Savaşa karşı barış etkinlikleri konusunda
Tokat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 22. Birleşim · 1. yasama yılı · 15 Ocak 2003 · 709 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Resul Tosun (AK Parti), 15 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAVAŞA KARŞI BARIŞ ETKİNLİKLERİ KONUSUNDA); konuşma 709 kelime.
Resul Tosun (AK Parti, Tokat). “Savaşa karşı barış etkinlikleri konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 15 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resul-tosun-22-2003-01-15-savasa-karsi-baris-etkinlikleri-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
RESUL TOSUN (Tokat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Güneyimizde vukuu kuvvetle muhtemel Irak operasyonu, dünyanın ve ülkemizin gündeminin birinci sırasında yer almaktadır. Ortada henüz uluslararası bir meşruiyet bulunmamasına rağmen, ülkemizin de bu savaşın içine çekilmesi, bizim duyarlılığımızı elbette ki artıracaktır, artırmaktadır.
Müdahaleyle gerekçe olarak gösterilen kitle imha silahlarını denetleyen denetçilerin bugüne kadar somut bir bulgu ortaya koyamamalarına rağmen, savaşa taraf ülkenin bölgeye yığınak yapması oldukça düşündürücüdür. Gerekçe olarak öne sürülen kitle imha silahlarının, doğrusu, gerekçe olduğuna inanmıyorum; çünkü, eğer, kitle imha silahları ve nükleer başlıklı silahlar söz konusuysa, bölgemizde, Ortadoğu'da, bu silahlara sahip dünyanın beşinci güçte bir ülkesi vardır ve bu, maalesef, gündeme hiç gelmemektedir.
Bu savaş, bir hegemonya, kaynak savaşıdır ve savaşa taraf ülkenin global hedeflerini gerçekleştirme operasyonunun bir parçasıdır.
Uluslararası meşruiyeti bulunmayan bu savaşa bizim taraf olmamız ya da destek vermemiz akıl ve mantık işi değildir. Nasıl destek veririz ki, binlerce insan hayatını kaybedecek, binlerce çocuk öksüz kalacak, binlerce kadın dul kalacak, binlerce esir, binlerce sakatla, özürlüyle neticelenecek bu savaş.
Biz, bu savaşa nasıl destek veririz ki, günümüz savaşlarında kullanılan silahlar sadece ateş kusmakla kalmayıp, aynı zamanda zehir kusarak, ekolojik dengeyi bozacak şekilde korkunç ve kalıcı bir çevre kirliliğine sebep olmaktadır.
Biz, bu savaşa nasıl destek veririz ki, geliştirmeye ve iyileştirmeye çalıştığımız komşularımızla ilişkilerimiz, şayet uluslararası bir meşruiyet oluşmazsa daha da kötüleşecek ve bölgede kalıcı olan bizlerin komşularımızla ilişkileri bozulacaktır.
Biz, bu savaşa nasıl destek veririz ki... Daha oniki sene önce, Körfez krizinde, dolaylı ve dolaysız olarak ülkemizin gördüğü zararın, kimi ticaret odası başkanları, 200 milyar dolar civarında olduğunu söylüyorlar. Daha ekonomik krizlerden henüz çıkamamış olan ülkemizin, böylesi bir savaş ekonomisi krizine girmesine, elbette ki bizlerin göz yumması düşünülemez.
Ötesi, medyada hepimiz izliyoruz, izliyorsunuz, bu savaşın sonucunda Ortadoğu'da haritaların değişeceğinden bahsedilmektedir ve bu iddiayı doğrulayacak, maalesef, somut kanıtlar da mevcuttur, vardır. Mesela, Kuzey Irak'ta, şu anda, resmen ilan edilmemiş; ama, fiilen bir devlet vardır. Bu devletin anayasası, bu devletin okulları, bu devletin askeri, bu devletin polisi, bu devletin bir devlete lazım olan her türlü unsurları mevcuttur ve şu anda, bu devlet para basma hazırlığı içerisindedir. Bu savaştan sonra bu devletin resmen ilan edilmesi tartışılmakta, görüşülmekte, konuşulmaktadır. Dolayısıyla, haritaların değişeceği iddiası, pek yabana atılacak bir iddia değildir.
Biz, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Irak'ın toprak bütünlüğünden yana olma politikasını eğer kabul ediyorsak -ki, elbette ediyoruz- burada oluşacak bir devletin, aynı zamanda, ileride, ülkemizin toprak bütünlüğü üzerinde, ülkemizin toprakları üzerinde gözü olan kimilerinin de iştahını kabartacağından endişe etmeden duramayız yerimizde. Savaştan sonra, bu devlet resmen ilan edildikten sonra, kimi etnik grupları istismar eden birtakım mahfiller, ülkemizde, bazı topraklarda benzer oluşumlar talep edebilirler. Hatırlarsanız, Amerika'da 28 eyalette Ermeni soykırımı kararları alındı; aynı şekilde, Fransa bu kararı aldı. Zannediyor muyuz ki, bu kararlar, kâğıt üzerinde mürekkep olarak kalacak?! Şartlar oluştuğunda, uluslararası platformlara bu kararlar getirilerek, ülkemizin toprakları üzerinde gözü olanların iştahını kabartan bir gelişmeye zemin hazırlayacağı için, bu savaşa, biz, asla rıza gösteremeyiz, göstermemeliyiz. (Alkışlar)
Sevindirici bir husus, bütün dünyanın, bu savaşa karşı, bölgemizde kızıştırılan bu savaşa karşı muhalefet ettiği ve karşı koyduğudur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANLütfen tamamlayın.
RESUL TOSUN (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkan.
Başta, uluslararası meşruiyeti temin edecek olan, uluslararası meşruiyeti sağlayacak olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, ortada savaşı gerektirecek bir gerekçenin bulunmadığını, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin de böyle bir savaşa cevaz veremeyeceğini söylemekte, şu anda gündeminde olmadığını bizzat Genel Sekreter ifade etmektedir. Hatta, bu savaşa taraf olan ülkenin, Amerika Birleşik Devletlerinin vatandaşlarının da, bu savaşa karşı, savaş aleyhtarı gösteriler yaptıklarını, toplantılar yaptıklarını, bildiriler yayımladıklarını biliyoruz. Milletimizin, Meclisimizin ve hükümetimizin de bu savaşa karşı olması ve savaşa karşı çalışıyor görüntüsü vermesi sevindiricidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonumuz, savaşa karşı ilk resmî "hayır" bildirisini yayımlayarak bu sürece ivedilik kazandırmıştır.
Öte yandan, hükümetimizin, sorunun barışçı yollarla çözülmesi istikametinde bölgede yapmış olduğu ziyaretler, o ziyaretlerin kararları bölgede heyecan yaratmış ve o ziyaretlerden sonra, Türkiye'nin büyüklüğü, Türkiye'nin önemi ve Türkiye'nin barışçı çalışmalarına, bölge ülkeleri öylesine destek vermiş, öylesine heyecan dalgaları oluşturmuştur ki, şu anda, AK Parti Hükümetinin yaptığı bu çalışmalarla, Ortadoğu'da, Türkiye rüzgârı esmektedir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Ortadoğu'da, Türk hükümetinin barış rüzgârları esmektedir. Hem öyle değer verilmektedir ki, sadece Suriye'de, hiçbir başbakanın mazhar olmadığı -bir iş gezisi, bir çalışma gezisi olmasına rağmen- 26 bakanlı Suriye hükümetinin 21 bakanı, Başbakanımızı havaalanında karşılayacak kadar bu çalışmalara önem vermiş, alkışlamış ve uğurlarken de 26 bakan birden uğurlamıştır.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 15 Ocak 2003