İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 51. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Ekim 2009 itibarıyla türkiye istatistik kurumunun işsizlik verilerinin değerlendirilmesi hakkında

Reşat Doğru

Tokat Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 51. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Ocak 2010 · 817 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Reşat Doğru (MHP), 21 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EKİM 2009 İTİBARIYLA TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMUNUN İŞSİZLİK VERİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA); konuşma 817 kelime.

Reşat Doğru (MHP, Tokat). “Ekim 2009 itibarıyla türkiye istatistik kurumunun işsizlik verilerinin değerlendirilmesi hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim tutanağı, 21 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resat-dogru-23-2010-01-21-ekim-2009-itibariyla-turkiye-istatistik-kurumunun-issizlik-verilerinin (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

REŞAT DOĞRU (Tokat)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 418 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesi üzerinde vermiş olduğum önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Aşağı yukarı kanunun sonlarına doğru gelmekteyiz. Büyük ihtimalle de biraz sonra kanunlaşmış olacak. Ancak, tabii, kanunlaşmasıyla beraber de birçok sorunu da beraberinde göreceğiz. Biraz önceki madde üzerinde de söylemiş olduğum gibi, tahmin ediyorum ki yine çok kısa bir zamanda uygulamalarla ilgili tekrar düzeltilmesi noktasında, torba kanunlar içerisinde veyahut da başka kanunlar içerisinde yeni birtakım şeyler getireceğiz ve düzeltmenin yollarını arayacağız.

Tabii, buna geçmeden, esasında bu kanunu daha böyle mükemmel bir şekilde çıkartmanın, bütün tarafların, tüm kurum ve kuruluşların hepsinin görüşlerini alarak çıkartmanın çok büyük faydası olacağı kanaatimi bir kez daha söylemek istiyorum. Yani, burada, Türk Tabipler Birliği veya Hekim Platformu, Türk Sağlık-Sen gibi kuruluşların, sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin alınması ve o görüşler doğrultusu içerisinde de eksikliklerin tamamlanmasının, yine önümüzdeki zaman süreci içerisindeki uygulamalarda çok büyük faydaları olacaktır. Ama inanıyorum ki, inşallah hayırlısı olur, yani birçok sıkıntıyla karşılaşmayız diye düşünüyorum.

Bu kanunun özünde, tabii, döner sermaye gelirlerinin artırılması, hekimlerin durumlarının iyileştirilmesi geliyor. Hekimler, bu kanundan çok şeyler beklediler ancak, tabii, kanunun içerisindeki döner sermaye gelirleri, büyük hastanelerde daha fazla artacak, küçük hastanelerde ise daha az bir konuma da gelmiş olacaktır. Bakınız -şu anda yine Tokat’tan örnek vermek istiyorum- Tokat’taki Pazar Devlet Hastanesinin geliri ile Ankara Numune Hastanesinin veyahut da Ankara Yüksek İhtisas Hastanesinin geliri arasında çok büyük farklar olacak. Ne olacak? O zaman, benim Tokat’ımdaki, Pazar’daki doktor arkadaşım veyahut Almus’taki doktor arkadaşım, oradaki mecburi hizmet süresini tamamlar tamamlamaz veyahut da başka yöntemler bularak oradan süratli bir şekilde uzaklaşacak ve nereye gelecek? Ankara’ya gelecek, İstanbul’a gelecek, yani döner sermaye gelirlerinin tam ve büyük olduğu yerlere gelecek.

Ben Sayın Bakana buradan soruyorum: O zaman büyük merkezlerde talep çoğalması olacak, o talep çoğalmasını nasıl karşılayacaksınız? Küçük yerlerde hekim eksiklikleri olacak, o zaman onlara ne tür bir durum uygulayacaksınız? Hâlbuki, o küçük yerlerdeki insanlara serbest muayenehane açma hakkı verilebilseydi veyahut da onlara daha farklı bir şekilde tazminat verilebilmiş olsaydı ben daha da iyi olacaktı diye düşünüyorum.

Yine sormak istiyorum: Sistem döner sermaye gelirleri üzerine kurulu. Acaba, küçük hastanelerin durumunun ne olacağı yanında döner sermayenin ülke genelindeki durumu nedir? Acaba döner sermaye olarak Türkiye'nin hastanelerinin hepsinde, herkes bütün personeline tam olarak döner sermayesini ödeyebiliyor mu? Veyahut da acaba hangi hastaneler döner sermaye konusunda ödeyememiş veyahut da borçlanmış? Hatta yine basında zaman zaman dile getirildi, bazı büyük hastanelerden bazı hastaneler -döner sermayelilerden- borç alıyorlar. Peki, o almış oldukları borçları ödeyebildiler mi? Veyahut da önümüzdeki dönemlerde küçük hastaneler olsun veyahut da diğer hastaneler olsun, orta ölçekli hastaneler olsun, döner sermaye konusunda çok büyük sıkıntıyla karşı karşıya kalabilir.

Ayrıca bu görüşmekte olduğumuz kanunun neredeyse sadece hekimler, diş hekimleri gibi meslek gruplarıyla ilgili olduğu da görülüyor. Ancak bunun yanında yardımcı sağlık hizmetleri personeli de var.

Bakınız, yardımcı sağlık personelleri içerisinde olsun, diğer personel içerisinde olsun 4/B’yle çalışan insanlarımız var, “çakılı kadro” dediğimiz, belirli bir yerde sabit olarak çalışan insanlarımız var. Onlar da bu kanundan çok şey bekledi. Özellikle söylemek istiyorum ki Sağlık Bakanlığı içerisinde 657’yle çalışanlar var, diğer çalışanlar var. Önümüzdeki zaman süreci içerisinde olabilir -bu kanunda beklendi ama- en yakın bir zamanda, bunların hepsinin beraber oluşturulduğu, hepsinin belirli bir statüye kavuşturulduğu yeni bir kanunu da getirmek mecburiyetinde olacağımızı düşünüyorum. Şu anda 4/B kadrosunda olanlar, çakılı kadrolu olanlar büyük bir sıkıntı içerisindedirler.

Yine örnek vermek istiyorum: Tokatlı bir hemşehrimizin çocuğu Sivas’ın Kangal ilçesinde çalışıyor, hanımı Tokat’ta çalışıyor. Çakılı kadrosu var diye ne o bu tarafa gelebiliyor ne diğeri o tarafa gitmek istiyor. Dolayısıyla eş durumuyla ilgili, nakille ilgili de çok büyük bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum.

Tabii, bunun yanında kurum doktorları… Bakınız, kurum doktorları da hekim camiası içerisindedir, onlar da döner sermaye gelirlerinden faydalanmak istiyorlar ama bu kanunun içerisinde kurum doktorlarının da unutulmuş olduğunu ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, tabii, önergemizde de belirtmiş olduğumuz askerî hekimlerimiz… Askerî hekimler de bu kanundan çok şeyler beklediler ama şu an itibarıyla onların da beklentilerine cevap vermediği görülüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

REŞAT DOĞRU (Devamla)Tamamlıyorum efendim.

BAŞKANBuyurun.

REŞAT DOĞRU (Devamla)Bakınız, askerî hekimlerimizin yaklaşık olarak yirmi yıllık mecburi hizmetleri vardır ve bu hizmetin sekiz yıla yakın bir kısmını da Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nde yapmaktadırlar. Ama şurası da bir gerçektir ki, onların öğrencilik hayatları çok zordur, çalışma hayatları çok zordur. Onlar askerî yargıçlar ile askerî hâkimlerin almış olduğu maaşlar şeklinde bir maaş bekliyorlardı, şu an itibarıyla o konuda da ciddi manada tereddütler vardır.

Hekimlerimiz… Türk hekimleri çok çalışkan hekimlerdir. Türk hekimlerini dünyanın her tarafına açabiliriz. Bakınız, Milliyetçi Hareket Partisinin programında “Sağlık Serbest Bölgeleri Programı” vardır. Sağlık serbest bölgelerini de önümüzdeki zaman süresi içerisinde Türkiye’de kurmak mecburiyetinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum çünkü bazen -Türkiye’mizde öyle ameliyatlar yapılıyor ki- dünyanın birçok yerinde cerrahların yapmamış olduğu ameliyatlar Türkiye’mizde yapılıyor. Yani hekimlerimizle ne kadar övünsek, onların çalışmalarının güzelliğini ne kadar söylesek, değerli arkadaşlarım, yeridir diye düşünüyorum.

Tekrar, bu kanunun ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 21 Ocak 2010

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook