Gelir vergisi kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; harçlar kanununda ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; ordu milletvekili rahmi güner'in; 3717 sayılı adli personel ile devlet davalarını takip edenlere yol gideri ve tazminat verilmesi ile 492 sayılı harçlar kanununun bir maddesinin yürürlükten kaldırılması hakkında kanun ve 657 sayılı kanunun 152 nci maddesinin "ıı-tazminatlar" kısmının (g) bölümünde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; konya milletvekili kerim özkul ve 4 milletvekilinin; bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak'ın; bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:536)
Manisa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 135. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Temmuz 2010 · 2.256 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recai Berber (AK Parti), 15 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 135. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI; HARÇLAR KANUNUNDA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI; ORDU MİLLETVEKİLİ RAHMİ GÜNER'İN; 3717 SAYILI ADLİ PERSONEL İLE DEVLET DAVALARINI TAKİP EDENLERE YOL GİDERİ VE TAZMİNAT VERİLMESİ İLE 492 SAYILI HARÇLAR KANUNUNUN BİR MADDESİNİN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI HAKKINDA KANUN VE 657 SAYILI KANUNUN 152 NCİ MADDESİNİN "II-TAZMİNATLAR" KISMININ (G) BÖLÜMÜNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; KONYA MİLLETVEKİLİ KERİM ÖZKUL VE 4 MİLLETVEKİLİNİN; BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ VEYSİ KAYNAK'IN; BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:536)); konuşma 2.256 kelime.
Recai Berber (AK Parti, Manisa). “Gelir vergisi kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; harçlar kanununda ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; ordu milletvekili rahmi güner'in; 3717 sayılı adli personel ile devlet davalarını takip edenlere yol gideri ve tazminat verilmesi ile 492 sayılı harçlar kanununun bir maddesinin yürürlükten kaldırılması hakkında kanun ve 657 sayılı kanunun 152 nci maddesinin "ıı-tazminatlar" kısmının (g) bölümünde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; konya milletvekili kerim özkul ve 4 milletvekilinin; bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak'ın; bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:536)”. TBMM Genel Kurulu, 135. Birleşim tutanağı, 15 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recai-berber-23-2010-07-15-gelir-vergisi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-d (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA RECAİ BERBER (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündemimizde olan 536 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bir yasama döneminin sonuna yaklaştığımız bugünlerde hep birlikte yoğun bir çalışma temposu gerçekleştiriyoruz. Temel yasa olarak görüşeceğimiz bu kanun üç bölümden oluşmakta ve 63 madde ile 6 geçici maddeyi ihtiva etmektedir. Birinci bölüm -bugün başladığımız- 1 ve 25’inci maddeler, 26-49’uncu maddeler ikinci bölüm, 50 ve 63’üncü maddeler de üçüncü bölüm olarak görüşülecek.
Kanunla ilgili hususlara geçmeden önce, bugün Sayın Maliye Bakanımızın altıncı ay sonu itibarıyla, haziran sonu itibarıyla Gelir İdaresinin bir yerde de performansı ve dolayısıyla bütçe performansı açısından, bunları yansıtan gelişmeleri ve sonuçları açıklaması, kamuoyuyla paylaşması dolayısıyla bu konudaki görüşlerimi belirtmek istiyorum.
Öncelikle, bu sonuçlar gerçekten takdire şayan sonuçlar. Global krizin, küresel krizin bütün dünyayı etkilediği ve bütçe açıklarının birçok yerde tarihinin en yüksek düzeylerine çıktığı bir dönemde 2009 yılı krizinin etkilerinden en hızlı şekilde kurtulan, sıyrılan bir Türkiye ekonomisi görüyoruz. Bugün yine memnuniyetle kriz yılı olan 2009 yılı bütçesindeki açığın bu yıl hızla azalmakta olduğunu görüyoruz. Geçen yıl haziran sonu itibarıyla 23,2 milyar TL olan açık bu yıl 15,4 milyar TL’ye gerilemiş durumda.
Burada en önemli artış vergi gelirlerinde olmuştur. Bu açıdan da Gelir İdaremizi ve bütün emeği geçenleri tebrik ediyorum. Tabii, öncelikle, vergi gelirlerindeki bu artışı sağlayan mükelleflerimize de teşekkür ediyoruz ve tebrik ediyoruz. 79 milyar TL olan 2009 yılı vergi gelirleri 98,6 milyar TL’ye çıkmış. Buradaki artış oranı yaklaşık yüzde 24. Faiz hariç, aynı dönemde harcamalardaki artış ise 11,5 milyar TL’de kalmış. Bunun sonucunda da faiz dışı fazla, geçen yılın aynı dönemine göre 4 milyar TL’den 12 milyar TL’ye çıkmış.
Konuşmamı rakamlara boğmak ve sizleri sıkmak istemiyorum değerli milletvekili arkadaşlarım. Ekonomide en önemli ve büyük aktör devlet. Devletin bütçe dengesindeki bozukluğun bir zaman sonra, çok kısa bir zaman sonra bütün aktörleri nasıl etkilediğini biliyoruz. Geçmişte de bunun çok acı tecrübelerini toplum olarak yaşadık. Eğer devletin bütçesinde, gelirlerinde bir şaşma varsa, daha doğrusu öngörülen rakamlar hiçbir zaman tutmuyorsa bunun sonuçları bütün topluma çok kısa bir süre sonra olumsuz sonuçlar olarak yansımaktadır.
Hükûmetimizi geçen yılki bütçe açığını öngörememekle suçlayan başta muhalefet partisi milletvekili arkadaşlar ve bazı çevrelerin, gelişmiş pek çok ülkenin bütçe açıklarıyla boğuştuğu bu yılda bütçe açığındaki son derece olumlu gelişmeler karşısında herhangi bir şey söylememeleri çok manidar.
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya)Söylediklerimizi dinlemiyorsunuz ki, biz de o yüzden söylemiyoruz.
RECAİ BERBER (Devamla)Gerçekten ben en azından bu yöndeki gelişmeleri takdir edeceklerini tahmin ediyordum. .
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya)Başarılarınızı tebrik edeceğiz ama dinlemiyorsunuz!
RECAİ BERBER (Devamla)Çünkü gerçekten geçen yıl özelikle krizle baş edebilmek için bütçe açıklarıyla mücadele eden büyük büyük ekonomiler ve ülkeler bu yıl ondan daha büyük bir sorunla karşı karşıyalar ve bu sorun da büyük bütçe açıkları. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bütçe açığı geçen yıl yüzde 12,5’lara varmıştı gayrisafi yurt içi hasılanın. Avrupa ülkelerinin önemli bir kısmında bu açıklar neredeyse yüzde 10’lar seviyesinde. İngiltere’de yüzde 11. G20 ülkelerinin birçoklarını ben aldım, 2008’e göre 2009’daki artışlar korkunç zaten. Bunların Türkiye’de de tabii yansıması oldu ancak buna sadece şu açıdan bir bakmak lazım: Türkiye’de krizin sonuçları, hemen daha etkileri olmadan önce mart ayının ortalarında aşağı yukarı dolaylı vergilerin tamamında, başta özel tüketim vergileri olmak üzere, temel sanayi dallarının tamamında ciddi vergi indirimleri yapıldı. Otomotiv sektörü, beyaz eşya, hatta mobilya ve pek çok sektörde ÖTV indirimleri sayesinde hem ekonomide ciddi anlamda bir soluk alınması sağlandı hem de bu vergi indirimlerine rağmen bütçe hedeflerinde, daha doğrusu bütçe açığında Avrupa Birliği veya OECD ülkelerinin içinde yine aynı sıralarını korumuş oldu. 2008 yılında 13’üncü sıradaydı Türkiye G 20 içinde, 2009 yılında da yine 14’üncü sırada yerini aldı. 2010 yılında da Türkiye bütçe açıkları bakımından G 20 ülkeleri içinde Meksika ile birlikte yüzde 3,4 hedefi için, hedefine baktığımızda 8’inci sırada.
Ben bunu niçin özellikle belirtiyorum: Ben, aynı zamanda… 2009 yılında küresel krizle mücadelede en çok gündeme gelen kurumlarımız, kamuoyunda tartışılan veya bir fonksiyon icra ettiği düşünülen, hep Merkez Bankası oldu, başka kurumlar oldu ama Maliye Bakanlığının, özellikle Gelir İdaresinin ve maliye politikalarının üzerinde fazla durulmadı. Hem krizin etkilerinin hafifletilmesinde ve azaltılmasında hem de krizden çıkış sürecinin bu kadar hızlı bir şekilde oluşmasında gerçekten Gelir İdaresinin ve Maliye Bakanlığının performansını bir kere takdir etmek lazım ve ortaya koymak lazım.
O açıdan da, bu kanunumuz, Genel Kurulumuzda görüşmeye başladığımız kanunumuz aslında son derece teknik bir kanun ve bu kanun Plan ve Bütçe Komisyonunda muhalefet milletvekillerinin de talepleriyle alt komisyona geldiğinde, alt komisyondaki tartışmalar, inanın, şu anda Genel Kuruldaki müzakerelerin yanında çok ciddi ve çok seviyeli, son derece teknik ve son derece de hararetli tartışmalardı. Bunları tutanaklardan da…
OKTAY VURAL (İzmir)Ne demek? Milletvekillerinin her yerde sözleri seviyelidir.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)Yani burada seviyeli değil mi Sayın Berber?
RECAİ BERBER (Devamla)Hayır, şunu demek istiyorum: Yani teknik anlamda söylemek istiyorum. Sürçülisan ettim, kusura bakılmasın. Şunu demek istiyorum: Yani yoğunlaşma ve kanunun ele alınış biçimi olarak burada bazı muhalefet milletvekili arkadaşlarımız söylediler, komisyonlardaki tartışmaları dile getirdiler. Ben şunu söyleyeyim alt komisyon başkanı olarak: Alt komisyonda o kadar konu tartışıldı ki, muhalefet milletvekili arkadaşlarımızın dile getirdiği ve mutabakat sağlanmayan hususların önemli bir kısmı Komisyonda hem tasarıdan çıkarıldı hem de bazıları da değiştirildi. Bunların hem iktidar hem muhalefet milletvekillerinin mutabakatıyla çoğu yapıldı. Bu anlamda da ben teşekkür ediyorum. Yani bu tasarının oluşmasında, Genel Kurula gelmesinde bütün milletvekillerinin, Komisyondaki milletvekillerinin çok ciddi katkıları olmuştur. Teknik anlamda, siyasi anlamda oradaki öneriler son derece, Komisyonumuza ve tasarının buraya gelen şekline, bu şekli almasına ciddi anlamda katkı sağlamıştır. Bunu ben olumlu anlamda söylüyorum ve teknik bir kanunda bu kadar düzenlemeye açık bir Bakanlık olarak da bu eleştirileri ve bu mutabakat sağlanamayan hususları dikkate alması da son derece önemli.
Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, bu kanunun ana unsurları Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği bazı maddelerle ilgiliydi ve bunlarla ilgili tartışmalarda arkadaşlarımız burada da yine gündeme getirdiler, Genel Kurulda da gündeme geldi ve bunlarla ilgili çok net bilgiler verildi Komisyonda arkadaşlara. Mesela, ücretlerle ilgili olarak vergi dilimlerinde yapılan, son dilimin haksızlığa yol açması nedeniyle, daha doğrusu, aynı orana getirilmesi, ücretlerle diğer vergi dilimlerinin aynı oranda birleştirilmesi nedeniyle daha önce var olan farklılığın korunabilmesi açısından, matrahlarda farklılaştırma yapılarak zaten bu sağlanmış oldu.
Ayrıca, burada, yine, BDP milletvekili arkadaşımızın söylediği husus, asgari ücretin vergi dışı bırakılması vesaire gibi hususlar… Bunları herhâlde vergi oranlarına bakmadan arkadaşlar, incelemeden söylüyorlar. Bizim bu iktidar, AK PARTİ İktidarı döneminde asgari ücret belli rakamlarda artık vergi dışı bırakılmıştır diyebiliriz. Zaten o resmî tarifede olan yüzde 15 oranı, bekâr ve fazla bir indirimden yararlanmayan bir çalışan için dahi yüzde 5,25’tir efektif vergi oranı. Yani asgari geçim indirimini düştüğünüz zaman, bir kişiden, bekâr bir çalışandan, asgari ücretli kişiden alınan vergi yüzde 5,25. Evli çalışanlardan ise çocuk sayısına göre değişiyor. İnanın, bir kere, evli ve hiç çocuğu yoksa bile 3,7’ye düşüyor hemen, ardından 1,5; 4 çocuğu varsa zaten sıfır. Dolayısıyla, asgari ücretin vergi dışı bırakılması Türkiye’de AK PARTİ İktidarına nasip olmuştur. Bunlar da alınmasın deniyorsa, açıkçası, zaten onun alınmadığı önemli bir kesim var. O da nedir? Hem bunun alınmadığı hem sigorta primlerinin alınmadığı kayıt dışı alan. Kayıt dışı alanın sadece vergi indirimleriyle giderilemeyeceğinin en önemli kanıtı budur. Bakın neredeyse vergiyi sıfırlamışız, buna rağmen kayıt dışı devam ediyor. Demek ki kayıt dışılık sadece vergi oranları indirimiyle olmuyor.
Yine burada söylendi, gerçekten reform niteliğinde adımlar bu dönemde yapıldı. Kendileri de ifade etti, Sayın Hamzaçebi dediler ki: “İşte, 2005 yılında Gelir İdaresi Başkanlığı ile Gelirler Genel Müdürlüğünün artık fonksiyonları ayrıldı.” Gelir politikaları ayrı bir genel müdürlük, Gelir İdaresi Başkanlığı ayrı bir teknik genel müdürlük olarak dizayn edildi ve bununla ilgili altyapılar, personelin eğitimi, uzmanların alınması, gelir uzmanları, vesaire, şu ana kadar çok ciddi adımlar atıldı. Bunu takdir etmek lazım ve bu süreç devam ediyor.
Bu tasarıda da yine aynı şekilde 2005 yılında başlamış olan ve Gelir İdaresi Başkanlığının teknik yönünü güçlendirmeye yönelik ciddi bir adım daha atılıyor burada, bu gelir oranları vesaireden öte.
Bakın, yine ben burada şunu da belirtmek istiyorum: Biz geldiğimizden bu yana, AK PARTİ İktidarı döneminde vergi oranları OECD ülkelerinin ortalamalarının altına çekilmiştir. Kurumlar vergisi oranı yüzde 33’tü, yüzde 20’ye çekildi. Gelir vergisi oranları yüzde 47’lerdeydi, şu anda en yüksek dilim yüzde 35. Birçok Avrupa ülkesinde -biz tabii alıştığımız için- müterakkiyet yok, en üst dilimden ödüyor birçokları. Dolayısıyla, vergi oranlarında açıkçası yapılabilecek çok fazla bir şey bence artık yoktur.
Bir de, ilk defa Türkiye’de teşvik, Türkiye'nin neresinde olursa olsun aynı oranlarda yatırım indirimi olarak uygulanan teşvik sisteminden vazgeçilmiş, sektörel ve bölgesel teşvik sistemine geçilmiştir. Sektörel ve bölgesel teşvik, şu anda yapılan yatırımlarla ilgili olarak, neredeyse birçok bölgede kurumlar vergisini yirmi yıl boyunca, otuz yıl boyunca yüzde 2’lere kadar çekmiştir. Düşünebiliyor musunuz, kurumlar vergisi yüzde 2. Yedi yıl boyunca sigorta primleri, işveren primleri sıfır olarak, devlet tarafından ödenecek. Bunların hepsi aslında yatırımlar üzerindeki vergi yükünün daha da azaltıldığının, bu süreç içinde, göstergeleri ve bunların sonuçlarını da alıyoruz açıkçası. Bunların sonuçlarını bu bölgelerdeki, teşvikli bölgelerdeki yatırımlardaki, krize rağmen, dünyadaki bu küresel krize rağmen Türkiye'nin cazip bir yatırım alanı olmasıyla alıyoruz. Ben, kendi bölgemden çok iyi biliyorum ki yüzlerce yatırımcı, hem de önemli bir kısmı yabancı yatırımcı Türkiye’ye gelip bu yatırımları yapıyor.
Şimdi, burada, özellikle kayıt dışıyla mücadelenin yeterince yapılmadığı ve burada da herhangi bir, bu kanunda da buna yönelik hiçbir düzenleme olmadığı söylendi.
Değerli arkadaşlar, mükelleflerin vergi ödemedeki en büyük zafiyeti iki nedene dayanıyor. Bir tanesi, geçmişte, bu bir alışkanlık, mükellef ödediği verginin nereye gittiğini görmek istiyor. Vergi dairelerinin sloganıdır biliyorsunuz: “Ödediğiniz vergiler size hizmet olarak dönecektir.” Fakat şimdiye kadar insanlar yakın çevresinde, yerel yönetimlerde, şurada burada somut olarak, hizmet olarak döndüğünü görmeyince bu sloganın hayalî, afaki bir slogan olduğunu düşünüyordu. Yani vergileri vereceksin, tabiri caizse, bir kuyuya atacaksın ama sana dönüp dönmeyeceği belli değil. Ama şimdi Türkiye'nin her yeri şantiye hâline gelmiş ve bu vergilerle verilen paraların köylere kadar, köylerdeki, tabiri caizse, kanalizasyonuna, suyuna, parke taşına kadar yapıldığını gördüğü zaman insanlar, “Ha, demek ki bu paralar, bizim ödediğimiz vergiler bize hizmet olarak, yatırım olarak dönüyormuş…” Bir kere bu çok önemli çünkü insanlar gerçekten verdiği paranın nereye gittiğini düşünmüyorsa, daha doğrusu bilmiyorsa vermez, vermekten kaçınır.
İkincisi, daha önemlisi tabii, en çağdaş ülkelerde bile verginin en önemli, başka birçok alandan daha önemli yaptırımları vardır. Vergiyi devlet kamu zoruyla alır yani vergiyi gönüllü olarak vermek esastır ancak hiç kimse gönlünden koptuğu için vergi vermez, devlet kendi otoritesiyle denetimini yapar ve bu sonuçları sağlar.
Şimdi, çok önemli bir başka hususa değinmek istiyorum. Bakın, bu kanunla yapılan, hep şimdiye kadar eleştirilen, getirilen hususlardan bir tanesi, vergi incelemelerinde koordinasyonun sağlanamaması, denetiminin etkin olmaması.
Şu anda bu kanunun önemli bölümleri: Tamamen, hem Gelir İdaresi bünyesinde hem Maliye Bakanlığının değişik -direkt Maliye Bakanlığına bağlı- vergi denetim birimlerinin koordinasyonu ilk defa bir kurul aracılığıyla yani bir Vergi İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kurulu aracılığıyla sağlanıyor ve bununla yetinilmiyor, bu da, Denetim Koordinasyon Kurulu, incelenecek mükellefleri, inceleme standartlarını, etik kuralları, uyulacak bütün esasları sağlıyor.
MEHMET GÜNAL (Antalya)Sekiz senedir koordinasyon yok mu Recai Bey?
RECAİ BERBER (Devamla)Türkiye’de vergi incelemesi yapan, meslekten olan herkes bilir, hele hele, masanın iki tarafında bulunmuş benim gibi arkadaşlar çok daha iyi bilir. Türkiye’de mükellefin incelemeye alınması piyango çıkması gibi bir şeydir. Tabii, standartları vardır ama az inceleme olduğu için, o insan vergi idaresiyle denetim nedeniyle bir araya, karşı karşıya geldiğinde gerçekten neyle karşılaşacağını bilemez ve büyük bir tedirginlik yaşar.
MEHMET GÜNAL (Antalya)Bazılarına hep piyango çıkıyor, her çekilişte çıkıyor, ne şanslı adam!
RECAİ BERBER (Devamla)Niye? Mükellef hakları diye bir şey yok çünkü. Mükellef incelenmeye başlandı. Ne zaman bitecek? Bunun bir kuralı yok.
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya)Size muhalefet etti mi yandı...
RECAİ BERBER (Devamla)Dolayısıyla, ilk defa, bakın, burada, kanunla incelemelere süre getiriliyor. İncelemenin süresi, eğer kısa incelemeyse altı ayda bitirilecek, eğer tam incelemeyse bir yılda bitirilecek.
Düşünebiliyor musunuz, şu anda böyle bir olay olmadığı için, mükellef inceleme süresinin sonuna kadar defter ve belgelerini vermiş, her akşam kâbus görüyor “Acaba yarın ne olacak, yarın nasıl çağrılacağım?” diye. Bu inceleme süreçlerini yaşamış olan insanlar çok iyi bilir.
MEHMET GÜNAL (Antalya)Daha kısa, her ay değişiyor. Biri gidiyor öteki geliyor, bulamıyorlar bir daha geliyorlar.
RECAİ BERBER (Devamla)Dolayısıyla, burada mükellef niçin incelendiğini bilecek. İncelemeye başlandığı zaman kendisine tutanakla “Şu nedenle incelemeye başlanmıştır.” diye tutanağın bir örneği verilecek. Bunlar mükellef açısından, Türkiye’de iş yapacak yabancılar açısından son derece önemlidir.
Bakın, Türkiye’de diğer hukuk dallarında son derece önemli adımlar atılmasına rağmen vergi hukukunda mükellef lehine düzenlemeler yönünden gerçekten geri kalmışızdır. Bu düzenlemeler aslında gecikmiş düzenlemeler. Ben, burada, Sayın Bakanımızı ve ekibini tebrik ediyorum. Bunlar çok önemli düzenlemeler; mükellefler açısından önemli, denetim yapacak arkadaşlar açısından da önemli. Vergi denetimi yapan insanlar da incelemeyle ilgili süreçten dolayı tabii ki rahatsız, çünkü incelemenin kuralları, standartları belli olmalı.
Bugün SPK’nın yapmış olduğu, yaptırmış olduğu bağımsız denetimin bile standartları çok daha net bir şekilde ortadayken, vergi incelemesinin, mükellefleri bu kadar ilgilendiren vergi incelemesinin denetim standartlarının, daha, denetim elemanının inisiyatifinde kalması düşünülemez. Denetim elemanının, tabii ki, her inceleme, her olay için ayrı ayrı bir denetim şeyi olacaktır ama bunun standartları olmalı ve bu standartlar da burada getiriliyor. Açıkçası bu açıdan da baktığımızda reform niteliğinde yani 2005 yılında başlatılmış olan gelir idaresinin özerkleştirilmesi, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede önemli bir adım daha atılmış oldu. Eğer bu adımları arkadaşlar yetersiz görüyorsa ve hele hele, Sayın Hamzaçebi’nin “2002 yılında, 2003 yılında Acil Eylem Planı’nda öngörülen hususlar yapılmadı.” şeklindeki buradaki ithamlarına ben hayret ediyorum çünkü Acil Eylem Planı’ndaki önemli adımların hepsi Maliye Bakanlığının yapılandırılmasıyla zaten atılmıştır ama bu süreç bir günde tamamlanacak bir süreç değildir, sürekli olarak eksikler giderilecektir.
Burada, Sayın Akçay’ın ifade ettiği hususlara da katılıyorum, Gelir İdaresinde motivasyonu artırmak için özellikle orta kademe yöneticilerle ilgili olarak yapılması gereken birtakım özlük hakları düzenlemeleri, birtakım imkânlar elbette Gelir İdaresi…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
75 konuşma daha · 15 Temmuz 2010