Tokat milletvekili reşat doğru'nun, (6/142,166), izmir milletvekili ahmet kenan tanrıkulu'nun, (6/254) sanayi ve ticaret bakanından sözlü soru önergeleri ve sanayi ve ticaret bakanı mehmet zafer çağlayan'ın cevabı
Tokat Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 46. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Ocak 2008 · 1.076 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Reşat Doğru (MHP), 8 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN, (6/142,166), İZMİR MİLLETVEKİLİ AHMET KENAN TANRIKULU'NUN, (6/254) SANAYİ VE TİCARET BAKANINDAN SÖZLÜ SORU ÖNERGELERİ VE SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN'IN CEVABI); konuşma 1.076 kelime.
Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Tokat milletvekili reşat doğru'nun, (6/142,166), izmir milletvekili ahmet kenan tanrıkulu'nun, (6/254) sanayi ve ticaret bakanından sözlü soru önergeleri ve sanayi ve ticaret bakanı mehmet zafer çağlayan'ın cevabı”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2008-01-08-tokat-milletvekili-resat-dogru-nun-6-142-166-izmir-milletvekili-ah (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 56 sıra sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın üçüncü bölümünü oluşturan 61’inci ve 90’ıncı maddeleri arasındaki değişiklikler hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesile ile geçen hafta Diyarbakır ilimizde meydana gelen terör eylemini kınıyor, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenabı Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve başsağlığı dileklerimle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz kanun, üç yıl önce gerçekleştirilmiş olan temel ceza kanunlarına uyum amacıyla hazırlanmıştır. Ancak, hazırlıkların başladığı tarihten bugüne kadar yetmişten fazla maddesinin diğer kanunlarla kanunlaşmış olduğu da görüşmüştür. Öyle ki, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5236 sayılı Kabahatler Kanunu yürürlüğe girdikten sonra, kanunlaşmış olan kanunların da bugün bazı maddelerini yürürlükten kaldırıyoruz ya da değiştiriyoruz. Elinizdeki basılı metinde bunların sayısız örnekleri vardır. Bu, Parlamento çalışmaları açısından üzücü bir durum olmalıdır. Hani, geçmiş Parlamento çok kanun yapmıştı. Ömrü üç yıl sürmeyen ya da daha önce çıkarmış olduğu kanunlara aykırı kanunlar yapmak mı çok kanunlar çıkarmaktır? Bu kanun çok önemli olmasına rağmen, sürekli olarak içeriğindeki değişiklikler başka kanunlar içerisinde kanunlaşmaktayken neden Parlamentonun çalışmaya başlamasından bugüne kadar kanunlaşmamıştır? Niçin on yedi ay komisyonda bekletilen Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun yargı sistemimizin acil ihtiyacı olan bu kanundan daha öncelikli hâle gelmiştir? Türkiye Büyük Millet Meclisini Türkiye’nin öncelikli gündemine göre çalıştırmakla yükümlü olan iktidar grubunun önceliğinin, hukuk siteminin öncelikleri olmadığı da herhâlde bu durumda görülmektedir. Özelleştirmenin önceliği, hukukun önceliğinin önüne geçmiş durumdadır. Tekelin özelleştirilmesi için fabrikalara görücülerin geldiği ortamda tütün mamullerinin zararlarının önlenmesine dair tasarının görüşülerek yasalaştırılmış olmasının da bir manası olsa gerektir, özellikle bazı sigara fabrikalarında özelleştirmeyle ilgili olarak artık farklı bir yöntem uygulanması da gerekli olduğu hâlde.
Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin mevcut yapısı 22 Temmuz seçimleriyle birlikte değişmiştir, artık Mecliste bağımsızlar dışında altı tane siyasi parti temsil edilmektedir. Kanunların hazırlanmasında âdeta “Meclisin mutfağı” olarak tabir edilen ihtisas komisyonlarında, demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olan siyasi partilerin görüşlerinin madde müzakereleri, teklifler ve önergeler yoluyla ortaya konmasına fırsat verilmeden, yani yeterince tartışılmadan, tasarıların önceki dönemde komisyonlarda görüşüldüğü gerekçesiyle Genel Kurula getirilmesi de herhâlde pek doğru değildir. Bu tutum, yapılmış olan seçimlerde ortaya çıkan millî iradeye de, bir noktada, saygısızlık gibi değerlendirilebilir. Toplum düzeninin sağlanmasında en önemli düzenlemeler arasında yer alan kanunların varlığı kadar, uygulanabilir, ulaşılabilir, anlaşılabilir ve de caydırıcı olması önemlidir. Burada görüştüğümüz tasarıda, yaklaşık yüz yetmiş kanunun değişik maddeleri hakkında düzenlemeler yapılıyor. Kanaatimce, herhâlde, öncelikli olarak, burada hazır değişiklikler yapılırken belki bazı kanunların isimleri de bugün yaygın olarak kullandığımız Türkçemizle uyumlu hâle getirilip herkes tarafından anlaşılır hâlde olması sağlanabilirdi. Belki madde sayısı artabilirdi, ancak, herhâlde, daha da yararlı olabileceğini düşünüyorum.
Bu düzenlemeler içerisinde, bazı maddelerde, cezaların caydırıcılığını azaltacak şekilde eskiye oranla cezaların hafiflemiş olduğunu da görüyoruz. Burada amacımız cezacı bir yaklaşım sergilemek değil. Ancak, suçların azalması için caydırıcılık önemli bir husustur diye de düşünüyorum.
Devletimizin temel sistemi açısından yargıdan idareye yetki devri söz konusudur. Bu, belki yasal düzenlemelerle yapıldığı için normal karşılanabilir. Ancak, idarenin uygulayıcısı olan mülki amir ve her derecedeki yöneticiler yargı bağımsızlığı güvencesinde olmadığı için uygulamada birçok sıkıntı ve keyfî uygulamaların olacağı kanaatindeyim. Benzer kanunlarda uygulamada bu tür olumsuzluklar mevcuttur. Zira, partizanlık ve kamu çalışanlarına baskı ve kayırmacılık da önlenmiş değildir.
Değerli milletvekilleri, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda çeşitli değişiklikler yapılmaktadır. Ek madde 3 ile ilgili olarak da bu tasarıda değişiklik teklifi yoktur. Kanaatimce, uygulama imkânı olmayan ek madde 3 kaldırılmalı ya da yeni düzenlemeler yapılarak 185, 186 ve 187’nci maddelerde yapılan atıflara göre de düzenlenmelidir. Ayrıca, bu maddeyle ilgili olarak 183’üncü maddede sayılan eşyalar artık ithal yoluyla gelmektedir. Gelişmiş bazı ülkelerde imhası pahalı olan kimyasal atıkların ucuz mamullere dolgu maddesi olarak kullanıldığı dikkate alındığında, ithalat ile ilgili hükümlerin yasada olması gerekir. Özellikle Çin’den getirilen oyuncaklar hakkında sağlık yönünden riskler taşıdığına dair iddialar yer almaktadır. İnsan sağlığının önemi dikkate alındığında, iş yeri kapatma ya da faaliyetten mene ilişkin düzenlemelerin yer alması gerekir.
63’üncü madde: Olumlu, para cezası yok, sadece hapis cezası vardır.
64’üncü madde: Mahkemece verilen faaliyetten men kararı mülki amir tarafından veriliyor.
65’inci madde: Ruhsat olmadan yapılan defin işlemlerinde hapis cezası kaldırılıyor, sadece para cezası veriliyor.
66’ncı madde: Müsaade olmadan yapılan cenaze nakillerinde hapis cezası kaldırılıyor, sadece para cezası getiriliyor.
67’nci madde: Belediyeden iskân izni alınmadan kullanılan konutlara ilişkin olup, kullanan ya da kiraya verene para cezası veriliyor. Ceza miktarı 100 Türk lirası, günümüz şartlarına göre çok hafif bir ceza. Eski kanunda bir senelik kira bedelinin 2 katına kadar ceza alınabiliyordu. Burada ceza hafifletmesi vardır. Cezaların caydırıcı olması gerekir. Burada günümüz şartlarına göre getirilen cezanın caydırıcılığı yoktur diye düşünüyorum.
68’inci maddede Umuru Belediyeye Müteallik Ahkâmı Cezaiye Hakkında Kanun’un 1’inci maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen para cezasının, eylemin yapılmaması karşılığında bedelinin yüzde 20 fazlasıyla belediyece yapılacağına dair hükümde noksanlık olduğunu düşünüyorum. Burada Kabahatler Kanunu’nun 32’nci maddesiyle getirilen 100 YTL para cezası da vardır. Burada çifte cezalandırma söz konusudur. Bir suç için iki ceza olmaması gerekir. Burada yapılması gereken düzenlemenin, yüzde 20’lik farkın, Kabahatler Kanunu’nun 32’nci maddesinde belirtilen parasal miktarın altında kalması durumunda, aradaki farkın aşması durumunda ise aşan kısmının alınması gerektiği kanaatindeyim.
Değerli milletvekilleri, ayrıca bu maddeler içerisinde özel hastanelerle ilgili düzenlemelerin olduğunu da görüyoruz. Özel hastaneler, tıp merkezleriyle yapılan sözleşmelerde ödemelerin kırk beş günde yapılacağına dair hüküm varken, uygulamada ciddi aksaklıklar olup aylarca süren gecikmeler mevcut olup iflaslar yaşanmaktadır. Bununla ilgili de özel polikliniklerin ve sağlık merkezlerinin durumlarını burada dile getirmek gerekir. Şu anda özel hastanelerin birçoğunun paralarını almamış olmalarından dolayı çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu, hatta, bazılarının ciddi manada o sıkıntıların neticesinde de iflas etmekte olduğunu da görüyoruz. Hatta, bunların fatura incelemelerinde -bütçe talimatları dışında- inceleyenler tarafından keyfî uygulamalarla karşı karşıya olduğumuzu da ifade etmek istiyorum.
Ayrıca, son zamanlardaki en önemli konulardan bir tanesi de yatan hastalara verilen ilaçlarla ilgilidir. Şu anda yatan hastalara verilen ilaçlarla ilgilidir. Şu anda yatan hastalara verilen ilaçlardan dolayı hastaneler çok zor durumlarda kalmışlardır. Hatta, bazı hastanelerde ortopedi ameliyatları, kalp ameliyatları yapılmamaktadır. Bu da, hastaların bir noktada da cezalandırılmakta olduğunu göstermektedir. Bilhassa üniversite hastaneleri bu durumlarla karşı karşıyadır. Bazı üniversite hastanelerinin dekanları bu durumlarla ilgili olarak televizyon kanallarından da, çok zor durumda olduklarını, ameliyatları durdurmakta olduklarını ifade ediyorlar. İnanıyorum ki, bu durumla ilgili olarak da Sağlık Bakanlığımız bu konuyu gündeme getirir ve beraberinde de, konunun gündeme getirilmesiyle beraber, en azından belirli bir zamana kadar ertelenebilirse ben durumun daha iyi olacağı kanaatindeyim. Bu, aynı zamanda daha önceki dönemlerdeki hızlı tren meselesine benziyor. Hızlı trende altyapısı olmadığı için kazayla karşı karşıya kalınmıştı. Şu anda da aynı şekilde eczanelerin ilaçlarının kesilmesi ve hastanelerin bunları karşılamasıyla beraber şu an itibarıyla ortopedi ameliyatları, kalp cerrahisi ameliyatları…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 8 Ocak 2008