İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)

Ramazan Kerim Özkan

Burdur Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 107. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Haziran 2005 · 1.613 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ramazan Kerim Özkan (CHP), 2 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM SİGORTALARI KANUN TASARISI (S.S.879)); konuşma 1.613 kelime.

Ramazan Kerim Özkan (CHP, Burdur). “Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 2 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-kerim-ozkan-22-2005-06-02-tarim-sigortalari-kanun-tasarisi-s-s-879 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 879 sıra sayılı Tarım Sigortaları Kanunu Tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde, görüşlerimi belirtmek üzere, şahsım ve Grubum adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygılarımla selamlarım.

Öncelikle, bugüne kadar, herhangi bir şekilde, kuraklık, don, sel, dolu gibi tabiî afetlere maruz kalmış çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, bundan sonra bu tür afetlere uğrayacak olan çiftçilerimizin, bir nebze olsun, yaralarını sarmak amacıyla, çıkarılacak olan bu yasanın, ülkemiz çiftçilerine hayırlı olmasını diliyorum.

Bu yasa, gerçekten de, daha önceleri gündeme getirilmesi gereken bir yasaydı. Bugün, çağdaş yaşamda, insanların oturmakta oldukları evlerinin, kullandıkları arabalarının, hayatlarının, hatta uzuvlarının bile sigorta edildiği bir ortamda, çiftçilerimizin, tarımsal faaliyet alanlarında sigorta kapsamında olmamaları yadırganacak bir durumdu. Bu yasa, bu eksikliği gidermesi açısından olumludur ve Grubumuzca, bu yasayı destekliyoruz.

Tarım, nüfusun temel ihtiyaç maddelerini üreten bir sektör olması nedeniyle, stratejik bir öneme sahiptir ve diğer sektörler içerisinde, doğal, ekonomik, sosyal ve kişisel risklerden en çok etkilenen sektördür. Bundan dolayı, tarım, üstü açık fabrikaya benzetilir. Tarımın makroekonomik açıdan, stratejik olarak desteklenmesi ve uzun vadeli istikrarlı politikalarla yönlendirilmesi gerekmektedir. Bu üstü açık fabrikaları yaşatmak zorundayız.

Türkiye'de, tarım sektörü, uzun yıllar boyunca, popülist sağ politikalarla idare edilmiş ve bu nedenle de, asıl sorunlar giderek büyümüştür. Bu sorunlardan birisi de sigortadır. Tarımda, teknik tedbirlerle önlenmesi mümkün olmayan riskler sık sık görülmekte ve ülkemiz gibi, gelir düzeyi genellikle çok düşük olan çiftçiler için, köylülerimiz için, her yıl, büyük felaketlere neden olmaktadır. Bütün gelişmiş ve birçok gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi, ancak tarım sigortaları uygulamasıyla, bu felaketlerin neden olduğu zararlar karşılanabilir. Sigortadan amaç, sigortalının net varlığında bir azalma meydana gelmesini önlemektir. Bunun için, sigorta sektöründe, oluşan hasarları karşılamak için, her ülkede çeşitli şekillerde devlet desteği yapılmaktadır.

Ülke tarımındaki teknolojik gelişmelere karşın, kontrol edilmeyen doğal afetlerin sebep olacağı ürün ve hayvan kayıplarından doğan zararlar tarım sigortaları vasıtasıyla karşılanabilirler. Zaten, köylümüzün, çiftçimizin yükü çok ağırdır; karınca ondan geçinir, ambarından buğday çalar; tilki ondan geçinir, kümesinden tavuk çalar; kurdu, kuşu onun sırtındadır; doğal felaketlerden en çok zarar gören odur. Bu yasayla, bir nebze olsun yaralarına merhem olabilirsek, ne mutlu bizlere.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, sizlerin de bildiği gibi, bölgelerimizden bizlere gelen taleplerin en başında, tabiî afetler dolayısıyla maddî zarara uğrayan vatandaşlarımızın sorunları yer almaktadır. Bu nedenle, bu tasarının, yerinde ve zamanında Meclis gündemine getirilmesi hususundaki katkılarından dolayı, komisyonda görev üstlenen arkadaşlarıma teşekkürlerimi iletmek istiyorum; ancak, gönül isterdi ki, bu yasadan küçük çiftçilerimiz de yararlanabilsinler.

Tasarının 17 nci maddesinde "uygulama yılında yer alan riskler için tarım sigortası yaptırmayan üreticiler yararlanamaz" hükmü yer almaktadır. Bu tasarı bu şekliyle yasalaştığı takdirde, tarım sigortası yaptırmayan küçük çiftçiler, bundan sonra, tabiî afetlerden zarar görseler dahi, devletten hiçbir yardım alamayacaklardır. Oysa, bu kapsama küçük çiftçilerimizin de dahil edilmesi ve tarım sigorta primlerinin devlet tarafından belli bir süre için karşılanması, sosyal devlet anlayışı açısından çok daha uygun olurdu.

Bu maddenin, verilecek olan önergeler doğrultusunda yeniden düzenleneceği ümidini taşıdığımı ve bu sorumluluğu sizlerin de taşıyacağınız beklentisi içinde olduğumu belirtmek isterim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun tasarısının 6 ncı maddesinde, Bakanlık ve Müsteşarlıktan ikişer, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği, Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Şirketten birer üye olmak üzere toplam yedi üyenin görev ve sorumlulukları belirtilmektedir. Ümit ediyoruz, bu kurul, bu sorumluluğu en iyi bir şekilde taşıyacak ve her türlü bölgesel, genel, siyasî baskı ve etkilenmelerden uzak kalacaktır; çünkü, bu kurulun üstleneceği sorumluluk, her türlü suiistimale açık olacağından dolayı, bu kaygıları düşündürmemek amacıyla siyasî idarenin dışında tutulmasının gerekliliğine inanıyorum.

Yine -gerçi bu madde dışında olmasına rağmen- "Havuzun kaynakları" başlıklı 7 nci maddede yer alan havuzda toplanan bu paranın kullanılmadığı zaman en verimli bir şekilde değerlendirilmesi açısından, "faiz, fon gelirleri" gibi bir ibarenin de yer alması iyi olurdu diye düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin coğrafî yapısı ve iklim şartları nedeniyle zaman zaman tabiî afetlerin gündeme gelmesi ve çiftçilerimizin mağdur olması, ne yazık ki artık kaçınılmaz olmuştur. Bu da, ülkemizin içinde bulunduğu tarımsal alandaki ekonomik krizler ve çıkmazlar içindeki çiftçilerimizi oldukça fazla etkilemektedir. İlimiz Burdur'da da, her yıl bu tür afetler meydana gelmekte ve yöremiz çiftçisi mağdur olmaktadır. Son günlerde meydana gelen yağışlar ve eriyen kar sularının aktığı düdenlerin tıkanması sonucu Burdur İli Bucak İlçesine bağlı Kestel, Üzümlübel, Karaaliler, Kuşbaba beldeleri ile Kestel Ovasındaki yüzlerce dönüm arazi sular altında kalmıştır. Bu durum, yağışların çok olduğu dönemlerde sürekli olarak yenilenmekte ve bu bölgedeki arazilerde tarım yapmakta olan vatandaşlarımızın her yıl mağduriyetine neden olmaktadır. Ayrıca, dört yıldan beri bu arazilerde birçok mahsul de sular altında kalarak, ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Bu da, bir yıllık emeğin boşa gitmesinin yanı sıra, çiftçilerimizin ödemesi gereken borç ve zarurî masraflarını ödeyememeleri nedeniyle çok zor durumlara düşmelerine neden olmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada irdelenmesi gereken bir diğer konu da, bu tür afetlere maruz kalan çiftçilerimizin ödemek zorunda oldukları ve bu mağduriyetleri nedeniyle ödeyemedikleri vergi borçları, elektrik borçları, kooperatif borçları gibi ödemelerinin bir süre için ertelenmesi veya en azından, belli bir süre için, ödeyemedikleri borçları için gecikme faizlerinin affedilmesi hususudur.

Bugün için, devletin doğal afetler karşısında çiftçiye karşılıksız yardımları yapmasını sağlayan uygulamaların tamamı kaldırılmış durumdadır. Bu konuda gerçekten de birçok sıkıntılar vardır ve eminim, sizlere de, bu konularda birçok istek ve şikâyetler gelmektedir ve bugüne kadar bu konularda yaptığımız girişimlerin hiçbirinden olumlu sonuç alamadık. Bunun nedeni de, bununla ilgili bir yasal düzenlemenin olmamasından kaynaklanmaktadır.

Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanımız, bununla ilgili bir yasal düzenlemenin en kısa zamanda Meclis gündemine geleceği müjdesini vermişlerdi; ancak, bu konuda, bugüne kadar herhangi bir adımın atılmadığını görüyoruz ve en kısa zamanda bu yasanın gündeme getirilmesi için gereken desteği vereceğimizi bildiriyoruz.

Değerli arkadaşlarım, geçen hafta, Burdur'un köylerini dolaşırken, bir yaşlı amca şunları dile getirdi: "Yavrum, sayın vekilim, ben, bu ülkede, 365 gün, karımla, kızımla, arazimle, traktörümle bilfiil çalışıyorum. Her yıl, sizin o Mecliste yaptığınız bütçe gibi ben de bütçe yapıyorum; fakat, her yıl açık veriyorum. Bunun sebebi nedir? Bu ülkeden yurt dışına bir can gönderiyoruz. Bu can o ülkeye gittiğinde, o ülkenin dilini, dudağını bilmiyor, tek bir can, emekle gidiyor; fakat, bir yıl, iki yıl sonra bu ülkeye geldiğinde, ekonomisi düzelmiş, şekli şemaili değişmiş, kılık kıyafeti değişmiş, cebinde eurosuyla, markıyla, dolarıyla geliyor. Ben, bu ülkede bunları neden başaramıyorum? Şaştım ben bu işe."

Şaştım derken de, bana şu fıkrayı anlattı: Günün birinde iki dolandırıcı aç kalmışlar, gittikleri yerde iş bulamamışlar, geri dönüyorlar. İki arkadaş, bir bakıyorlar, bir çiftçi, iki öküzüyle çift sürüyor. Arkadaşı, diğerine "gel bunun öküzünün birini çalalım" diyor. "Nasıl çalarsın, adam işinin başında, o öküz çalınmaz" diye cevap veriyor. "Sen karışma, ben tepenin arkasına dolaşacağım, sen buradan "şaştım, şaştım diye bağıracaksın" diyor arkadaşı. Biri orada kalıyor, diğeri gidiyor. Yaşlı amca öküzüyle çiftini sürerken, birisi "şaştım, şaştım, şaştım" diye bağırmaya başlıyor. Yaşlı amcaya yaklaştığında, 150 - 200 metre kaldığında, yine aynı şekilde "şaştım, şaştım…" Yaşlı amca pulluğunu deviriyor, öküzlerine "doo" diyor, dönüyor adama "yavrum, nedir telaşın; niye şaştın" diyor. Adam, Yaklaş, yaklaş" diyor. Yaklaşıyor yaşlı amca. O arada diğer hırsız geliyor, öküzün boyunduruğundaki zeveleyi çekiyor, öküzün birini tepenin arkasına götürüyor. Yaşlı amca, tekrar "evladım söyle, niye şaştın" diyor. "Amca, iki saattir seni seyrediyorum, çok güzel çift sürüyorsun; ama, bu tek öküzle bu çifti nasıl sürüyorsun, ben bu işe şaştım" diyor adam. Yaşlı amca dönüyor, bakıyor "evladım, ben de şaştım" diyor.

Yani, vatandaş şaşmış durumda değerli arkadaşlarım, bizlerden destek ve güven bekliyor. Çiftçimiz, gerçekten şaşmış; serumla yaşıyor "şaşkınım, ne yaptığımı da bilmiyorum" diyor. "Alternatif kim" diyorum, ona da cevap vermiyor; ne sizsiniz diyor, ne sizsiniz diyor. Bunu çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor, iktidarıyla muhalefetiyle, değerli arkadaşlarım.

Yasanın gerçek anlamda bir işlerlik kazanması için, uygulamanın büyük önemi vardır. Üreticilerin sisteme inancı sağlanarak, hasar halinde, tatmin edici düzeyde bir ödeme yapılacağı ortaya konulmalıdır.

Primler, üreticilerin ürettikleri ürünlerin üretim, risk ve bölge özellikleri dikkate alınarak tespit edilmelidir. Prim ödemelerinde, üreticilerin üretim ve hasat dönemleri dikkate alınmalıdır. Sigorta hizmetlerinin köylere ulaştırılmasını sağlamak için, sigorta şirketlerinin acente ağlarını geliştirecek sistemleri kurmaları gerekmektedir.

Bu nedenle, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığına, bu konuda ciddî görev ve sorumluluklar düşmektedir.

Burada önemli bir konu da, çiftçilerimizin sigorta konusunda bilinçlendirilmesi ve teşvik edilmesi için gereken eğitim ve yayın çalışmalarının düzenlenmesidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hayvan hayat sigortası da, bilindiği üzere, ülkemizde, üzerinde durulması gereken önemli konulardan birisi. Bugün, büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığının ancak binde 5'inin sigortası yapılmaktadır. Oysaki, hayvancılığımız, zaman zaman, özellikle, bulaşıcı ve salgın hastalıkların tehdidi altına girebilmektedir. 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununa göre, ruam, sığır tüberkülozu, sığır brusellozisi, sığır vebası ve şarbon gibi ihbarı zorunlu hastalıklardan dolayı öldürülen ve kesilen hayvan sahiplerine, Bakanlık bütçesinden, belirlenen miktarlarda, yüzde 100'lere kadar varan oranlarda tazminat verileceği öngörülmesine rağmen, yeterli salgın meydana geldiğinde ve tazminat ödenmesi gerektiğinde, bu tazminat, yine Bakanlığın ilgili bütçesinden mi karşılanacaktır; yoksa, ödeme, sigorta şirketince mi yapılacaktır; bu hususun açıklığa kavuşturulması, ilerideki uygulamalarda karışıklığa meydan verilmemesi açısından yararlı olacaktır. Burada, bence, hem devletin üzerindeki yükün bir kısmını almak ve hem de söz konusu kanunun işlerliğini kolaylaştırmak bakımından, hayvancılıkta salgın hastalıkların sigorta kapsamına alınarak, risklerin bir kısmının sigortacı ve hayvan yetiştiricisi tarafından paylaşılması yararlı olacaktır. Bu nedenle, hayvan hayat sigortası uygulamalarında başarılı olan ülke örnekleri incelenerek, ülkemiz için en uygun sistemin geliştirilmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, bir diğer konu da, ülkemizde tarımı yapılan bitkilerin çeşitliliğidir. Bu da, ürün bazında prim desteklemesinde, bu ürünlerin ayrı ayrı değerlendirilmesinin yapılmasıdır. Yine, ülkemizdeki coğrafî şartlar, iklim yapısı ve doğal afet risk faktörleri gözönünde bulundurularak primlendirmenin yapılması gereklidir. Yine, prim desteklemesinde yapılacak desteğin miktarı da önemlidir. Zira, bu uygulamanın yaygınlaştırılması ve çiftçilerimizin devlete inancını ve güvenini sağlamak açısından, bu miktarın tatminkâr olması, hem katılımı artıracak hem de süreklilik sağlayacaktır. Bu nedenle, her yıl Bakanlık tarafından açıklanacak prim desteği miktarlarının, günün ve ekonominin şartlarına uygun olması zorunludur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çıkarılacak olan bu yasanın, ülkemiz çiftçisine, köylüsüne, üreticisine hayırlı olmasını diliyorum. Bu sayede daha güvenli olacakları ve devlet tarafından korunduklarını hissetmelerinden dolayı daha fazla üreteceklerine inanıyorum. Daha bol ürün, daha çok destek ve daha güler yüzlü çiftçiler görmek dileğiyle, Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

25 konuşma daha · 2 Haziran 2005

25 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook