldi; insan hakları konusunda daha çağdaş yaklaşımlar benimsediğimizi kanıtlayabilmek için önümüze bir fırsat geldi. Ben diyorum ki, bu fırsatı gereğince değerlendirelim ve çağdaş bir ceza hukuku anlayışına, insan hakları anlayışına, kadın hakları anlayışına sığmayan bu hükmü, ceza hukukumuzdan tümüyle kaldıralım. Cezaları ağırlaştırmakla yetinmeyelim, cezayı ağırlaştırmak hiçbir sorunu çözmez.

Biliyorum, bazı arkadaşlarımız diyecekler ki, bu, Türkiye'nin bazı bölgelerinde çok büyük bir önem taşıyor. Kadınlar, bu tür çocuklarından eğer kurtulmak istiyorlarsa, doğum öncesi birtakım yöntemlerden yararlanabilmek imkânına sahip değiller, bilmiyorlar bile bunu; onun için bu hüküm kalsın. Bunu diyen arkadaşlarımız var; ama, bunu diyebilmek, benim insan hakları kavrayışıma sığmıyor. Bir hukukçu olarak, hukuk mahkemesi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ARASLI (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKANBuyurun Sayın Araslı.

OYA ARASLI (Devamla)Değerli arkadaşlarım, eğer, böyle bir sorun varsa, böyle bir suçu muhafaza etmek yerine, gelin, bu durumdaki anneleri kurtarabilmek için, bu durumdaki çocuklara daha iyi bir yaşam sağlayabilmek için, gerekli düzenleri kuralım; ama, bu hükmü Ceza Kanunumuzdan kaldıralım.

Bu konuda verilmiş olan bir önergemiz var; ona destek vereceğinizi umarak, sizleri saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 19 Haziran 2003

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook