190 sayılı genel kadro ve usulü hak.khk.le bir geçici madde eklenmesi (ss.269)
Burdur Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 46. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Ocak 2004 · 2.242 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ramazan Kerim Özkan (CHP), 22 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 190 SAYILI GENEL KADRO VE USULÜ HAK.KHK.LE BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (SS.269)); konuşma 2.242 kelime.
Ramazan Kerim Özkan (CHP, Burdur). “190 sayılı genel kadro ve usulü hak.khk.le bir geçici madde eklenmesi (ss.269)”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-kerim-ozkan-22-2004-01-22-190-sayili-genel-kadro-ve-usulu-hak-khk-le-bir-gecici-madde-eklenmesi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 269 sıra sayılı 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini bildirmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım, tedavi sanatı, insanlığın kendisi kadar eskidir; dolayısıyla, tedavi sanatını da içine alan veteriner hekimlik mesleği, insanlık tarihinin en eski mesleklerinden biridir.
Veteriner hekimlik, aldığı multidisipliner eğitim gereği, hayvan hastalıklarının sağaltımından, zoonoz hastalıklar yönüyle halk sağlığından, hayvan neslinin ıslah ve üretiminden, hayvansal ürünlerin üretiminden tüketimine kadar olan aşamalarından ve kontrolünden, su ürünlerinin üretiminden, hastalıkların sağaltımından, kontrolünden sorumlu ve yetkili meslek erbabı olarak tanımlanır.
Türkiye'de veteriner hekimlik eğitimi beş yıldır ve veteriner fakültelerinden mezun olanlara, dünyadaki diğer örnekleri gibi, yükseklisans adı altında veteriner hekim unvanı verilmektedir.
Değerli arkadaşlarım, kamu sektöründe çalışan veteriner hekimlerin uzmanlık hakları, dönersermayeden yararlanma hakları ellerinden alınmakta, çalışma şevk ve heyecanı ortadan kaldırılarak, uygulamalar yapılmakla birlikte, üstüne üstlük, bir de veteriner hekim unvanı dahi çok görülmektedir ve bugün, bakanlık kadrolarında unvanımız veteriner olarak kullanılmaktadır. Oysa, bilindiği üzere, veteriner hekimlik mesleği, hayvanların tohumlamasından, doğumuna, yetiştirilmesine, ıslahına, beslenmesine, kesilmesine, yan mamuller elde edilmesine, pazarlanmasına, ithalat ve ihracatına ve tüm gıda kontrol hizmetlerinden, laboratuvar hizmetlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede hizmetler sunmaktadır.
Veteriner hekimlerin yetki ve sorumlulukları, başka meslek gruplarına nasip olamayacak kadar çoktur; ancak, ne yazık ki, veteriner hekimlerin yetki ve sorumlulukları her geçen gün kısıtlanmakta ve veteriner hekimler sadece hayvan hastalıklarının tedavi ve takibiyle ilgili meslek grubu olarak görülmektedir.
Bu görevi yapan meslek grubu da, hekim olarak tanımlanmasına rağmen, ne yazıktır ki, bugüne kadar, hekim unvanı bile çok görülmüştür. Bunun son örneği, 57 nci hükümetin son günlerinde aceleye getirilerek çıkarılan Sunî Tohumlama Yönetmeliği ve 560 sayılı Gıda Kanununa bağlı olarak yapılan yönetmelik ve talimatlarda "veteriner hekim" ifadesi dahi geçirilmeyerek, mesleğimize gereken saygının gösterilmeyişidir.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca, anılan yönetmelikte, veteriner hekim ifadesi geçmesi gereken maddelerin, ilgili bölümlerinde "15 gün kurs gören ya da yüksekokul mezunu olan ve belli bir süre kursa tabi tutulan" ifadesine yer verilmekteydi. Neyse ki, bu yönetmelik, meslek kurum ve kuruluşlarının haklı ikaz ve çabalarıyla iptal edilmiş bulunmaktadır. Sayın Bakanımıza da, buradan, bu konudaki duyarlılığından dolayı şahsım ve meslektaşlarım adına teşekkür etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, yıllardan beri hükümetlerce uygulanan yanlı ve yanlış hayvancılık politikalarıyla, köylüyü aç bırakarak şehirleşmeyi amaçlayan bu politikalarla günümüzde hayvancılık sektörü can çekişir bir konuma getirilmiştir. Yine, son yıllarda yaşanan ekonomik ve siyasî krizler dolayısıyla belirginleşen durumlar karşısında, ülkemiz yetiştiricisi, bırakın hayvancılık yapmayı, elindeki damızlık hayvanını dahi elden çıkarmaktadır. Hükümetlerin günü kurtarma adına yaptığı projeler ve popülist bir politikayla vermiş olduğu göstermelik desteklemeler dahi yetiştiricinin ıstırabına çare olamamıştır. Sözde, geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlayan bir ülkede, 1 litre sütün fiyatı, şişelenmiş 1 litre suyun fiyatının bile altındadır. Yetiştiricilerimiz, bırakın hayvancılıktan gelir elde etmeyi, boğazından, giyiminden, ilacından tasarruf ederek hayvanlarının karnını doyurmaya çalışmaktadır. Eskilerde "sütten elde edilen gelir yem parasını karşılar, ineğin buzağısı yetiştiricinin kârıdır" şeklinde bir görüş vardı; şimdi ise, bırakın buzağıyı, yetiştiricimiz, borçlarını ödeyebilmek için damızlık ineğini dahi gözü yaşlı bir şekilde pazara götürmektedir.
Değerli arkadaşlarım, ülkemiz hayvancılığı için tüm bu olumsuzluklar yaşanırken, şu sıralarda, hükümetin, bazı kurum ve kuruluşlardaki damızlık ihtiyacını karşılamak üzere damızlık sığır ithalatına hazırlandığını ve bunun için gerekli girişimlerin başlatıldığını üzülerek duyuyoruz. Bu girişim son derece yanlıştır ve önceki yıllarda yapılan bu ithalatların ülkemiz hayvancılığını ne denli geriye götürdüğü ortadadır. Bu ithalatlarla birlikte ülkemize sağlıksız ve niteliksiz damızlıklar getirilmiş ve ülkemizde görülmeyen bazı sığır hastalıkları da ülkemiz sığırcılığında görülmeye başlamıştır.
Bir diğer husus da, Avrupa Birliğine girmeye hazırlandığımız şu dönemlerde yapılan mevzuat çalışmalarındaki yanlışlıklardır. Değerli milletvekilleri, Avrupa Birliğiyle ilgili mevzuatların yüzde 30'unun veteriner hekimlik mesleğiyle ilgili olduğunu biliyor musunuz? Hayvansal kökenli gıdalarda çiftlikten sofraya kadar her aşamada veteriner hekim kontrolünün zorunlu hale getirildiği Avrupa Birliğindeki kuralların ülkemizde de uygulanması için gerekli önlemler alınmalı ve ona uygun altyapı ve mevzuatlar oluşturulmalıdır. Fakat, ne yazık ki, ülkemizde, Avrupa Birliği mevzuatlarına, temelde uyum yerine görünüşte uyum için çalışmalar yapılmaktadır. Avrupa Birliği mevzuatına göre, veteriner hekimliği, doğrudan bakana bağlı, bütçesine, personeline, taşra örgütüne kadar tamamen bağımsız bir yapıyı içermektedir.
Şu anda ise yapılan çalışmalarda, bugünkü Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünün tabelası indirilip, yerine, veteriner işleri genel müdürlüğünün tabelası asılmak istenilmektedir. Böylece, bırakınız Avrupa Birliği normundaki veteriner işleri genel müdürlüğünün kurulmasını, veteriner hekimlerin Bakanlıkta bugün var olan etkinliği daha da azaltılacaktır.
Yapılması gereken, reorganizasyon öncesindeki veteriner işleri genel müdürlüğünün yapısını yeniden oluşturmaktır; personeli, bütçesi ve taşra teşkilatıyla tamamen ayrı bir yapı kurulmalıdır. Avrupa Birliği mevzuatı, mesleğimiz ve hayvancılığımız açısından son derece önemlidir.
Veteriner hekimlik mesleği, Avrupa ölçeğinde olduğu gibi, hak ettiği yere ülkemizde de gelebilmelidir. Bu mevzuatın hazırlanmasında Bakanlık birimlerinden ve Bakanlık dışındaki üniversite ve ilgili meslek kuruluşlarından da görüşler alınmalıdır.
Değerli arkadaşlarım, 1980'li yılların ortalarına kadar, bahsettiğim birçok konuda hizmet veren veteriner hekimler ve onlarla omuz omuza hizmet veren veteriner sağlık teknisyenleri ve teknikerler, sözümona, veteriner ve ziraat hizmetlerinin birleştirilmesi amacıyla 1985 yılında Amerika Birleşik Devletlerinden uyarlanarak ülkemiz hayvancılığına monte edilmeye çalışılan çarpık bir organizasyonla devredışı bırakılmış ve yetkisizleştirilmişlerdir.
Bu organizasyondan sadece veteriner hekimler değil, ziraat mühendisleri ve yetiştiricilerimiz de son derece rahatsızdır. Bu nedenle, acilen, Bakanlık bünyesinde, veteriner hekimlerin en azından bir müsteşarlık düzeyinde yetkilendirildiği yeni bir yapılanmanın gündeme gelmesi gerekmektedir. Böylelikle, hayvancılık hizmetleri çokbaşlılıktan kurtarılacak, salgın hastalıklarla mücadele, koruyucu veteriner hekimlik, gıda kontrolü, su ürünleri, ıslah, araştırma ve yetiştiricilikle ilgili konular tek bir çatı altında toplanmış olacaktır.
Değerli milletvekilleri, benim mezun olduğum 1982 yılında ülkemizdeki veteriner fakültesi sayısı sadece 4'tü; bugün ise, tam 21 adet veteriner fakültesi mevcuttur. Bu fakültelerin, ne yazık ki, birçoğu maalesef, hem öğretim üyesi yönüyle hem de klinik laboratuvar ve derslik gibi fizikî altyapı yönüyle yetersizdir. Ayrıca, madem, bu kadar veteriner fakültesi açılıyor ve veteriner hekim ihtiyacı var; niçin bu okullardan mezun olan veteriner hekimler kamuda istihdam edilmiyor?
Uzun zamandan beri, kamuda veteriner hekim istihdam edilmemesi nedeniyle, veteriner hekimlik hizmetlerinde büyük ölçüde aksamalar olmuştur. Veteriner hekimler hayvan sağlığı dışında, dolaylı olarak insan sağlığıyla ve beslenmesiyle çok yakından ilgilidir. Ancak, Sağlık Bakanlığındaki veteriner hekim kadroları yeterli değildir. Veteriner hekimler av ve yaban hayatını korumada öncelikli görevler üstlenirler. Ancak, ilgili bakanlığın veteriner hekim kadroları son derece sınırlıdır. Bu kadroları artırmak için kuduz vakalarının artmasını mı beklemek gerekir?! Veteriner hekimler, doğada 9 000 bitki türüne karşılık, 80 000 hayvan türüyle hijyen çevre, biyolojik yapı ve kirlilik konularında bilgi sahibidir. Buna rağmen, Orman Bakanlığı, Çevre Bakanlığıyla birleştirilirken, veteriner hekim kadrolarının artırılması dahi düşünülmemiştir.
Yine, hayvan ve hayvansal ürünlerin ithalat ve ihracatında çalışan ve gümrük görevini yürüten veteriner hekimler için, ilgili Devlet Bakanlığında veteriner hekim kadrosu var mıdır? Ayrıca, veteriner hekimler, kontrolsüz kesimler hayvan kaçakçılığı ve sınırlarda hayvan sağlık zabıtası görevlerini yürütmektedirler. Peki, ya İçişleri Bakanlığındaki veteriner hekim kadroları yeterli midir?
İçişleri Bakanlığına bağlı olan ve belediyelerde görev yapan veteriner hekimlerin durumları daha bir içler acısıdır. Bazı belediyeler, belediye bütçesine yük getirdiği gerekçesiyle veteriner hekim istihdam etmekten kaçınmakta, bunun yerine 200 000 000-250 000 000 gibi bir ücretle sözleşmeli personel bulundurmaktadırlar. Bu nedenle, mezbahası olan her belediyeye kadrolu veteriner hekim istihdam etme zorunluluğu getirilmelidir. Belediyeler, mezbahalara, kâr eden değil, sağlıklı et üreten kuruluşlar olarak bakmalıdırlar. Ayrıca, belediye veteriner hekimleri, gerek kesim öncesi gerekse kesim sonrası yaptıkları muayenelerle birçok zoonos; yani hayvanlardan insanlara geçen hastalıklara maruz kalmalarına rağmen, fiilî hizmet tazminatından yararlanamamaktadırlar. Bu adaletsizliğin önüne geçilmesi için gerekli yasal düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır.
Veteriner hekimlik mesleğine karşı yapılan adaletsizlikler sadece bunlardan ibaret değildir. Yıllarca ülkemiz sınırlarını aşarak hizmet vermiş olan veteriner kontrol ve araştırma enstitülerine yeni veteriner hekim alınmaması ve uzmanlık yönetmeliğinin iptal edilmesi nedeniyle yetişmiş personel konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun yürürlüğe girmesiyle mesleğimizin uzmanlık eğitimi maalesef kesintiye uğramıştır.
Bakanlıkça yaptırılan uzmanlık eğitiminin, Maliye Bakanlığı, YÖK ve dolayısıyla fakülteler tarafından kabul edilmemesiyle, veteriner hekimlik mesleğinin bilimselleşmesi engellenmiştir.
Dünyanın yöneldiği uzmanlaşma eğitimine ülkemizde vurulan darbe neticesinde araştırma enstitülerinde ciddî boyutlarda bir uzman eksikliği hissedilmektedir. Bu nedenle de, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda geçen "tıpta uzmanlık" ifadelerinin "beşerî veya veteriner tıp uzmanlığı" şeklinde değiştirilmesi veya eklenmesiyle mesleğimizde uzmanlığın yolu açılacak ve bu bilimsel eksiklik ortadan kaldırılacaktır.
Bir diğer konu da, bir önceki hükümet döneminde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı dönersermaye kanununda yapılan değişiklikle, enstitülerde görevli veteriner hekimlerin dönersermayeden yararlanmalarının engellenmesidir. Veteriner hekim meslektaşlarımız, özverili çalışmaları ve bağlı bulundukları dönersermayelerine büyük miktarda katkıda bulunmalarına rağmen, dönersermayeden pay alamamaktadırlar. Bu da, doğal olarak, eşdeğer görevler yapan ve dönersermayelerinden pay alan meslek gruplarıyla kıyaslandığında ciddî sıkıntılar yaratmaktadır. Dolayısıyla da meslektaşlarımızın çalışma arzusunu ve şevkini kırmaktadır.
Bu konuyla ilgili kanun tasarısı, benim de üyesi bulunduğum Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonundan geçmiş; ancak, uzun bir süreden beri Plan ve Bütçe Komisyonunda bekletilmektedir. Bütçeye hiçbir yük getirmeyecek olan bu tasarının bir an önce Genel Kurula getirilmesi gerekmektedir.
Yine, eski hükümetler döneminde, veteriner ilaçlarının fiyatlandırılması konusunda da çok yanlış uygulamalar yapılmıştır. Serbest rekabetçi ortamda ilaç fiyatlarının dengeleneceği görüşünün aksine, ilaç firmaları ellerindeki inisiyatifi kullanarak gelişigüzel fiyat artışına gitmişlerdir. Bu, hem yetiştiriciyi zor durumda bırakmış hem de sunî bir spot ilaç piyasasının oluşmasına yol açarak denetimsiz ve ruhsatsız birçok ilacın piyasada pazarlanmasına yol açmıştır. Ayrıca, ilaçların dağıtım ve satışının yasal olarak eczane ve veteriner hekim muayenehaneleri aracılığıyla olması gerekirken, yetkileri olmadığı halde, kooperatifler, yetiştirici birlikleri, ziraat odaları ve ziraaî ilaç bayileri ilaç satışı yapmaktadır. Bu amaçla, Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi, veteriner ilaçlarıyla ilgili mevzuatlar ve kurumsal yapılar tek bir çatı altında toplanmalı, fiyatlandırma, dağıtım ve satış politikaları yeniden ele alınmalıdır.
Bu arada, sırası gelmişken özel veteriner hekimlikten de söz etmek istiyorum. Öncelikle, mevzuatta yer alan "serbest" sözcüğünün itici olması ve dünyadaki örneklerine uyulması gerekçesiyle "özel" sözcüğüyle değiştirilerek tanımlanmasının daha uygun olacağı görüşündeyim.
Bugün, özel veteriner hekimler, gerek sayılarının çokluğu ve gerekse de getirilen ağır vergiler ve muayenehane yönetmeliğindeki ağır şartlar nedeniyle çok zor durumdadır, birçoğu bu şartlar karşısında muayenehanelerini kapatmak ya da küçük ücretler karşılığında diğer bazı işlerde çalışmak zorunda kalmıştır. Ayrıca, özel veteriner hekimlerin denetiminin hayvan sağlığı şube müdürlükleri tarafından yapılması birtakım kişisel sorunlara neden olmaktadır. Bu nedenle denetim görevlilerinin iş ilişkisinin olmaması sağlanmalıdır. Yine, ilaç firmaları, depolar, market, mandıra, mezbaha, hayvan pazarı, yem fabrikaları, hayvansal gıda üreten fabrika ve imalathaneler gibi işkollarında çalışan veteriner hekimler için güvenceli çalışma şartlarının oluşturulacağı gerekli yasal mevzuatlar bir an önce hazırlanarak hayata geçirilmelidir. Bu konuda, meslek odası, dernek ve kuruluşlarla temasa geçilerek kendilerinden bu gibi yasal mevzuatların hazırlanmasında yardım istenmelidir. Ayrıca, işyeri açmak isteyen veteriner hekimlere ruhsat verme, konuya ilişkin düzenlemeleri yapma ve denetleme yetkisi doğrudan veteriner hekim odalarına verilmelidir.
Bu arada, meslektaşlarımızın bir isteğine de değinmek istiyorum. Birçok meslek grubu, taşıma ruhsatlı silah sahibidir. Gece gündüz, dağ bayır demeden dolaşan veteriner hekimler de, yapılacak yasal bir düzenlemeyle, taşıma ruhsatlı silah sahibi olmak istemektedir.
Diğer bir önemli sorun da, yürürlükte olan kırmızıet ve et ürünlerinin kuruluş, açılış, çalışma ve denetleme usul ve esaslarına ait yönetmeliklerdir. Önceki yönetmeliklerde, kombina ve mezbahalarda, sorumlu yöneticinin veteriner hekim olma koşulu ve buna ilaveten, Avrupa Birliğinde olduğu gibi, resmî hükümet veterinerinin kesim esnasında hazır bulunması zorunluluğu vardı. Hangi sebeple olduğu bilinmeyen bir şekilde bu yönetmelik değiştirilerek, yerine, herhangi bir meslek grubuna ait bir yöneticinin sorumluluğunda en az bir muayene veteriner hekiminin bulunması şartı getirilmiştir. Yine, soğuk hava, parçalama tesisi ve mamul madde üretim tesislerinde veteriner hekim bulundurma zorunluluğu kaldırılmıştır. Dolayısıyla, bütün kontrol, işyeri sahiplerinin inisiyatifine bırakılmıştır. Bunun da, hayvan ve hayvansal ürünlerden bulaşabilen hastalıklar ya da mamullerin hijyen ve sağlık kontrollerinin yapılamaması nedeniyle, ne kadar büyük bir risk oluşturduğu ortadadır. Amacında ciddî şüpheler hissettiğimiz ve insan sağlığını doğrudan tehdit eden bu yönetmeliğin, acilen yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım, diğer bir husus da gıda güvenliğidir. Gıdalara ilişkin yaşanan sorunların yüzde 90'ı hayvansal kökenli gıdalardan kaynaklanmaktadır. Hayvansal kökenli gıdaların güvenliği de hayvanlara yedirilen yemlerden başlamaktadır. Bu nedenle, dolaylı olarak insan sağlığından da sorumlu olan veteriner hekimler, hayvanlara yedirilen her türlü yem maddesini bilmek ve denetlemek durumundadır; zira, zararlı olan bazı maddelerin yemlerle hayvansal dokulara ve dolayısıyla da insanlara geçeceği bilinen bir gerçektir. Son yıllarda görülen, halk tabiriyle, delidana hastalığı bunun en iyi örneklerinden biridir. Hayvan yemlerinde karşılaşılan bazı sorunlar hayvan ve hayvansal ürün ticaretini de doğrudan etkilemekte ve ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu nedenlerle, hayvanlara yedirilecek yemlerin güvenilirliğini sağlamak için, devlet, denetim görevini etkin bir şekilde yapmalıdır. Bunun için de ihtiyaç duyulan laboratuvar donanımı ve gerekli veteriner hekim istihdamı sağlanarak, kontrol şube müdürlükleri bu amaçla desteklenmelidir.
Hayvansal kökenli gıda maddeleri çabuk bozulması, enfeksiyon ve toksikasyon riski taşıması nedeniyle, gıda kontrolü içerisinde önemli bir yer tutar. Bu tür gıdaların planlanması, üretilmesi, taşınması, muhafazası, ruhsatlandırılması, ithalatı ve ihracatında veteriner hekimler mutlaka etkin görev yapmalı, organizasyon ve yönlendirmede etkili ve yetkili olmalıdırlar. Tabiî ki, diğer meslek gruplarında değişik aşamalarda görev yapacaklardır; ancak, bunlar, destek hizmetleri şeklinde olmalıdır. Ne yazık ki, ülkemizde, yıllardır bunun tam tersi yapılmakta, veteriner hekimler destek hizmeti şeklinde çalıştırılmaktadır.
Hayvansal kökenli gıdalarda, çiftlikten sofraya kadar her aşamada veteriner hekim kontrolünün zorunlu hale getirildiği Avrupa Birliğindeki kuralların ülkemizde de uygulanması acilen sağlanmalıdır. Bu amaçla da, gerekli kurum ve kuruluşlarda istihdam edilmek üzere yeni veteriner hekim kadroları verilmesi ve buralara atanacak meslektaşlarımızın çağdaş bilgi ve teknolojiler konusunda eğitilmesi ve bilgilendirilmesi gereklidir.
Bu arada, Trakya yöresinin şap, tüberküloz ve bruselladan âri bölge olmasında emeği geçen meslektaşlarıma; 1991 yılında ülkemizde görülen sığır vebası hastalığının çok kısa bir sürede söndürülmesinde emeği geçen enstitülerde görevli meslektaşlarıma, laborantlara, yardımcı personele ve gece gündüz demeden, tek bir hayvan bırakmadan, büyük bir özveriyle aşılama çalışması yapan veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyenlerine, buradan, minnet duygularımı iletmek isterim.
Değerli arkadaşlarım, bu sorunlar, veteriner hekimlik mesleğinin sorunlarından, konuşma süreme sığdırabildiğim, sadece bir kısmıdır. Ayrıca, bu sorunlar, yalnızca veteriner hekimlerin sorunları değildir; hayvancılığımızın sorunlarıdır, halk sağlığının sorunlarıdır, toplumumuzun sorunlarıdır. Veteriner hekimlere verilen önem, hükümetlerin halk sağlığına verdiği önemdir, topluma verdiği değerdir, insana verdiği değerdir.
Konuşmamı tamamlarken, bu kanun tasarısına Grubumuzun olumlu oy vereceğini bildirir; çok gecikmeli de olsa, verilen bu kadro unvanımızın, özveriyle çalışan tüm meslektaşlarımıza hayırlı olması dileğiyle, saygılar sunarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 22 Ocak 2004