Ceza ve tedbirlerin infazı hk.(s.s.710
Kırıkkale Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 31. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Aralık 2004 · 1.001 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ramazan Can (AK Parti), 13 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA VE TEDBİRLERİN İNFAZI HK.(S.S.710); konuşma 1.001 kelime.
Ramazan Can (AK Parti, Kırıkkale). “Ceza ve tedbirlerin infazı hk.(s.s.710”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-can-22-2004-12-13-ceza-ve-tedbirlerin-infazi-hk-s-s-710 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA RAMAZAN CAN (Kırıkkale)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun Tasarısının amaç ve temel ilkeleri üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ceza hukukunda başlayan reform süreci, Türk Ceza Kanunu, Türk Ceza Muhakemesi Kanunu ve şimdi de, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun Tasarısıyla tamamlanmak üzeredir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cezanın, çağdaş görüşte, suç işleyen kişiye çeşitli yapıcı amaçları gerçekleştirmesi için uygulanan ve esasında, kişiyi birtakım yoksunluklara tabi kılıcı olması nedeniyle, ıstırap, meşakkat çektirici niteliği vardır. Ancak, amaç, suçluya azap ve ıstırap vermek değildir. Ceza, bugün, suçlu ve toplumun ortak yararlarını gözönüne alan, suçluyu yeniden sosyalleştirerek, toplumun üretken ve kanunlara saygılı bir bireyi haline getirmek amacını güden yapıcı bir tedbirdir. Aynı zamanda, toplumsal bir tepkidir. Cezanın özelliği, yetkili otorite tarafından, yapıcı maksatları gerçekleştirmek, suçluyu yoksunluklara tabi kılmak için bir yaptırım olmasıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ceza, asla, devletin bir öç alma içgüdüsünün dışa tezahürü olamaz. Ceza, maksadı ne olursa olsun, sırf bireye, öç almak için ıstırap veren bir araç değil; fakat, zarar vermiş bulunan fiil ve onun failine karşı bir çeşit sosyal tepkidir. Cezada asla duyguya yer yoktur. Aksine, sosyal yasaların dayandığı akıl unsuru egemendir. Ceza hukuku bastırıcı değil, önleyici tedbirleri içeren bir hukuk dalıdır. Her siyasî rejim, kendine uygun kanunları düzenler. Ceza ancak kanunla konulabilir. Cezaya ancak yargı kararıyla hükmedilebilir. Cezanın infazı ise idarî bir tasarruftur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cezanın amacı, yerine göre suçluda şok etkisini meydana getirmek olmakla birlikte, esas hedef, suçluya vurmak değildir. Fakat, onun tekrar sosyalleştirilebilmesi amacıyla belirli kuralların uygulanması rejimine tabi kılmaktır. Cezanın içeriği değişmekte ve bu tasarıda suçlunun uslanmasına, hatta, iyileştirilmesine yönelinmektedir. Bu tasarıda ceza, siyasî bastırma değil; fakat, sosyal savunmanın amacını gütmektir. Suçlunun kişiliği, biyolojik ve sosyal planda gözönüne alınmıştır. Bu tasarıyla getirilen sisteme göre, birlikte uygulanan ceza ve güvenlik tedbirleri birbirini tamamlamaktadır.
Diğer yandan, kanunîlik ilkesine göre, kanunda yazılı cezalardan başka bir cezayla kimse cezalandırılamaz. Buna göre, mahkeme ilamı mahkûma tatbik edilebilecektir. Bundan öte, infaz ve ilam hükmünün ötesinde ceza verilemeyecektir. Tabir caizse, ekstra ceza hükmetmek mümkün değildir; aksi, suçtur. Yani, infazda mahkûmun sosyalleşmesini sağlayan araçlar, mahkûmun rızası hilafına ve zorlayıcı olmamalı; ancak, ikna metodu uygulanmalıdır. Sosyalleşmeyi ve iyileştirmeyi sağlayan programlar ve aktiviteler bir görev değil bir hak olmalıdır.
Sayın Kılıç'ın, buradaki "çalışmak ve eğitim hakkı bir görev değil, bir yükümlülük olarak bu kanunda düzenlenmiştir" söylemine cevap olarak, 8 yıllık zorunlu eğitime çocuğunu göndermeyen veliye yaptırım uygulandığına göre, mahkûma da ikna yöntemini, belki de zorlamanın sınırına kadar getirmek, mahkûmun da lehine olacaktır diye düşünüyorum.
Bu tereddütler bu tasarıyla giderilmiştir. Şöyle ki: Sosyal dengeyi sağlamakla birlikte suçlunun manevî kusurunu karşılamak, kamuoyunun tepkisini karşılamak, suçlunun yeniden suç işlemesini engellemek, caydırıcı etki yapmak, suçluyu toplumla yeniden bütünleştirmek, suça karşı toplumu korumak, insan haysiyetine saygılı, zorunlu bir yardım sağlanarak yeniden topluma kazandırmak, infaz uygulanırken kişilik haysiyetine saygılı olunmak, suçluda sosyal sorumluluk duygusunu geliştirmek, mahkûmun yeniden sosyalleşmesini sağlamak, mahkûm olduğu hükümden gayri, başka bir ceza tatbik etmemek, bu tasarının temel hedefi ve amacı olmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cezaların infazı, ahlakî, insan onuruyla bağdaşabilir; ancak, suçlu bakımından da etkili olmak durumundadır, suç işlemeyenler üzerinde tesir göstermemelidir. Devletin cezaevlerinde düzeni sağlaması ve hâkimiyetini koruması saikiyle mahkûmların sağlığı, hatta can güvenliği için elzem olan güvenlik önlemlerinin alınması da asla yadırganmamalıdır. Nitekim, ülkemizde, özellikle hürriyeti bağlayıcı cezaların infazı uzun bir süreden beri çağdaş telakkilerden uzak kalmış bulunmakla, özellikle terör suçlularının büyük sayılarda infaz kurumlarında yer almalarından sonra, terörün bir kaynağı haline geldiği bilinmektedir. Bu nedenle, tasarı, bütün bu sıkıntılara cevap veren bir metin olmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; devlet, cezaevinde otoriteyi sağlayamazsa, bundan, en çok, mahkûmlar zarar görecek; hatta canlarını kaybedeceklerdir. Cezaevleri, suçluyu sosyalleştiren, yeniden topluma kazandıran yerler olmak dışında, suç işlenen ortamları hazırlayan ve mahkûmu, mahkûm olduğu suçtan başka suçlara iten kurumlar olmaktan öteye gidemez. O nedenle, her devletin almış olduğu tedbirleri almayı kendi devletimizden esirgemenin anlam ve mantığı olamaz diye düşünüyorum. Bu tasarıda mahkûm hakları önemle vurgulanmış olmakla birlikte, bu hakların temini konusunda devlete de yetkiler verilmiştir. Bu nedenlerle, cezaevlerinin türleri, kapalı ceza infaz kurumları, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, kadın, çocuk, gençlik, kapalı ceza infaz kurumları ve açık ceza infaz kurumları olarak dizayn edilmek zorunda kalınmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında, zalimane, insanlıkdışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz. Bu tasarıda hürriyeti bağlayıcı cezanın amacı, hükmedilen sürede kişinin özgürlüğünün kısıtlanmasından ibarettir. Mahkûmun kültürel gelişimini sürdürme hakkı çerçevesinde, talep edeceği, sosyal, psikolojik ve kültürel destek, kendisine sağlanacaktır.
Bu tasarı, mahkûmu insan olarak ele almaktadır; onun iyileştirilmesi ile yeniden topluma kazandırılmasını, infazdan sonra kendisine yetebilmesini sağlamak, bunun için de zorlama değil ikna metodunu uygulamak temel hedef olmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarıyla cezaevinde mahkûmun tabi tutulacağı rejim, disiplin, öğretim, çalıştırma, eğlenme, cezaevidışı ilişkileridir. Mahkûma yaşamasını sağlayacak bir iş öğretmek devletin görevi olduğu gibi, mahkûmun da hakkıdır. Mahkûmun çalıştırılması, hapis cezasının şartlarından biridir. Cezaevinde çalıştırmanın önemi, tabiî olarak karşılandığı amaçlarla orantılıdır. Mahkûmun tahliyesinden sonra kendi kendine yetebilmesi için de çalışması zarurettir; ancak, çalışmak bir görev değil bir hak olmalı. Bu tasarıda, elden geldiğince bu hususlara riayet edilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hastalanan mahkûmlara infaz rejimi, sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur; ancak, bu durumda bile hapis cezasının infazının mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike taşıması halinde, mahkûm iyileşinceye dek infaz geri bırakılır. Buradaki "hayatı için kesin tehlike"yi ölüm döşeğinde algılamamak gerekir; kişinin tek başına hayatını idame ettirememesinin de bu kategoriye girmesi gerekir. Adlî tıbbın bu maddeyi yumuşak yorumlaması, mahkûmun lehine yorumlaması gerekmektedir diye düşünüyorum.
Diğer yandan, üç yıl ve daha az hürriyeti bağlayıcı cezalarda ise, geçerli mazeretle, hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi ve ana, baba, eş ve çocuklarının ölümü veya bunların sürekli hastalıkları nedeniyle tarım toprakları işlenemiyorsa infaz ertelenebilecektir. Yani, mahkûmiyetin amacı dışında, ağır bir zarara neden olacağı anlaşılıyorsa infaz ertelenecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ceza hukukundaki reform tamamlanmak üzeredir. Bu reformun oluşmasında, muhalefetin iktidara büyük katkıları vardır. Artık, bu Meclis, elinden gelen çabayı göstermiştir. Bizler sözümüzde durduk; bizleri güvende test edenlerin test edilme zamanı gelmiştir. Bizler, imtihanı başarıyla geçtik; artık, onları, 17 Aralıkta dünya kamuoyu imtihan edecektir.
Onlara imtihanda başarılar diler; Yüce Meclisi saygıyla selamlar, hepinize teşekkür ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 13 Aralık 2004