Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma
Hakkari Milletvekili ·
DEM Parti
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 2 Kasım 2026 · 948 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 2 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 948 kelime.
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 2 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oznur-bartin-2026-11-02-ham-tutanak-1 (erişim: 2 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90970
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ÖZNUR BARTİN (Hakkâri)Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri; Hakkâri halkı başta olmak üzere ekranları başında bizleri izleyen tüm halkımızı saygıyla selamlıyorum. Bugün Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2027 bütçesini görüşüyoruz. Önümüzdeki belgeyi yalnızca ödenek cetvelleri olarak değil, ülkenin kaynaklarının kimler için, hangi coğrafyalarda ve hangi amaçlarla kullanılacağını gösteren bir tercih belgesi olarak okumak zorundayız çünkü mesele yalnızca ne kadar büyüdüğümüz değil, kimin büyüdüğü, kimin emeğinin karşılığını aldığı ve hangi kentlerin bu ülkenin ortak refahından mahrum bırakıldığıdır. Türkiye'de yaşananı basitçe "bölgeler arası gelişmişlik farkı" diye tarif etmek bu farkı yaratan tarihsel ve siyasal tercihleri görünmez kılar. Karşımızda kendiliğinden geri kalmış bir coğrafya değil, merkeziyetçi, güvenlikçi ve sermayeyi belirli merkezlerde yoğunlaştıran politikalarla geri bırakılmış Kürt coğrafyası vardır; Bakanlığınızın SEGE-2025 Raporu bunun resmî kaydıdır. Rapora göre, İstanbul 1'inci, Ankara 2'nci, İzmir 3'üncü sıradadır, Hakkâri 81 il içerisinde 77'nci, Şırnak 78'inci, Urfa 79'uncu, Muş 80'inci, Ağrı 81'inci sıradadır. Diyarbakır, Batman, Mardin, Van, Bitlis, hakeza takdir edersiniz ki yine en sonda. 6'ncı ve son gelişmişlik kademesindeki 17 ilin 16'sı Kürt coğrafyasındadır. Hakkâri, rekabetçi ve yenilikçi kapasitede ve yaşam kapasitesinde de 81'inci sıradadır. Bu, tek bir göstergedeki tesadüf değil, üretimden, teknolojiden ve insanca yaşamın koşullarından uzaklaştırılmış bir coğrafyanın bütünlüklü tablosudur. TÜİK'in 2024 il bazındaki verileri de aynı uçurumu gösteriyor; İstanbul'daki kişi başına üretim Van, Ağrı, Urfa'nın yani bu 3 kentin yaklaşık 4 katıdır. Bu farkı "coğrafyanın kaderi" diye açıklayamazsınız. Bu fark yatırımın, istihdamın, sanayi altyapısının, Kürt düşmanlığının ve kamusal imkânların nerede biriktirildiğinin sonucudur. SEGE 2025 Raporu'ndaki Van, Muş, Bitlis ve Hakkâri'nin oluşturduğu bölge 26 bölge içinde 25'inci; Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt'in bulunduğu bölge 23'üncü; Diyarbakır, Urfa'nın bulunduğu bölge 24'üncü sıradadır. Buna karşılık İstanbul, Ankara ve İzmir ilk 3'tedir. Bu sıralamalar yalnızca istatistik değil, ülkenin ekonomik haritasındaki merkez-çevre ilişkisinin nasıl kalıcılaştırıldığını da gösteriyor. Kürt coğrafyasının geri bırakılmışlığı tarihseldir, Şark Islahat Planı'ndan umumi müfettişliklere, OHAL'den bugüne uzanan güvenlikçi yönetim çizgisi bölgeyi üretim ve refah alanı olarak değil, denetlenecek bir saha olarak ele aldı. Bugün kayyım uygulamaları da bu anlayışın yerel demokrasiye yansıyan biçimidir. Hakkâri'de 3 Haziran 2024'te seçilmiş belediye eş başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve belediyeye kayyım atanması yalnızca seçme ve seçilme hakkına müdahale değildir, kentin bütçesi, hizmet öncelikleri ve kalkınma kararları üzerinde halkın söz hakkının da ortadan kaldırılmasıdır. Yerelin iradesini tasfiye ederek yerel kalkınma yaratamazsınız. Kürt meselesindeki çözümsüzlük de bu eşitsizlikten ayrı düşünülemez. Kürtçenin kamusal hizmetlerde ve yerel kurumlarda kullanılmamasının önündeki engeller, ana dilde eğitim hakkının tanınmaması, halkın kendi yaşamına ve üretim süreçlerine eşit katılımını sınırlamaktadır. Dilini kamusal alanda yaşatamayan, eğitimini kendi ana dilinde alamayan bir toplumun bilgiye, teknolojiye ve ekonomik yaşama eşit erişiminden söz edilemez. Demokratik çözüm ertelendikçe yalnızca siyasal sorun derinleşmiyor, ülkenin insan kaynağı, üretim kapasitesi ve kalkınma imkânı da daralıyor. Sayın Bakan, şimdi, bu tablonun bütçedeki karşılığına bakalım. 2027 teklifinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına 248 milyar 830 milyon lira ayrılırken Millî Savunma Bakanlığına 1 trilyon 532 milyar 647 milyon lira ayrılmıştır. Bir başka ifadeyle, Millî Savunma Sayfa: 13 Bakanlığının doğrudan bütçesi sizin bakanlığınızın bütçesinin 6,2 katıdır. Üstelik, Millî Savunma Bakanlığı ödeneği 2026'ya göre yüzde 86,2 artırılırken Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ödeneğindeki artış yüzde 40,6'dır. Program bütçesinde tablo daha da çarpıcıdır: Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi Programı'na 246 milyar 740 milyon lira, Bölgesel Kalkınma Programı'na 9 milyar 931 milyon lira ayrılmıştır. Ulusal Savunma ve Güvenlik Programı'nın ödeneği ise 2 trilyon 180 milyar 183 milyon liradır. Bu son program yalnızca Savunma Sanayii Başkanlığını da kapsamaktadır dolayısıyla burada kurum bütçesi ile program bütçesini karıştırmıyoruz, bütçenin kendi sınıflandırması içindeki öncelik farkını göstermeye çalışıyoruz. Bölgesel Kalkınma Programı'na... Bölgesel Kalkınma Programı'na ayrılan kaynağın yaklaşık 220 katı Ulusal Savunma ve Güvenlik Programı'na ayrılmıştır. Bütçe gerekçeniz, savunma harcamalarının GSYH'ye oranını 2026 yıl sonu için yüzde 2,33, 2027 hedefi için yüzde 2,85, 2028 için yüzde 3,5 olarak öngörüyor. SIPRI'ye göre Türkiye 2025'te 30 milyar dolarlık askerî harcamayla dünyada 18'inci sıradadır. Bu tutar 2016'ya göre yüzde 94 artmıştır. Savunma ve havacılık ihracatı da 2025'te hizmet ihracatı dâhil 10 milyar 54 milyon dolara ulaşmıştır. İktidar bu rakamları millî gurur propagandasına dönüştürüyor. Oysa, savaş sanayisini yeni kalkınma modeli gibi sunmak, yoksulluğun ve eşitsizliğin üzerini örtemez. Bu büyümenin toplumsal maliyeti ve ihraç edilen silahların çatışma sahalarındaki sonuçları sorgulanmalıdır. İnsan Hakları İzleme Örgütü Burkina Faso Ordusunun Türk yapımı Bayraktar TB2'lerle Ağustos-Kasım 2023 arasında Burkina Faso ve Mali'de pazar yerleriyle bir cenaze törenine düzenlediği üç saldırıda en az 60 sivilin yaşamını yitirdiğini ve çok sayıda kişinin yaralandığını belgeledi, saldırıları olası savaş suçu olarak nitelendirdi. Bu rapor, silah ihracatının yalnızca döviz geliri ve pazar başarısı başlığı altında ele alınamayacağını gösteriyor.ÖZNUR BARTİN (Hakkâri) - İhracatın nihai kullanıcısı, sivil kayıplar, denetim ve uluslararası hukuk sorumluluğu açıklığa kavuşturulmalıdır. İktidar, bir yandan bölgesel gelişmişlik farklarını azaltacağını söylüyor, diğer yandan kaynakların çok daha büyük bölümünü güvenlik ve silahlanma programlarına yöneltiyor. Hakkâri'de gençler iş bulmak için göç ederken, üretici hayvancılığını katma değerli ürüne dönüştürecek tesis bulamazken, kadınlar güvenceli istihdama erişemezken bu bütçe tercihinin hesabı verilmelidir. Hakkâri ve bölge kentlerinin ihtiyacı kalekol değil, gıda işleme, soğuk zincir, hayvancılık teknolojisi, yenilenebilir enerji, mesleki eğitim, dijital altyapı ve yerel istihdamdır. Bizim için kalkınma Hakkâri'de bir gencin göç etmek zorunda kalmadan iş bulabilmesi, bir kadının ekonomik bağımsızlığını kurabilmesi, bir çocuğun ana dilinde eğitim alabilmesi, halkın kendi kentinin bütçesi ve geleceği hakkında söz sahibi olabilmesidir. Barış ve demokratik toplum süreci bu nedenle aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir meseledir. Barış kaynaklarının savaşın sürekliliğine değil, halkların ihtiyaçlarına yöneltilmesidir. Demokratik cumhuriyet yerelin iradesini tanımadan, kimlik ve dil eşitliğini güvenceye almadan, emeğin ve refahın adil paylaşımını sağlamadan kurulamaz. Bu bütçe bize açık bir soru bırakıyor, Kaynakları savaşın ve güvenlik aygıtının büyümesine mi, yoksa halkın ekmeğine, üretimine, özgürlüğüne ve eşitliğine mi ayıracağız? Ekmek varsa özgürlük ve adalet vardır. Hakkâri'nin, Van'ın, Şırnak'ın, Ağrı'nın ve bütün bölge kentlerinin ihtiyacı daha fazla güvenlik harcaması değil, sanayi, istihdam kamusal hizmet, ana dilinde eğitim, yerel demokrasi ve onurlu barıştır. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
34 konuşma daha · 2 Kasım 2026