İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 31. BİRLEŞİM · CUMA

Iı.tur. (başbakanlık,gençlik ve spor md.lüğü,vakıflar gn.md.diyanetişl.bşk.ve shçek gn.md.lüğü

Resul Tosun

Tokat Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 31. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Aralık 2003 · 908 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Resul Tosun (AK Parti), 19 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: II.TUR. (BAŞBAKANLIK,GENÇLİK VE SPOR MD.LÜĞÜ,VAKIFLAR GN.MD.DİYANETİŞL.BŞK.VE SHÇEK GN.MD.LÜĞÜ); konuşma 908 kelime.

Resul Tosun (AK Parti, Tokat). “Iı.tur. (başbakanlık,gençlik ve spor md.lüğü,vakıflar gn.md.diyanetişl.bşk.ve shçek gn.md.lüğü”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/resul-tosun-22-2003-12-19-ii-tur-basbakanlik-genclik-ve-spor-md-lugu-vakiflar-gn-md-diyanetisl (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA RESUL TOSUN (Tokat)Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım, bizi televizyonları başında seyreden aziz milletim; Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün 2004 yılı bütçesi hakkında, AK Parti Grubu adına konuşmak üzere huzurlarınıza çıkmış bulunmaktayım; bu vesileyle, merkezinde insan bulunan vakıf gibi kutsal bir kurum hakkında konuşma bahtiyarlığı içinde, şahsım ve Grubum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, vakıf, kutsal bir kurumdur; çünkü, vakıf, kişilerin, hiçbir tesir altında kalmadan kendi hür iradesiyle, malını kendi mülkünden çıkararak, kendince kutsal bir amaca tahsis etmesidir.

İslam coğrafyasında yaşayan insanlara, hele hele İslam medeniyetinin son temsilcisi sayılan Osmanlı toprakları üzerinde yeşeren cumhuriyet Türkiyesinde yaşayan insanlara vakfı anlatmak abesle iştigaldir; çünkü, en basit ifadeyle, üzerinden geçtiği köprünün, ibadet ettiği mabedin, içinde kiracısı bulunduğu binanın, su içtiği çeşmenin, okul olarak kullandığı yapının ya da müzeye dönüşmüş tarihî mekânların birer vakıf eseri olduğunu bizim insanımız çok iyi bilir. Nice darüşşifaların, zamanında üniversite olarak kullanılmış olan medreselerin, darüşşafakaların, darüleytamların, hanların, hamamların, kervansarayların ve bedestenlerin birer vakıf eseri olduğunu çok iyi bilir bizim insanımız. Dahası, bugün günümüzde üniversiteler kuran, öğrencilere burs veren, fakir fukaraya şefkat elini uzatan ve insana hizmeti kendine amaç edinmiş nice vakıflar olduğunu yaşayarak bilmektedir.

Değerli arkadaşlar, işte, vakıf adını taşıyan bütün kurumlar, 3 Mart 1924 tarihinde Şeriye ve Evkaf Vekâleti ilga edildikten sonra kurulan Vakıflar Genel Müdürlüğünün uhdesine verilmiştir.

Mütevellisi hayatta olmadığı için "mazbut vakıf" diye adlandırılan vakıfların doğrudan yönetimini, mütevellisi hayatta olup vakfı yöneten ve adına "mülhak vakıf" denilen vakıflar ile cemaat ve esnaf vakıflarının ve Medenî Kanuna göre kurulmuş olan 4 550 civarındaki vakfın ve bunlara bağlı 3 070 şubenin tamamının denetimini üstlenmiş bulunan Vakıflar Genel Müdürlüğü, devlete hiçbir malî yükü olmayan, katma bütçeli bir idarî sisteme sahiptir; yani, Vakıflar Genel Müdürlüğüne devlet kasasından para aktarılmamaktadır.

2003 yılında 44 trilyon lira tahmin edilen bütçe içinde, sadece 61 milyar lira Hazineden para ayrıldığını söyleyecek olursam, ne demek istediğimi çok iyi anlatmış olurum zannediyorum. Buradaki rakam, tamamen semboliktir. 1999'da, yine, 35 trilyon liralık bütçede, sadece 48 milyar lira Hazine payı; 2000 yılında 39 trilyon liralık bütçede, sadece 228 milyar lira; 2001 yılında 40 trilyon liralık bütçede, Hazine payı sıfır; 2002 yılında 73 trilyon liralık bütçede, Hazine payı sadece 80 milyar liradır. Bu kadar az miktarda kaynak aktarıldığı için de, bu kurum, katma bütçeli kurumlar statüsüne sokulmuştur.

Vakıflar Genel Müdürlüğü, devlete ait olmayan, dikkat buyurun, devlete ait olmayan vakıf mallarını, Fatih Hazretlerinin, Kanuni'nin, Sokullu'nun vakıflarını, diğer gayrîmenkulleri, vakfiye amacına uygun olarak kullanan, idare eden ve gelirlerini buradan temin eden bir kurumdur. Bu özelliği sebebiyle, Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğer kurumlardan tamamıyla farklı bir kurumdur; ancak, diğer kurumlara benzer statüdedir. İşte, bu özelliği sebebiyle, Vakıflar Genel Müdürlüğünün, genel denetim sistemi içerisinde kalmak şartıyla, özerk bir yapıya kavuşturulması başarı açısından daha yararlı olacaktır.

Değerli arkadaşlar, üç kıtada ecdat yadigârı vakıf eserlerin tüm kayıtlarının Türkiye'de, aslında, Vakıflar Genel Müdürlüğünde bulunması, Vakıflar Genel Müdürlüğümüze ayrı bir önem kazandırmaktadır. Bosna'daki vakıf eserinden tutun, Yemen'dekilere varıncaya kadar, Osmanlı coğrafyasının, vakfiye, hüccet, berat diye adlandırılan vakıf kayıtlarının tamamı ülkemizdedir, Vakıflar Genel Müdürlüğünün arşivindedir. Bu özelliğin altını özellikle kalın çizgilerle çizmek istiyorum. Türkiye büyük bir ülkedir arkadaşlar Türkiye güçlü bir ülkedir. Sadece vakıflar konusunda yapacağı çalışmanın bile, Türkiye'yi, bölgenin en etkili ülkesi konumuna getireceğinden zerre kadar kuşkum yoktur. Üç kıtada, hâlâ, Türkiye'nin ilgisini bekleyen mabetler, köprüler, bedestenler, hanlar, kervansaraylar, su yolları, çeşmelerimiz, vakıflarımız vardır. Her sene, milyonlarca Müslümanın, Hacca gittiğinde, Mina-Arafat arasında, valide sultanların inşa ettirdiği su kanallarını, Arafat Dağında, Cebel-ür Rahme eteklerinde yine silinmeye yüz tutmuş, ecdadın yaptırdığı çeşmeleri görmesi mümkündür; ama, ne yazık ki, vakıflara ve vakıf eserlere olan duyarsızlığımız sebebiyle, ecdat yadigârı eserleri, bugüne kadar korumak bir yana, göz göre göre yıkılmasına bile mani olamadık.

Son olarak, Suriye'ye yaptığım seyahatte, büyükelçiliğimizin rehberliğinde gerçekleştirdiğimiz Şam ziyaretinde, onlarca ecdat yadigârı eserin durumunu ibretle izledik. Mesela, şu anda, Selimiye külliyesinin tamirat nedeniyle kapalı olması, komşumuz olması hasebiyle, oldukça düşündürücüdür.

Değerli arkadaşlar, elbette ki, haklı olarak, sen oraları bırak da, Türkiye'ye gel, Türkiye'deki eserlerimiz ne durumda diyeceksiniz. Yurtdışındaki eserlerimizi sadece hatırlatmak istedim. İyi bir diyalogla, çok fazla ekonomik yük getirmeden, yurtdışında çok sayıda vakıf eseri ihya edebileceğimizi sadece hatırlatmak istedim. Evet, bırakalım yurtdışını da, kendi ülkemiz sınırları içerisindeki yıkılmaya yüz tutmuş eserlerimize şöyle bir göz atalım. Erzurum'da, Van'da, Mardin'de, Trabzon'da, Sivas'ta, Tokat'ta, Kayseri'de, Muğla'da, İzmir'de, Edirne'de, İstanbul'da, Bolu'da; hulasa, Türkiye'nin dört bir yanında ilgi bekleyen, tamir bekleyen binlerce eserimiz var. Bugüne kadar emeği geçenlere teşekkür etmeliyiz; ancak, işte, bu noktada, Vakıflar Genel Müdürlüğümüzü, sadece bu konuda bile büyük bir sorumluluğun beklediğini hatırlatmak isterim.

Bu bağlamda, eser tespiti konusunda, Genel Müdürlüğümüzün, bir yıldan beri attığı olumlu adımları da kutlamak isterim. Maalesef, devlet iyi yönetilmemiş, vakıflar da öyle. Geçen sene, vakıf, abide ve tarihî eserlerimizin bir envanterinin bile bulunmadığına şahit olmanın hüznünü yaşadık.

2002 yılı sonu itibariyle kayıt ve tescili yapılan, her biri dünya şaheseri abide eserin sayısı 9 483 idi. AK Parti İktidarının farkına dikkatlerinizi çekerim. 1924 yılından bu yana, tescili yapılmış abide eserlerin sayısı, sadece 9 483 iken, AK Parti İktidarı zamanında, sadece on ayda, bu sayı 17 000'e çıkmıştır arkadaşlar. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bu kadarla yetinilmemiş; bu abide eserlerin, belgeseller dizisi olarak fotoğraflama ve dijital ortama aktarılması projelendirilmiş ve ihalesi yapılmıştır.

Ayrıca, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait bütün vakıfların vakfiyeleri ile arşivlerde bulunan vakfiye, berat ve hüccet gibi vesikaların okutulması ve bilgisayar ortamına aktarılması, ihale aşamasına gelmiştir. Teberrükât eşyalarının sayımı ve tasnifi yapılmaya başlanılmıştır. Bu isabetli ve son derece yararlı adım için, Vakıflardan sorumlu Başbakan Yardımcımız Sayın Mehmet Ali Şahin Beyi, Vakıflar Genel Müdürümüzü ve ekibini, tarihimize sahip çıkma bilince ve duyarlılığından ötürü huzurlarınızda kutluyorum ve kendilerine teşekkür ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

57 konuşma daha · 19 Aralık 2003

57 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook