Hayvan sağlığı ve zabıtası kan.değ.yap.dair.(ss.289)
Burdur Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 46. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Ocak 2004 · 1.069 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ramazan Kerim Özkan (CHP), 22 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAYVAN SAĞLIĞI VE ZABITASI KAN.DEĞ.YAP.DAİR.(SS.289)); konuşma 1.069 kelime.
Ramazan Kerim Özkan (CHP, Burdur). “Hayvan sağlığı ve zabıtası kan.değ.yap.dair.(ss.289)”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-kerim-ozkan-22-2004-01-22-hayvan-sagligi-ve-zabitasi-kan-deg-yap-dair-ss-289 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur)Sayın Başkanı, değerli milletvekilleri; 289 sıra sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlarım.
Bu arada, dün ve bugün, Burdur-Çeltikçi ve köylerinde, Bucak ve köylerinde meydana gelen yağış ve fırtınalardan dolayı zorunlu olarak öğrenime ara verildiğini öğrenmiş bulunuyorum. Muhtarlardan ve yöre halkından aldığım bilgilere göre, geçen gün gündemdışı konuşmamda da anlatmaya çalıştığım -önlemlerin alınması için, bölgedeki düdenlerin ve kanalların acilen açılması gerektiğini söyledim- Ürkütlü, Yüreğil, Heybeli, Keçili, Kestel, Kuşbaba, Üzümlübel ve Karaliler Köyleri, yine, yeni bir afetle karşılaşmışlardır. Tüm bölge halkına geçmiş olsun dileklerimi iletirim. Devletimizin yardım elini, bölge halkı, acilen, maddî ve manevî katkı olarak, dam başlarında beklemektedir. Önlemlerin en kısa zamanda alınmasını diliyor, çalışmaları yakinen takip ediyorum; çalışanlara kolaylıklar diliyorum.
Değerli arkadaşlarım, konumuz, canlı hayvan, et, süt, su ürünleri, bal ve yumurta. Bunlar, insanoğlunun temel gıdalarıdır. Sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenme için, 21 inci Yüzyılda insanca yaşayabilmek için, sağlıklı nesiller için, düşünebilen ve üretebilen beyinler için, bunların çiftlikten sofraya kadar gıda güvenliğinin sağlanması bir zorunluluktur.
Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk bir sözünde şöyle der: "Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür." Değerli arkadaşlarım, kültürün temeli de sağlıklı beslenmedir; yani, ettir, süttür, yumurtadır. Bunları sağlayan tüm üretici yurttaşlarımı süt beyazı duygularla selamlıyorum.
Bugün, burada, hatalı uygulamalar durumunda alınacak önlemler ile üretim zincirinin her aşamasındaki kontrolleri yasal bir çerçeveye oturtuyoruz. Yani, insanlarımız, artık, sofrasındaki gıdanın güvenli olmasını istiyor. Biz de, bu tasarıyı, grubumuz olarak destekliyoruz.
Gıda Kanunu, suiistimale çok açıktır. Yirmi yıl özveriyle çalışan bir veteriner hekim olarak, Antalya, Korkuteli, Elmalı, Döşemealtı ilçe ve köylerinde, Burdur, Bucak, Kızılkaya, Ürkütlü belde ve köylerinde, Çavdır, Söğüt beldesi ve köylerinde, Muğla, Fethiye yayla köylerinde yaptığım çalışmalarda aksaklıkları canlı olarak yaşamış bir arkadaşınızım.
Hayvan hastadır. Üretici, veteriner hekimi çağırır. Veteriner hekim sağıtıma başlar. Öyle bir durum olur ki, hasta sağıtıma cevap vermez, kesimi gerekir. Hayvanın değeri 1 500 000 000-2 000 000 000'dır. Üretici, hayvanın etinin değerlendirilmesini ister. Üretici haklıdır. Canından çok sevdiği hayvanı sağıtıma cevap vermemiştir. Ancak, onun ekonomik getirisinden yararlanmak ister. "Mal canın yongasıdır" sözü işlerlik kazanır. Fakat, hayvana enjekte edilen ilaçlar, insan sağlığına zararlıdır. Buna hekim rapor vermese de, bu hayvan, insan gıdası olarak tüketime sunulacaktır. Hal böyle olunca, kaçak kesim ortaya çıkmaktadır. Bunu engellemek için devletimizin bütçeye bir destekleme bedeli koyması gerekir. Böylece, hayvanların hiç olmazsa piyasa fiyatlarının yarısına alınıp, devlet tarafından, veteriner hekim nezaretinde imhası sağlanmalıdır.
Ayrıca, bir örnek daha vereyim. Hasta hayvana veteriner hekim ulaşmadan önce, üreticilerimiz, evinde bulundurduğu ilaçlarla tedavi etmeye başlar. Hasta tedaviye cevap vermeyince veteriner hekime ulaşır. Şayet, veteriner hekim hastanın tedaviye cevap vermeyeceği kararını verirse, üretici, etinin değerlendirilmesini ister. Bu durumda rapor vermeyen veteriner hekim çaresiz kalır; çünkü, veteriner hekim hasta mahallinden ayrıldıktan sonra hasta hayvan bir şekilde kesime tabi tutulacaktır. Bunları önlemenin yolu zabıta tedbirleriyle olmuyor. Kendisi için tüketeceği gündeme gelmiştir. Bu durum onun için de zararlıdır. Üreticilerimiz bu konuda aydınlatılırsa, tazminatlı hastalıklarda olduğu gibi, imhası gereken hayvanların bedelleri, raporu takiben kısa sürede ödenirse, böyle durumlarla karşılaşma riski azalacaktır Bunlar yapılmadığı takdirde kaçak kesimlerin, kaçak tüketimlerin ve hayvanlardan insanlara geçen hastalıkların önlenmesi mümkün olmayacaktır.
Etin, sütün, yumurtanın, balın, canlı hayvanın ve su ürünlerinin iç ve dışticaret anlamında katkısını hepimiz önemsiyoruz; fakat, bunların sorunlarını hiç dile getirmiyoruz. Yurttaşlarımız, kendinin ve çocuklarının en acil ihtiyaçlarını karşılayamazken, önce hayvanlarının barınağını, suyunu, yemini, samanını, aydınlanmasını düşünür; ineğini, buzağısını, koyununu, kuzusunu, arısını, balığını, tavuğunu, her şeyin önünde tutar.
Bu arada bir anımı anlatmadan geçemeyeceğim. Bir gün, Ziraat Bankası uzman heyeti, kredilendirme için Burdur Bucak Ürkütlü Kasabasından Abdullah Keleş Amcanın ahırına gider. Vatandaş, tüm sevecenliğiyle banka yetkililerini karşılar. Ahıra girilir, gerekli kontroller yapılır. Kontrol sonucunda, ahırın badanasının olmadığı, pencerelerinin küçük olduğu, havalandırmasının bulunmadığı, yerlerin de beton olmadığı söylenir. Abdullah Keleş Amca, kredinin verilmeyeceği kuşkusuyla, hemen, yetkililerin olumsuzluğuna karşı "sayın müdürüm, buyurun yukarı çıkalım" der. Müdür, teşekkür eder, bir yandan da bir ikram mı var diye düşünür ve "amca, yukarıya niçin çıkalım" der. Abdullah Keleş Amca "sayın müdürüm, herhalde kredi vermeyeceksiniz. Eğer kredi verecekseniz, biz aşağıya, ahıra ineriz. Yeter ki bize kredi verin. Yukarıda evim badanalı, pencereleri geniş, havalandırması var, tabanı da beton" der. Bunu, vatandaşımızın hayvana ve üretime verdiği değeri bilmeniz için anlatıyorum.
Değerli arkadaşlarım, yumurta üreticisinin de sorunları var. Yumurta, sağlık için küçük bir dünyadır. Bugün, maliyeti 95 000 lira, toptan satış fiyatı da 95 000 lira. Yumurta üreticisi karın tokluğuna çalışıyor. Hammadde sıkıntısı had safhada ve pahalı. Bugün, İran ve İsrail bizden daha ucuza yumurta üretiyor; dış piyasada rekabet edemiyoruz. Çözüm; soya, mısır ve ayçiçeği üretiminin artırılması, üretim desteklerinin sağlanmasıdır. Bunlar yerine getirildiğinde, girdi maliyetlerini olumlu olarak etkileyecektir. Tavukçuluk, et ve yumurta üretimi anlamında, düşük faizli kredilerle desteklenmelidir. Tavukçuluk, lokanta, pastane, bisküvi fabrikaları gibi birçok sektörün hammadde kaynağıdır. Buna verilen destek, ekonominin kayıt altına alınmasını sağlayacak, kayıtdışılık ortadan kalkacaktır.
Bugün, büyük ve küçükbaş hayvancılıkta finansman sıkıntısı mevcuttur. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, tarımsal kredilerle destek beklemektedir. Büyükbaşta 5 ile 10 ve kanatlılarda 5 000 ile 10 000'lik işletmelere kredi sağlanmalıdır. Bugün, tarımsal faizler yüzde 35'ten yüzde 33'e çekilmiştir; fakat, kimse bu krediyi kullanamamaktadır; çünkü, kredi faizleri enflasyonun çok üzerindedir. Faizlerin, yüzde 20'lere, yani, enflasyona endekslenmesi gerekir. Kısaca, yatırım kredilerine fırsat verilmelidir. Tavukçuluğa, su ürünlerine (alabalık, çipura, levrek), arıcılığa, koyun ve süt inekçiliğine verilecek yatırım kredileri yüzde 20'lere çekilirse, birçok işsizimize iş ve aş sağlanacaktır. Bugün, ülkede sorun, iş ve aştır.
Güvenli gıda, hepimizin isteğidir. Bunun için, ürünlere hile yapılmasını istemiyorsak, üretim maliyeti, üretilen ve satışa sunulan mamulün satış fiyatından fazla olmamalıdır. Bunun için, üretim maliyetleri tespit edilerek, artı değer konulup, satış fiyatları belirlenmelidir. Hayvansal ürünlerde, üreticinin belirli bir fiyat ve pazar garantisinin olması gerekir. Yurttaşlarımız, önünü görebilmelidir. Bu olmadığı takdirde, faaliyetler, istenen ölçüde geliştirilemiyor ve yönlenmeler engelleniyor. Üretim birimleri, zaten, çok dağınık yapıdadır. Bu dağınık yapı nedeniyle, yetiştiriciler, pazarlama örgütleri kurmada, pazar şartlarını takip etmede, üretimin talebe göre ayarlanmasında güçlük çekmektedir. Hayvansal ürünlerin fiyatı, serbest piyasa koşullarında oluşmaktadır. Pazarlama kanalı içerisinde aracı sayısının çok olması, üretici ve tüketici fiyatları arasındaki farkın büyümesine neden olmaktadır. Tüketicinin ödediği fiyatın ancak yüzde 30-35'i üreticiye dönmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Özkan.
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla)Kısaca, üretici, eli hamur, karnı aç konumdadır.
Bunları niçin söylüyoruz; yurttaşlarımız, kazandıkları takdirde, hilesiz, zararsız, kontrollere açık üretim yapmaktan haz duyacaklardır.
Hayvansal kaynaklı gıda maddelerinin temel gıdalar olduğu bilimsel bir gerçektir; bu anlamda, sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenme için, 21 inci Yüzyılda Türkiye insanının insanca yaşayabilmesi için, sağlıklı nesiller ve düşünebilen, üretebilen beyinler için gerekli olduğunu yüksek sesle bir kez daha tekrar ediyor, tasarıya olumlu oy vereceğimizi bildiriyor, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 22 Ocak 2004