İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 55. BİRLEŞİM · SALI

2003 mali yılı bütçesinde 5 inci tur görüşmeleri

Sabri Varan

Gümüşhane Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 55. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Mart 2003 · 902 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sabri Varan (AK Parti), 25 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 5 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 902 kelime.

Sabri Varan (AK Parti, Gümüşhane). “2003 mali yılı bütçesinde 5 inci tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 25 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sabri-varan-22-2003-03-25-2003-mali-yili-butcesinde-5-inci-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SABRİ VARAN (Gümüşhane)Değerli Başkan, kıymetli milletvekilleri; bugün, burada, çok zor bir görevi hep beraber yerine getireceğiz; Sağlık Bakanlığımızın bütçesini konuşacağız.

Bütçenin lehinde konuşmak için söz aldım; ama, bütçedeki payı yüzde 2,5 civarlarında olan bir Bakanlığın, Türkiye'de yediden yetmişyediye herkesi ilgilendiren, âdeta herkesten sorumlu olan bir Bakanlığın bu şekildeki bütçesinin lehinde nasıl konuşabileceğimizi de merak ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Herhalde, bir vekile yapılacak en büyük kötü dua, yani beddua, zannediyorum "Allah seni yüzde 2,5 bütçeli bir bakanlığa bakan etsin; yani, Sağlık Bakanı yapsın" demektir.

Değerli arkadaşlar, Sağlık Bakanlığımızla ilgili bütçe oranını söylediğim zaman alkışları duyuyorum. Duyuyorum; ama, bunun sorumlusunun Adalet ve Kalkınma Partisi olmadığını da biliyorum. Biz, daha dört aylık iktidarız. Bu Meclis 59 hükümet, yüzlerce de Sağlık Bakanı gördü. Bunun için, bunun sorumluluğu şu andaki iktidarın olmaması gerekir.

CANAN ARITMAN (İzmir)Bu bir siyasî tercihtir.

SABRİ VARAN (Devamla)Daha teşkilat yasasını bile yapmamış, personel kanununu bile çıkarmamış bir Bakanlığın, neleri nasıl yapabileceğini burada konuşmaya çalışacağız.

Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekilleri; günümüzde, sağlık kavramı, eskisine oranla çok daha fazla unsur içermektedir. Hasta haklarından çevre sağlığına kadar geniş bir yelpaze karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye'de sağlık sorunları, kesinlikle sistemden kaynaklanmaktadır. Sağlık sisteminde, hizmeti alan hasta da, hizmeti veren hekim ve sağlık personeli de ve bunun finansmanını sağlayan Bakanlık da, maalesef memnun değildir. Sağlıkta, millet olarak ne aradığımızı bilmeliyiz, nereye gitmek istediğimizi bilmeliyiz; aksi takdirde, sağlıkta vardığımız yerin tespitini yapamayız.

Sistemdeki hataları savunamayız. Bizler, hataları miras olarak kabul etmiyoruz; bunun için, hatalar da savunmaya değmemelidir. Başkalarına acıyı getirecek ihmal bize yakışmaz. Yürekleri yakmak, gözleri yaşartmak, Türk sağlık sisteminin neticesi olmamalıdır.

Hedefi olmayan; ama, hep hayal edilen işten kimseye bir fayda gelmez. Büyük milletlerin hayalleri olamaz, büyük milletlerin hedefleri vardır ve olmalıdır. Sağlık sorunlarını, hasta-hastane-doktor üçgeninde çözmeye çalışırsak, çözülemez, çözemeyiz. Genel bütçe içerisinde yüzde 2,5 pay alan, bunun da yüzde 80'ini personel giderlerine harcayan bir Bakanlığın, kısa sürede bu sistemin sorunlarını çözmesi tabiî ki düşünülemez.

Değerli arkadaşlarım, Sağlık Bakanlığının konumu da çok önemlidir. Sağlıkta söz sahibi birçok kuruluş vardır; eğer, sağlıkta sorunlar çözülecekse, çözüm, etkin ve güçlü bir Bakanlığın oluşturulmasındadır.

Sağlık Bakanlığını, ülkenin tüm sağlık politikalarını üreten, yöneten, planlayan, uygulayan bir yapıya kavuşturmalıyız. Bireyi; yani, insanı hedef alan "insanı yaşat ki, devlet yaşasın" mantığına göre politikalar üretmeliyiz.

Sağlık sektörümüzdeki problemlerden bir diğeri de planlamadır. Bunun temelinde de çokbaşlılık yatmaktadır. Uzun vadeli sağlık politikaları üretmeliyiz; başarı bundadır.

Sağlık personeli ve sağlık tesisindeki dağılımda da dengesizlikler vardır. Öyle ki, tıbbî malzemenin olduğu yerde, sağlık ocağında, doktoru bulamazsınız, doktorun olduğu yerde de tıbbî alet edevatı bulamazsınız. Bunun için, hastanın var olduğu yerde doktor olması lazım, doktorun var olduğu yerde de hastanın olması lazım. Planlamanın daha düzenli yapılmasına dikkat etmek gerekir.

İsterseniz, dünyadaki yerimize göz atalım. Devletler, genel bütçelerinden ne kadar ayırıyor; sağlığa ayrılan pay olarak, Avusturya yüzde 14'ünü ayırıyorken, Türkiye'deki oranı biraz önce belirttim. Almanya'da bu oran yüzde 17'dir. Avrupa'da sağlık harcamaları en düşük ülke, maalesef, Türkiye'dir; bu rakam 108 dolar civarındadır. Ancak, şuna dikkatinizi çekmek istiyorum: Ülkemizde, millî savunma harcamalarında kişi başına 123 dolar harcama yapıyoruz. Bizim sağlığa biraz daha fazla kaynak ayırmamız gerektiğini, bu kıyastan da anlayabiliriz.

Sağlık hizmetleri geciktirilemez ve ertelenemez. Ülkelerin gelişmişlik ölçütlerinden olan bebek ölüm oranlarını, Medeni Yılmaz arkadaşımız, biraz önce sizlere söyledi; ama, insanların yaşam süresinde, insanlarımızın medenî milletlerden on yıl önce hayata veda ettiğini de bilmeliyiz. Türkiye'de ortalama yaşam süresi 69 yıl iken, Avrupa'da ve medenî milletlerde, bu süre on yıl daha uzundur.

Sağlık ocağı sayısı 5 800 civarındadır. Bir doktora 4 353 kişi, bir hemşireye 5 556 kişi, bir ebeye de 3 007 kişinin mesuliyeti düşmektedir.

Değerli arkadaşlar, devletimiz, koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık vermeli, birinci basamak sağlık hizmeti veren sağlık ocaklarını, röntgen, tıbbî cihazlar ve benzeri donanımlarla desteklemeli ve bilahara da aile hekimliği sistemine geçmelidir. Sağlık ocaklarımızı, tıpta uzmanlık sınavına hazırlanan pratisyen hekimlerin barınma yeri olmaktan çıkarmalıyız.

Hastaya, hastane ve hekim seçme hakkı vermeliyiz. Devlet, ikinci basamak sağlık hizmetlerinden belirli bir zaman sonra çekilmeli, bu hizmeti yerel yönetimlere, özel sektöre ve üçüncü sektör dediğimiz vakıf ve derneklere devretmelidir. Bunun örnekleri, Avrupa'da sayısız olarak vardır.

Bilahara, hastanelerin özerkleşmesine gidilmelidir. Hastanelerimize, kendi hastanelerinde bulunmayan branşlarda hekimi, eczacıyı, diş hekimini ve sağlık personelini, dönersermaye imkânlarından sözleşmeli olarak çalıştırma imkânı verilmelidir. Bunda devletin çok büyük kârı olacaktır arkadaşlar. İsterseniz, ilimizden bir örnek verelim. Gümüşhane Devlet Hastanesinde, bugün nöroloji uzmanı bulunmamaktadır. Evde ranzasından düşen bir çocuğun hastaneye müracaatında, ailesiyle beraber mecburen Trabzon'a sevki mümkündür. Hastayı, refakatçisiyle beraber Trabzon'a sevk edersek, buna bir de ambulans tahsis edilirse ve bu tür vakanın da bir ay içerisinde on olduğunu hesap edersek, bir hekime, Gümüşhane'de vereceğimiz maaşın ne olabileceği ile buradaki hesap ortaya çıkar. Burada, devletimizin çok büyük kayıpları olmaktadır.

Avrupa Birliği normlarında, ebe hemşirenin eğitimi yüksekokul seviyesinde olmalıdır. Maalesef, ilimizde, 5 katlı, 500 öğrenci kapasiteli bir okulumuzu da Karadeniz Teknik Üniversitesine tahsis ettiğimiz halde, sağlık meslek yüksekokulu açılmamıştır.

Değerli arkadaşlar, şimdi, neleri yapmalıyız, neleri önermeliyiz, belki bunu konuşmak lazım; ama, ülkemizde, sağlığa ayrılan payın, sadece bütçeden ayrılan yüzde 2,5'lik pay olmadığını da bilmemiz lazım. Hastanelerdeki dönersermayelerin payını, üniversite hastanelerinin dönersermaye payını ve Silahlı Kuvvetlerimizin sağlığa ayırdığı payı da kattığımız zaman, bütçedeki oranın yüzde 6 - yüzde 7'lere vardığını da bilmemiz lazım. Şunu ifade edeyim ki: Sayın Bakanımızın ve hükümetimizin, bu bütçeyi, doğru ve yerinde, uygun zamanlamayla kullanacağı inancını taşıyorum.

Bütün bu olumsuz rakam ve mevzuat bir gerçekken, olumsuzlukları çözmek için de şunları öneriyorum :

Her şeyden önce, sağlıkta bir veri bankasının oluşturulması gerekir; başarı da bundadır.

Sosyal güvenliği olmayan garip gurebaya, birinci sınıf sağlık hizmetini, çok kaliteli şekilde vermeli; yeşil kartın, insanları rencide...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 25 Mart 2003

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook