İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 55. BİRLEŞİM · SALI

2003 mali yılı bütçesinde 5 inci tur görüşmeleri

Recep Akdağ

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 55. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Mart 2003 · 982 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Recep Akdağ (AK Parti), 25 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 5 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 982 kelime.

Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “2003 mali yılı bütçesinde 5 inci tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 25 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2003-03-25-2003-mali-yili-butcesinde-5-inci-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son derecede kritik bir dönemden geçtiğimiz bugünlerde hepinizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Ülkemiz, tarih boyunca olduğu gibi, bu defa da bütün darboğazları aşmasını bilecektir; yeter ki bizler meseleleri iyi tahlil edebilelim, sorunların üzerine cesaret ve kararlılıkla gidelim, ulusal konuları geniş bir bakış açısıyla ülkemiz ve halkımızın esenliği açısından birlik ve beraberlik içerisinde ele alabilelim.

Sağlık durumumuzla ilgili göstergelere baktığımızda karşılaştığımız tablonun iç açıcı olmadığını benden önce konuşan değerli konuşmacı arkadaşlarım -milletvekili arkadaşlarım- gayet güzel bir biçimde ifade ettiler.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde sağlıkla ilgili sorunları kavramak, birbirleriyle münasebetlerini kurmak, entegre çözüm önerileri geliştirmek ve bunları uygulamak gerçekten zor süreçlerdir; zordur, ama, imkânsız değildir. Hükümetimiz ve Bakanlığımız "sağlıkta dönüşüm programı" çerçevesinde, sistematik bir yaklaşımla bu sorunların üzerine kararlılıkla yürümektedir.

Bu bütçe döneminde bir yandan rutin işlerimizi yaparken, diğer yandan ilgili dönüşüm programını hayata geçirecek faaliyetlere başlamış bulunmaktayız.

1961 yılında 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesine Dair Kanunla oluşturulmuş sağlıkocağı ve sağlıkevi hizmet modeli ve 154 sayılı Yönergede tanımlanan hizmet sunumu, gerçekten, zamanının en modern, en gelişmiş sistemlerinden biridir. Dünya kamuoyu, temel sağlık hizmetlerinde, teorik anlamda, aynı noktaya ancak 1978 yılında, Alma Ata Bildirgesiyle ulaşabilmiştir. Bu vesileyle, 224 sayılı Yasanın hazırlanmasına ve uygulanmasına büyük emeği geçen Prof. Dr. Nusret Fişek'i rahmet ve minnetle anmak isterim.

Bugün, bizlere düşen, 1960'ların Türkiyesinin ekonomik, sosyal, demografik yapısına çok uygun olan bu sistemi ve sistemin mantık yapısını 21 inci Yüzyıl Türkiyesinin değişen şartlarına uyarlamaktır. Nusret Fişek Hoca da, bunun yolunu, ta 1960'lı yıllarda, kendi yazdığı "Halk Sağlığına Giriş" kitabında açık bir şekilde göstermiş ve Türkiye'de gerekli şartlar oluştuğunda, aile hekimliği ile birinci basamak hizmetlerin verilmesi gerektiğine işaret etmiştir.

Artık, bunun zamanının geldiğine inanıyoruz. Bu ülkede, yıllarca, aile hekimliği konuşulmuş, bununla ilgili projeler geliştirilmiş, reform çalışmalarına başlanmış; ancak, üzülerek söylemeliyim ki, bütün bu çalışmalar yarım kalmıştır. Hem kırsalda hem şehir bölgelerinde aile hekimliği sistemini geliştirebilecek altyapımız bugün için mevcuttur. Kırsalda, özellikle ulaşılması zor olan bölgelerde mobil sağlık hizmetlerini geliştirmek suretiyle, bu yapıyı daha da güçlendirmeyi düşünüyoruz. Yapacağımız bütün hizmetlerde, bugüne kadar oluşturulmuş olan sağlık ocakları altyapısı, özellikle kırsalda yine temel noktayı teşkil edecektir.

Ülkemizde aile hekimi ve genel pratisyen terimlerinin net olmadığını ve zaman zaman yanlış anlamalara yol açtığını biliyorum. Bize hep şu soruluyor: Siz, aile hekimliği hizmetlerini, kimle, hangi hekimlerle yapacaksınız? Kuşkusuz, bu hizmetleri, aile hekimliği eğitimi almış, iki veya üç yıl aile hekimliği uzmanlığı eğitimi almış kişilerin yapması, en doğru olandır ve dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde bu hizmetler bu şekilde verilmektedir. Ancak, ülkemizde, pratisyen hekimlerimizin, yani, altı yıllık eğitim sonunda hekimlik diploması alan kişilerin, bugün, sağlık hizmetlerini, birinci basamak sağlık hizmetlerini yaygın bir biçimde yerine getirdiği de bir gerçektir. Pratisyen hekimlerimize hizmetiçi eğitimlerle destek olmak suretiyle, bu sistemi başlatacağız; çünkü, ülkede, aile hekimliği uzmanı olan, maalesef, çok az sayıda hekimimiz vardır; ancak, süreç içerisinde, aile hekimlerinin sayısını da artırarak, bunları da sisteme dahil edeceğiz.

Aile hekimleri, kendisine kayıt yaptırmış ailelere koruyucu sağlık hizmetlerini verecek, ailelerin ve bireylerin sağlık eğitimlerini yapacak ve onların ayaktan tanı ve tedavilerini sürdürecektir. Böylece, bireylerin sürekli olarak sağlık takipleri yapılıp, kayıtları tutulmuş olabilecektir. Çağdaş sağlık hizmeti anlayışı aile ve bireye bütünsel bir yaklaşımı öngörmektedir. Gereken durumlarda farklı klinik uzmanlık alanına veya hastaneye sevkler de, yine, aile hekimi tarafından yapılacaktır.

Bugün için temel sağlık hizmetleri kapsamında öncelikli alanlarımızın başında, çocuklardaki aşılama çalışmalarımız gelmektedir. Türkiye'de, hakikaten, rutin aşılama çalışmaları son yirmi yılda başarılı bir durumdadır. Biz, bu sene, kızamık hastalığında köklü bir program başlatarak, bebek ve çocuk ölümlerinin önemli sebeplerinden birisi olan bu hastalığı sorun olmaktan çıkarmak kararlılığındayız. Bu amaçla, 2003 yılı sonbahar aylarında, 9 ay ile 15 yaş arasındaki çocuklara, yaklaşık 20 000 çocuğumuza, kızamık aşısı uygulamayı planlıyoruz.

Bu sene, 2003 yılında çocuk sağlığı alanında 3 yeni projeye başlıyoruz. Bunlardan birincisi, anne sütünün -özellikle, ilk altı ayda- teşviki ve bu süre sonrasında da, çocuklarda kansızlığı önleyecek demir ilaçlarının ülkedeki bütün çocuklara başlanmasıdır.

Şunu söylemeliyim: Ülkemizde, 1 yaş civarındaki her 2 çocuktan birisi demir eksikliği kansızlığına sahiptir ve bu durum, çocuklarımızın zihinsel gelişmesini olumsuz etkilemektedir. Yapacağımız çalışmayla, bunu, büyük ölçüde azaltmayı ümit ediyoruz. Zihinsel geriliğe yol açan hastalıklardan, doğumsal hastalıklardan en sık görülen iki tanesini, koruyucu sağlık hizmetleri açısından, bu yıl hedefimize almış bulunmaktayız ve bunlarla ilgili taramalar yapmak suretiyle, bu hastalıkları sorun olmaktan çıkaracağız.

Değerli arkadaşlarım, sağlıklı bir toplum sağlıklı anneden ve çocuktan geçmektedir. Ülkemizin sosyoekonomik olarak dezavantajlı yörelerinde çalışmış bir çocuk hekimi olarak, anne ve çocuk sağlığı problemlerinin içerisinde yıllarca birlikte yaşamış bir kişiyim. Anne ve çocuk sağlığıyla ilgili programlar, benim, bir bakan olarak önceliğim olduğu kadar, bir hekim olarak da yüreğimin derinliklerinde hissettiğim bir sorumluluktur.

Koruyucu sağlık hizmetleriyle ilgili olarak, ağız ve diş sağlığını çocukluktan itibaren değerlendirecek ve takip edecek yeni bir yaklaşım içerisinde olacağımızı söylemek isterim.

Kıymetli milletvekili arkadaşlarım, hastanelerimizde yaşanan sorunları sizlere anlatmama gerek olmadığını düşünüyorum; hepimiz, bunları, bizzat yaşadık ve yaşıyoruz. Yüzlerce hastaneyi merkezden yönetmeye çalışır, personel atamasını, yatırım programını, bütçesini Ankara'dan idare edersek, bundan çok daha farklı bir sonuca ulaşmamızın zor olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, hastalara daha iyi bir hizmet sunmak ve kamu imkânlarını daha iyi şekilde kullanmak amacıyla, farklı kurumlara ait hastanelerin birlikte kullanımının sağlanması hususunda önemli adımlar atmış bulunmaktayız ve bu konudaki çalışmalarımızı ağırlıklı bir şekilde yürütüyoruz.

Hastaneler kompleks işletmelerdir ve bunları, herhangi bir fabrikadan, bir okuldan, idarî yapıdan çok daha karmaşık ve girift özellikleri itibariyle, mutlaka, işletmeler şeklinde yönetmemiz gerekmektedir. Hükümetimiz, bu konuda da gerekli çalışmalara başlamıştır. Her hastanenin, yerel koşullarında kendi ihtiyaçlarını görerek hizmetlerini planlayacak şekilde, halkın ve hizmeti kullananların, hastane çalışanlarının da yönetime katılacakları bir işletme modeli geliştirmekteyiz.

İlaçla ilgili problemler hepinizin malumudur. Ülkemizde, ilaç kullanımı, maalesef, son derece rasyonel olmayan bir biçimde sürmektedir. Bu sene, bu hususta ciddî bir atılım yılı olacaktır. Bu anlamda, 2003 Malî Yılı Bütçe Uygulama Talimatında yer almasını öngördüğümüz antibiyotik kullanım kılavuzu ve bedelleri karşılanmayacak ilaçlar listesiyle, devletin geri ödeme yükü önemli ölçüde hafifletilmiş durumdadır.

Değerli arkadaşlarım, maalesef, ülkemizde, sağlık harcamalarına yönelik olarak tutulan bir hesap yoktur. Bugün, hangi kurumun, sağlık için ne harcadığını, bu harcamaların nereden yapıldığını ve kaynağının nereden geldiğini tam olarak bilmemekteyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 25 Mart 2003

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook