İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 83. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Ankara milletvekili haluk ipek'in; seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında kanun ile milletvekili seçimi kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi ile kastamonu milletvekili mehmet serdaroğlu ve 18 milletvekilinin; afyonkarahisar milletvekili halil ünlütepe ve denizli milletvekili ali rıza ertemür'ün; denizli milletvekili hasan erçelebi ve 10 milletvekilinin; diyarbakır milletvekili gültan kışanak ve 19 milletvekilinin; şırnak milletvekili sevahir bayındır'ın; milliyetçi hareket partisi grup başkanvekilleri izmir milletvekili oktay vural ve mersin milletvekili mehmet şandır'ın; tunceli milletvekili kamer genç'in; denizli milletvekili hasan erçelebi ve 5 milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:490) (*)

Özdal Üçer

Van Milletvekili ·

Genel Kurul, 83. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Nisan 2010 · 911 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Özdal Üçer, 7 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANKARA MİLLETVEKİLİ HALUK İPEK'İN; SEÇİMLERİN TEMEL HÜKÜMLERİ VE SEÇMEN KÜTÜKLERİ HAKKINDA KANUN İLE MİLLETVEKİLİ SEÇİMİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ İLE KASTAMONU MİLLETVEKİLİ MEHMET SERDAROĞLU VE 18 MİLLETVEKİLİNİN; AFYONKARAHİSAR MİLLETVEKİLİ HALİL ÜNLÜTEPE VE DENİZLİ MİLLETVEKİLİ ALİ RIZA ERTEMÜR'ÜN; DENİZLİ MİLLETVEKİLİ HASAN ERÇELEBİ VE 10 MİLLETVEKİLİNİN; DİYARBAKIR MİLLETVEKİLİ GÜLTAN KIŞANAK VE 19 MİLLETVEKİLİNİN; ŞIRNAK MİLLETVEKİLİ SEVAHİR BAYINDIR'IN; MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLLERİ İZMİR MİLLETVEKİLİ OKTAY VURAL VE MERSİN MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞANDIR'IN; TUNCELİ MİLLETVEKİLİ KAMER GENÇ'İN; DENİZLİ MİLLETVEKİLİ HASAN ERÇELEBİ VE 5 MİLLETVEKİLİNİN BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:490) (*)); konuşma 911 kelime.

Özdal Üçer (Van). “Ankara milletvekili haluk ipek'in; seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında kanun ile milletvekili seçimi kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi ile kastamonu milletvekili mehmet serdaroğlu ve 18 milletvekilinin; afyonkarahisar milletvekili halil ünlütepe ve denizli milletvekili ali rıza ertemür'ün; denizli milletvekili hasan erçelebi ve 10 milletvekilinin; diyarbakır milletvekili gültan kışanak ve 19 milletvekilinin; şırnak milletvekili sevahir bayındır'ın; milliyetçi hareket partisi grup başkanvekilleri izmir milletvekili oktay vural ve mersin milletvekili mehmet şandır'ın; tunceli milletvekili kamer genç'in; denizli milletvekili hasan erçelebi ve 5 milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:490) (*)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 7 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozdal-ucer-23-2010-04-07-ankara-milletvekili-haluk-ipek-in-secimlerin-temel-hukumleri-ve-secme (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA ÖZDAL ÜÇER (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; grubum adına ikinci bölüm üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlarım.

Aslında seçim kanunlarında, seçmen kütükleriyle ilgili 298 sayılı Kanun, milletvekilleri seçimiyle ilgili Kanun, yerel idarecilerle ilgili kanunlar, Anayasa’nın seçimlerle ilgili hükümlerinde birçok değişiklik yapılması gerekmekte. Şöyle tanımlayabiliriz: Ev ihtiyacı olan birinin ev inşaatına başlarken terastan başlaması gibi bir şey söz konusu burada.

Şimdi, seçimlerle ilgili anayasal düzenlemeler yapılmaksızın, Siyasi Partiler Kanunu düzeltimi yapılmaksızın, milletvekilleri ve mahalle muhtarları, yerel, mahallî idarecilerle ilgili seçim kanunları düzenlemesi yapılmaksızın seçmen kütükleriyle ilgili bir düzenlemeyi çok öncelikli tutmak, bu işin esas, mihenk noktasıymış gibi kamuoyuna lanse etmek aldatmacı bir yaklaşım olur, kandırmacı bir yaklaşım olur. Zaten 2002’den bu yana AKP Hükûmetinin temelde esas aldığı şey, kamuoyunu yanıltmak, kamuoyunun taleplerini istismar etmek, beklentilerini istismar etmek, vizyonu söylemlerle güçlü tutarak kamuoyunu müşkül durumda bırakmak, beklentilerini bir istismar aracına dönüştürerek kendi rant alanını sağlayacak bir iktidar pozisyonu oluşturmak. “Hangi alanda yedi yıllık iktidarı boyunca AKP Hükûmeti çözüm getirdi de seçim kanunlarıyla ilgili çözüm getirecek?” diye genel bir kanaat söz konusu. Eğitim alanında, sağlık alanında bugün tartışılan, görüşülen önergeler bile bunun en bariz örneği. Cezaevlerinin sorunlarıyla ilgili, kanser tedavisiyle ilgili araştırma önergelerinin AKP Hükûmetinin tamamı tarafından reddedilmiş olması ve özellikle bu iki önerge aleyhine de, AKP’nin, Erdoğan’ın “Kürt milletvekilleri” diye basına yansıyan milletvekilleri tarafından aleyhte konuşturulması da ilginç bir nüanstır.

Aslında, burada CHP ve MHP’yi de değerlendirmek lazım. Seçimlerde sırf DTP milletvekili çıkarmasın diye zımni uzlaşı alanlarını yapan il, ilçe teşkilatlarının da bunda etkisi vardır. Eğer böyle bir tutum söz konusu olmamış olsaydı bugün Meclis aritmetiği bu şekilde olmamış olacaktı, bunu hepimiz çok iyi biliyoruz.

Güvenlik güçlerinin baskısı, güvenlik güçlerinin sandığa müdahalesi AKP’nin aynı dönemde idare ettiği, Hükûmette bulunduğu idareler çerçevesinde baskılanan bir seçim ortamı olmamış olsaydı, antidemokratik bir seçim ortamı olmamış olsaydı, bugün antidemokratik seçim yasaları olmamış olsaydı Meclis aritmetiğinin bugün bu olmayacağını hepimiz çok iyi bilmekteyiz.

Mevcut seçim kanunlarından dolayı birçok ötekileştirilmiş kesim kendi siyasi düşüncesini, sosyal politikalarını Meclise yansıtabilme şansına sahip değil. Peki, yerel yönetim seçimlerinden sonra güç kaybına uğrayan ve emekçiler tarafından dışlanan, kendisine yakın olarak bir gecede kurduğu sendika konfederasyonu tarafından bile reddedilen AKP Hükûmeti, artık muhalefet edilen AKP Hükûmeti eğer kamuoyuna karşı çok yürekliyse buyursun, 2010 yılı içerisinde bir erken seçim yapalım da boyunun ölçüsünü alsın, diye halkın da söylemleri söz konusudur.

ASIM AYKAN (Trabzon)Acele etme, geliyor, geliyor.

ÖZDAL ÜÇER (Devamla)Gelecek, görüşeceğiz o zaman.

ASIM AYKAN (Trabzon)İnşallah.

ÖZDAL ÜÇER (Devamla)İnşallah, inşallah.

ASIM AYKAN (Trabzon)Yaz bir tarafa.

ÖZDAL ÜÇER (Devamla)Yazacağız ve şunu kesinlikle söyleyeyim ki sizin bu kadar sandalyeniz olmayacak. Seçimlerle ilgili… Çok fazlası olmayacak bundan eminim, yani bu kadar olmayacak derken fazlası olabilir anlamında söylemedim.

Şimdi, güvenlik güçlerinin seçim sandık kurulunda görev yapacak kişilerin hangi sandıklarda oy kullanacağına ait düzenleme gerçekten sorun alanıdır çünkü birçok ilçede birkaç oyla seçimler kazanılabiliyor, birçok beldede birkaç oyla seçimler kazanılabiliyor. Bununla ilgili güçlü bir denetim mekanizması olmazsa sıkıntı yaşanır.

Zarfların sayılması, efendim dökümün yapılması, sayımın yapılması -bundan dün de bahsetmiştik- teknik mevzular. Bunları, hiç, bu Genel Kurulu böyle yormaya da gerek olan şeyler olarak görmüyoruz. Bununla ilgili komisyonlar vardır, komisyon çalışır ama Meclis yasama faaliyetlerinin kalitesiyle ilgili sorunu üç yıldır bizatihi gözlemledik. “Ben yaparım, sayım buna yeterlidir, herkes de buna riayet etmek zorundadır.” gibi bir yaklaşım söz konusu. Bunun çok da doğru olmadığını ve mantıklı olan herkesin bunu eleştireceğini, eleştirmesi gerektiğini ifade etmek isterim.

Önemli bir konu, memurların siyaset hakkının yine bu düzenlemede, Anayasa’da engelleniyor olması. Şimdi, herkes siyaset yapabiliyor. Memurların ideolojik düşünce geliştirme hakkı var. Tamam, siyasi partilerin faaliyetlerine ya da memur sorumluluklarını taşımak yükümlülüğü ayrı bir şeydir ama siyaset yapma hakkı herkes için eşitlikçi olmalıdır. Neden bir memur siyasi partiden aday olmak için ya da milletvekili adayı, muhtar adayı veyahut da belediye başkanı adayı olmak için görevinden istifa etmek zorunda kalsın? Bunun için daha makul bir çözüm bulunamaz mı? Bulunabilir ama “Benim memurum işini bilir.” zihniyeti ile bugüne kadar yansıyan “Ben, kendi kadrolaşmamı nasıl yaparım?” zihniyetinin ortaklaştığı bir alan bürokrasiye bu anlamda çok müdahale ediyor.

Ben de memur kökenli biriyim. İşin aslı, memuriyet görevinden istifa edip de salt ekonomik gerekçelerinden dolayı ya da görevime bir daha dönebilir miyim kaygısıyla memuriyet görevinden istifa edip de siyasete girebilme şansına sahip olmayan binlerce insan var. Eğer öyle olursa -biz, tabii o ikili polemik sürecine dâhil olmak istemiyoruz ama Sayın Erdoğan’ın bahsettiği gibi- böyle AKP politikalarına karşı çıkıp da “Ben, siyasete giriyorum.” diyecek binlerce öğretmen vardır, binlerce doktor vardır, binlerce mühendis vardır kamu kuruluşlarında çalışan. O zaman siyaset nasıl yapılır görürdü aslında ama mevcut yasalar buna müsaade etmiyor. Acaba ben görevimden istifa etsem birkaç ay sonra görevime dönebilir miyim, hükûmet bu konuda beni baskılar mı baskılamaz mı diye tereddüt yaşayan ve görevinden istifa ettiği için başka bir partiden, hükûmet yanlısı olmayan başka bir partiden ya da bir düşünceden yana tavır geliştirdi diye görevinden olan, soruşturma açılan binlerce insan var.

Şimdi, siyaset ve toplumsal yaşam döngüsü itibarıyla değerlendirdiğimizde, siyasetin temel sorumluluğu toplumsal yaşamı düzenlemektir, toplumsal yaşamı kendi çıkarlarına göre monte etmek rantçı bir anlayıştır. Zaten yedi yıllık AKP Hükûmeti süresince en çok üzerinde durulması gereken şey, bence rant ve hukuktur, haksız rant ve hukuktur. Bu konuda şunu çok iyi bilmekteyim ki ve bunun takipçisi olacağız: Bugün bu koltuklarda oturup da yarın halka hesap verecek onlarca milletvekili vardır ve cezaevlerine ret oyu, cezaevlerinin sorunlarının yerinden tespiti ve sorunlarının giderilmesi için ret oyu verenlerin çoğu, yarın belki yolsuzluk davalarından dolayı cezaevinde kalacaktır ve birilerinin kendi sorunlarını Mecliste gündeme getirmesini temenni edecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

81 konuşma daha · 7 Nisan 2010

81 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook