İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · PAZAR

Vı.tur (ulaştırma bak.,denizcilik müst.,sağlık bak.)

Recep Akdağ

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 33. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Aralık 2003 · 2.208 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma

Kaynak göster

Recep Akdağ (AK Parti), 21 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VI.TUR (ULAŞTIRMA BAK.,DENİZCİLİK MÜST.,SAĞLIK BAK.)); konuşma 2.208 kelime.

Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “Vı.tur (ulaştırma bak.,denizcilik müst.,sağlık bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2003-12-21-vi-tur-ulastirma-bak-denizcilik-must-saglik-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2004 malî yılı Sağlık Bakanlığı bütçesiyle ilgili konuşmamı yapmak üzere huzurunuzda bulunuyorum; sözlerimin başında hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bütçemiz üzerinde konuşma yapan ve değerli yorumlarda bulunan bütün milletvekili arkadaşlarıma şükranlarımı arz ediyorum. Sağlık resmimizi ortaya koyma açısından, Heyetinizi ve halkımızı bilgilendirme hususunda arkadaşlarımızın değerli katkıları oldu.

Sağlık hizmetlerini iyileştirme çalışmaları, sadece ülkemizin değil, gelişmiş ülkelerin de temel ve öncelikli gündem maddesi olmaya devam etmektedir.

Ülkelerin sağlık alanında, reform kapsamında yaptıkları çalışmalar incelendiğinde, bütün ülkelerde görülen ortak özelliğin, uzun yılları gerektiren sabırlı bir çalışma olduğu ortadadır. Türkiyemizde de, 1960'lı yıllardan itibaren ve daha sonra ikinci bir hamleyle 1980'li yıllardan itibaren sağlıkta iyileştirme çalışmaları hız kazanmış ve özellikle 1980'li yıllardan sonra, reform düşünceleri ağırlık kazanmıştır.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, Bakanlığımız döneminde, ülkemizdeki beklentilere cevap vermek üzere, Sağlıkta Dönüşüm Programı adı altında yeni bir uygulama başlatmış durumdayız. Bu program, sağlık hizmetlerinde bir zihniyet değişikliğini esas alarak yola çıkmıştır. Bu anlamda, Bakanlığımın ilk icraatlarından biri, ücret ödeme problemlerinden dolayı insanımızın hastanelerde rehin tutulması ayıbını sonlandırmak olmuştur. Artık, gazete ve televizyonlarda "borcunu ödeyemeyen vatandaş hastanede rehin kaldı" haberleri, eskiden olduğu kadar sık yer almamakta ve nadir de olsa, böyle bir uygulama yapan kuruma rastladığımızda da, üzerine süratle gitmekteyiz.

Konuşmamın takip eden bölümlerinde, sürenin elverdiği ölçüde, bu dönüşümün bazı bileşenlerinden bahsetmeye çalışacağım.

Başlangıçta şunu ifade etmeliyim ki: Sağlıkta Dönüşüm Programının içerisinde nasıl bir zihniyet değişikliğinin olduğunu görmek için, aslında, bu konuya yoğunlaşmak gerekiyor. Yalnızca sloganlarla konuşma alışkanlığında olan değerli arkadaşlarımız için, aslında bu zihniyet değişikliğini değerlendirmek pek de mümkün olamıyor.

Bu arada, Sağlık Bakanlığı bütçemizle ilgili iki rakamın üzerine dikkatlerinizi çekmek istiyorum. 2002 ve 2003 yılı bütçelerinde, genel bütçe içerisinde yüzde 2,3 ilâ 2,4 oranlarında olan Sağlık Bakanlığı bütçesi, bu yıl, şu anda görüşmelerini yaptığımız 2004 bütçesiyle yüzde 3,2'ye çıkmaktadır. Bir yıl içerisinde yüzde 25'lik artışın gerçekleşmiş olmasını, değerli Anamuhalefetimiz niçin gözden kaçırmak ister, gerçekten bunu anlamak zordur. Evet, bu artışa rağmen, önümüzdeki yıllarda yeni artışlara ihtiyacımız vardır. Ben ümit ediyorum ki, ülkemizin kendini toparlayan ekonomisi, önümüzdeki yıllarda bu oranın daha da artmasına imkân tanıyacaktır.

Ayrıca, şunu da ifade etmeliyim: Bu oranlar açısından, yeşilkart ödeneği, değerli anamuhalefet konuşmacısı arkadaşlarımın iddialarının aksine, hem 2002 yılında hem 2003 yılında hem de tabiî olarak 2004 yılı içerisinde bütçenin içerisinde yer almaktadır. Yani, bu oranın yüzde 2,4'ten 3,2'ye çıkması reel bir artıştır.

Değerli arkadaşlarım, Bakanlığım, ülkemizin sağlık potansiyelini tespit etmek, kaynakların verimli ve etkin bir şekilde kullanımını sağlamak ve sağlık yatırımlarının optimal hizmet katılımını gerçekleştirmek maksadıyla bir envanter çalışması başlatmıştır. Sağlık Bakanlığı olarak bu envanterin yol göstericiliğinde daha emin adımlarla yürüyeceğiz. Türkiye sağlık envanteri çalışmasıyla, sağlıkta dönüşüm programının gerçekleşmesi daha da hızlanacaktır.

Bu arada, sağlık mevzuatının yenilenmesi konusunda ciddî ve yoğun bir çalışma içerisinde olduğumuzu ifade etmek isterim. Şu ana kadar, 28 kanun masaya yatırılmış ve değerlendirilmektedir. Gerçekten, sağlık konusunda da, birçok konuda olduğu gibi, çok karmaşık, kompleks, yıllar içerisinde içinden çıkılması güç bir mevzuat oluşmuş durumdadır, bunu sadeleştirmek üzere şu anda çalışmalar içerisindeyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün yaptığım 2004 yılı bütçe konuşmasına çıkarken, geçtiğimiz yıl bugünlerde, yine bu kürsüden yaptığım bütçe konuşmasını hatırladım. Bugün, düne göre iyi olduğumuzu görmek, yarın, bugünden çok daha iyi olma konusundaki azmimizi artırmaktadır.

Bu konuda, yeşil kartlı hastalarda ilaç israfını önleme, hak edenlerin sağlık hizmetlerinden daha kolay faydalanmalarını sağlamak üzere, otokopili yeşil kart uygulamasına geçiyoruz. Şubat ayı içerisinde, bu meseleyle ilgili olarak sayın valiliklerimiz çalışmalarını sonlandırmış olacaklar. Şunu ifade etmek isterim; yeşil kartlı hastalarımızın yatarak tedavileri için, bu yıl, bütçeden 2004 yılı bütçesine 780 trilyon ödenek ayırıyoruz. 2003 yılı bütçesine göre bu artış yaklaşık olarak yüzde 53'lük bir artışı ifade etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, Bakanlığımız, vatandaşımıza, henüz anne karnındayken başlayıp, ölünceye kadar tüm hayatı boyunca sağlık hizmeti vermektedir. Böylesi geniş bir süreye ve alana yayılmış sağlık hizmetlerinin standardizasyonu ve kaynakların daha verimli kullanılabilmesi için, sağlık hizmetlerinin tek elden planlanmasıyla ilgili Anayasa hükmünü gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu amaçla, vatandaşlarımızın herhangi bir ayırıma tabi tutulmaksızın, tüm sağlık kurum ve kuruluşlarından yararlanmalarını sağlayan uygulamaları başlattık. Bildiğiniz gibi, 2003 yılı içerisinde 11 ilde bu uygulamaları başlatmıştık. 2004 yılının başlangıcından itibaren bu uygulamayı bütün yurtta yaygın hale getiriyoruz. Şunu yapmış oluyoruz; böylelikle, artık, kamuya ait sağlık kurum ve kuruluşlarında, Sosyal Sigortalar Kurumunun sağlık tesisleri de dahil olmak üzere, Bağ-Kurlu, yeşil kartlı, SSK'lı, emekli, devlet memuru ayırımı tamamen ortadan kalkmış olmaktadır.

Bu arada, CHP milletvekili değerli arkadaşlarımın, SSK'lı hastaların ilaçlarını serbest eczanelerden almasını doğru bulmadıklarını ifade etmelerini gerçekten hayretle karşıladım. Evet, bu konuyu aktuaryel dengeleriyle birlikte, Çalışma Bakanlığımız, sektör ve bizim de katkılarımızla çözmeye çalışıyoruz. Bu noktada hayret ettiğim husus şudur: Sokaklara taşan kuyrukların devamından yana nasıl olabiliriz! Bu çok önemli sorunun çözülmesi çabalarına karşı çıkmayı halkımızın en güzel biçimde değerlendireceğine inanıyorum.

Hastaların hekim ve hastane seçme özgürlüklerinin sağlanması amacıyla, bildiğiniz gibi, devlet memurlarımızın ve emeklilerimizin özel sektöre ait sağlık kuruluşlarından yararlanmalarının önünü açtık. Bu hususta sürekli olarak ifade edilen, muhalefet anlamında ifade edilen bir nokta var. Biz, böylece, devletin imkânlarını özel sektöre aktarmış olmuyoruz değerli arkadaşlarım. Altını çizerek ifade etmek istediğim husus şudur: Biz, böylelikle, Anayasanın amir hükmünü yerine getirmeye çalışıyoruz, kamu ve özel sektör kaynaklarını vatandaşımızın hizmetine sunuyoruz. Bu hususta, özel sektöre ödenen paralar bütçe talimatında yer alan miktarların üstünde paralar değildir; bütçe talimatında ne varsa, faturalara, yalnızca bu yansımaktadır.

Değerli milletvekilleri, doktoru, hemşiresi, ebesi ve diğer bütün sağlık çalışanları, insanımıza hak ettiği sağlık hizmetini verebilmenin ve şifa bulmalarını paylaşma mutluluğunun başka hiçbir getiriyle kıyaslanamayacak kadar güzel olduğunu her gün yaşamaktadırlar ve bu arada, bu değerli sağlık çalışanlarımızın gelirlerinin iyileştirilmesini ve kendilerine yakışır bir seviye kazanmasını istiyoruz; bu amaçla, geçici değil, esaslı bir politika geliştirmenin çalışmaları içindeyiz.

Sağlık personelinin hizmete katkısı oranında dönersermaye gelirlerinden yararlandırılmaları amacıyla, 2003 yılı içerisinde başladığımız çalışmaları, geri bildirimlerle geliştirerek, 2004 yılı içerisinde bütün yurt geneline yayıyoruz. Hasta merkezli, hastaya hekim seçme hakkı veren, sağlık çalışanına ürettiği hizmete paralel eködeme öngören bir sistemin böylece temellerini atıyoruz. Bu noktada, Sayın Maliye Bakanımıza ve değerli bürokratlarına huzurunuzda teşekkürü bir borç biliyorum. Yürüttüğümüz ortak çalışmalar sonucunda, hekimlerimize, kamu sağlık kuruluşlarında verebileceğimiz dönersermaye katkı payı üst limitleri 5 ilâ 7 katına, diğer sağlık personeline verebileceğimiz üst limitler de 2 ilâ 2,5 katına çıkmaktadır şu anda mevcut olanlara kıyasla.

Bu arada, 4924 sayılı Kanunla yardımcı sağlık personelimizin göstergelerini artırarak aylık ücretleri ve emeklilik ikramiye ve aylığı açısından yıllardır beklenen bir iyileştirme yaptığımızı da tekrar hatırlatmak istiyorum.

Anamuhalefet Grubu adına konuşan Sayın CHP milletvekili arkadaşlarım, bu uygulamalardan SSK'nın 6 trilyon borcunun biriktiğini ifade ettiler; sağlık sunum, sağlık hizmet bütçesi 6 katrilyonlara ulaşmış bir kurumun, 5 trilyonluk veya 6 trilyonluk borcundan bahsettiler. Bunu da hayretle karşıladım. Şunu ifade etmeliyim ki, biz, bu hizmeti yaygınlaştıran zihniyetimizle birlikte israfı önleyici çalışmaları da yürütüyoruz; yoğun bir biçimde, hem SSK ile hem diğer geri ödeme kurumlarıyla bu çalışmaların içerisindeyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sağlık insan kaynakları açısından, ülkemizde yıllardır bir dengesizliğin yaşandığı hakikaten çok acı bir gerçektir. Ülkemizin bazı bölgelerinde ebe, hemşire, doktor, uzman doktor ihtiyaçları, maalesef, on yıllar boyunca -Türkiye Cumhuriyetinde- karşılanamamıştır. Mecburî hizmetler getirilmiştir, çeşitli zorlayıcı tedbirler ortaya konulmuştur; ama, bu, gerçekleştirilememiştir.

Yine, değerli arkadaşlarımın ifade ettikleri üzere, bu gerçekleştirilemeyince, ülkemizin belli bölgelerinde, anne ölümleri, çocuk ölümleri, bugün, maalesef, kabul edilemeyecek düzeylerdedir. Özellikle, bu bölgelerde çalışacak, bu bölgelerde istihdam edilecek personeli buralara götürmemiz lazım. Onun için, değerli Meclisimizin, Yüce Heyetinizin katkılarıyla oluşturduğumuz 4924 sayılı Kanunla, hem görev noktalarında verimliliği oluşturamayan, zoraki bir uygulama olan mecburî hizmeti ortadan kaldırdık hem de bu bölgelerde kendi isteğiyle, kendi gönüllü talebiyle çalışacak bir sözleşmeli personel uygulaması başlattık. Bildiğiniz gibi, bu sözleşmeli personele öngördüğümüz ücretler, hakikaten, oldukça yüksek ücretlerdir. Böylece, çağdaş bir yöntem izleyerek, sağlıkta daha yüksek maaşla sözleşmeli personel istihdamına imkân tanıyan bir yolu açmış olduk.

Bu çalışmalarımızın, Anamuhalefet Partimiz Cumhuriyet Halk Partisinin parti programında yer alan "sağlık sektörü insangücünün, gönüllü olarak, tıkanmış olan mecburî hizmet uygulamasına gerek kalmadan, özendirici maddî koşullar geliştirilerek yurda dengeli olarak dağıtılacaktır" ifadesiyle de örtüşmesi, ülkemiz ve insanımız adına, gerçekten, sevindiricidir.

Reform niteliğindeki bu kanunla, Sağlık Bakanlığına içinde bulunduğumuz yılda 15 000 kadro için, Maliye Bakanlığından izin aldık ve bu kanunla, Sağlık Bakanlığına ihdas edilen pozisyonlarda istihdam edilecek hekimler, diş hekimleri ve eczacıların kuralarını 10 Aralık 2003 günü kamuoyu önünde yaptık. Diğer personelimiz de, 13 Aralık 2003 tarihinde, merkezî sistemle, meslekî ağırlıklı bir sınava tabi tutuldular.

Bu kadrolarla istihdam edeceğimiz sağlık personeli sayısı, daha önceki yıllarda istihdam edilen sağlık personeli sayısının birkaç katına ulaşmaktadır. İşte, bölgesel sağlık hizmeti dengesizliğini azaltmak için, hakikaten, bu kanun ve bu kanunla attığımız adımlar, çok ciddî, çok değerli adımlar olmuştur.

Söz konusu personelin istihdam önceliği olan il, ilçe ve kurumların sağlık personeli ihtiyacını karşılayacak şekilde yerleştirilmelerine 2004 yılı içinde de devam edeceğiz.

Bazı değerli arkadaşlarımın kadrolaşma iddialarına karşı, bu personelin tamamen adil ve tarafsız yerleştirilmesi uygulaması, en güzel cevabı teşkil etmiştir kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlarım, şüphesiz ki, Sağlık Bakanlığı denildiğinde hatırımıza yalnızca hekimler değil, onlarla birlikte sağlık yöneticileri, diş hekimleri, eczacılar, hemşireler, sağlık memurları, ebeler, teknik elemanlar, yardımcı hizmetliler gibi birçok çalışan grup gelmektedir. Bu çalışan grubun, hemşiresiyle, ebesiyle, bir ekip halinde, bir binayı teşkil eden çimento, demir gibi parçaların yerini tuttukları ve böylece, bir bütünlük teşkil ettikleri muhakkaktır. Ülkemizde özellikle kırsal kesimde ve bazı ilçelerimizdeki hemşire ve ebe ihtiyaçlarını karşılamak üzere, sözleşmeli personelimizden ciddî sayılar ayırmış olduk.

Değerli arkadaşlarım, ne kadar güzel yapılmış olursa olsun, önünde sonunda bütün karayolları eskiyor biliyorsunuz ve bunları, onarım sürecine tabi tutmak gerekiyor. Bizler de kendi Bakanlığımız açısından, kendi sağlık kuruluşlarımız açısından, yeni yatırımlarla birlikte, yeterince kullanılamayan sağlık kuruluşlarımızı canlandırmak kararındayız.

Bakanlığımız bünyesinde önceki yıllarda beliren yapılanmaya bakarsak, hemen neredeyse her ciddî sağlık sorununun halli için bir başkanlık ile merkez oluşturulduğunu görüyoruz. Bu dikey yapılanma, aslında, hastalarımızın işini de zaman zaman zorlaştırmaktadır. Takdir edersiniz ki, kapısında hastane yazan bir yere girmek ile kapısında AIDS tedavi merkezi yazan bir yere girmek aynı şey değildir. Dolayısıyla, bu hususta yatay bir örgütlenme modeli içinde bundan sonra hizmetlerimizi geliştirmeyi düşüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, artık, dünya, sağlık hizmetleri anlamında özellikle kişisel hakları konuşmaktadır. Biz de Bakanlık olarak, sağlık hizmetlerinin sunuluşuna dair sadece teknik donanımla alakalı olan para tabanlı konuları değil, aynı zamanda evrensel değerlerle ilişkili konuları da gündemimize taşımakla kendimizi sorumlu hissediyoruz.

Saygıdeğer Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1961 yılında 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesine Dair Kanunla kurulan sağlık ocağı ve sağlık evi hizmet modeli, gerçekten, o günkü ülke şartları için gerekli bir uygulamaydı.

Bizlere bugün düşen görev, 1960'lar Türkiyesinin ekonomik, sosyal, demografik, epidemiyolojik yapısına çok uygun olan bu sistemi ve sistemin mantık yapısını 21 inci Yüzyıl Türkiyesinin değişmiş olan şartlarına uyarlamaktır.

224 sayılı Yasanın hazırlanması ve uygulamasında çok büyük emeği geçen, bugün kendisini şükranla yâd ettiğimiz Prof. Dr. Nusret Fişek, bu uyarlamanın aile hekimliği şeklinde olması gerektiğini -muhalefet partisine mensup değerli arkadaşlarımın dikkatini bu konuya özellikle çekmek istiyorum- 1985 tarihli "Halk Sağlığına Giriş" kitabında bize hatırlatmaktadır.

Şimdi, Sayın Nusret Fişek'in ifadelerini, aynen, sizlere de iletiyorum, şöyle diyor Sayın Fişek: "Kişiye yönelik koruyucu hekimlik hizmetleri ile ayakta ve evde hasta tedavi hizmetleri bir arada yürütülmelidir. Entegre örgütlenme modelinin en basit olanı çağdaş aile hekimliğidir." İsterseniz, bu ifadeyi bir daha tekrarlayayım: Entegre örgütlenme modelinin en basit olanı çağdaş aile hekimliğidir. "Çağdaş aile hekimi, ailedeki çocukların periyodik muayenelerini ve aşılarını yapar; annelere çocuk bakımı öğretir; yaşlıların, varsa gebelerin periyodik muayenelerini yapar ve gereken önerilerde bulunur; aile bireylerine sağlık, ev hijyeni ve kişisel hijyen konularında eğitim yapar; evde hastalanan varsa onları tedavi eder; gerekiyorsa bir uzmana veya hastaneye gönderir." Lütfen, dikkatinizi, bu noktaya özellikle çekmek istiyorum: "Bu biçim örgütlenmenin azgelişmiş ülkeler için daha gerçekçi bir modeli, sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesinde öngörülen sağlık ocaklarındaki ekip hizmetleridir."

Artık, 2003 yılındayız ve Avrupa Birliğine girmek üzere hazırlanan bir ülkeyiz. Dolayısıyla, bu ülkede yapılan çok değerli hizmetleri, kendi değerleriyle takdir etmek ve 2003'e gelmek zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, biz Sağlık Bakanlığı olarak, "aile doktorluğu" kavramıyla, sağlık hizmetlerinin sevk ve idaresinde yeni bir yapılanma hazırlığı içerisindeyiz; ama, bu yeniliğe karşı duranlarımız var. Ben, onlara da yine Sayın Fişek'in sözleriyle cevap veriyorum; Sayın Fişek "Sağlık Hizmeti Eğitimi" adlı kitabının 15 inci sayfasında şöyle diyor: "Bir toplumda yeniliklerin kabul edilmesinin hızı yönünden, kişiler, sayısal olarak çan eğrisi biçiminde dağılmıştır. Eğrinin bir ucunda yenilikçiler, diğer ucunda da tutucular vardır. Yenilikçiler topluma yeni düşünce ve uygulamaları getirmeye çalışırlar; tutucular da, yeni düşünce ve uygulamalara karşıdırlar."

Bunların ötesinde, aile doktorluğuna geçişten kastettiğimiz, sadece pratisyen hekimlere, artık, aile doktur demek veya bir grup insana yeni bir gömlek giydirmek değildir. Aile doktorluğu sertifika programı çerçevesinde, tüm pratisyen hekimlerimizin, yaygın sağlık problemleri konularında bilgilerini tazelemelerini sağlayacağız. İki yıla dağılmış bir eğitim programı çerçevesinde, bölge üniversite hastaneleri ve eğitim hastanelerimizdeki öğretim üyelerinin katkılarıyla, sürekli bir hizmetiçi eğitim kursu oluşturacağız.

Değerli arkadaşlarım, içerisinde bulunduğumuz yıl içerisinde, sağlık ocaklarında, her doktora bir çalışma odası vermeyi amaçladık ve bununla ilgili olarak olumlu sonuçlar almaya başladık. Mesela, Ankara'daki sağlık ocaklarında, aynı gün yapılan poliklinik sayıları, bir yıl içerisinde, 2 katına -evet, yanlış işitmiyorsunuz; 2 katına- çıkmış bulunmaktadır. Bu 2 katına, 3 katına çıkarmak ifadesi, aslında, çok büyük bir iddiayı da beraberinde getirmiyor. Şöyle ki; bir sağlık ocağında bulunan doktor sayısı ne olursa olsun, daha önce, bir doktor veya iki doktor muayene yaparken, şimdi, aynı gün, eşzamanlı olarak, birkaç hekim arkadaşımız, poliklinik muayenelerini yapar, halkımıza hizmet eder hale gelmiştir.

Herkesin hekimini seçebileceği aile doktorluğu sisteminde, birinci basamak hizmetlerinin koruyucu sağlık etkinliği artırılacak ve böylece, herkesin düzenli bir sağlık kaydı olacak; sağlıktaki israf da, büyük ölçüde önlenmiş olacaktır. Bu anlamda çalışmalarımıza, eğitim çalışmaları olarak, içerisinde bulunduğumuz yılda başladık ve 2004 yılı içerisinde, pilot uygulamalarımıza başlayacağız.

Değerli arkadaşlarım, acil servis çalışmalarıyla ilgili olarak, ciddî atılımlarımız var. Özellikle, 112 acil sağlık hizmetlerinde çalışan personelimize ve hastanelerin acil polikliniklerinde çalışan personelimize, hem teknik donanım itibariyle hem çalışma şartları itibariyle, yenilikler getiriyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

50 konuşma daha · 21 Aralık 2003

50 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook