İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 11. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye cumhuriyeti sağlık bakanlığı ve dünya sağlık örgütü avrupa bölge ofisi arasında iki yıllık işbirliği anlaşmasının onaylanması hakkında (s.s.88)

Reşat Doğru

Tokat Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 11. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Ekim 2008 · 1.401 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Reşat Doğru (MHP), 30 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ SAĞLIK BAKANLIĞI VE DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ AVRUPA BÖLGE OFİSİ ARASINDA İKİ YILLIK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASI HAKKINDA (S.S.88)); konuşma 1.401 kelime.

Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Türkiye cumhuriyeti sağlık bakanlığı ve dünya sağlık örgütü avrupa bölge ofisi arasında iki yıllık işbirliği anlaşmasının onaylanması hakkında (s.s.88)”. TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim tutanağı, 30 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2008-10-30-turkiye-cumhuriyeti-saglik-bakanligi-ve-dunya-saglik-orgutu-avrupa-bol (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 88 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ile Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi Arasında -2004-2005 yıllarını kapsayan- İki Yıllık İşbirliği Anlaşması’nın Onaylanmasına İlişkin Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Anayasa’mızın 90’ıncı maddesine göre görüşmekte olduğumuz bu tasarının geçmişine bakmış olduğumuz zaman, 2004-2005 yılları içerisinde varılan bir anlaşma ve bu anlaşmanın da Ocak 2005 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulması var. O tarihte çıkartılması gereken bir anlaşma, ne yazık ki, dört yıl sonra Meclisimizin gündemine getirilmiş ve şu an itibarıyla biz de burada çıkartmaya çalışıyoruz. Tabii, Sayın Komisyon Başkanı bu hususta bazı dertlenmelerde bulundu ama inanıyorum ki bundan sonraki dönemlerde bu dertlenmelerde bulunulmaz. “Doksan tane” diye bir ifade de bulundu. Doksan tane kanunu buraya getirirse, inanıyorum ki kısa bir zamanda -bazen cumartesi ve pazar da çalışıyoruz, sabahlara kadar çalıştığımız da oluyor, o çalışmaların bir tanesi yapılır- çıkartılmış olur.

Tabii, Türkiye'nin gündeminde çok ciddi konular var. Bunları süratli geçerken aynı zamanda şu an itibarıyla ülkemizde ekonomiyle ilgili çok ciddi problemlerin olduğu da bir gerçek. Bugün işçisiyle, çiftçisiyle, memuruyla çok büyük bir krizin içerisindeyiz. “Hamdolsun”la atlatılmayacak, teğet geçmeyecek şekilde bir krizle karşı karşıyayız. İnanıyorum ki bu uluslararası anlaşmalar süratli bir şekilde geçer de ondan sonraki dönemlerde de ekonomik krizle ilgili de çok ciddi çalışmalar yaparız. Şu anda Türkiye’mizin birçok yerinde fabrikalar kapanıyor, işçiler işten ve işlerinden oluyor, özellikle esnaf tamamen büyük bir sıkıntı içerisinde “Acaba dövizin durumu ne olacak, Türkiye'nin durumu nereye gelecek?” şeklinde bir beklenti içerisindedir. İnanıyorum ki çok süratli bir şekilde bunların hepsinin üzerinden gelmek üzere toplantılar yaparız.

Anadolu’daki basın, mesela 21 Ekim 2008 tarihli Yeşil Niksar Gazetesi bu konuda feryadı figan bir şekilde de kendi söylemlerini dünya kamuoyuna sunmak için yazılarını yazmaya çalışıyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” şeklinde son bulan veciz sözde anlamını bulduğu şekliyle, sağlık, değeri hiçbir şeyle ölçülemeyecek kadar önemlidir ve Anayasa’da verilmiş bir görev olarak da, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak ülkemizde bütün insanlarımızın hepsinin sağlığıyla ilgili de çok ciddi çalışmalar yapmak ve onları, başta koruyucu hekimlik olmak üzere tedavisiyle ilgili her türlü önlemi almak mecburiyetindeyiz.

Sağlık Bakanlığımız, Dünya Sağlık Örgütüyle beraber, Avrupa Ofisiyle beraber bu anlaşmayı imzalamış. Bu anlaşma, Sağlık Bakanlığının gözetim kapasitesinin artırılması, sağlık finansmanları için ödemelerin ve ilaçların dâhil olduğu ulusal politikaların geliştirilmesi, ana-çocuk sağlığı odaklı bütünleşmiş ve güçlendirilmiş temel sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, acil duruma hazırlıklı olma ve yanıt verme, bulaşıcı hastalıklarla mücadele, öngörülemez aktivitelerin desteklenmesi, üreme sağlığı ve tütün üretimi kontrolü gibi çeşitli konuları içermektedir. Dünya Sağlık Örgütü, tabii, bu tür konuları desteklerken beraberinde de ülkemizde de bazı konularda da ciddi çalışmaların yapılmasını da bekliyor. Ama şöyle bir bakmış olduğumuz zaman, Dünya Sağlık Örgütü Bölge Ofisinin yapmış olduğu çalışmalara, özellikle Kafkasya ve Orta Asya kökenli çalışmalarına bakmış olduğumuz zaman bazı tespitleri de buradan söylemek mecburiyetindeyiz.

Hızla artan ve oldukça genç bir nüfusa sahip olan ülkemizin hastane yatağı ve sağlık personeli bakımından neredeyse hep son sırada olduğu görülecektir.

Alkol tüketimi bakımından son sıralarda olmamıza rağmen alkolle ilişkili trafik kazalarında neredeyse birinci sırada olduğumuz ve birinciliği de kimseye vermediğimiz görülmektedir.

Yaşam kalitesi olarak, bakınız, yaşam beklentisi konusunda sondan on birinci sıradayız. Neredeyse Estonya, Letonya, Litvanya, Moldova, Kırgızistan, Türkmenistan, Kazakistan gibi ülkelerin önündeyiz.

Anne ve çocuk sağlığı bakımından doğum hızında Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kazakistan’ı takiben yedinciyiz.

Bebek ölümlerinde Azerbaycan, Tacikistan ve Gürcistan gibi devletlerden sonra sekizinci sırada yer alıyoruz.

Doğum sırasında ölüm ise Kırgızistan’ı izleyerek, enteresandır, ikinci sırayı Türkiye alıyor.

Anne ölümleri bakımından Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan gibi ülkeleri geçtikten sonra sekizinci sırada yer alıyoruz.

Verem hastalığı noktasında, Sayın Bakan, işte özellikle daha önceki bütçe konuşmalarında veremle ilgili çok ciddi çalışmalar yapıldığını söyledi. Neredeyse şu anda verem konusunda da Dünya Sağlık Örgütünün bilhassa ikaz etmek durumunda olduğu ülkeler içerisinde bulunuyoruz.

Ayrıca, hepatit vakaları dediğimiz karaciğerle ilgili hastalıklarda İzlanda, Kırgızistan ve Bulgaristan’dan sonra üçüncü sıradayız.

Sigara içenler bakımından, yani tütün ve alkol bakımından Ukrayna, Rusya, Arnavutluk, Ermenistan gibi ülkelerden sonra dokuzuncu sırada yer alıyoruz.

İş kazaları noktasında sekizinci sıradayız.

Sağlık personeli sayısı bakımından, doktor sayısı bakımında özellikle söylemek istiyorum, Arnavutluk ve Bosna-Hersek’in üzerinde sondan üçüncü sırada bulunuyoruz. Diş hekimliği sayısı açısından on birinci sıradayız. Hemşire sayısı bakımından da, enteresandır, en sondayız.

Hastaneler bakımından, yatak sayısı bakımından yine sondan ikinci sıradayız. Ruh hastalıkları için yatak sayısı konusunda da, sayın milletvekilleri, neredeyse son sırada bulunduğumuzu söylemek istiyorum.

Aşılar bakımından, difteri aşısı yapılan çocuklar bakımından sondan sekizinci sıradayız. Bizi Karabağ, Bosna-Hersek, Yunanistan, Gürcistan gibi ülkeler izliyor.

Sağlık harcamalarına baktığımız zaman, gayrisafi millî hasıla oranı açısından yüzde 7,7’yle orta yerdeyiz. Ancak sağlık hizmetinden ne kadar yararlanabiliyoruz orası meçhuldür. Kişi başına harcamada sondan on beşinci sıradayız. Bizi Tacikistan, Kırgızistan, Azerbaycan, Moldova, Özbekistan ve Ukrayna gibi birtakım ülkeler izliyor.

İşbirliği Anlaşması’nın uygulamaya girmesi ile başlayan süreçte yaşanan gelişmelere baktığımız zaman, 1’inci maddede belirtilen gözetim kapasitesinin artırılmasında ne kadar mesafe aldığımız meçhuldür. Çünkü sağlıkla ilgili yolsuzluk operasyonları neredeyse Bakanlık üst düzey bürokratlarına, hatta bazı yerlerde başhekimlere, bazı yerlerde çeşitli hekimlere… Çeşitli sağlık kuruluşlarında çok ciddi manada bu şekilde sıkıntılar olduğu ve uzamış olduğu da görülüyor. Gündeme geldiği zaman, bakıldığı zaman, teftiş kurulunda neredeyse müfettişlerin de diğer bir müfettiş tarafından denetleme şeklinde araştırma yapıldığını hep beraber görüyoruz. Ama Sağlık Bakanlığının böyle sağlık operasyonlarıyla gündeme gelmesi de biz hekimleri bir noktada üzüyor.

Ülkemizde sağlık alanında yaşanan gelişmelerin olması muhakkak, tabii ki bu gelişmelerin olması gerekiyor. Ancak ülkemizde son yıllarda bazı salgınların günümüz Türkiye'sine yakışmadığını da ifade etmek istiyoruz. Ülkemizde biraz havalar ısındığında ishal vakaları, tifo vakaları, işte Manisa’sında, Aksaray’ında, Van’ında, çeşitli konularda bizim karşımıza gelebiliyor. Yani havalar ısınıyor ve beraberinde de ishal vakalarıyla çok süratli bir şekilde karşılaşabiliyoruz.

Yine, sularımızda, özellikle içme sularımızda, İzmir’inde, Ankara’sında çeşitli vilayetlerde arsenikli sularla karşı karşıya olduğumuz ifade edilmek mecburiyetindedir. Yani, biz, işte, bir noktada çağ atlıyoruz, çeşitli konularda insanımıza her türlü hizmetleri getiriyoruz ama arsenikli suları da yıllardan beri içmekte olduğumuzu ve kullanmakta olduğumuzu da buradan ifade etmek mecburiyetindeyiz. Bu zamana kadar bu konuların araştırılması gerekmez miydi? Yani biz arsenikli suları içmek mecburiyetinde miydik? Şu anda evlerimizin birçoğunda akan suları kullanmıyoruz ve beraberinde de damacana sularını kullanmak mecburiyetinde kalıyoruz ve bu da büyük bir ciddi sorun hâline geliyor. İşte bazı yerlerde kullanılıyor, ama varoşlar gibi her gün iki bidon su alamayacak pozisyonda olan insanlar acaba bu suyu nasıl kullanacaklar? Bunun da gündeme gelmesinde fayda olduğu kanaatindeyim.

Tabii, sağlık konusunda Dünya Sağlık Örgütüyle ilgili çeşitli çalışmalarımız var, Türkiye’mizde de çok ciddi gelişmelerin olduğu da muhakkak. Ama biraz önce yine hatiplerin de söylemiş olduğu gibi Hükûmet olarak özel sağlık kuruluşları desteklenmiştir, tıp merkezleri desteklenmiştir, özellikle özel hastaneler desteklenmiştir. Ama onlara bir baktığımız zaman, şu an itibarıyla bunların hepsinin büyük bir sıkıntı içerisinde olduğu da görülmektedir. Özellikle tıp merkezlerinden ve hastanelerden, “iş ek ödemeler” altında paralar alınmaya çalışılıyor. Biraz önce yine arkadaşımızın da söylemiş olduğu gibi eczanelere gitmiş olduğumuz zaman, eğer siz hasta olarak devlet hastanesine gitmişseniz 4 lira, tıp fakültesi hastanesine gitmişseniz 6 lira ve özel hastaneye gitmişseniz veyahut da özel bir sağlık kuruluşuna gitmişseniz 10 lira ek ücreti eczacı vasıtasıyla aldırmaya çalışıyorsunuz. Bu, eczacılarla insanları, yani hastaları karşı karşıya getirirken bir noktada beraberinde de büyük problemleri beraber getiriyor. Siz mademki eşitlikten bahsediyorsunuz, öyleyse devlet hastanesinde de 4 lira alınsın, özel hastanede de 4 lira alınsın veyahut da tıp merkezinde de 4 lira alınsın veya hiç alınmasın. İşte, sağlık ocağında nasıl alınmıyorsa. Bunlarla ilgili bir çalışmanın da yapılmasının zaruret olduğunu ifade etmek istiyorum. Yoksa çok yakın bir zamanda, özellikle özel sağlık kuruluşlarının büyük bir sıkıntıyla beraber batma pozisyonuna geleceğini de söylemek mecburiyetindeyiz. Özel sağlık kuruluşları içerisinde binlerce insan yatırım yapmış durumdadır, o yatırımlarının karşılığını alamadığı zaman, battığı zaman da bu, Türkiye Cumhuriyeti ekonomisine de büyük bir zarar teşkil eder diye düşünüyorum.

Tabii, sağlık kuruluşlarının yanında eczanelerin durumlarını anlatmaya çalıştık. Eczanelerdeki ödemeler muntazam olarak yapılabiliyor ama siz, böyle, insanlarla eczacıları karşı karşıya getirdiğiniz zaman, eczacı odaları başta olmak üzere…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Doğru, devam edin.

REŞAT DOĞRU (Devamla)…hepsinin kendilerine göre büyük bir sıkıntıyı da dile getirmek mecburiyetinde olduklarını ifade etmek istiyorum ve dile getiriyorlar.

Tabii, sağlık politikasında dünya standartlarına yetişmemiz gerekiyor, onlarla beraber olmamız gerekiyor. Özellikle –özellikle demek istiyorum- MR konusunda, çeşitli tıbbi aletler konusunda çeşitli gelişmeler yapılıyor ama Türkiye Cumhuriyeti devletinin, bir yerde, hastanelerinde ve birçok yerinde de, özel sağlık kuruluşları başta olmak üzere, oraların da bir tıbbi çöplük hâlinde olunduğu da unutulmamalıdır.

İnanıyorum ki bu söylemlerimizin birçoğu Sağlık Bakanlığı yetkilileri tarafından inşallah dinlenmiştir ve gerekli önlemler de alınır diye düşünüyorum.

Tekrar, bu kanunun, ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyor, yüce Meclisi en derin saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

6 konuşma daha · 30 Ekim 2008

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook