Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
Sakarya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 57. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Şubat 2004 · 479 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Yıldırım (AK Parti), 25 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 479 kelime.
Recep Yıldırım (AK Parti, Sakarya). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-yildirim-22-2004-02-25-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
RECEP YILDIRIM (Sakarya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 349 sıra sayılı Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının 19 uncu maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, burada -aslında bir metin hazırlamıştım ama- bu temel yasadaki, Kamu İhale Yasasındaki ve yerel yönetimlerdeki sıkıntıları yaşayarak gelen bir arkadaşınızım. Buradaki konuşmasında beni de misal gösteren, daha önce bakanlık yapmış olan Hasan Fehmi Güneş Beyefendi, Sakarya Akyazı'da hemşerimiz bulunmakta, yaptığımız hizmetleri orada görmektedir ve şahit olmuştur. Ben, şunu arz etmek istiyorum:
Kamu yönetiminin merkezden yapılması iflas etmiştir; şu ana kadar gecikmesi hakikaten çok hatalı olmuştur. 57 hükümet geçti, 57 hükümetin yapamadığı, cesaretle uygulayamadığı bu yasayı 58 inci ve 59 uncu hükümetlerin bu şekle getirmesi büyük bir başarıdır. Ben şahsen, burada, göreve geldiğimiz zaman, bu hizmetlerin yapılmasında ne kadar sıkıntı çekildiğini yaşayan bir kardeşinizim. Aynı zamanda, 1999 depreminde de yerelleşmemenin kötü faturasını -açık bir dilde- bütün belediye başkanlarımız yaşamıştır. Kamu yönetimi ve yerel yönetimler birlikte olmadığı takdirde ayağa kalkmanın çok zor olduğunu yaşadık. Bakınız, göreve geldik, hizmetler konusunda bir işçi alacaksınız, bir memur getireceksiniz, eliniz kolunuz bağlı; bunda Ankara'dan müsaade alacaksınız, yapacaksınız. Karşınıza muhtarlar gelmekte, belediye başkanı arkadaşlar gelmekte, merkezdeyseniz beldelerde vazife yapan arkadaşlarınız gelmekte, bir kamyon çakıl istiyor muhtar, sağlık ocağının yapılmasıyla ilgili, bir ihata duvarını yapacak, karşınıza geliyor, siz, o köye belediye sınırlarının dışında olduğu için yardım edemiyorsunuz. Valilik ve köy hizmetleri, onlar da kendi ellerindeki imkânlarla hizmeti götürmek istiyor; ama, programında yoksa bu hizmetleri sunamıyor.
Değerli kardeşlerim, bir köyün suyu için 1 metre boru döşenmesi, bir deponun yapılması için, bir ihata duvarının veya bir taş duvarın yapılması için, küçük bir meblağ paranın alınması için, köy muhtarlarımız, halkımız, belediyelerimiz, ilgili kurum ve kuruluşların peşinde, politikacıların peşinde, gece gündüz, vilayetiyle Ankara yolları arasında gidip gelmekte; bunu, muhalefet milletvekili arkadaşlarımız da, belediye başkanlığı yapmış arkadaşlarımız da açık ve net olarak bilmektedirler. Bu yasa çıktığı takdirde, bakınız bunların hepsi kökten silinecek; gidip gelmek de, siyasetteki bütün olumsuzluklar, rüşvetler, yolsuzluklar da ortadan kalkacaktır; açık ve net olarak söylüyorum.
Arkadaşlar, 1989'da göreve geldim, anacaddeleri asfaltlamak istedik. Karayolları "biz belediyelere asfalt yapamıyoruz, kendi hizmetlerimizi yürütemiyoruz" dedi. Köy Hizmetleriyle anlaşarak yapalım dedik "bizim programımız var, programın dışına çıkamayız" dediler. Belediye olarak bir asfalt şantiyesi kurduk, kendi asfaltımızı kendimiz yapalım dedik ve yaptık. Öyle bir noktaya geldik ki arkadaşlar, özel sektörün -Sakarya genelinde konuşuyorum, bütün iller için de bu geçerlidir- yapmış olduğu asfaltı daha pahalı yapar hale geldik. Bu kez, asfalt şantiyemizi kapattık ve özel sektörden asfalt alarak ilçemizin yollarına asfalt yapmaya, parke döşemeye başladık ve bunları, kendi belediye elemanlarımıza yaptırmadık.
Şimdi, özelleştireceğiz diyorsunuz. Siz de iyi biliyorsunuz ki, halkın karşısına çıktığınız zaman, her türlü şeyi yapacağız, edeceğiz diyorsunuz; ama, bu Parlamentoya geldiğiniz zaman, şu masaya oturduğunuz zaman ne oluyor; halkın ihtiyacının dışında konuşuyorsunuz. Bakın, arkamızda ne yazıyor: "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." (AK Parti sıralarından alkışlar) Milletin; ama, o milletin vermiş olduğu reylerle buraya gelen arkadaşların, inancına, zihniyetine, her türlü ahlak...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 25 Şubat 2004